Katil Nietzsche - Asker Kant

·
Okunma
·
Beğeni
·
102
Gösterim
Adı:
Katil Nietzsche - Asker Kant
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052325070
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Edebi Şeyler
Katil Nietzche-Asker Kant, deyim yerindeyse, felsefi bir otopsi kitabı. Anlatı ile masalsılık arasında salınan bir kurgu-metin. Anlatıya ironi ile dolu öfkeli bir söylem eşlik ederken, tüm nedensellikler neşeli bir tarihsellikle buluşuyor. Hamza Celâleddin, çarpıcı üslubuyla okurları mizahi bir felsefi anlatıya davet ediyor.

Uzunca bir masanın etrafında, tarihin tüm antikahramanları toplanmıştı; gökte tastamam kamer, yerde sözü gereksiz uzatan pürtelaş bir nehir, şarap kadehleri hızla dolup boşalıyordu. Masanın görünen egemeni, gür sesi ve dolgun gövdesiyle katil Nietzsche, ballandıra ballandıra (bir yandan da bıyık altından asker Kant'a müstehzi gülümseyerek) 1872 baharında Basel'de işlediği kusursuz cinayeti anlatıyordu. Hemen yanında gece bekçisi Schopenhauer onu kolundan çekiştiriyor, göz ucuyla da Kant'ı işaret ederek Nietzsche'yi (en azından bir süreliğine) sükûnete davet ediyordu. Nitekim Kant da, Nietzsche'nin bu tehditkâr hitabeti karşısında iyiden iyiye sinirlenmeye, purosunu eskisine nazaran daha az incelikli bir tavırla ağzına götürmeye başlamıştı. Ama yine de tam bir asker nezaketiyle (bu, kulağa tuhaf gelebilir; asker nezaketi bir oksimoron olarak da bilinir) Nietzsche'ye kesilmiş olan kulağını Sartre, Camus ve Heidegger arasında dönen futbol muhabbetine çevirerek olası bir kavgadan kaçınmıştı.
96 syf.
·2 günde·7/10
Felsefeyle ilgim yok denecek kadar az olsa da kitap dikkatimi çekti. ( hüzünkovankuşu kodadlı arkadaşımın tavsiyesi de unutulmamalı)
Tarihin büyük felsefecilerini tek masada toplamak ve Zeki Müren dinletmek bence güzel bir başlangıç olmuş. Daha sonrasında yazar sevdiği ve sevmediği her felsefeciyi biraz hayatlarına bağlı kalarak biraz da kendi oluşturduğu yeni bir tarihle bizlere anlatmış.
Felsefeyle ilgimin az oluşu kullanılan terimlere olan mesafemi gün yüzüne çıkarsa da ilginç ve güzel bir eser. Keyifli okumalar..
96 syf.
Farklı bir tarz. Eğlenceli tanımlamalar sözkonusu, mesela Kant'ı tanımlarken, askerliği örnek verip, her anın incelikle planlanıp, olağanüstü bir durum olmazsa, yapılan bu plana dakikası dakikasına uyulmasından bahsediyor. Ki Königsberg'liler Kant günlük yürüyüşüne çıktığı vakit saatlerini ona göre ayarlıyorlar, o kadar dakik ve disiplinlidir Kant. Kitapta Baruch Spinoza'ya Onyedinci Asrın Başkaldıran Çiftçisi Rençber Spinoza diye sesleniyor. Descartes'e Balmumu Tüccarı, Kant'a Königsbergli Muhteşem Asker, A. Schopenhauer'e Karamsar Bir Gece Bekçisi, Nietzsche'ye Seri Katil tanımlamalarıyla sürüyor kitap. Antik anlatı, modern anlatı, postmodern anlatı, tuhaf anlatı gibi başlıklar altında bir çok düşünür hakkında  hikâyeler yazılmış. Okuması keyifli, aslında bir üçlemenin ilk kitabıymış bu. Beklenecek diğerleri tabii. Felsefe ile ilgili olanlara ve farklı bir üslup arayanlara tavsiye edilir. . 
'Sormam gereken bir şey var, bu şüphe beni öldürecek. Şüphelenmekten yoruldum. Halen sormam gereken bir şey var. Ama ne var ki soramıyorum. İntiharımdan Tanrı sorumlu değildir...'
Artık kentler zevksiz ve estetik yoksunu yapılarla dolup taşmıyor, birisi bir diğerini sırf bir diğeri olduğu için öldürmüyor ya da boğazlamıyor.
Yaygın algının aksine, felsefe bir mutluluk anahtarı, iyi ve doğru bir yaşam için yol gösterici, yaşam etkinliği için bir yan etkinlik, bir epifenomen ya da en basitinden bir yaşam rehberi, bir cevap anahtarı değildir. Yine yaygın kanının aksine felsefe, kabaca "soru sorma sanatı" da değildir, soruyu sancının yönettiği ve izin verdiği biçimi ve kadarıyla sorabilme sanatıdır bir hayal kırıklığı dizaynı ya da bir itirazı sözcüklere indirebilme yeteneğidir.
Bir yürüyüş öğretmeni ve yürüyüş tutkunu olan Kierkegaard, saatlerdir oturduğundan biraz sıkılmışa benziyordu. Rençber Spinoza'nın gayretli sohbet açma girişimlerine karşıni  Kierkegaard işaret parmağını kadehinde gezdirmeyi (neredeyse) daha eğlenceli bulmuştu. Bu sırada masanın ortasında beliren bir böcek, ilk olarak  Kierkegaard'nun dikkatini çekti ve can sıkıntısının verdiği amaçsız coşkunlukla böceği bir tokat darbesi ile masaya yapıştırdı. Bir anda  Kierkegaard'ya dikkat kesildi tüm masa; herkes homurdanmak için bekliyor gibiydi (ilk homurdanma Tanrı'dandır), İşte o ilk homurdanma o ana kadar etrafın şüpheyle bakmakta olan dedktif Hume'dan, kesin ve keskin bir dille geldi: "Ahmak adan, ne yaptın sen!" Kierkegaard bu tepkiyi beklemiyordu (hele ki Hume kadar şüpheci bir insanın bu kadar kesin bir dil kullanmasını hiç beklemiyordu)n lakin kavgaya da hazırdı. "Ne oldu Bay Dedektif!" diyerek ayağa fırladı (ayağa fırlamak için yer arıyordu zaten). Balmumu Tüccarı Descartes, sakin ve burnunu kaşımasından anlaşıldığı kadarıyla alaycı bir tavırla; "Kafka!yı öldürdün," dedi.Masayı bir an için derin bir şaşkınlık, kesif bir öfke ve belli belirsiz bir korku sarmıştı. Mucit Hegel ortamın gerginliğine pek de yakışmayacak yersizlikte bir şakayla, gerginliği daha da tırmandırdı: "Ne var yahu, dönüp dolaşıp aynı yere gelecek zaten!
Çağlar Evveli, Atina. Tarihin en ünlü ebesiyle tanışırız: Sokrates ile. Yeryüzü Mahallesi'ne geldiğinde elliüç yaşında olan Sokrates, babası gibi bir heykeltraş olmayı reddedip, annesi gibi bir ebe olmayı tercih etmiştir. Zamanla Atina'nın en gözde ebesi olan Sokrates'in ünü, bebeği kadına sezdirmeden doğurtmasından kaynaklanır. Öyle bir doğurtma tekniğidir ki bu, bebek Sokrates tarafından doğmaya ikna edilir. El marifeti aslında pek azdır, bundan ziyade çocuğun dünya ile ilişkisini çocuğa kurdurtarak, doğum için gerekli motivasyonlu sağlamaktadır o. Böylesi bir teknik, o zamana kadar pek de bilinmeyen bir tekniktir ki çok sonraları bu yöntem tarihselleşecek, "kulaktan kulağa tarih" aracılığı ile de dünyaya yayılacaktır. Çirkin bir adam olmasına rağmen bebeğin ona doğru itimi neredeyse kaçınılmaz görünmektedir. . 

