Katre-i Matem

8,4/10  (620 Oy) · 
2.655 okunma  · 
609 beğeni  · 
9.975 gösterim
Roman, müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. Okurlar, bu elyazması kitabın açtığı kapıdan içeri giriyor, bir devre adını veren lalenin izinde İskender Pala'nın yarattığı etkileyici ve büyüleyici bir atmosferin içinde yol alıyor.

İstanbul bu romanda, karmaşası, heyecanı, isyanları, kalabalığı ile lalelere bürünüyor. Öyle ki lale sadece bir çiçek değil, bir yaşayış tarzı, estetik bir tavır, kültürel ve tarihsel bir birikim olarak İstanbul'u, hatta tüm Osmanlı'yı çevreliyor. İstanbul, doğal tüm güzelliklerinin, mimari şaheserlerinin tarihî debdebesi ile beraber lalezarlara, lale yarışlarına, lale şiirlerine bezeniyor; lalelerin şehri, renklerin şehri, yaprakların şehri haline dönüşüyor.

İskender Pala, Katre-i Matem'de usta kalemiyle lalelere bezediği İstanbul'da kavuşup doyulamayan, kavuşulamayıp yakan aşkların elemli ve Osmanlı hallerini de tüm ıstırap ve coşkularıyla anlatıyor. Sevdiğini, aşklarının ilk gecesinde kaybeden Şahin'in macerasını anlatan roman, bu kaybın ardındaki esrarı çözmek için külhanlara, tomruklara, lalezarlara ve hatta Osmanlı sarayına kadar gidiyor. İşte bu yolculuk, okuru hiç ummadığı yerlerde hiç ummadığı maceralarla karşılaştırıyor.

Cinayetlerin gölgesiyle giderek gizemli bir hal alan olaylar Lale Devrine nihayet veren Patrona Halil İsyanının yakıcı siyasal çalkantılarıyla birlikte çözülmeye başlıyor.

Kalemimi hokkaya bandırdığım şu anda -ki Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'yı canından; Sultan III. Ahmet'i de tahtından eden cehennemden nişan Eylül İhtilali'nin üzerinden henüz iki hafta geçti- şahit olduğum olayları yazıp yazmamakta kararsız sayılırım. Bilemiyorum. Yazmak gerektiğini düşündüğüm şeyler bir bakıma devlete ait sırları ifşa etmek gibi bir ihanetin ağırlığını da vicdanıma yükleyecek. Öte yandan Şark'ın kutsal çiçeği laleye dair yorumlarda bulunacak ve belki şükufeciyan esnafını gücendirmiş de olacağım. Ama birisi çıkıp yiğit Şehzade Ahmet'i, aşağılık isyancıların yaptıklarını, cennete benzeyen İstanbul'u ve Sadabat'ın laleye kattığı zarafeti anlatmazsa bu dahi tarihe ve şehre haksızlık sayılır.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2009
  • Sayfa Sayısı:
    480
  • ISBN:
    9789944486903
  • Yayınevi:
    Kapı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Damla Köseoğlu 
31 Ağu 00:52 · Kitabı okudu · 13 günde · 5/10 puan

Şah ve Sultan ve Od'un ardından okuduğum üçüncü İskender Pala kitabı Katre-i Matem oldu. Genel itibariyle Türk yazarları çok fazla okumayan benim için bile İskender Pala'nın yeri ayrıdır. İskender Pala okumaya başladığınızda yazarın kendini geliştirdiği alanın yansıması da olarak cümlelerindeki kibarlığı, derinliği, inceliği anında fark edersiniz. Pala'nın kendini geliştirdiği alan derken, artık birçoğumuzun bildiği gibi kendisi Divan Edebiyatı alanında ülkemizin belki de en önde gelen ismi. Edebiyat tarihine bakıldığında bana göre Divan Edebiyatı "edebiyatın zirvesidir." E yazarımız da bu alanın usta isimlerinden biri olunca bu döneme ait bol bol parçalar görüyoruz eserlerinde. Ki zaten İskender Pala'nın romanlarında yer verdiği konular genel olarak o dönemlerde geçiyor. Katre-i Matem'de ise on sekizinci yüzyılın Osmanlı'sındayız. Lale Devri Osmanlı'sında.

