Adı:
Katre-i Matem
Baskı tarihi:
Nisan 2009
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944486903
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Roman, müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. Okurlar, bu elyazması kitabın açtığı kapıdan içeri giriyor, bir devre adını veren lalenin izinde İskender Pala'nın yarattığı etkileyici ve büyüleyici bir atmosferin içinde yol alıyor.

İstanbul bu romanda, karmaşası, heyecanı, isyanları, kalabalığı ile lalelere bürünüyor. Öyle ki lale sadece bir çiçek değil, bir yaşayış tarzı, estetik bir tavır, kültürel ve tarihsel bir birikim olarak İstanbul'u, hatta tüm Osmanlı'yı çevreliyor. İstanbul, doğal tüm güzelliklerinin, mimari şaheserlerinin tarihî debdebesi ile beraber lalezarlara, lale yarışlarına, lale şiirlerine bezeniyor; lalelerin şehri, renklerin şehri, yaprakların şehri haline dönüşüyor.

İskender Pala, Katre-i Matem'de usta kalemiyle lalelere bezediği İstanbul'da kavuşup doyulamayan, kavuşulamayıp yakan aşkların elemli ve Osmanlı hallerini de tüm ıstırap ve coşkularıyla anlatıyor. Sevdiğini, aşklarının ilk gecesinde kaybeden Şahin'in macerasını anlatan roman, bu kaybın ardındaki esrarı çözmek için külhanlara, tomruklara, lalezarlara ve hatta Osmanlı sarayına kadar gidiyor. İşte bu yolculuk, okuru hiç ummadığı yerlerde hiç ummadığı maceralarla karşılaştırıyor.

Cinayetlerin gölgesiyle giderek gizemli bir hal alan olaylar Lale Devrine nihayet veren Patrona Halil İsyanının yakıcı siyasal çalkantılarıyla birlikte çözülmeye başlıyor.

Kalemimi hokkaya bandırdığım şu anda -ki Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'yı canından; Sultan III. Ahmet'i de tahtından eden cehennemden nişan Eylül İhtilali'nin üzerinden henüz iki hafta geçti- şahit olduğum olayları yazıp yazmamakta kararsız sayılırım. Bilemiyorum. Yazmak gerektiğini düşündüğüm şeyler bir bakıma devlete ait sırları ifşa etmek gibi bir ihanetin ağırlığını da vicdanıma yükleyecek. Öte yandan Şark'ın kutsal çiçeği laleye dair yorumlarda bulunacak ve belki şükufeciyan esnafını gücendirmiş de olacağım. Ama birisi çıkıp yiğit Şehzade Ahmet'i, aşağılık isyancıların yaptıklarını, cennete benzeyen İstanbul'u ve Sadabat'ın laleye kattığı zarafeti anlatmazsa bu dahi tarihe ve şehre haksızlık sayılır.
(Tanıtım Bülteninden)
Şah ve Sultan ve Od'un ardından okuduğum üçüncü İskender Pala kitabı Katre-i Matem oldu. Genel itibariyle Türk yazarları çok fazla okumayan benim için bile İskender Pala'nın yeri ayrıdır. İskender Pala okumaya başladığınızda yazarın kendini geliştirdiği alanın yansıması da olarak cümlelerindeki kibarlığı, derinliği, inceliği anında fark edersiniz. Pala'nın kendini geliştirdiği alan derken, artık birçoğumuzun bildiği gibi kendisi Divan Edebiyatı alanında ülkemizin belki de en önde gelen ismi. Edebiyat tarihine bakıldığında bana göre Divan Edebiyatı "edebiyatın zirvesidir." E yazarımız da bu alanın usta isimlerinden biri olunca bu döneme ait bol bol parçalar görüyoruz eserlerinde. Ki zaten İskender Pala'nın romanlarında yer verdiği konular genel olarak o dönemlerde geçiyor. Katre-i Matem'de ise on sekizinci yüzyılın Osmanlı'sındayız. Lale Devri Osmanlı'sında.

