Kaza Süsü

·
Okunma
·
Beğeni
·
1878
Gösterim
Adı:
Kaza Süsü
Baskı tarihi:
Ekim 2010
Sayfa sayısı:
55
Format:
Karton kapak
ISBN:
9753481020
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Yayınları
Baskılar:
Kaza Süsü
Kaza Süsü
Kaza Süsü
...Ölü askerin miğferinden güvercine serin su içirten bir mizah, işte Sunay Akın tavrı.
...O matara, o miğfer, o su, o güvercin... Daha ne diyeyim... Zarı atıyorum.
-Cemal Süreya-
(Arka Kapak)
55 syf.
·2 günde·9/10
Yazarın okuduğum ilk “şiir” kitabı. Ben çok beğendim aslında yazarın tarzını beğeniyorum belirli bir uyak düzenine uymadan kelimelerle oynayarak yazıyor, cümlelerin içine yuvarladığı anlamı seviyorum ben (Balıkla Deniz tutmaya gitmek vs..). Adı gibi içi de hüzün dolu bir kitap..

Nazım Hikmet,
Can Yücel,
Atillâ İlhan,
Cemal Süreya,
Edip Cansever,
Orhan Veli...
Bu şairlere de şiirsel bir atıfta bulunuyor,en güzel sayfaydı diyebilirim... Sevgiyle kalın.


Bilmeyenler için şöyle küçük bir alıntı paylaşayım; ( ben de bilmiyordum^^)

Sunay Akın ilk şiirini 9 yaşında meteoroloji müdürlüğünde çalışan bir memurun kızına yazar. Kızın isminin baş harflerinin dizelerini oluşturduğu şiiri evlerinin terasında bulunan odunluk kapısının iç kısmına yazar. Kız balkona geldiğinde odunluğun kapısını açar. Mahsusçuktan!?
Ama şiir kızın gözüne hiçbir zaman takılmaz. Sunay Akın yıllar sonra bir Şairdir artık.Çocukluğunun geçtiği Trabzona gittiğinde sert geçen bir kışta, içindeki odunlarla birlikte kapının da sökülüp yakıldığını öğrenir. Şairin ilk şiiri hava muhalefeti nedeniyle kayıptır.
55 syf.
·Beğendi·10/10
Yıl 2009, annem ile oturmuşuz bir gece vakti, Beyaz Show izliyoruz. Bir şair/yazar varmış konuğu. Hiç de duymuş değilim adını, sözde kitapseverim ya nasıl duymam demek ki çok da iyi yazar değilmiş diyorum. Sevgili Sunay Bey Kız Kulesini çok severmiş;
("Boğaz'dan geçen gemilere
engel olmasın diye
İstanbul'un saçlarını toplayan
beyaz bir tokadır Kız Kulesi" dediğini ve Kız Kulesi isimli bir şiiri olduğunu da çok sonra öğrenecektim.) Beyaz da ona sürpriz yapmak için Kız Kulesinin ışıklarını yakıp söndürüyor "Istanbul'un en güzel kızı sizin için göz kırpıyor bugün Sunay Bey" diyerek. Sunay Akın'dan gelen cevap ise; "Ben eşimi evde oturmuş beni izliyor sanıyordum, meğer Kız Kulesinde imiş." Yahu, dedim, anne kimmiş bu adam bi bakalım.

Karşıma çıkan ilk dizeler ile birlikte hayranlığım başladı. Okudukça, onun dünyasını keşfe çıktıkça katlanarak arttı hayranlığım. Kitapları yetmiyor, kendi beğendiğim sözlerini dosyalarda topluyor, çıktısını alıyor ve yanımda taşıyordum. Gerçi taşımama da gerek yoktu, ezberlemiştim hepsini. Hâlâ bilirim büyük çoğunluğunu o dizelerin.

Çok derin dizeler. Çok anlamlı. Hızlıca okunabilen ama kesinlikle sindire sindire okununca büyük bir şok etkisi yaratan dizeler bunlar. Beyni çok farklı ve çok özel çalışıyor Sunay Akın'ın. Öyle güzel ve öyle özel bağlantılar kurabiliyor ki hiç alakasız olaylar arasında, şaşırmaktan başka şansı kalmıyor insanın. Oyuncak Müzelerini saymıyorum bile. Ve hazırlık aşamasında olduğu nice muhteşem projeyi. Idolum olarak anlatmıştım lisedeyken bir sunumda kendisini. Hayranlığımı nasıl dile getirdiysem artık, bir arkadaşımın büyük uğraşlar sonucu kilometrelerce uzaktan getirttiği muhteşem hediyesi ile almıştım ödülümü; https://i.hizliresim.com/oOoVER.jpg

