Kayıp Gül - Ekim Yağmurları

8,0/10  (74 Oy) · 
313 okunma  · 
65 beğeni  · 
2.236 gösterim
65'i aşkın ülkede 44 dilde okunan Türk romancı Serdar Özkan'ın yeni kitabı Kayıp Gül "Ekim Yağmurları" hayata, kendinize ve AŞK'a bakışınızı değiştirecek.

Kitapları, Penguin (ABD), Random House (İngiltere), Hachette, Bertelsmann, RCS Libri gibi, dünyanın en seçkin ve prestijli yayınevleri tarafından yayınlanan Serdar Özkan'ın yeni romanı yüreğinizi ısıtacak.

"Daha ilk kitabının bütün dünyada Simyacı, Küçük Prens ve Martı gibi klasiklerle kıyaslanması bir romancı için sık rastlanan bir durum değil."
-Deccan Herald, Hindistan-

"Bu romanın bizi birleştirmeye gücü var."
-TVA Televizyonu, Kanada-

"Serdar Özkan ismi şimdiden Paulo Coelho, Richard Bach ve hatta Antoine de Saint-Exupéry ile birlikte anılıyor."
-Corriere della Sera, İtalya-

"Türklerin Küçük Prens'i tüm dünyayı büyülüyor."
-Helsinki Sanomat, Finlandiya-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2012
  • Sayfa Sayısı:
    220
  • ISBN:
    9786051421216
  • Yayınevi:
    Artemis Yayınları
  • Kitabın Türü:
Aleyna 
08 Nis 10:12 · Kitabı okudu · 7 günde · 6/10 puan

Kayıp Gül serisinin üçüncü kitabı. Beni ne yazık ki ilk kitap kadar etkileyemedi. Yazar üç kitap boyunca çok fazla tekrara düşmüş bu yüzden biraz sıkıcı yanları vardı. Ama vermek istediği mesaj çok güzel ve bunu akıcı bir dille aktarıyor. Kolay okunan bir seriydi.

MerveDemir 
17 Oca 19:44 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitapla ilgili bazı önyargılarım vardı lakin okuduktan sonra gerçekten sevdim.Serdar Özkan'ın okuduğum ilk kitabıydı, keyifle okudum. 'Kişi kendini bulmak için önce kaybetmeli' düşüncesine daldım zaman zaman. Tavsiye ederim iyi okumalar.

kayıp gül, serdar özkanın çıkış kitabıydı, bestsellerde yer aldı, severek okudum. güzel bir kitapdı, evet evet güzeldi öyle hatırlıyorum, konusu neydi yav :)

Peyderpey 
11 Eyl 21:10 · Kitabı okudu · 5/10 puan

"Toprağı arayan gül,
Güneşi arayan ışık,
Okyanusu arayan damla için..."

Öncelikle söylemek istediğim şey şu, Ekim Yağmurları kesinlikle boş bir kitap değil. Değil, fakat boş bir kitap olmaması çok da nitelikli bir kitap olduğu anlamına gelmiyor maalesef. Özellikle Kayıp Gül'ü ve Ölümsüz Kalp'i okuduysanız Ekim Yağmurları'nı okumanıza çok da gerek olmadığını söyleyebilirim sanırım.

Serdar Özkan'ın bana göre en büyük sıkıntısı devamlı kendini tekrar etmesi. Tamam, Kayıp Gül'de güzel bir konu işledin, zıtlıkları ele aldın, bir insanın kendi içindeki iyi tarafı keşfetme yolculuğunu anlattın, bazı çevrelerce kitabın Küçük Prens, Simyacı, Martı gibi büyük kitaplarla kıyaslandı, bu reklamların önemli derecede katkısıyla çok satanlara girdin vs. vs.
Bunların hepsi tamam ama daha sonra çıkan kitaplarında da hep aynı konu üzerinden gitmekle yazar biraz kolaya kaçmış diye düşünüyorum. Galiba baktı konu iyi tutuyor, "Bir Kayıp Gül Romanı" diye diye devam etmiş diğer kitaplarına da. Diyelim yazarın bunu yaparkenki amacı bir nevi kitap serisi ortaya çıkarmaktı. (Tutulan kitaplar için devam kitapları yazılması da genel ve sık rastlanır bir durumdur zaten.) Ama burada yazarımız bir kitap çıkardıktan sonra ardından çıkardığı diğer kitaplarda da sürekli aynı tema etrafında dönüyor. Konu güzel mi, güzel. Evrensel değerler mi anlatılmış, evet. De ben zaten bu kitapta verilmek istenen mesajı Kayıp Gül'de ve Ölümsüz Kalp'te fazlasıyla almışım. Ne gerek vardı bir de Ekim Yağmurları'na, demeden edemiyor insan.