Lale Devri... Osmanlı'nın yirmi üçüncü padişahı olan III. Ahmed ile özdeşleşen bu dönem için zevkin, eğlencenin devri de denilebilir. (Tabii saray ahalisi ve zenginler için.) Katre-i Matem'de yaşanan olaylar bu dönemde geçiyor. Hikaye genel olarak bu devirde yaşayan iki delikanlının aşkları etrafında dönüyor. Bir tarafta Topaç Yeye, Şehnaz'ın aşkından bimarhaneye düşmüş olan bir genç adam. Bir diğer tarafta Kara Şahin, evlendiği ilk gece eşi Nakşıgül'ü kaybeden, aslında bir Osmanlı şehzadesi olduğundan bihaber olan Kara Şahin. Ve hepsinin üstünde, Kara Şahin'in Nakşıgül'ün soğumuş ellerinde bulduğu bir lale soğanı, Katre-i Matem yani Matem Damlası.

Şah ve Sultan ile Od'u okumuş, birçok cümlenin güzelliğinde kaybolmuş ve İskender Pala okumaya görece alışmış biri olarak Katre-i Matem'i pek sevemediğimi söylemeliyim. Kitaba başlarken beklentilerimin çok yüksek olması ve daha farklı bir konu bekliyor olmam bunda etkili olmuş olabilir. Diğer İskender Pala kitaplarında sayfaları "Vay be!" diyerek okuyan ben bu kitapta bitse de gitsek modundaydım. Kitabın başları iyi olsa da ardından okurken keyif almamaya ve bir süre sonra da ciddi manada sıkılmaya başladım. Ana karakterler için sözüm yok ancak kitapta o kadar çok yan karakter ve daha önemsiz olan karakterler vardı ki bu ister istemez kafa karışıklığı yarattı. Ayrıca bana göre kitap çok manasız bir şekilde bitti, yarım kalmış gibi... Maalesef konu ve kurgu açısından Katre-ı Matem' i sevemedim.

