Kayıp Gül - Ekim YağmurlarıSerdar Özkan

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.776
Gösterim
Adı:
Kayıp Gül - Ekim Yağmurları
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051421216
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Artemis Yayınları
65'i aşkın ülkede 44 dilde okunan Türk romancı Serdar Özkan'ın yeni kitabı Kayıp Gül "Ekim Yağmurları" hayata, kendinize ve AŞK'a bakışınızı değiştirecek.

Kitapları, Penguin (ABD), Random House (İngiltere), Hachette, Bertelsmann, RCS Libri gibi, dünyanın en seçkin ve prestijli yayınevleri tarafından yayınlanan Serdar Özkan'ın yeni romanı yüreğinizi ısıtacak.

"Daha ilk kitabının bütün dünyada Simyacı, Küçük Prens ve Martı gibi klasiklerle kıyaslanması bir romancı için sık rastlanan bir durum değil."
-Deccan Herald, Hindistan-

"Bu romanın bizi birleştirmeye gücü var."
-TVA Televizyonu, Kanada-

"Serdar Özkan ismi şimdiden Paulo Coelho, Richard Bach ve hatta Antoine de Saint-Exupéry ile birlikte anılıyor."
-Corriere della Sera, İtalya-

"Türklerin Küçük Prens'i tüm dünyayı büyülüyor."
-Helsinki Sanomat, Finlandiya-
(Tanıtım Bülteninden)
"Toprağı arayan gül,
Güneşi arayan ışık,
Okyanusu arayan damla için..."

Öncelikle söylemek istediğim şey şu, Ekim Yağmurları kesinlikle boş bir kitap değil. Değil, fakat boş bir kitap olmaması çok da nitelikli bir kitap olduğu anlamına gelmiyor maalesef. Özellikle Kayıp Gül'ü ve Ölümsüz Kalp'i okuduysanız Ekim Yağmurları'nı okumanıza çok da gerek olmadığını söyleyebilirim sanırım.

Serdar Özkan'ın bana göre en büyük sıkıntısı devamlı kendini tekrar etmesi. Tamam, Kayıp Gül'de güzel bir konu işledin, zıtlıkları ele aldın, bir insanın kendi içindeki iyi tarafı keşfetme yolculuğunu anlattın, bazı çevrelerce kitabın Küçük Prens, Simyacı, Martı gibi büyük kitaplarla kıyaslandı, bu reklamların önemli derecede katkısıyla çok satanlara girdin vs. vs.
Bunların hepsi tamam ama daha sonra çıkan kitaplarında da hep aynı konu üzerinden gitmekle yazar biraz kolaya kaçmış diye düşünüyorum. Galiba baktı konu iyi tutuyor, "Bir Kayıp Gül Romanı" diye diye devam etmiş diğer kitaplarına da. Diyelim yazarın bunu yaparkenki amacı bir nevi kitap serisi ortaya çıkarmaktı. (Tutulan kitaplar için devam kitapları yazılması da genel ve sık rastlanır bir durumdur zaten.) Ama burada yazarımız bir kitap çıkardıktan sonra ardından çıkardığı diğer kitaplarda da sürekli aynı tema etrafında dönüyor. Konu güzel mi, güzel. Evrensel değerler mi anlatılmış, evet. De ben zaten bu kitapta verilmek istenen mesajı Kayıp Gül'de ve Ölümsüz Kalp'te fazlasıyla almışım. Ne gerek vardı bir de Ekim Yağmurları'na, demeden edemiyor insan.

Bu nedenle ben ek diyebileceğim bu kitaba çok da gerek olmadığını, kitabın satış yapmak, bir kitap daha çıkarmış olmak amacıyla yazılmış olduğunu düşünüyorum.

Gelelim kitabın konusuna.
Dediğim gibi kitap Kayıp Gül'ün devamı niteliğinde. Ana karakterimiz Diana, ressam bir çocukla tanışıyor Kayıp Gül'de, Mathius. Çeşitli olaylar zincirinden sonra bir ilişki başlıyor aralarında. Ekim Yağmurları'na geldiğimizde ise Diana'nın yeni bir yolculuğa çıkması gerekiyor. Kendini arayışına devam ediyor çünkü. Annesinin mektupları devam ediyor. Bunun için Diana İzmir'e, Efes'e geliyor. Hem Artemis Tapınağı'nı hem Meryem Ana'yı bir arada görüyor burada.

