·
Okunma
·
Beğeni
·
1.596
Gösterim
Adı:
Kaybolma Kılavuzu
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059949156
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Field Guide To Getting Lost
Çeviri:
Gökçe Gündüç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Encore
Yolunu değiştirmek, sınırların dışına çıkmak, eve farklı yollardan dönmek, kısacası kaybolmak keşfetme imkanı sunar. Rebecca Solnit edebiyatta, sinemada, haritalarda, doğada, renklerde, resimde, fotoğrafta, şarkılarda, yollarda ve hatıralarında dolanıyor. Kişisel tarihini büyü hikayelerle ilişkilendirirken ailesinin göçmen coğrafyasında kayboluyor; kaplumbağalarla, vaşaklarla, yılanlarla göz göze geliyor; papazlarla, punkçılarla karşılaşıyor; dağlarla, çöllerle yüzleşiyor, Hitchcock'un Vertigo filminden, Keats'in şiirinden, Woolf'un günlüklerinden, Dinesen'in hikayelerinden, Yves Klein'ın mavisinden, Benjamin'in denemelerinden izleri takip ediyor.

"O halde soru, nasıl kaybolunacağı. Hiç kaybolmamak, aslında yaşamamaktır ; nasıl kaybolunacağını bilmemek sizi felakete sürükler… Önemli olan bütün dünyayı kaybetmek, onun içinde kaybolmak ve bütün bu aşamalardan ruhunu bulmaktır."
(Tanıtım Bülteninden)
192 syf.
·10/10 puan
Bugünlerde içim sıkıldıkça düşüyorum yollara,
Bugünlerde seni düşünüyorum sık sık, neden?
Bugünlerde pek konuşmuyorum ben kimseyle,
Ortaköyü bilirsin. Aynı kahvedeyim çok zamandır,
Herkes aynı, herşey aynı,
Bir tek, bir tek sen yoksun…
https://www.youtube.com/watch?v=RcCAGjBMFy4

Gibi güzel sözlü bir şarkıyla efkarlanınca içimde kaybolma isteği oluşuyor. Yok hayır beni Müge Anlı bile bulamamalı. O derece profesyonel kaybolmalıyım kılavuz şart diyerek çeviriyorum sayfaları. Kitap gerçekten de kaybediyor benliğinizi satırlarında. Deneme sevdiğim bir tür değildi ancak bu kitabı sevdim. Demekki deneme türü güzelmiş ben yanlış kitaplar okumuşum.
192 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Kaybolma hikâyeleriyle başlıyor kitap, kaybolanın değil, kaybolmanın izini sürüyor adeta. Şahit olduğu her şeyi olaylara, kavramlara, hikâyelere, sanata, kendi hayatına ve rüyalara bağlayışına; birbirinden benzersiz gibi görünen hikâyeleri bir pazılın parçaları gibi birleştirmesine hayran oldum. En sevdiğim kısım da Mesafenin Mavisini anlattığı bölümler oldu.

Rebecca Solnit’in on iki kitabı varmış ama ben sadece üç tane çevrilmiş kitabını bulabildim. Yakındaki Uzak, Bana Bilgiçlik Taslayan Adam ve Kaybolma Kılavuzu. Muhtemelen diğer kitaplarını da okuyacağım, gerek üslubunun dolaylılığı, bu dolaylılığa rağmen anlaşılırlığı, gerekse bilincin doğal akışındaki uyuma yeniden şahit olma isteği. Çünkü bu üslup, insanı insana yaklaştıran, bilinçte direnç görmeden kabul edilen bir üslup… Kur’an ayetlerini okurken de sezinlediğim üslup böyle bir şey işte. Hani ayetten ayete konu değişiyor ya, tıpkı yeryüzünü seyrederken gözümüze kâh tepelerin kâh ağaçların takılması ama yeryüzünün tüm bunlarla birlikte bir bütün olması. Hani, tekrarlarla, birbirinden bağımsız gibi duran konularla ilerleyerek Kitabı bitirdiğinizde, bütün olup biteni kafanızda bir bütün halinde buluverirsiniz, başta her şey kopuk gibi görünür ama aslında bu bir yanılsamadır çünkü her şey bütüne akar ve bilinciniz en sonunda bütünün tadına bakar her hatmin ardında. Bilincinizin neler yaptığını gözlediğinizde de aynı şeye şahitlik edersiniz, bir hikâye gibi başlangıcı ve sonu yoktur düşüncelerin, giriş, gelişme ve sonuçtan oluşmaz, daldan dala atlar ama hepsi bütündür. Yaşamımız da öyle, Ergenlik yıllarınızda sorduğunuz bir sorunun cevabını kırk yaşına vardığınızda alırsınız, bazı dualarınız kabul edilmemiş gibi görünür oysa on yıl sonra, onun hikmetini kavrarsınız. Yaşamımız da, bilincimiz gibi kopuk parçalar gibi görünür ama hiçbir an, hiçbir karar, hiçbir hüsran boşa gitmez burada, tüm taşların yerine oturuşunu izlersiniz yaşlandığınızda. İşte böyle…