Katre-i Matem için söyleyebileceğim olumlu şeylerden biri yazarımızın bazı bölüm sonlarında yer verdiği ve derkenar olarak adlandırılan kısa hikayelerdi. İçlerinde çok anlamlı olan hikayeler mevcuttu. Öte yandan kitap tasarımına bayıldım. Kapakta kullanılan renkler, elinde lale tutan kadın vs fazlasıyla beğenimi kazandı. Ayrıca artık iyice alıştığım şekilde İskender Pala'nın bir olguyu, düşünceyi açıklarken kurduğu cümleler yine güzeldi. Bu cümlelerden aklımda kalanların ilk sırasında "mezarlık" ile ilgili bir paragraf geliyor. Paragrafı buraya yazmayacağım, okuyanlar hatırlar, okumayanlar okuyup görebilir veya cep boyun yüz otuz dokuzuncu sayfasına bakabilirler. :)) Son olarak kitap Lale Devri hakkında okuru bilgilendirici bir yön de taşıyor ve kişiyi bu dönemi araştırmaya itiyor. III. Ahmed'in damadı ve veziri Nevşehirli İbrahim Paşa ve hepimizin bildiği üzere on sekizinci yüzyılın önemli Divan Edebiyatı şairi Nedim gibi isimler ile ilgili çeşitli bilgilere sahip oluyoruz. Saray başta olmak üzere zenginlerin eğlencelerle sefa sürdüğü, Batılılaşma yönünde çeşitli adımların atıldığı bu dönemde halkın bu durumdan duyduğu hoşnutsuzluk ve bunun sonucunda ortaya çıkan Patrona Halil İsyanı da kitapta romanlaştırılarak aktarılan bir diğer önemli kısım. Önemli isimlerin ölmesine ve III. Ahmed'in tahttan inmesine neden olan bu isyan, dönemin saray hayatı ve halkın yapısı gibi unsurlar noktasında bilgilendirici bir kitap okudum diyebilirim. Kitabın olumlu yanları olsa da konu, kurgu, genel olarak dilini ve akıcılığını beğenmediğiniz bir kitabı kapağı güzel, içinde birkaç güzel paragraf var veya bilgilendirici kısımlar var diye sevemiyorsunuz. En azından benim için öyle. Yine de yazarın tüm kitaplarını okuma kararı aldığım için bu kitabı da bitirmekten memnunum. Bir sonraki İskender Pala kitabım Efsane olacak. Hepinize keyifli okumalar.
Bu yaşıma kadar aruz vezninden başka bilgimin olmadığı, o yüzden de hiç sevmediğim Divan Edebiyatı'ndan İskender Pala'nın okuduğum bu ikinci kitabı ile ilk defa keyif aldım. Divan Şiiri'ni eğitim müfredatımızın sahip olduğu perspektifin dışında bir açıdan gördüğüm anda ne muazzam bir hazine kaçırmış olduğumu anladım. Aynı etkiyi yapar mı bilmem ama ihtimali dahi bu kitabı tavsiye etmeme yeterlidir.
Lale devrinde Sultan III. Ahmet ve veziri Damat İbrahim Paşa döneminde yaşanan bir aşk, kurulan tuzaklar, Patrona Halil İsyanı sonrası katliamlar ve bir sis perdesinin ortadan kalkması.
Aslında bu şekilde özetlenebilir desem de lalerin bu dönemde öneminden bahsetmemek olmaz. Öyle ki Lale Devri denmiş bu döneme. Renk renk lalerin üretildiği müsabakaların düzenlenip açık artırmayla satıldığı ve yurt dışına gönderilip resimlerinin çizilip kitap haline getirildiği bir zaman dilimi.
Katre-i Matem (matem damlası) koyu mor siyaha çalan bir renkte bir lale. Kara şahin'in Nakşıgül'e ulaşmak arzusuyla büyüttüğü lalesi ile belki bir şehzade olduğunu bilmeden yaşayacağı bir ömür.
O dönemlere gidip matemli bir havaya girmek ve kendini büyülenmiş hissetmek isteyenler okuyabilir. Herkese keyifli okumalar..
Yazarın "Yek cinayet şast u şeş sual" adlı elyazmasını bir müzayede den alması ve sadelestirmesiyle bizlerinde anlayacağı bir eser haline getirmesine buradan teşekkürlerimi sunuyorum. Bir tarih öğrencisi olarak 1. Lisans döneminden itibaren tarihe devletlerin ve büyük adamların tarihi olma eleştirisini tartışarak gecirmemize rağmen isledigimiz egitim halen bu eğilimin ötesine geçmiş değildir. Bu kitapta bir cinayeti çözmeye calisirken dönemin algılarını, insanların yaşam biçimlerini, Osmanlı devlet yapısını, sosyal hayata dair bilmedigimiz birçok şeyi öğrenme fırsatı bulmamı sağladı. Kitapta geçen sahsiyetlerin gerçek kişiler olduğunu yazar arşiv kayıtlarından teyit etmis ve Suphi Efendi tarihinde anlatilanlara uymakta olduğunu belirtmiştir. Ben cinayeti çözemedim, ama bu kitaptan çok şey öğrendim, el yazmasında yer alan derkenar hikayelerini yazar yazmadakine uygun şekilde suallerin sonuna eklemiş, alışılmış tarihi romanların ötesindedir.. önyargılı olmayın bence, okudugunuza pişman olmaz çok memnun kalırsınız , cinayeti cozen olursa benimle paylaşabilir :)
Yazarın bir müzayede (açık artırma ihale) sonucu aldığı eski bir divan edebiyatı eserini sadelestirerek kaleme aldığı bir kitap. Kitabı okuyacak olanlar Lale devrine ait tarihi bilgiye sahip ise, daha bilinçli ve keyifli bir okuma ile karşılaşacaklar.
Yeni okumaya başlayanlar için agir bir kitap baya bir sure elinizde gezdirirken bulursunuz kendinizi.akiciligi biraz sikici ama tarihi patrona halil isyanini damat ferit pasayi ve tahtan indirilen pasayi ve tahta gecen pasayi anlattigi için ilgi çekici.yeniçerilerin isyani cülus bahşişi gibi konular ve faili mecul cinayetler denize atilan cinayetler vs okunmaya değer bir kitap iyi okumalar...
İskender Pala'nın kaleminden müthiş bi roman. Divan edebiyatı ile taçlandırılmış bir aşk hikayesi ile başlayan kitap, daha sonra vahşi cinayetler kurulan tuzaklar ile şekil değiştirip sizi karmaşık bi dünyanın içine çekiyor. Buram buram tarih kokan Lale devrinin ruhsal yapısını anlatan zaman zaman verilen kısa hikâyeler ile güzelleştirilen bi roman. Hem kitabı tekrar tekrar okumak istediğim hemde bi an önce sonunu okuyup herşeyi çözmek istediğim bi deneyim oldu benim için. İskender Pala dediklerinde yıllarca ilk vereceğim örneklerden biri olmaya devam edecek. KATRE-İ MATEM(matem damlası)...
Bir tarafta lale , lalelerle donatılmış mükemmel bir İstanbul , şiirlerle yaşayan insanlar ve lalenin ,İstanbul'un içinde şiirle iç içe yaşanan aşklar . Aşkın mükemmel bir şekilde tasavvur edilişi . Diğer tarafta ise cinayetler ,ölümler, cesetler, siyaset , kaçanlar ve kovalayanlar .