Anlatılanlara göre, Artemis kibrin, benliğini yüceltmenin sembolüyken Meryem Ana tevazunun, alçakgönüllülüğün sembolü. Ve yazar insanın her ikisini de kendisinde barındırdığını söylüyor.

Diana Efes'te bir dedeyle tanışıyor, Bedrettin Dede. Bedrettin Dede de Zeynep Hanım gibi güllerin konuşmasını duyabiliyor. (Kayıp Gül'ü okuyanlar güllerin konuşması olayını bilirler, bu kısmı anlatmak birazcık zahmetli geldi şu anda.) Ve Diana, Bedrettin Dede aracılığıyla gülleri dinliyor. Güllerin anlattıkları da yine insanın içindeki zıtlıklar, kibir ile tevazu, iyi ile kötü gibi kavramlarla alakalı.

Mathius'a gelirsek açıkçası bu kitapta Mathius, Diana'dan daha çok ilgimi çekti. Aslında başta Diana'nın planı (daha doğrusu her ikisinin planı) Efes'e birlikte gitmek. Ama Mathius o sıralar bazı şeyler düşünmeye başlıyor. Kafasına takılan bazı şeyler var. Sahilde gördüğü bir dilenciye "Neden sürekli beğenilmek istiyoruz?" diye soruyor. Sürekli aklında bu soru. "Neden beğenilmek istiyoruz?" Mathius insanın hayattaki temel amacının beğenilmek olduğunu düşünüyor. Bu beğenilme kaygısı üzerine o kadar çok düşünüyor ki Diana ile beraber Efes'e gitmekten vazgeçip kendi yolculuğuna çıkmaya karar veriyor.

Ama buradan sonra yazar Mathius'a bir daha değinmiyor, Mathius'un yolculuğunu anlatmıyor. Halbuki bana göre asıl anlatılması gereken Mathius'un düşünceleri, yolculuğuydu.

Her neyse, uzun lafın kısası ille de bir Serdar Özkan kitabı okuyayım, yazarla bir tanışayım diyorsanız Kayıp Gül'ü okuyun. (Biraz daha masal tadında bir şey istiyorsanız Ölümsüz Kalp de fena değildir ama fazla çocuksu gelebilir, bilemiyorum.) Ekim Yağmurları'nı okumayın demiyorum kesinlikle. Ama özellikle tavsiye ettiğim bir kitap mı, hayır.

Keyifli okumalar dilerim.
Ve biz kalbimize sadece kendi benliğimizi ve kendi benliğimizin tutkularını yerleştirdiğimiz zaman, Tanrı o eve girmez. Çünkü Tanrı temizdir, güzeldir ve ancak güzel, temiz bir yerde konaklar. Onun için kalbimizi sürekli temiz tutmamız lazım. 'Temiz kalp' diye bir şey yoktur, 'temiz tutulan kalp' vardır. Bize bakın, gövdelerimizin temiz kalması için düzenli olarak sulanmamız gerekiyor. Insanlar da aynı değil mi? Bedenlerinin temiz kalması için düzenli olarak yıkanıyorlar. İşte kalp de böyledir. Sürekli temizlenmesi gerekir. Hatta kalpler bedenlerden daha sık,daha çabuk kirlenir. Kalbi kirleten şey benliktir, egodur. Kendi benliğimizi ve ondan gelenleri kalbimize koyduğumuz zaman, kalbimiz kirleniyor. Ve onu temizleyen tek şey vardır. O da sevgi.
Yeryüzündeki bütün güzel duyguları almış bu hikayeye koymuş ve okurlara sunmuş Serdar Özkan. Her bir cümlenin altını çizecek kadar muhteşem bir kitap!
65'i aşkın ülkede 44 dilde okunan Türk romancı Serdar Özkan'ın yeni kitabı Kayıp Gül "Ekim Yağmurları" hayata, kendinize ve AŞK'a bakışınızı değiştirecek.

