Kaybolan Yıllar

·
Okunma
·
Beğeni
·
1144
Gösterim
Adı:
Kaybolan Yıllar
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
173
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051273501
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cinius Yayınları
Güler Bilkay Aygün ilk iki kitabı "Bana Yalan Söylediler" ve "Ben Sende Tutuklu Kaldım" dan sonra bu kez karmaşık, tutkulu ve hüzünlü bir aşk üçgeni yaratıyor. Kaybolan Yıllar'ı okurken bir yandan eski Yeşilçam filmlerinin o nostaljik aşklarına tanıklık ediyor, bir yandan da insanın en soylu ve en alçak duyguları arasında sarhoş edici bir yolculuğa çıkıyorsunuz.


Kızın tavrını görünce konuştuğuna bin pişman oldu. Ama yapacak bir şey yoktu. Bir kere ok yaydan çıkmıştı. Geri adım atamazdı. Ümitsizce konuşmaya devam etti;

Evet, seni seviyorum ve kabul edersen seninle evlenmek istiyorum.

Yani sen şimdi bana evlenme mi teklif ediyorsun?

Evet.

Bu ne cüret, bu ne haddini bilmezlik. Sen kendini ne sanıyorsun?

Ben ne olduğumu biliyorum.

Hayır bilmiyorsun. Sen kim olduğunu bilsen buna cesaret edemezdin.

Neden sevmek suç mu?

Sen kimsin ki beni seviyorsun....
173 syf.
·9/10
Bu incelemem diğeri kadar atarlı giderli olmayacak. Pek sinir olduğum kimse olmadı. Azıcık baş teknisyene gıcık oldum ama hiç biri Naciye kadar olamaz. İlk başlarda Sevdaya gıcık olsam da sonradan acıdım zavallı kızcağıza. Zenginlik hırsı insanı tamir edilemeyen yanlışlara sürüklüyor. Sinan'a bayıldım keşke Nesrini kullanIp intikam alacağım demeseydi ki sonradan düzeltti.

Kitap yorumuma gelince yine Türk filmi tadında akıcı bir kitap. Bazen geçişlerde biraz sıkıntı vardı sanırım baskıdan kaynaklı bir durum. Onun haricinde ise biraz daha nostaljik tasvirler verilebilirdi okuyucuya. Bir kaç ufak şey dışında 1980'lerden bahsedildiği pek anlaşılmıyordu. Diğer kitabı daha çok beğendiğimi söylemeden edemeyeceğim. Ama asıl bomba kitap Gizemli Yabancı. O kitap hepsinden güzel.
173 syf.
Eveeet kitabımız 'Kaybolan Yıllar' her elime aldığımda bana aynı isimli şarkıyı söyleten bu kitap, sitemizin okur yazarlarından Güler Bilkay Aygün/Duvar/ hanımın kitaplarından okuduğum 2. kitabımdı.
Kitaplarında bir nostalji öyküleyen Güler hanımın bu kitabı da öyleydi. Sade, okunaklı, okuyucuyu yormadan akıp giden bir romandı. Okurken sıkılmadım. Karakterler arasında gidip gelen bir anlatımı vardı. Kolaylıkla 1 günde bitirilecek akıcı bir kitaptı.

Evlenmeyi düşünüp 'aşk' evliliği mi 'mantık' evliliği mi karar veremeyenler bu kitabı okuyup ders çıkartsın derim. En güzeli orta yol bekarlar ne oldum delisi değil ne olacağım delisi olun bu hayatta ;)

°Spoiler°
Sevda ne geldiyse başına dik başlılığından geldi. Ee be güzel kız o kadar insan sana bir şey dediyse bir bildikleri var değil mi? Ama sen ne yaptın, dinlemedin burnunun dikine gittin, yine de sonunda senin için üzüldüm. Bir de tek seferde bütün sınavları verip mezun olma işini çok sevdim keşke şimdi de olsa :)

Keyifli okumalar arkadaşlar
173 syf.
Bu ara okumaları çoğalttım sanki :) Bugün biten 2. Kitap oldu :)

Öncelikle kitabın bana ulaşma serüvenini sizlere aktarmak istiyorum. :) Değerli kütüphaneci arkadaşlarımızdan ve vedahi sitenin bana göre en etkin kütüphanecilerinden DUA 'nın düzenlemiş olduğu imzalı kitap etkinliğindeki şanslılardan biride bendim :) Öncelikle kendisince canı gönülden teşekkür ediyorum . Ve bu tarz etkinliklerini sürdürmesini umut ediyorum.