Lale devrinde sayılı kişilerin dışında kimselerin hatta kendisinin bile bilmediği bir şehzade ortaya çıkar .Şehzade Ahmet , namı diğer Kara Şahin . Kara Şahin bunun farkında değildir ,normal insan yaşamı sürmektedir . Evlenir ve evliliğinin ilk gecesinin sabahında karısının , biricik aşkının öldürülmesi ve katili olarak suçlanmasıyla karşılaşır .

Aynı zamanda İstanbul'un başka bir yerinde annesinin hizmetçilik yaptığı konakta annesiyle yaşayan annesinden başka kimsesi olmayan Yeye vardır . Yeye yani Yanık Yusuf . Yanık Yusuf'tur adı çünkü konağın kızına tutulmuştur Yusuf . Annesinden , annesinin anlattığı hikayeler ve aşkından başka hiç bir şeyi olmayan Yeye de hem annesinden ,hikayelerinden ve aşkından ayırırlar . Yeye'nin aşkını anlayan konağın ağası ve hanımı onu bir şekilde bimarhaneye kapattırırlar .

Aşklarından koparılan Yeye ve Kara Şahin bir şekilde birbirlerini bulurlar ve kardeş bilirler . Kara Şahin sabah uyandığında karısının cesedinin elinde tuttuğu ikiz lale soğanının ikizini kullanıp karısının katillerini bulmaya çalışır . Kara Şahin'in bu görevinde Yeye de onla beraber olmuş ve abisine yardımcı olmuştur .

