1000Kitap Logosu
Kayıp Destanın İzinde
Kayıp Destanın İzinde
Kayıp Destanın İzinde

Kayıp Destanın İzinde

Kuvâyi Milliye ve Memleketimden İnsan Manzaraları'nda Milliyetçilik, Propaganda ve İdeoloji

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.8
4 Kişi
4
Okunma
3
Beğeni
96
Gösterim
267 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 7 sa. 34 dk.
Adı
Kayıp Destanın İzinde (Kuvâyi Milliye ve Memleketimden İnsan Manzaraları'nda Milliyetçilik, Propaganda ve İdeoloji)
Basım
Türkçe · Türkiye · İletişim Yayınları · Haziran 2011 · Karton kapak · 9789750509124
Nâzım Hikmet, Cumhuriyet döneminin tamamına damgasını vurmuş en önemli edebi ve siyasi şahsiyetlerden biri. Şiirleri, hem getirdiği biçim hem de seçtiği içerikle kuşaklar üzerinde bugün dahi etkisini sürdürüyor. Ancak Nâzım Hikmet şiirleri üzerine etraflı incelemelerden halen yoksunuz. Erkan Irmak, Kayıp Destan’ın İzinde başlıklı çalışmasında bu meşakkatli işin bir kısmını üstlenerek şairin Kuvâyi Milliye ve Memleketimden İnsan Manzaraları eserlerini ele alıyor. Destan’ın yazıldığı koşulları, bu koşulların etkisiyle şairin yaşamı arasındaki bağı, Memleketimden İnsan Manzaraları’na uzanan süreçte Nâzım Hikmet’in şiirlerinin “modern epik” formuna nasıl kavuştuğunu inceliyor ve bu şiirlerin edebiyat tarihi ve edebiyat eleştirisi açısından nasıl değerlendirilebileceğini gösteriyor. 2009 Memet Fuat Eleştiri/İnceleme Ödülü’ne de layık görülen Kayıp Destan’ın İzinde, Nâzım Hikmet’i ve şiirini “okumak” için de kapsamlı bir çerçeve çiziyor.
3 mağazanın 3 ürününün ortalama fiyatı: ₺5,28
8.8
10 üzerinden
4 Puan · 2 İnceleme
Gamze
Kayıp Destanın İzinde'yi inceledi.
267 syf.
·
200 günde
·
8/10 puan
Kitap Nazım Hikmet'in en önemli iki eserini inceliyor. İlk kısım Kuvayi Milliye'ye ayrılmış; Şair, askeri isyana teşvik suçuyla 28 yıla mahkum olduktan sonra, kendisine üstü kapalı verilen hapisten çıkma vaatlerinin de etkisiyle (devlet erkanından bazı isimlerin tavsiyesiyle) bu eseri yazmaya başlıyor.Eserin yazilmasiyla Nazım Hikmet'in devletle olan sorunları çözülecek ve özgürce yaşamasının önündeki engeller ortadan kalkacak, bir bakıma rejimle arasında barış imzalanacak düşünceleri hakim. Bı sure sonra verilen vaatlerin arkasının gelmeyeceğini anlayıp metni yayımlamaktan vazgeçiyor ancak hapisten çıkınca yaşadığı maddi zorluklar sebebiyle telif hakkini İnkılap yayınevine veriyor. SSCB'ye kaçıyor ve ölümüne kadar bir daha Kuvayı Milliyeyi anmiyor, yok sayıyor. Ancak Kuvayı Milliye'yi, onunla tümüyle çatışan ideolojik arka plana sahip Memleketimden İnsan Manzaraları'nın içinde kullanıyor. Atatürk'ü, Nutuk'u ya da onun taşıyıcısı olan istisnasız her bir satırı Memleketimden İnsan Manzaraları'nın dışında bırakıyor. ".... birdenbire beş adım sağında onu gördü. Paşalar onun arkasındaydılar. O, saati sordu. Paşalar "üç" dediler. Sarışın bir kurda benziyordu. Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi,durdu. Bıraksalar İnce,uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak Kocatepe'den Afyon ovasına atlayacaktı. ..." Mustafa Kemal Atatürk'ün kırık kaburgasıyla Büyük Taarruz için ordunun başına geçmesi, şiirin bu kısmında Afyon Kocatepe'de göründüğü sahne her okuyuşumda tüylerimi diken diken etmiştir. Bu kadar etkilenerek okuduğum bir eserin zorlamayla, şairin gerçek duyguları olmadan, bir nevi çıkar için yazılmış olduğunu öğrenmek beni hayal kırıklığına uğrattı. Zaten burada Atatürk'ü tasvir ettiği kısmı Memleketimden İnsan Manzaraları'na dahil etmiyor. Diğer yandan Stalin ve Leninden bahsederken yazdığı şu satırlar " Ve Kremlin'de çelik adam Ve Kremlin'de Bolşevik