İkinci teşekkürümü değerli yazarımız Güler Bilkay Aygün e etmek istiyorum.
1 gün içerisinde okuyup bitirdiğim bir kitap oldu :) Gayet sade ve anlaşılır bir dil ile anlatılmış olması olayların birbirine karışmadan birbirini takip ediyor olması ve geçişler hepsi bence muazzam dı . Ve kitabın konusu beni oldukça etkiledi . 2 -3 saatte bitirebileceğim bir kitap olmasına rağmen 1 güne dağıttım ki çabuk ayrılık yaşamayalım :)
Okurken zevk alınacak , ders çıkartılacak , örnek alınacak o kadar çok duygu işlenmişki kendinizi kitaptan koparmanız biraz zor oluyor .
Muhteşem bir kitap ve muhteşem bir hikaye :)

Diğer kitaplarını şahsen en kısa sürede temin etmeyeve okuma listeme ekleyeceğim :)
Yani uzun lafın kısası şiddetle tavsiye ederim :)
173 syf.
·3 günde
Bi kitabın daha sonuna geldik güler hanımın okuduğum iki kitabında da nedense doyamadım daha uzun olmalıydı resmen kursağımda kaldı ama kitaba bayıldım azmin zaferi ve büyük örneğine şahit oldum ne yalan söyliyim bu kitaptan sonra ders çalışmaya başladım neden ikinci üniversite olmasın diye düşünüyorum. Ayrıca bu kitapta öğrendiğim bişey varsa oda insan harbiden ne oldum dememeli ne olacağım demeli sevdanın acı sonuna çok çok üzülsem hakettiğini düşünüyorum. Kesinlikle okumaya değer
173 syf.
Güler Bilkay Aygün kaleminden Kaybolan Yıllar..Sevda ve Sinan. Birine göre kazanılmış, diğerine göre kaybedilmiş yıllar. Sevda, gözü yükseklerde, azla yetinmeyen, zengin bir adamla evlilik yapmak isteyen güzel ve çekici bir genç kız. Sinan ise iş hayatına hademelikle başlayan, dikkat çeken yakışıklılığa sahip olmasına rağmen, bulunduğu statü sebebiyle aşık olduğu kız tarafından en ağır hakaretlerle reddedilen bir adam..Sevda'nın zenginlik hırsı karşısında, Sinan'ın başarı hırsı galip geliyor. Sevda zenginliğe, Sinan ise başarıya koşuyor ve biri yıllarını ilmek ilmek kazanırken, diğeri yıllarını adım adım kaybediyor. Sizi yormadan, sıkmadan, keyif alarak okuyacağınız bir roman. Değerli yazarımız roman benden sorulur demiş adeta..
173 syf.
·Puan vermedi
Hani eskiden televizyonlarda sürekli eski Türk filmleri olurdu ya. Hani ayırt etmeden hepsine bakardık sonunu bilsek bile. Yapma kız, etme çocuk, gitme adam derdik işe yarayacakmış da finali değişecekmiş gibi. Üzülürdük sonra bu kadar sene niye ayrı kaldılar diye ya da sevinirdik oh olsun müstehaktı ona diye. Öyle bir nostaljik kitap işte:) Bazen hayatta böyle molalar vermek gerekiyor.
173 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
KAYBOLAN YILLAR

“Hiç kimse sıradan değildir. Her insan ayrı bir âlemdir.”

“Hayat insana bazen istemediği şeyler yaptırabiliyor.”

“Hayat kısa yarın ne olacağımız belli değil.”

Sinan, Başhemşire hanım :D, Leyla hanım, Sevda, Hamit usta, Hasan, İsmail, Nesrin, Suna, Mustafa, Kaya Peker (Başteknisyen…), Recep abi, Mehmet Uras, Melih ve Aydın ile 80’lerde bir yolculuk yaptık.

Sinan’ın kaderi okul çağında ailesinin başına gelenlerden sonra tamamen değişmesi, amcasının belli bir süre sahip çıkması güzeldi, o zalim yenge olmasaydı iyiydi…

Sinan’ın azimle hayata tutunup Hastanede memurluğa girmesi, kendisini ispatlamak için yaptığı işler, gösterdiği sabır ile belli bir yere gelmesi ve bu davranışlarının (ilk başlarda sevmediği) başhemşire hanımın ona sahip çıkması gerçekten güzeldi. Oradaki arkadaş ortamının da güzel olması ve birbirlerine sahip çıkmaları çok güzeldi.

Sevda burnu havalarda özel idarede memur, güzelliği ile övünen kibirli, kendini daha güzel göstermek için durmadan yeni elbiseler alan ve doktor koca avcısı diye not ettiğim bir karakter :D
Ayrıca Sinan’a karşı davranışları da çok yanlıştı, elbet bir gün hatasını anlayacaktı…

Nesrin özel idarede memur, ben gibi maaşının büyük bölümünü kitaplara ayıran, vicdanlı, alçak gönüllü hoş bir bayan ve çok sevdiğim bir karakter olarak kaldı bende.

Kaya Peker teknik eleman (Başteknisyen…) Kendisini hiç ama hiç sevmedim Leyla hanım gibi… Öyle lakayt öyle cıvık bir adam ığğğğ diyorum resmen. Söylediği sözler, anlattığı saçma fıkralar ile kadınları etkilemeye çalışmaları hiç hoşuma gitmedi. Bir adam bu kadar cıvık olur mu?