İstanbul'un , şiirin , lalenin , aşkın ve polisiyenin mükemmel birlikteliği ile İskender Pala'nın kaleminden muhteşem bir eser. Okumanızı tavsiye eder şimdiden iyi okumalar dilerim :)
"Lale bağıma taç ve ben ona muhtaç. Kapa gözlerini ve dinle sakî, bir İstanbul lalesinin çığlıklarını duyuyor musun?" Tarih, aşk osmanlı denince aklıma ilk gelen isim İskender PALA tek kelimeyle harika bir kitap ve yazar..
Kalemimi hokkaya bandırdığım şu anda ki Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'yı canından, Sultan III. Ahmet'i de tahtından eden nişan Eylül ihtilalinin üzerinden henüz iki hafta geçti.... Diyerek başlıyor yazarımız.
****
Bu harika eseri İskender Pala tesadüfen gittiği bir müzakereden satın almıştır. Eser aslında kitabın içindeki "Yek Cinayet Şast u Şeş Sual" (1 Cinayet 66 soru) adlı bölümden yalınlaştırılarak sunulmuştur.
*****
Asıl yazar _Ben kim miyim?
_ Bunun ne önemi var?!... Deyip eserin konusu olan cinayeti o dönemin sembolü olan lale nin ebcet hesabıyla 66 ya denk geldiğini ileri sürerek 66 soruda cinayeti sorgulamıştır.
******
Eserin tarihi Osmanlı dönemi sultanlarından olan III. Ahmet zamanıdır. (III. Ahmet döneminin son 12 yılı Lale devri).
Eser tarihte gizli kalmış entrikaları gözler önüne sermiş ve bizlere 4.Ahmet (Kara Şahin)in şeytan aklına gelmeyecek bir planla, bir cinayetle suçlayıp saltanatdan uzaklaştırmışlardır. (Kara Şahin bir şehzade olduğunu bilmemesine rağmen)
*****
Nakşıgül... Şahinin yek sevdiği... Evlendiği ilk gün Sevdiceğini yanında kafası bedeninden ayrık bir şekilde, elinde ise lale soğanını buluyor. Olayın şokunu atlatmadan sevdiceğinin cinayetiyle suçlanıp, işkencelere maruz kalıyor. Kurtulunca da bu cinayetin kimin işlediğini aramaya başlıyor. Bu aramada lale soğanını kilit olarak görüyor ve laleyi dönemin usta yetiştiricisi olan Hafız Çelebinin mezraasına gömüp adını Katre-i Matem ( Matem damlası) koyuyor. Laleyle birlikte düğüm yavaş yavaş çözülmeye başlıyor...
*****
Lale devrinde eğlence, lüks ve sefanın yanında yoksul olan halk vardı. Bu manzara Osmanzade Taib isimli şairden şöyle dile getirilmekte:
Odun ateş pahasına çıktı. Ud ağacı gibi dirhemle satılıyor. Ya kömür?... Tozunu bulsak sürme diye gözümüze çekeceğiz. Bir gözde arpacık çıksa, adam kendisini arpa torbasına düşmüş kabul edip, sevinecek! Kahveyi mezhebimize uydurduk. Nohudu kavurup içiyoruz....
*****
Eserde tarihsel olarak III. Ahmetin meçhul cinayetleri öne sürerek Çok sevdiği Damadı olan İbrahim Paşa ve 37 kişinin kendisine teslim edilmesini isteyen Arnavutlu Patrona Halil ve başına topladığı serserilerin çıkardıkları Patrona Halil İsyanını yazmıştır. Damat İbrahim III. Ahmetten kendisini öldürüp öyle işgalcilerin eline verilmesini istemiştir. III. Ahmet çok sevdiği damadını sarayda boğdurup işgalcilerin eline vermiştir. Lale Devrinin mimarı koca vezirin cesedi geceleri İstanbul köpekleri tarafından didiklendi. Bununla yetinmeyen işgalciler III. Ahmetin tahtan indirilmesini istediler ve yerine Sultan I. Mahmut u getirdiler.
*******
Dönemin gözde şairi Nedim bu isyandan kaçarken damdan dama atlayıp yere düşüp öldüğünü yazmaktadır.
"Ey Nedim, ey Bülbül_i Şeyda, niçin hamuşsun
Sende evvel çok nevalar, güft ü gûlar var idi. "
********
Son olarak eser çok fazla Farsça kelime içermektedir. (sadeleştirilmiş olmasına rağmen) bilinmedik kelimeler canınızı sıkmasın. Şiddetle tavsiye ediyorum okuyun arkadaşlar okuyun okuyun...!
İskender Pala’nın roman türünde yazdığı kitaplar içinde güzel ve en sürükleyici olanı demek yanlış olmaz. Lale soğanları etrafında bir devrin hemen tüm özelliklerini yaşarcasına okuyoruz..
"Işığı görüyor musun?"
"Şu kaybolmayan ışığı mı?"
"Evet!.. Tıpkı kalbimdeki sen gibi..."
İskender Pala
Sayfa 6 - Kapı Yayınları
"Arada sırada bir müddet geriye çekil, kalbini dinle, kendi yaptıklarını aklın ile değerlendir."
İskender Pala
Kapı Yayınları
Kadın dedi ki:
Meğer ne kadar vefasızmışsın!
Bunca yıl geçti aradan ne bir mektup ne bir haber?