Lale Devri... Osmanlı'nın yirmi üçüncü padişahı olan III. Ahmed ile özdeşleşen bu dönem için zevkin, eğlencenin devri de denilebilir. (Tabii saray ahalisi ve zenginler için.) Katre-i Matem'de yaşanan olaylar bu dönemde geçiyor. Hikaye genel olarak bu devirde yaşayan iki delikanlının aşkları etrafında dönüyor. Bir tarafta Topaç Yeye, Şehnaz'ın aşkından bimarhaneye düşmüş olan bir genç adam. Bir diğer tarafta Kara Şahin, evlendiği ilk gece eşi Nakşıgül'ü kaybeden, aslında bir Osmanlı şehzadesi olduğundan bihaber olan Kara Şahin. Ve hepsinin üstünde, Kara Şahin'in Nakşıgül'ün soğumuş ellerinde bulduğu bir lale soğanı, Katre-i Matem yani Matem Damlası.

Şah ve Sultan ile Od'u okumuş, birçok cümlenin güzelliğinde kaybolmuş ve İskender Pala okumaya görece alışmış biri olarak Katre-i Matem'i pek sevemediğimi söylemeliyim. Kitaba başlarken beklentilerimin çok yüksek olması ve daha farklı bir konu bekliyor olmam bunda etkili olmuş olabilir. Diğer İskender Pala kitaplarında sayfaları "Vay be!" diyerek okuyan ben bu kitapta bitse de gitsek modundaydım. Kitabın başları iyi olsa da ardından okurken keyif almamaya ve bir süre sonra da ciddi manada sıkılmaya başladım. Ana karakterler için sözüm yok ancak kitapta o kadar çok yan karakter ve daha önemsiz olan karakterler vardı ki bu ister istemez kafa karışıklığı yarattı. Ayrıca bana göre kitap çok manasız bir şekilde bitti, yarım kalmış gibi... Maalesef konu ve kurgu açısından Katre-ı Matem' i sevemedim.

Katre-i Matem için söyleyebileceğim olumlu şeylerden biri yazarımızın bazı bölüm sonlarında yer verdiği ve derkenar olarak adlandırılan kısa hikayelerdi. İçlerinde çok anlamlı olan hikayeler mevcuttu. Öte yandan kitap tasarımına bayıldım. Kapakta kullanılan renkler, elinde lale tutan kadın vs fazlasıyla beğenimi kazandı. Ayrıca artık iyice alıştığım şekilde İskender Pala'nın bir olguyu, düşünceyi açıklarken kurduğu cümleler yine güzeldi. Bu cümlelerden aklımda kalanların ilk sırasında "mezarlık" ile ilgili bir paragraf geliyor. Paragrafı buraya yazmayacağım, okuyanlar hatırlar, okumayanlar okuyup görebilir veya cep boyun yüz otuz dokuzuncu sayfasına bakabilirler. :)) Son olarak kitap Lale Devri hakkında okuru bilgilendirici bir yön de taşıyor ve kişiyi bu dönemi araştırmaya itiyor. III. Ahmed'in damadı ve veziri Nevşehirli İbrahim Paşa ve hepimizin bildiği üzere on sekizinci yüzyılın önemli Divan Edebiyatı şairi Nedim gibi isimler ile ilgili çeşitli bilgilere sahip oluyoruz. Saray başta olmak üzere zenginlerin eğlencelerle sefa sürdüğü, Batılılaşma yönünde çeşitli adımların atıldığı bu dönemde halkın bu durumdan duyduğu hoşnutsuzluk ve bunun sonucunda ortaya çıkan Patrona Halil İsyanı da kitapta romanlaştırılarak aktarılan bir diğer önemli kısım. Önemli isimlerin ölmesine ve III. Ahmed'in tahttan inmesine neden olan bu isyan, dönemin saray hayatı ve halkın yapısı gibi unsurlar noktasında bilgilendirici bir kitap okudum diyebilirim. Kitabın olumlu yanları olsa da konu, kurgu, genel olarak dilini ve akıcılığını beğenmediğiniz bir kitabı kapağı güzel, içinde birkaç güzel paragraf var veya bilgilendirici kısımlar var diye sevemiyorsunuz. En azından benim için öyle. Yine de yazarın tüm kitaplarını okuma kararı aldığım için bu kitabı da bitirmekten memnunum. Bir sonraki İskender Pala kitabım Efsane olacak. Hepinize keyifli okumalar.

Vedat Baysal 
12 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bu yaşıma kadar aruz vezninden başka bilgimin olmadığı, o yüzden de hiç sevmediğim Divan Edebiyatı'ndan İskender Pala'nın okuduğum bu ikinci kitabı ile ilk defa keyif aldım. Divan Şiiri'ni eğitim müfredatımızın sahip olduğu perspektifin dışında bir açıdan gördüğüm anda ne muazzam bir hazine kaçırmış olduğumu anladım. Aynı etkiyi yapar mı bilmem ama ihtimali dahi bu kitabı tavsiye etmeme yeterlidir.