Telaşa düşmeyen, şaşırmayan, tereddütsüz gözleri ve pos bıyıklarıyla örtülü Yirminci yüzyılın en akıllı ağızlarından biri. Ve Granit kabrinde Lenin Ve karların üstünde muzaffer gülümseyişi onun." Atatürk'ten bahsederken asla kullanmadığı bir beğeniyi dile getiriyor. Nazım Hikmet'in bu noktada tam bir vizyonsuzluk sergilediğini söylemek isterim. Mustafa Kemal Atatürk'ün mücadelesine şahit olan bir Türk olup, pos bıyıklı Stalin'e hayran olmak başka türlü ifade edilemez benim gözümde. Devam edersek; Memleketimden İnsan Manzaraları'nda defalarca milli mücadelenin, bağımsızlığı kazanmak üzere, emperyalizme karşı girişilen topyekûn bir halk hareketi olduğu vurgusu yapılıyor. Şairin marksizmle şekillenen dünya görüşünde, emperyalizme karşı girişilen savaşların nihai hedefiyse sosyalizmle sonuçlanacak bir devrim gerçekleştirmek. Sonuç Sosyalizm değilse o mücadelenin iyi bir sonuç vermesinin mümkün olamayacağını, bütün çabaların boşa gittiğini anlatmak istiyor. Bu sebeple Kuvayı milliyede savaş kahramanı olan Kerim'in öyküsünü alıp MİM'da perişan olmuş bir şekilde kurgulayarak bitiriyor. Savaş kahramanları açlık sefalet içindeyken, asker kaçağı dolandırıcıları tahtlarina oturtuyor ve okuyucuya sürekli şu mesajı veriyor; mevcut rejim "iyi" leri sömürüyor, "kötü" leri mutlu kılıyor. " Kerim alışmıştı senelerdir İnsanlarla bir acayip maceraya girmeye: Hiçbir şey istemeyip onlardan Her isteneni vermeye" Bu arada Nazım'ın buradaki anlatı tarzı belli ki İnce Memed'i yazarken Yaşar Kemal'e bir nevi kılavuz olmuş. İki eseri de okuyanlar bu benzerliği hemen fark edecektir. Sonuç olarak, Nazım Hikmet benim gözümde muhteşem bir şair hangi ideolojiye inandığı da bunu değiştiremez. Onun o memleket hasretini anlatışları, olağan bir durumu olağan kelimelerle anlatıp yine de insanın kalbine mıh gibi çivileyişi, saf yetenek başka bir şey diyemem. Lâkin bazı meseleler vardır ki, ideolojiler, şairler, sanat,siyaset vs. herşeyin üzerindedir. Ne Mustafa Kemal Atatürk'ün ne de Cumhuriyet'in değeri, iki mısra şiirle ya da bir kaç kurgu metinle düşürülemez. Buna burun kıvıran, küçük görüp başkalarının yaptıklarına özenen, ancak ve sadece kendinden kaybeder. İyi okumalar.
Kayıp Destanın İzinde
OKUYACAKLARIMA EKLE
9
Gökhan Alkan
Kayıp Destanın İzinde'yi inceledi.
267 syf.
Nazım Hikmet'in en kapsamlı iki eseri Kuvâ-yi Milliye ve memleketimden insan manzaralarıdır. Nazım'ın siyasi tavrı mahkemeleri ve fırtınalı aşkları üzerine bugüne kadar yüzlerce kitap yazılmıştır. Yazar Nazım'ın şiirleri üzerine edebi bir incelemenin yapılmadığını değerlendiriyor ve elimizdeki incelemeyi yazıyor. Her iki eserin yazıldığı zamanı, içeriği ve üslubu göz önüne alarak resim çiziyor. Aynı zamanda metinlere ülkücü ve islamcı çevrelerden yöneltilen eleştirileri de esere almaktan imtina etmiyor. Kuvâ-yi Milliye'nin sipariş üzerine nutuk çizgisinde resmi tarihe uygun yazıldığını öğreniyoruz. Nazım hapis cezasına çarptırıldıktan sonra metni biraz değiştirsede resmi tarihe uygun halini muhafaza ediyor. Memleketimden insan manzaraları ise hapishanede yazılmaya başlıyor. Yüz seksen anadolu insanının fotoğrafı çekiliyor. Fakir halk, paşalar, memurlar, kurnaz tipler, siyasetçiler ve daha fazlası. Bu kitapta Nazım'ın Marksist Leninist ideolojisinin damgası vardır. Cumhuriyet ile yol ayrımına dair nüanslar bulunur. Yaşar Kemal, Orhan Kemal ve Kemal Tahir'in yazınına da bu eserdeki fotoğraf çekme üslubu esin kaynağı olur. Dolu dolu objektif bir eser okudum. Nazım Hikmet'in edebiyatını merak edenlere tavsiye ederim.
Kayıp Destanın İzinde
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
9