Aradan yıllar geçti, bir gece vakti, üstelik bu aralar pek kitap okuyamaz ve inceleme yazamazken neden yazıyorum bunları? Neden anlatıyorum? Kendim de bilmiyorum belki de. Belki de kapı eşiğine tek başımıza zor sığsak bile yalnız olmadığımızı, sevdiğimiz şairler ve yazarların ve sevdiğimiz onca şiir ve hikayenin bizle olduğunu hatırlamaya ihtiyacım vardı. Bazı şeylerin değişmeyeceğini, hep çocuk kalmamız gerektiğini haykırmaya belki de. Ben de bilmiyorum. Bilmek istiyor muyum? Onu da bilmiyorum.
55 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitap incelemesinden ziyade Sunay Akın hakkında fikirlerimi yazdığım bir yazı olacak.Sunay Akın şöyle şairdir,böyle iyi yazardır falan demeye gerek duymuyorum.Çünkü Edebiyat ve Sanat anlamında çok üzüldüğüm konuların başında gelir bu konu.

''Bir insanın zenginliği hisse senetlerinde değil, hissi senetlerindedir.'' demiş olan biri,kurduğu cümlenin hakkını ne kadar vermiştir?
Parayı,pulu elinin tersiyle itip baba mirası köşkünü ''Oyuncak Müzesi'' yapan sonra da Dünya'da ve Avrupa'da başarılar kazanan bir müze haline getirmiştir orayı.
Türkiye'de ne kadar haber oldu?
Tabi ama bizim gündemimiz yoğun burası Ortadoğu falan,filan.Bunları duydukça aklıma Nietzsche'nin sözü geliyor, ''Bir ülkede edebiyat ve sanattan çok siyaset konuşuluyorsa o ülke üçüncü sınıf bir ülkedir."
İstanbul Oyuncak Müzesinde, 1863 yılında Thomas Nast tarafından çizilen ilk Noel baba karikatürünün orjinali,Charlie Chaplin'in Dünya da yalnızca bir adet bulunan-kendisine özel olarak hediye edilmiş oyuncağı,Ay'a giden Türk bayrağı gibi özel dünya da yalnızca burada olan şeyler bulunuyor.Bunun yanı sıra Alman,İtalyan,Fransız eğitim sisteminin tek bir oyuncakla anlatıldığı tarihi oyuncaklarda var.Her biri çok önemli ve bize dünya'da da saygınlık katacak şeyler iken,Barack Obama'nın danışmaları bile merak edip gitmişken bizim haberimiz bile yok,niye? ''Burası Ortadoğu.'' Yaşadığım coğrafya'nın neresi olduğunu bilmiyor muşum gibi insanların bana sık,sık söylediği şey bu.
Antalya ve Gaziantep'te de kurduğu oyuncak müzesi şimdi Samsun'a da yapılıyor.Bunun dışında İstanbul'a ''Masal Müzesi'' açma girişiminde.Yine İstanbul'da bulunan ''Oyun Müzesi'' mahkemede.Sebep, arsa Diyanete aitmiş de falan.Diyelim ki Diyanet'e ait,böyle girişimlere destek olmak gerekirken çocukların hayallerinin geliştiği bir yeri kapatmak el koymak mı çözüm? Bunları neden yapıyor peki,çok mu para kazanıyor ? Hayır tam tersi kitaplardan gelen geliri de bu müzelere gidiyor.Kendisi ''Benim ne yapmaya çalıştığımı çok daha sonra anlayacak bu toplum.'' der. Kendisiyle 3 kez konuşma fırsatı buldum,mütevaziliği,sempatikliği her şeyden önce yüreği güzel adamın. Yetiştirdiği insanlarda dahi bunu görmek mümkün,öğrencilerinin bir çoğunu tanıyorum ve ''Sunay Akın yetiştirmiş'' diyorum çok net bir şekilde. Zamanında bu ülkenin Televizyon tarihinin en kaliteli işlerinden birini yaptı bana göre. ''Sunay Akın'la Hayat Deyince.'' Yayın hayatı çokta uzun sürmeyen bu programı izlemek,kitaplarını okumak eğer fırsat varsa gösterilerine gitmek gerekir neden onu bu kadar övdüğümü anlamak için.
Ülkemizde çok Aydın geçinen var gücünü insanların değerlerine saldırmaktan alan,araya da iki bilimsel makale sıkıştırdın mı tamam. Belki de bu kan emiciler sayesinde gerçek aydınlar fırsat bulamıyor bilemem. Ama hangi televizyon programını açsam her yerde bir aydın geçinen,herşeyi bilen var.İşin daha acı tarafı bazı insanların hipnoz edilip bu kan emicilerin Aydın sıfatını hak ettiğine gerçekten inanmaları. Tek dileğim,umudum ''Sunay Akın'' gibi insanların artması ve bu ülke de daha fazla yer bulmaları...
55 syf.
Bana göre Sunay Akın ne yazsa okunur, ne anlatsa dinlenir. Şiirlerindeki o değişik lirik tarz, hikayelerinde yaşattığı metaforlar ve sonunu mutlak bir hayrete bağladığı ilintiler, "bak bu da buymuş" dediğiniz, okuduğunuzdan duyduğunuz garip haz. bütün kitapları elimde, bütün şiirlerini bilirim. o kadar takipteyim. tek hayıflanmam, bir kez bile dinletilerinden birine gidememiş olmamdır. her seferinde nöbetlerime denk geldi.
gelelim kitaba. çok güzel şiirleri var içinde. duygulanmamanız, bir şeyleri hatırlamamanız ya da anmamanız mümkün değil. incecik zaten atın çantanıza, ufacık bir boş vaktinizde bir kıta okusanız, anınızın değişeceğine inanıyorum. sadece bu kitabını değil, bütün kitaplarını tavsiye ettiğim bir yazar/şair, samimi bir anlatıcı, iletişimci, aynı zamanda gerçek bir aydın. bitirdim tamam. keyifli okumalar.
61 syf.
·Beğendi·10/10
Rüzgar
Savaş alanında
silahların sustuğu saatlerde
mektup yazacak ailesi olmayan askerin
yaptığı gemiyi yüzdürür
arkadaşının kan
gölünde....
55 syf.
·8/10
İkinci Yeni ruhunun taşıyıcısı Sunay Akın’dan yine anlam yoğunluklu ve metaforik şiirler...