Esra ÇELEBİ 
03 Tem 23:19 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Lale devrinde Sultan III. Ahmet ve veziri Damat İbrahim Paşa döneminde yaşanan bir aşk, kurulan tuzaklar, Patrona Halil İsyanı sonrası katliamlar ve bir sis perdesinin ortadan kalkması.
Aslında bu şekilde özetlenebilir desem de lalerin bu dönemde öneminden bahsetmemek olmaz. Öyle ki Lale Devri denmiş bu döneme. Renk renk lalerin üretildiği müsabakaların düzenlenip açık artırmayla satıldığı ve yurt dışına gönderilip resimlerinin çizilip kitap haline getirildiği bir zaman dilimi.
Katre-i Matem (matem damlası) koyu mor siyaha çalan bir renkte bir lale. Kara şahin'in Nakşıgül'e ulaşmak arzusuyla büyüttüğü lalesi ile belki bir şehzade olduğunu bilmeden yaşayacağı bir ömür.
O dönemlere gidip matemli bir havaya girmek ve kendini büyülenmiş hissetmek isteyenler okuyabilir. Herkese keyifli okumalar..

Ayşegül Güray 
27 Ağu 00:35 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Okurken zaman zaman nefes almayı unutmama sebep olan kitap. "En sevdiğin çiçek ne ? " sorusuna "Lale!" diye cevap vermeme sebep olan kitap. Bende yeri hep ayrı olacak. "Çok güzel kitaplar okudum ama en güzeli Katre-i Matem'di." demeyi bilmem kaç yıl daha sürdürürüm.

Fatih Erdem 
26 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Yazarın "Yek cinayet şast u şeş sual" adlı elyazmasını bir müzayede den alması ve sadelestirmesiyle bizlerinde anlayacağı bir eser haline getirmesine buradan teşekkürlerimi sunuyorum. Bir tarih öğrencisi olarak 1. Lisans döneminden itibaren tarihe devletlerin ve büyük adamların tarihi olma eleştirisini tartışarak gecirmemize rağmen isledigimiz egitim halen bu eğilimin ötesine geçmiş değildir. Bu kitapta bir cinayeti çözmeye calisirken dönemin algılarını, insanların yaşam biçimlerini, Osmanlı devlet yapısını, sosyal hayata dair bilmedigimiz birçok şeyi öğrenme fırsatı bulmamı sağladı. Kitapta geçen sahsiyetlerin gerçek kişiler olduğunu yazar arşiv kayıtlarından teyit etmis ve Suphi Efendi tarihinde anlatilanlara uymakta olduğunu belirtmiştir. Ben cinayeti çözemedim, ama bu kitaptan çok şey öğrendim, el yazmasında yer alan derkenar hikayelerini yazar yazmadakine uygun şekilde suallerin sonuna eklemiş, alışılmış tarihi romanların ötesindedir.. önyargılı olmayın bence, okudugunuza pişman olmaz çok memnun kalırsınız , cinayeti cozen olursa benimle paylaşabilir :)

Yasin Eren 
16 May 2016 · Kitabı okudu · 110 günde · Beğendi · 7/10 puan

Yazarın bir müzayede (açık artırma ihale) sonucu aldığı eski bir divan edebiyatı eserini sadelestirerek kaleme aldığı bir kitap. Kitabı okuyacak olanlar Lale devrine ait tarihi bilgiye sahip ise, daha bilinçli ve keyifli bir okuma ile karşılaşacaklar.

Özlem Ekici 
29 Mar 10:24 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Lale Devri’nde işlenen gizemli bir cinayeti, dönemin tarihi olayları ile harmanlayan müthiş bir roman. Kesinlikle tavsiye ederim.

Bu romanı beğenmemi sağlayan en önemli unsurlardan biri de her ortamda Osmanlı denince, gözümüze sokulan hanedan, saraylar, savaşlar, muhteşem Osmanlı mimarisi, tartışılmaz padişah adaleti vs. kadar Osmanlı dönemindeki halkın günlük yaşayışına bolca yer verilmesi. (diğer yandan bu kitapta lale devrinde ki eğlenceler ve devrin bitişi kurgu hikâyenin üzerine oturtulduğu gerçeklik) geçmişe yönelik her araştırmamda saray içlerinde gezmekten, padişah-sadrazam vecizesi dinlemekten gına gelmişti. Mis gibi sahil kahvelerinde limonata içtik, sakızlı kahve kokladık