Kitapları, Penguin (ABD), Random House (İngiltere), Hachette, Bertelsmann, RCS Libri gibi, dünyanın en seçkin ve prestijli yayınevleri tarafından yayınlanan Serdar Özkan'ın yeni romanı yüreğinizi ısıtacak.
Kitap tek kelimeyle HARIKA! Sevginin, mutlulugun, sevkatin ve huzurun kaynagini uzaklarda aramamak gerektigini farkli bir sekilde anlatarak insani kendi icine cekiyor kitap adeta.. Öykü öyle bir yazilmiski, insan etkisi altinda kaliyor. Yaradilisimiza anlam katan ne varsa kaynagina...özüne inmenin kilavuzlugunu yapiyor adeta bu öykü.. Mutlaka okunmasi gereken bir kitap.
Güllerle bir arayış. Bu arayış boş bir arayışta değil oysa sevgiyi, merhameti, mutluluğu, iyiliği arayış peki bu arayış ne buluyor tabiki Tanrıyı beyaz güle göre ise Allah'ı çünkü o heryerde kalbimizde en derin yerde. Tasavvuf anlayışına farklı bir tat katan yazar anlaşılır, sade bir dille anlatmış okumaya değer doğrusu...
Kayıp Gül serisinin üçüncü kitabı. Beni ne yazık ki ilk kitap kadar etkileyemedi. Yazar üç kitap boyunca çok fazla tekrara düşmüş bu yüzden biraz sıkıcı yanları vardı. Ama vermek istediği mesaj çok güzel ve bunu akıcı bir dille aktarıyor. Kolay okunan bir seriydi.
Kitapla ilgili bazı önyargılarım vardı lakin okuduktan sonra gerçekten sevdim.Serdar Özkan'ın okuduğum ilk kitabıydı, keyifle okudum. 'Kişi kendini bulmak için önce kaybetmeli' düşüncesine daldım zaman zaman. Tavsiye ederim iyi okumalar.
29 dile çevrilmiş, 40 ülkede satışa çıkmış bir roman bilgisi doğru ise ya ben kitaptan anlamıyorum ya da diğerleri....bundan daha güzel kitaplar okudum ki Türkçeden başka dile çeviri yapılmamıştır. Kolay okunuyor belki sebep budur.
Resmen okuyamadım. serinin ilk kitabını bir solukta okumuş ve çok etkilenmiştim ama yazar aşırı tekrara düşmüş. Felsefik ve tasavvufi olmaya çalışılmış ama olmamış. Çok basit ve yapmacık geldi.
Serinin devamı niteliğindeokuduğum ikinci kitaptı. Kayıp gülün tadını tekrar yaşattı. Efes'e gittikten sonra okumuş olmak üzdü beni. Önce okusam ziyaret ettiğimde kesinlikle anardım onları.
kayıp gül, serdar özkanın çıkış kitabıydı, bestsellerde yer aldı, severek okudum. güzel bir kitapdı, evet evet güzeldi öyle hatırlıyorum, konusu neydi yav :)
Dünyayı sevgi ve iyilik kurtacak...bazı bölümlerde kitap kendini tekrarlasa da kalemini konuşturmuş serkan özkan diğer kitaplarını okuma listeme çoktan ekledim:)
Geceleyin denize yansıyan ay ışığını sevdiğimizde, aslında güneşi sevmiş oluyoruz biz, farkında olsak da olmasak da. Gözümüz sadece Ay'ı gördüğü için ay ışığının aslında Güneş ışığı olduğu aklımıza bile gelmiyor belki. Güneş bunu görünce belki biraz inciniyor, belki bize kırılıyor biraz, onun ışığını sevdiğimiz halde onu unuttuğumuz için.
Hayatı çözebilecek olsaydım, işte bunu bilmek isterdim, mutluluğun sırrını. Ama anlık, gelip geçen, güneş karşısında kar tanesi gibi eriyip giden mutlulukların değil, gerçek mutluluğun sırrını bilmek isterdim. Gece gündüz bütün insanlık olarak aradığımız, var olduğunu içten içe sezdiğimiz ama bir türlü bulamadığımız mutluluğun.
Sevgi kalple ilgilidir, kalbinle ilgili bir şeyi neden zihnine sorasın ki? Her kalbi durum, bir hissediştir, tadılan bir haldir.O hali hissediyorsan, tadıyorsan, zaten kalbin sana cevabı çoktan vermiştir. Aklına sormana ya da anlamaya çalışmana gerek kalmaz. Kalple ilgili bir şeyi zihin nasıl anlayabilir, nasıl tanımlayabilir ki?
Sevmemiz. Sevmemiz gerekiyordu. Çünkü bir damla diğer damlalara 'okyanus için' duyduğu sevgiyle okyanus olabilirdi ancak.
Peki diğer damlaların özü, bizim özümüzle aynıyken, sevmek neden bu kadar zor oluyordu ki? Özümüz birken, birbirimizi neden çekemiyor, neden küçümsüyor, neden birbirimize düşman oluyorduk?
İnsanlara güvenmekte zorlanacaktık. Sadece dış yüzümüz gülümseyecekti onlara. İçimiz ise başkalarının bizi incitmiş olduklarını bir yere not düşmüş olduğundan, hiç gülümsemeyecekti. İçimiz mutsuz, kırgın, kızgın olacaktı, dışımız sürekli gülse bile...
İçimizde bitmek tükenmek bilmeyen bir mutluluk özlemi var. Sürekli bir arayış içindeyiz. Hep bir şeyler arıyoruz ne aradığımızı bilmeden. Bizi mutlu edecek şeyi bulmak istiyoruz. Ama ne yazık ki mutluluklar hep gelip geçici, anlık. Gölgeler gibi zamanla kaybolup gidiyor.
Dünyanın beğenilme arzusu üzerine döndüğünü anladığım gün kendime sormuştum:
Neden? Neden bu kadar çok istiyoruz bunu?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kayıp Gül - Ekim Yağmurları
Baskı tarihi:
Ekim 2012
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051421216
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Artemis Yayınları
65'i aşkın ülkede 44 dilde okunan Türk romancı Serdar Özkan'ın yeni kitabı Kayıp Gül "Ekim Yağmurları" hayata, kendinize ve AŞK'a bakışınızı değiştirecek.