Kitaptan tek bir alıntı yaparak bitireceğim:

“Para hırsı ve onun hizmetindeki, her geçen gün daha sofistike hale gelen yeni teknolojiler, vahşi doğanın ve uzak diyarların bağrından, gittikçe daha fazla zenginlik kopardı ve hiç zenginlik kalmayana kadar durmadı. Bankalar, asla harcanamayacak kadar çok parayla doluydu şimdi; o paranın satın alacağı kadar çok şey yoktu bile. Artık kıtlık gerçekti işte; üstelik büyüyordu.”
192 syf.
·4 günde·6/10 puan
Aslında kitabın adı Mavi olsa daha iyi olurmuş.
Dili akıcı. Gerisi bizden bişe yok.
.....,,....................
..........................
.................
192 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10 puan
Rebecca Solnit, salt bilgiyi edebi, kuvvetli ve akıcı bir dil ile sürükleyici hikayelere dönüştürmüş. Ortaya çıkan hikayeler anı mı, kurgu mu yoksa düşünce yazısı mı bazen ayırmakta güçlük çekiyor insan. Sırf bu sayede adının hakkını veriyor bence. Sınırlar silikleşiyor ve okuyucu bütün bu verilerde kayboluyor. Kesinlikle okunmalı.
Sonuç itibariyle her hayat, yakın ve uzak arasındaki mesafeyi adımlamakla geçiyor. Bazen eski bir fotoğraf, bazen eski bir arkadaş ya da bir köşede unutulmuş eski bir mektup, bize bir zamanlar olduğumuz o kişinin bambaşka bir yere gittiğini hatırlatır Zira, orada, onların arasında oturan, ona değer veren, bunu seçen, şunu yazan o insan artık yoktur.
Çünkü, "Biz gün doğumundan gelmiştik, onlar gün batımından. Biz hastalara şifa vermiştik, onlar ise sağlıklı olanı öldürmüşlerdi. Biz çıplak ve yalınayaktık, onlar ise giyinikti, ayrıca atları ve mızrakları vardı. Biz hiçbir şeye göz koymamış, aksine bize sunulanları paylaşmıştık, oysa onlar karşılarına çıkan herkesten çalıyor, kimseye bir şey vermiyorlardı."
"Karanlıkta kapıyı bilinmeyen için açık bırak! En önemli şeyler oradan gelecektir, hatta kendine bile ancak bu kapıdan ulaşabilirsin; gitmeyi düşündüğünde de yine o kapıdan çıkarsın." Kim bilir belki de kendimizi bulmak içindir kayboluşumuz. 

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kaybolma Kılavuzu
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059949156
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Field Guide To Getting Lost
Çeviri:
Gökçe Gündüç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Encore
Yolunu değiştirmek, sınırların dışına çıkmak, eve farklı yollardan dönmek, kısacası kaybolmak keşfetme imkanı sunar. Rebecca Solnit edebiyatta, sinemada, haritalarda, doğada, renklerde, resimde, fotoğrafta, şarkılarda, yollarda ve hatıralarında dolanıyor. Kişisel tarihini büyü hikayelerle ilişkilendirirken ailesinin göçmen coğrafyasında kayboluyor; kaplumbağalarla, vaşaklarla, yılanlarla göz göze geliyor; papazlarla, punkçılarla karşılaşıyor; dağlarla, çöllerle yüzleşiyor, Hitchcock'un Vertigo filminden, Keats'in şiirinden, Woolf'un günlüklerinden, Dinesen'in hikayelerinden, Yves Klein'ın mavisinden, Benjamin'in denemelerinden izleri takip ediyor.

"O halde soru, nasıl kaybolunacağı. Hiç kaybolmamak, aslında yaşamamaktır ; nasıl kaybolunacağını bilmemek sizi felakete sürükler… Önemli olan bütün dünyayı kaybetmek, onun içinde kaybolmak ve bütün bu aşamalardan ruhunu bulmaktır."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 66 okur

  • Demet
  • Noviembre
  • ÖzgürElf
  • Naim Cantekin
  • Şule Akgün
  • Afşar Pınar
  • Kaan Sonay
  • Merve
  • Ahmet Yuce
  • Umay

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.9 (7)
9
%23.1 (6)
8
%23.1 (6)
7
%3.8 (1)
6
%11.5 (3)
5
%3.8 (1)
4
%3.8 (1)
3
%0
2
%3.8 (1)
1
%0