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Katil Nietzsche - Asker Kant
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052325070
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Edebi Şeyler
Katil Nietzche-Asker Kant, deyim yerindeyse, felsefi bir otopsi kitabı. Anlatı ile masalsılık arasında salınan bir kurgu-metin. Anlatıya ironi ile dolu öfkeli bir söylem eşlik ederken, tüm nedensellikler neşeli bir tarihsellikle buluşuyor. Hamza Celâleddin, çarpıcı üslubuyla okurları mizahi bir felsefi anlatıya davet ediyor.

Uzunca bir masanın etrafında, tarihin tüm antikahramanları toplanmıştı; gökte tastamam kamer, yerde sözü gereksiz uzatan pürtelaş bir nehir, şarap kadehleri hızla dolup boşalıyordu. Masanın görünen egemeni, gür sesi ve dolgun gövdesiyle katil Nietzsche, ballandıra ballandıra (bir yandan da bıyık altından asker Kant'a müstehzi gülümseyerek) 1872 baharında Basel'de işlediği kusursuz cinayeti anlatıyordu. Hemen yanında gece bekçisi Schopenhauer onu kolundan çekiştiriyor, göz ucuyla da Kant'ı işaret ederek Nietzsche'yi (en azından bir süreliğine) sükûnete davet ediyordu. Nitekim Kant da, Nietzsche'nin bu tehditkâr hitabeti karşısında iyiden iyiye sinirlenmeye, purosunu eskisine nazaran daha az incelikli bir tavırla ağzına götürmeye başlamıştı. Ama yine de tam bir asker nezaketiyle (bu, kulağa tuhaf gelebilir; asker nezaketi bir oksimoron olarak da bilinir) Nietzsche'ye kesilmiş olan kulağını Sartre, Camus ve Heidegger arasında dönen futbol muhabbetine çevirerek olası bir kavgadan kaçınmıştı.

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Uzun Olric Efendi
  • A. Aykut Ecer
  • Nagehan Berna
  • Akın Ölmez

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%50 (1)
7
%50 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0