Adam dedi ki:
Ey sevgisi kalbimde yer edinen selvi boylu, senin yüzünü görme bahtiyarlığından ben mahrum iken, o şerefi postacıya mı bağışlasaydım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Katre-i Matem
Baskı tarihi:
Nisan 2009
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944486903
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Roman, müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. Okurlar, bu elyazması kitabın açtığı kapıdan içeri giriyor, bir devre adını veren lalenin izinde İskender Pala'nın yarattığı etkileyici ve büyüleyici bir atmosferin içinde yol alıyor.

İstanbul bu romanda, karmaşası, heyecanı, isyanları, kalabalığı ile lalelere bürünüyor. Öyle ki lale sadece bir çiçek değil, bir yaşayış tarzı, estetik bir tavır, kültürel ve tarihsel bir birikim olarak İstanbul'u, hatta tüm Osmanlı'yı çevreliyor. İstanbul, doğal tüm güzelliklerinin, mimari şaheserlerinin tarihî debdebesi ile beraber lalezarlara, lale yarışlarına, lale şiirlerine bezeniyor; lalelerin şehri, renklerin şehri, yaprakların şehri haline dönüşüyor.

İskender Pala, Katre-i Matem'de usta kalemiyle lalelere bezediği İstanbul'da kavuşup doyulamayan, kavuşulamayıp yakan aşkların elemli ve Osmanlı hallerini de tüm ıstırap ve coşkularıyla anlatıyor. Sevdiğini, aşklarının ilk gecesinde kaybeden Şahin'in macerasını anlatan roman, bu kaybın ardındaki esrarı çözmek için külhanlara, tomruklara, lalezarlara ve hatta Osmanlı sarayına kadar gidiyor. İşte bu yolculuk, okuru hiç ummadığı yerlerde hiç ummadığı maceralarla karşılaştırıyor.

Cinayetlerin gölgesiyle giderek gizemli bir hal alan olaylar Lale Devrine nihayet veren Patrona Halil İsyanının yakıcı siyasal çalkantılarıyla birlikte çözülmeye başlıyor.

Kalemimi hokkaya bandırdığım şu anda -ki Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'yı canından; Sultan III. Ahmet'i de tahtından eden cehennemden nişan Eylül İhtilali'nin üzerinden henüz iki hafta geçti- şahit olduğum olayları yazıp yazmamakta kararsız sayılırım. Bilemiyorum. Yazmak gerektiğini düşündüğüm şeyler bir bakıma devlete ait sırları ifşa etmek gibi bir ihanetin ağırlığını da vicdanıma yükleyecek. Öte yandan Şark'ın kutsal çiçeği laleye dair yorumlarda bulunacak ve belki şükufeciyan esnafını gücendirmiş de olacağım. Ama birisi çıkıp yiğit Şehzade Ahmet'i, aşağılık isyancıların yaptıklarını, cennete benzeyen İstanbul'u ve Sadabat'ın laleye kattığı zarafeti anlatmazsa bu dahi tarihe ve şehre haksızlık sayılır.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 4.896 okur

  • İzel Hatırnaz
  • Derya
  • Elmas Küçükseren
  • senem bulut
  • Gökçe Yılmaz
  • MÜCAHİTKESKİN
  • Ömer Eşref
  • Kübra Gün
  • Yazar Bayan
  • Tugbazynk

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%9.1
14-17 Yaş
%3.5
18-24 Yaş
%22
25-34 Yaş
%30.4
35-44 Yaş
%24.8
45-54 Yaş
%7.9
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72.6
Erkek
%27.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.4 (352)
9
%21.3 (247)
8
%24.9 (288)
7
%11.9 (138)
6
%5.1 (59)
5
%2.9 (33)
4
%0.8 (9)
3
%1.2 (14)
2
%0.5 (6)
1
%1 (11)

Kitabın sıralamaları