Bu nedenle ben ek diyebileceğim bu kitaba çok da gerek olmadığını, kitabın satış yapmak, bir kitap daha çıkarmış olmak amacıyla yazılmış olduğunu düşünüyorum.

Gelelim kitabın konusuna.
Dediğim gibi kitap Kayıp Gül'ün devamı niteliğinde. Ana karakterimiz Diana, ressam bir çocukla tanışıyor Kayıp Gül'de, Mathius. Çeşitli olaylar zincirinden sonra bir ilişki başlıyor aralarında. Ekim Yağmurları'na geldiğimizde ise Diana'nın yeni bir yolculuğa çıkması gerekiyor. Kendini arayışına devam ediyor çünkü. Annesinin mektupları devam ediyor. Bunun için Diana İzmir'e, Efes'e geliyor. Hem Artemis Tapınağı'nı hem Meryem Ana'yı bir arada görüyor burada.

Anlatılanlara göre, Artemis kibrin, benliğini yüceltmenin sembolüyken Meryem Ana tevazunun, alçakgönüllülüğün sembolü. Ve yazar insanın her ikisini de kendisinde barındırdığını söylüyor.

Diana Efes'te bir dedeyle tanışıyor, Bedrettin Dede. Bedrettin Dede de Zeynep Hanım gibi güllerin konuşmasını duyabiliyor. (Kayıp Gül'ü okuyanlar güllerin konuşması olayını bilirler, bu kısmı anlatmak birazcık zahmetli geldi şu anda.) Ve Diana, Bedrettin Dede aracılığıyla gülleri dinliyor. Güllerin anlattıkları da yine insanın içindeki zıtlıklar, kibir ile tevazu, iyi ile kötü gibi kavramlarla alakalı.

Mathius'a gelirsek açıkçası bu kitapta Mathius, Diana'dan daha çok ilgimi çekti. Aslında başta Diana'nın planı (daha doğrusu her ikisinin planı) Efes'e birlikte gitmek. Ama Mathius o sıralar bazı şeyler düşünmeye başlıyor. Kafasına takılan bazı şeyler var. Sahilde gördüğü bir dilenciye "Neden sürekli beğenilmek istiyoruz?" diye soruyor. Sürekli aklında bu soru. "Neden beğenilmek istiyoruz?" Mathius insanın hayattaki temel amacının beğenilmek olduğunu düşünüyor. Bu beğenilme kaygısı üzerine o kadar çok düşünüyor ki Diana ile beraber Efes'e gitmekten vazgeçip kendi yolculuğuna çıkmaya karar veriyor.

Ama buradan sonra yazar Mathius'a bir daha değinmiyor, Mathius'un yolculuğunu anlatmıyor. Halbuki bana göre asıl anlatılması gereken Mathius'un düşünceleri, yolculuğuydu.

Her neyse, uzun lafın kısası ille de bir Serdar Özkan kitabı okuyayım, yazarla bir tanışayım diyorsanız Kayıp Gül'ü okuyun. (Biraz daha masal tadında bir şey istiyorsanız Ölümsüz Kalp de fena değildir ama fazla çocuksu gelebilir, bilemiyorum.) Ekim Yağmurları'nı okumayın demiyorum kesinlikle. Ama özellikle tavsiye ettiğim bir kitap mı, hayır.

Keyifli okumalar dilerim.