Sunay Akın’ın şiirlerini “şirin” olarak tanımlıyorum. Ardında bıraktığı gülümseme çok hoş zira.

Kaza Süsü’nün bendeki nüshası sadece imzalı değil aynı zamanda bir de gemi çizimi taşıyor Sunay Akın’ın elinden. Hayallerimizi başka dünyalara taşıyan yelkenli bir gemi.
55 syf.
·1 günde·10/10
50 sayfacık bir kitap. Ama içi çoğu 500 sayfalık kitaptan daha dolu dolu. Her bir söz, her bir söz içinize işliyor. Bazen içiniz yanıyor. Su arıyorsunuz içinizde ki yangını söndürmek için.
Bazen de arkanızı dönüyorsunuz, geçmişin kokusu burnunuzda gölgesi arkanızda...
55 syf.
·Beğendi·9/10
Halikarnas Balıkçısı yani bilinen ismiyle Cevat Şakir Kabaağaçlı nasıl ki denizi seviyor, nasıl ki Ege hatta Bodrum aşığıdır; Sunay Hocamda da öyle bir Deniz aşkı var ki bu devam ediyor. Hani fırsatınız varsa ve Sunay Akın okumak size mutluluk veriyorsa bir de sahile gidip okuyun, lezzetini alın derim efendim.
Adam nasıl ki seviyor denizi; nasıl ki bağlı ve aşık. Şehiriçi Vapur Hatları oluyor size Şiiriçi Vapur Hatları. Alıyor ilk sırayı İstanbul. Almaz mı? Bu gğzel ülkenin en nadide şehri yaraşırdı zaten ilk sıraya, bizatihi öyle de oldu. Haliyle kitaptaki en sevdiğim şiir de 'Şiiriçi Hatları Vapuru' oldu.
Sunay Akın okumak çok güzel hissettiriyor insana. Sait Faik sonrası Sunay Akın okuyarak devam edeceğimi de anladığınızı düşünüyorum şimdiden. Tabi günün 6. kitabı olduğu için artık yavaş yavaş uyku moduna girmemin de bir sakıncası olmadığını düşünerek cümleten mutlu geceler diliyorum efendim..
55 syf.
·Beğendi·9/10
ortaköyde sahaflarda kitap bakınırken, cem yayınevi 1.baskısını görüp ağzımın suyunu akıttığım şiir kitabıdır. o gün orda aynı zamanda burhan toprak-yunus emre divanı'na bakıyordum ve tam ikisini de alamadan çıkacakken, hayli zamandır kitap sponsorluğumu yapan ablamın -sağolsun, var olsun- sayesinde iki kitabı da hediye olarak çuvala atmış bulundum. ben lise yıllarımdan beri aralıksız okurum sunay akın'ı. şiirleri bana kendimi garip hissettiren bir şairdir. daha önce okumadıysanız standart gelmeyecektir sizlere eminim ki. çocuk olmadığını bildiğiniz ama büyüyememiş birinin yazdıkları gibi hissedersiniz çocu zaman. devirir durur cümleleri içinizde bir yerlere. kendisinde ve sizde keşifler yaptırır küçücük anlarla... hem şairi hem kendinizi yaşarsınız kısa ve tatlı bir şekilde. çoğu zaman gülümsetir yüzünüzü. bazen de güzel güzel hüzünlendirir ve düşündürür sizi. ben şaire beslediğim özel ilginin dışında objektif bakamayabilirim belki ama kaza süsü'nde defalarca okumaya değer tam yirmi adet şiir var, gerçekten okumanızı öneririm.
55 syf.
·Beğendi·8/10
Klişeleşmişti onun için ilk defa okuyorsa "Okuduğum ilk ...'ın kitabı" diye söze girmeye. :) İşte yine öyle bir günde ilk Sunay Akın kitabını hayatıma kaydederken hafızamıza kazıyacağımız çok güzel şiirler bırakıyor bence. En çok da Şiiriçi Hatları Vapuru...
61 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Sunay Akın ı bir de şiirsel yönden görmek güzeldi.
Farklı nüanslara değinilen, arka planda kalan gerçeklikleri göz önüne seren ve aynı zamanda farklı manaları hissedip şiirsel havanın ahengini yaşatan bir eserdi.
Bir sen gelecektin bana
Senden Başka herkes geldi
Zamanı mı gelmedi
Gelişinin
Uzakmisin yollarmı kapalı
Vapurumu kaçırdın trenimi
Seferler mi iptal oldu
Zaman tükeniyor sensiz bir başıma
Ne bileyim özlüyor istiyorum seni işte ...
Beyaz adam
özgürlük gibi adaleti de
bir kadın heykeliyle simgeledi
ama elinde terazi tutan
zavallı kadın
gözleri bağlı olduğu için
kendisine tecavüz edenin
kim olduğunu göremedi...
Sunay Akın
Sayfa 59 - Generalim-Beyaz Adam
Nazım Hikmet vapuru
deniz ile arasına
dökülen asfaltı kırar
özgürlüğüne kavuşturur
salacak iskelesini
batmak pahasına