Kitapları, Penguin (ABD), Random House (İngiltere), Hachette, Bertelsmann, RCS Libri gibi, dünyanın en seçkin ve prestijli yayınevleri tarafından yayınlanan Serdar Özkan'ın yeni romanı yüreğinizi ısıtacak.

"Daha ilk kitabının bütün dünyada Simyacı, Küçük Prens ve Martı gibi klasiklerle kıyaslanması bir romancı için sık rastlanan bir durum değil."
-Deccan Herald, Hindistan-

"Bu romanın bizi birleştirmeye gücü var."
-TVA Televizyonu, Kanada-

"Serdar Özkan ismi şimdiden Paulo Coelho, Richard Bach ve hatta Antoine de Saint-Exupéry ile birlikte anılıyor."
-Corriere della Sera, İtalya-

"Türklerin Küçük Prens'i tüm dünyayı büyülüyor."
-Helsinki Sanomat, Finlandiya-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 441 okur

  • Hafsa Sultan Akcan
  • Hüda sarı
  • Dmt Klç
  • Sevil Erdoğmuş
  • Esen Beste Güzel
  • Ceyda Özden
  • Duru Hamide
  • Meltem Kara
  • Kevser İnci
  • Onurhan TALAN

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5
14-17 Yaş
%3.1
18-24 Yaş
%26.9
25-34 Yaş
%30.6
35-44 Yaş
%22.5
45-54 Yaş
%9.4
55-64 Yaş
%0.6
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%83.2
Erkek
%16.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.7 (34)
9
%17.3 (17)
8
%13.3 (13)
7
%11.2 (11)
6
%5.1 (5)
5
%10.2 (10)
4
%3.1 (3)
3
%1 (1)
2
%0
1
%4.1 (4)