Rojin Turay 
29 Nis 12:33 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir anadan bir babadan olanlar birbirlerini boğazlarlar oysa analarını babalarını bilmeyen Layhar ın çocukları birbirlerini tek vücut bilirler.Kardeşine iğne batırıldığında acısını kendi vücudunda duyacaksın.Bu kefene sağlığında girenler ölünceye dek birbirlerini ayrı görmezler.Bu ikilikte birliktir.Bu senin sağ elindir sen de bunun sol elisin.Biriniz sağınızı diğeriniz solunuzu görürsünüz.Vücudunuz bir başlarınız ikidir.Ömrünüzün sonuna kadar birbirinizi görür gözetirsiniz.Burada bu senindir bu benim yoktur.Az çoğu arttırır çok hepinizi besler .Kazan birdir hepinizi doyurur.

Dursun Yener 
03 Eyl 23:04 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İskender Pala’nın roman türünde yazdığı kitaplar içinde güzel ve en sürükleyici olanı demek yanlış olmaz. Lale soğanları etrafında bir devrin hemen tüm özelliklerini yaşarcasına okuyoruz..

Güler Bilkay Aygün 
18 Haz 22:42 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yaklaşık beş yıldır kitaplığımda okunmayı bekleyen kitabı bugün bitirdiğimde, bu güzel kitabı okumayı neden bu kadar geciktirdim diye kendime çok kızdım. Kitabın konusu Lale Devri diye bilinen Sultan III.Ahmet döneminde geçiyor. Derin bir aşkla sevdiği kızla evlenen Şahin, evlendiği gecenin sabahında sevdiğinin parçalanmış cesedi ile karşılaşır. Karısının katili olarak suçlanıp, tutuklanır ve olaylar başlar. Polisiye gibi görünse de, tam bir dönem romanı. Dönemin sosyolojik hayatı, saray yaşamı ve yönetime ait bilgiler de içeren çok güzel bir kitap. Ben çok beğendim özellikle tarihi dönem roman sevenlere tavsiye ederim.

Kitaptan 175 Alıntı

Damla Köseoğlu 
19 Ağu 13:25 · Kitabı okudu · İnceledi · 5/10 puan

"Işığı görüyor musun?"
"Şu kaybolmayan ışığı mı?"
"Evet!.. Tıpkı kalbimdeki sen gibi..."

Katre-i Matem, İskender Pala (Sayfa 6 - Kapı Yayınları)Katre-i Matem, İskender Pala (Sayfa 6 - Kapı Yayınları)
Damla Köseoğlu 
26 Ağu 15:02 · Kitabı okudu · İnceledi · 5/10 puan

Ahlakımız mı bozuluyor ne, halk çığrından çıkmış gibi.

Katre-i Matem, İskender Pala (Sayfa 307 - Kapı Yayınları)Katre-i Matem, İskender Pala (Sayfa 307 - Kapı Yayınları)
Damla Köseoğlu 
29 Ağu 14:46 · Kitabı okudu · İnceledi · 5/10 puan

Arzularının en keskin ve hızlısının bile kader surlarını delip geçemeyeceğini biliyordu.

Katre-i Matem, İskender Pala (Sayfa 442 - Kapı Yayınları)Katre-i Matem, İskender Pala (Sayfa 442 - Kapı Yayınları)
Mustafa 
07 Ağu 19:59 · Kitabı okuyor

"Arada sırada bir müddet geriye çekil, kalbini dinle, kendi yaptıklarını aklın ile değerlendir."

Katre-i Matem, İskender Pala (Kapı Yayınları)Katre-i Matem, İskender Pala (Kapı Yayınları)
Yasin Eren 
18 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Efendiler, meclisimizde sesinizi değil sözünüzü yükseltiniz.

Katre-i Matem, İskender Pala (Sayfa 97 - Kapı Yayınları)Katre-i Matem, İskender Pala (Sayfa 97 - Kapı Yayınları)
Kübra Türk 
 12 Haz 04:50 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Oysa bir aşık, sevgilinin ay mı güneş mi olduğunu bilemese de, aklının bir oyunu mu, hayalinin bir çılgınlığı mı olduğunu kestiremese de, gözlerine her daim onun görüntüsü girdiği müddetçe aşık değil midir? Aşık olmak için maddi varlık şart mıdır?

Katre-i Matem, İskender Pala (Sayfa 190)Katre-i Matem, İskender Pala (Sayfa 190)
Yasin Eren 
25 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Bir matem damlasına ağlayanın yaşları gözden mi gelir; gönülden mi?

Katre-i Matem, İskender Pala (Sayfa 316 - Kapı Yayınları)Katre-i Matem, İskender Pala (Sayfa 316 - Kapı Yayınları)
18 /