Nurda Öztürk 
15 Haz 23:52 · Kitabı okudu · 5 günde · 7/10 puan

Belki de en çok bu günlerde sevgiye ihtiyacımız var. Birey olarak, aile olarak, toplum olarak, ülke olarak. Yaşantımızdaki bütün karışıklığın, kaosun, akan kanların, hayata veda eden masum canların tek sebebi sevgisizlik deği mi? Daha iyi bir dünya için, mutluluk ve huzur için tek anahtar sevgi. Doğayı, insanı, Tanrı' yı sevmek. Bu sevginin ulaşılabilirliğini anlatan çok güzel bir kitap. Basit diliyle sizi doğrudan anlama yönlendiriyor. Düşündürüyor. Sorgulatıyor. Yaşamımızın tek gayesini hatırlatıyor. Sevgiyi.

Hepimiz bir tek kişiyiz, bir tek.
Ne diye böyle şaşı olmuşuz?
Haydi şu benlikten kurtul, herkesle birleş.
Kendinke kakdıkça bir damlasın,
Herkesle birleşirsen, okyanussun.

Esma Ünal 
07 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Güllerle bir arayış. Bu arayış boş bir arayışta değil oysa sevgiyi, merhameti, mutluluğu, iyiliği arayış peki bu arayış ne buluyor tabiki Tanrıyı beyaz güle göre ise Allah'ı çünkü o heryerde kalbimizde en derin yerde. Tasavvuf anlayışına farklı bir tat katan yazar anlaşılır, sade bir dille anlatmış okumaya değer doğrusu...

29 dile çevrilmiş, 40 ülkede satışa çıkmış bir roman bilgisi doğru ise ya ben kitaptan anlamıyorum ya da diğerleri....bundan daha güzel kitaplar okudum ki Türkçeden başka dile çeviri yapılmamıştır. Kolay okunuyor belki sebep budur.

CANAN 
20 Tem 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

serdar özkan kitaplarını daha çok kendini geliştirme ve egoyu yok etme amacıyla yazmış.daha çok felsefi sözler içeriyor felsefeyi seviyorsanız

Canan B. 
03 Ara 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

yazarın bu kitaptaki anlatış tarzını seviyorum.

Melike AKAY 
 24 Mar 00:33 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ve biz kalbimize sadece kendi benliğimizi ve kendi benliğimizin tutkularını yerleştirdiğimiz zaman, Tanrı o eve girmez. Çünkü Tanrı temizdir, güzeldir ve ancak güzel, temiz bir yerde konaklar. Onun için kalbimizi sürekli temiz tutmamız lazım. 'Temiz kalp' diye bir şey yoktur, 'temiz tutulan kalp' vardır. Bize bakın, gövdelerimizin temiz kalması için düzenli olarak sulanmamız gerekiyor. Insanlar da aynı değil mi? Bedenlerinin temiz kalması için düzenli olarak yıkanıyorlar. İşte kalp de böyledir. Sürekli temizlenmesi gerekir. Hatta kalpler bedenlerden daha sık,daha çabuk kirlenir. Kalbi kirleten şey benliktir, egodur. Kendi benliğimizi ve ondan gelenleri kalbimize koyduğumuz zaman, kalbimiz kirleniyor. Ve onu temizleyen tek şey vardır. O da sevgi.
Yeryüzündeki bütün güzel duyguları almış bu hikayeye koymuş ve okurlara sunmuş Serdar Özkan. Her bir cümlenin altını çizecek kadar muhteşem bir kitap!

2 /

Kitaptan 35 Alıntı

Dünyanın beğenilme arzusu üzerine döndüğünü anladığım gün kendime sormuştum:
Neden? Neden bu kadar çok istiyoruz bunu?

Kayıp Gül - Ekim Yağmurları, Serdar ÖzkanKayıp Gül - Ekim Yağmurları, Serdar Özkan
Ebrar Nur 
27 Eki 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hayatı çözebilecek olsaydım, işte bunu bilmek isterdim, mutluluğun sırrını. Ama anlık, gelip geçen, güneş karşısında kar tanesi gibi eriyip giden mutlulukların değil, gerçek mutluluğun sırrını bilmek isterdim. Gece gündüz bütün insanlık olarak aradığımız, var olduğunu içten içe sezdiğimiz ama bir türlü bulamadığımız mutluluğun.