Mehmet Uras (Uras tekstil’in sahibi), nasıl bir koca yürek öyle… Keşke onun gibi insanlar çoğunlukta olsa ve onun yatıklarını hepsi yapsa… Ne güzel de sahip çıktı yaralı Sinan’a, onu kendi oğlu gibi görüp eğitimine devam etmesi için çabalaması ve Sinan’ın da bu çabaları boşa çıkarmadan mezun olması harikaydı. İnsan istediğinde başarıyor…

Eserde vergi iadelerinden bahsetmiş, bende onlar ile az uğraşmazdım. Mükelleflerin çalışanları zarfları getirdiğinde geçmeyen fiş olup olmadığını sorduğumda olmadığını söyleseler de bir dünya geçmeyen fişler yer alıyordu. Onları fişin içinden ayıklayıp hesaplaması ne kadar zordu. Eserde bazı kısımlarda geçişler yoktu, sanırım basımda unutuldu. Yeni baskılarında dikkat edilmesi lazım.

Sinan’ın dediği 12 Kasım 1986 tarihini unutma… Eserin sonunda Sevda’nın seslenerek bunu Sinan’a söylediği an bu sözün içinde o kadar çok anı yer alıyordu ki ben o kısmı okuduğumda yüreğime bir sızı girdi. Ey hayat nereden nereye dedim. Gözlerim dolu dolu oldu Sevda için bende üzüldüm Sinan ve Nesrin gibi… Helal olsun gerçek bir dost gerçek bir arkadaşmış Nesrin, tebrik ediyorum kendisini. Akrabaların bile yapmadığını yaptı.

Yazarımızın eline yüreğine sağlık, böyle bir son beklemediğim için beni hem şaşırttı. 80 leri yaşadım karakterlerimizle ve o yıllar herkes için çok güzeldi bana göre…

#gülerbilkayaygün #kaybolanyıllar
173 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Sayın Güler hanım güzel eserlerin den birini daha bitirdim. Gerçekten çok güzel anlatımı ile bir sonraki nasıl olcak diye bir nefes de okudum her ne kadar Hata adlı roman gibi olmasa bu eserde çok değerli ve beni çok duygulandırdı. sevginin burnunun havası ve ne oldum değil ne olacağım sözünü hatırlatan eser sonun da gözlerimden süzülen yaşlarla son verdi ve herkesin okuyup örnekler çıkarabileceği romanı şiddetle tavsiye ederim ve Sayın Güler hanıma burdan tekrar dan teşekkür ederim böyle değerli bir eseri bizlere sundugu için saygılarımla.
173 syf.
·Puan vermedi
Yazarın her kitabı kendini okutuyor. Bu da onlardan biri. Çok güzel kurgulanmış ve anlatımı çok iyi olan bir kitap. Severek ve beğenerek okudum.
"İnsan isterse bu hayatta hiçbir şey zor değildir. Bir şey daha var, hedeflerin her zaman büyük olacak. Hem büyüklerimiz ne demiş? Boğulacaksan büyük denizlerde boğul. ..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kaybolan Yıllar
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
173
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051273501
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cinius Yayınları
Güler Bilkay Aygün ilk iki kitabı "Bana Yalan Söylediler" ve "Ben Sende Tutuklu Kaldım" dan sonra bu kez karmaşık, tutkulu ve hüzünlü bir aşk üçgeni yaratıyor. Kaybolan Yıllar'ı okurken bir yandan eski Yeşilçam filmlerinin o nostaljik aşklarına tanıklık ediyor, bir yandan da insanın en soylu ve en alçak duyguları arasında sarhoş edici bir yolculuğa çıkıyorsunuz.


Kızın tavrını görünce konuştuğuna bin pişman oldu. Ama yapacak bir şey yoktu. Bir kere ok yaydan çıkmıştı. Geri adım atamazdı. Ümitsizce konuşmaya devam etti;

Evet, seni seviyorum ve kabul edersen seninle evlenmek istiyorum.

Yani sen şimdi bana evlenme mi teklif ediyorsun?

Evet.

Bu ne cüret, bu ne haddini bilmezlik. Sen kendini ne sanıyorsun?

Ben ne olduğumu biliyorum.

Hayır bilmiyorsun. Sen kim olduğunu bilsen buna cesaret edemezdin.

Neden sevmek suç mu?

Sen kimsin ki beni seviyorsun....

Kitabı okuyanlar 30 okur

  • Ayşen Kula
  • Feride Kaptan
  • Nursemin Doğan
  • Fesleğen feslegen
  • Elif
  • Halil ibrahim özdemir
  • Sherlock Holmes
  • Bahadır Karakoç
  • selin öner
  • °°° Merve °°°

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (8)
9
%12.5 (2)
8
%18.8 (3)
7
%12.5 (2)
6
%0
5
%6.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0