Can Yücel vapuru
alaycı bir düdük çalar
savaş gemilerine
ki rakı şişeleri asılıdır
can simitlerinin
yerine

Attila İlhan vapuru
keyifle yarar suları
içinde çünkü sevgililer öpüşür
ve güvertesinde
sigarasını rüzgara karşı yakan
bir katil üşür

Edip Cansever vapuru
denize yansıyan
otel ışıkları altında
gider gelir Boğaz'ın en uzak
iki iskelesi
arasında

Orhan Veli vapuru
evlerine taşırken
telaş içindeki insanları
küpeştesinden atılan
simitleri kapışır
martı kuşları

Cemal Süreya vapuru
akşamüstleri giyince
ışıklı elbisesini
ince bir duman savurarak havaya
dansa kaldırır
kız kulesini
Sunay Akın
Sayfa 44 - Şiiriçi Hatları Vapuru
Hiçbir genç kız
taşımıyor kolyesinde
sevgilisinin fotoğrafını
ama ölüm
sayfaları oyulmuş
bir aşk romanının
içine gizliyor
tabancasını...
Son dileği
asılacağı ipin üstünde
yürümek olan
bir cambazım sözgelimi
cellatın düğümleyerek
boynuma geçirdiği ip
düşürüyor sonunda beni
her gösteride alay ettiğim
yaşamdan
Sunay Akın
Sayfa 15 - Kayıp Dalga- Sözgelimi
Zorbalara direnmektir devrim
bir çocuğun
annesinin çantasından aldığı paraları
altına gizlediğini
söylememiştir dövülen hiçbir halı
Sunay Akın
Sayfa 52 - Generalim-Devrim

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kaza Süsü
Baskı tarihi:
Ekim 2010
Sayfa sayısı:
55
Format:
Karton kapak
ISBN:
9753481020
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Yayınları
Baskılar:
Kaza Süsü
Kaza Süsü
Kaza Süsü
...Ölü askerin miğferinden güvercine serin su içirten bir mizah, işte Sunay Akın tavrı.
...O matara, o miğfer, o su, o güvercin... Daha ne diyeyim... Zarı atıyorum.
-Cemal Süreya-
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 325 okur

  • Eflatun
  • Zülal Burcu Bakırman
  • Oğuz Kaan Tıraş
  • Eylül Can Akdağ
  • Beatle
  • Eray Tezcan
  • Ecem
  • Helin polat
  • Yasemin Karataşan
  • Şeyma Kygsz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.3
14-17 Yaş
%4.3
18-24 Yaş
%20
25-34 Yaş
%34.3
35-44 Yaş
%24.3
45-54 Yaş
%12.9
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%50
Erkek
%50

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.7 (17)
9
%13.2 (12)
8
%27.5 (25)
7
%7.7 (7)
6
%6.6 (6)
5
%5.5 (5)
4
%2.2 (2)
3
%2.2 (2)
2
%0
1
%0