Kayıp Gül - Ekim Yağmurları, Serdar ÖzkanKayıp Gül - Ekim Yağmurları, Serdar Özkan
Aleyna 
05 Nis 18:33 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

Dıştaki hiçbir şeyin kalıcı olmaması, Tanrı'nın bize büyük bir hediyesi aslında. Güllerin solması, gençlerin yaşlanması, güçlünün zayıflaması, annelerin, babaların ölmesi... Tanrı dıştaki her şeyin bir gün gitmesini sağlayarak, bizi, içimize bakmaya, değer verdiğimiz, arzuladığımız şeylerin, dış dünyadaki gölgelerini değil, içimizdeki asıllarını bulmaya zorluyor. Örneğin mutluluk. Mutluluğun dışımızdaki gölgelerini değil, içimizdeki aslını bulmamızı istiyor ki, mutluluğumuz gerçek ve kalıcı olsun.

Kayıp Gül - Ekim Yağmurları, Serdar Özkan (Sayfa 53 - Artemis Yayınları)Kayıp Gül - Ekim Yağmurları, Serdar Özkan (Sayfa 53 - Artemis Yayınları)

Kalbi kirleten şey benliktir, egodur. Kendi benliğimizi ve ondan gelen şeyleri kalbimize koyduğumuz zaman kalbimiz kirleniyor. Ve onu temizleyen tek şey vardır, o da sevgi.
Çünkü bir şey en çabuk zıddıyla giderilir. Örneğin siyah rengi açmanın en hızlı yolu içine beyaz katmaktır. İşte aynı şekilde, egonun, ben'in karanlığını gidermenin yolu da içine ben'in zıddını, yani sen katmaktır. Sevmek ise sen demenin en güçlü şeklidir.

Kayıp Gül - Ekim Yağmurları, Serdar ÖzkanKayıp Gül - Ekim Yağmurları, Serdar Özkan
MerveDemir 
 11 Oca 00:13 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Aslında tek ihtiyaç duyduğum ve aradığım şeyin sevilmek olduğunu fark etmiştim. Geriye kalan her şey ise onun bir türeviydi sadece.

Kayıp Gül - Ekim Yağmurları, Serdar Özkan (Artemis)Kayıp Gül - Ekim Yağmurları, Serdar Özkan (Artemis)

Ne kadar zormus, bir seye inanmak, deger vermek, ama baska sekilde yasamak. bir seyi sevmek, saygi duymak, ama o sevgiye, saygiya ihanet eder sekilde davranmak. dogruyu bilmek, ama bile bile yanlisi secmek.....

Kayıp Gül - Ekim Yağmurları, Serdar ÖzkanKayıp Gül - Ekim Yağmurları, Serdar Özkan

Sevgi kalple ilgilidir, kalbinle ilgili bir şeyi neden zihnine sorasın ki? Her kalbi durum, bir hissediştir, tadılan bir haldir.O hali hissediyorsan, tadıyorsan, zaten kalbin sana cevabı çoktan vermiştir. Aklına sormana ya da anlamaya çalışmana gerek kalmaz. Kalple ilgili bir şeyi zihin nasıl anlayabilir, nasıl tanımlayabilir ki?

Kayıp Gül - Ekim Yağmurları, Serdar ÖzkanKayıp Gül - Ekim Yağmurları, Serdar Özkan
Ebrar Nur 
27 Eki 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sevmemiz. Sevmemiz gerekiyordu. Çünkü bir damla diğer damlalara 'okyanus için' duyduğu sevgiyle okyanus olabilirdi ancak.
Peki diğer damlaların özü, bizim özümüzle aynıyken, sevmek neden bu kadar zor oluyordu ki? Özümüz birken, birbirimizi neden çekemiyor, neden küçümsüyor, neden birbirimize düşman oluyorduk?

Kayıp Gül - Ekim Yağmurları, Serdar ÖzkanKayıp Gül - Ekim Yağmurları, Serdar Özkan
4 /