Kedi Mektupları

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.496
Gösterim
Adı:
Kedi Mektupları
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
242
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750725838
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Kedi Mektupları
Kedi Mektupları
Oya Baydar, bu kez kedilerle çıkıyor karşımıza: "Kedi Mektupları"yla... "Elveda Alyoşa"dan sonra yazdığı "Kedi Mektupları" bir kedi romanı mı? Bu konuda, romanın kedi kahramanlarından Nina, acımasız eleştirilerini şöyle dile getiriyor: "Bu hikayede kedilere ilişkin dişe dokunur, yeni bir şey yok, ama insanları yakından tanıyıp anlamak isteyen kediler için çok yararlı bir kaynak... Hanımımın kedileri anlattığını sanırken aslında kendini ve kendi gibileri anlatması, edebi açıdan büyük bir eksiklik. Bu belki de onun kötü bir yazar olmasından değil de insan denen yaratığın kendine dönüklüğünden, doğayı ve hayatı bütünlüğü içinde kavrama yeteneğinden yoksun oluşundan kaynaklanıyor." "Kedi Mektupları"nda, kediler ve insanlar bir sorunun yanıtını arıyorlar. O soruyu soran insan, bir daha huzur bulabilir mi? O soruyu soran kedi, artık kedi oIarak kalabilir mi? İçinde yaşadığımız bu büyük kasırganın ve tarihsel dönemecin ortasında, köklerinden kopup dağılmış bir avuç insanın ve onların kedilerinin korkuları, kederleri, sevinçleri, kaderleri çağımızın düşünen insanının aynası mı yoksa?.. Kedi Mektuplan'nı okuyan hiçbir insan artık kedilere eski gözleriyle bakmayacak; "Kedi Mektupları"nı okuyan hiçbir kedi artık insanları eskisi gibi görmeyecek.
274 syf.
·12 günde·9/10 puan
Uzun süredir isterdim ana karakterinin bir hayvan olduğu, özellikle kedi-köpek olduğu bir kitabı okumayı, ama tabii bu kitabın da gerçekçi bir roman olmasını daha çok isterdim. Çevremizi, yaşamı filan onların gözünden görmeyi, onların hislerini okuyabileceğimiz kadar da gerçekçi olması daha önemli çünkü, yani herhangi bir şekilde hayvan karakterlerin başrolde olduğu bir çocuk kitabı değildi istediğim. Kedi Meltupları, kedilerle iç içe yaşayan kişilerin aslında içinden çok fazla tanıdık şeylerle karşılaşacağı bir roman, zaten Nina da bu durumu en güzel şekilde bizlere özetliyor: “Bu hikâyede kedilere ilişkin dişe dokunur, yeni bir şey yok,” diye ama yeni bir şey olmasa da bildiklerimizi pekiştirebilecek birçok şey de var içinde. Nina devamında da: “Ama insanları yakından tanıyıp anlamak isteyen kediler için çok yararlı bir kaynak.” Diye sözünü bitiriyor. Ne kadar da doğru söylüyor Nina, kitap çünkü insanları anlamak isteyen kediler için mükemmel bir eser. E tabii insan okur da kedileri anlamak isteyerek okursa, çevresine bir kedi gözünden bakmak isterse aslında kedileri de anlayabileceği bir eser. İnsan gözüyle kedilere baktığımız sürece, kedileri ne kadar seversek sevelim, ne kadar iyi anladığımızı sanırsak sanalım, insan olarak onları hiçbir şekilde gerçekte oldukları gibi anlayamayız. Kedilere insan gözüyle baktığımız sürece, insan duygularıyla yaklaştığımız sürece ancak insan gerçeğini görürüz. Aslında hiçbir yaratık bir başta türü gerçek manasıyla tam olarak anlayamaz da. Ben demiyorum bunları, bilgili ve araştırmayı seven Kirli söylüyor.

Kedileri anlayabileceğimiz kadar da, ağırlık olarak kedilerin üzerinden ve kitaptaki kedilerin bey ve hanımları tarafından bazı sorguların yapıldığı, özellikle bir sorunun sorulduğu ve cevabın da arandığı bir kitap. Siyasi içerikler de var kitabın içinde, kediler şaşırıyor işte bu kısımlarda biz insanlara, farklılıklarımızın, değişikliklerimizin neden tartışma ve kavga sebebi olduğuna anlam veremiyorlar. Bey ve hanımların Sovyetlerde komünist düzen çökmeden öncesinin ve sonrasının konuşulduğu, aşkın sorgulandığı, inancın sorgulandığı, fikir ayrılıklarının karşıtlığa varması ve bu varışın engellenmesi için kediler ve hanımlarının esas olan soruya yanıt aramalarının bolca olduğu kısımlarda hem bu durumları insan üzerinden hem de kedi üzerinden okuyoruz. İkisi arasında düşününce de kendimize kısa bir soru soruyoruz: “Bu neyin kavgası? Niye yönetiliyoruz ve bizi yönetenler kim?” Hâlbuki bu durumlara diyeceğimiz tek bir şey var, o da: “Mav, miyav, mırnaavv.”

Kitabın ana konusu da bir sebeple ülkelerinden ayrılmış, sürgünde olan kişilerin kedilerinin koku bırakma yöntemi ile kendileri arasında mektuplaşmaları. Evde ve sokakta kedi besliyorsanız bilirsiniz, bir yerdeki kedinin yanından diğerine gidince, önceki kedinin sürtündüğü yerler, yanına gelinen yeni kedi tarafından uzun uzun koklanılır, hatta bu koklama o kadar uzun sürer ve kedi tarafından bir ciddiyetle yapılır ki anlam veremeyiz. İşte bu koklamalara Oya Baydar kedilerin birbirine mektup yollamaları olarak anlamlandırmış ve yorumlamış ve inanın ki çok da başarılı bir şekilde yorumlamış. Kitabı okumaya başladıktan sonra bu koklamaları yaşadığım her an koklamalarına, mektuplarını okumalarına müsaade ettim çünkü artık inanıyordum ki mektuplarını okuyorlardı. Kitabı okuduktan sonra kedilerle beraber yaşıyorsanız da yaşamıyorsanız da onlara bakış açınız daha çok değişecek ve koku almalarına daha çok müsaade edecek, mektuplarını rahatlıkla okumalarını isteyeceksiniz. Mav, miyav, mırnavvv.
242 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Köpekli Çocuklar Gecesi’nin ardından okuduğum bu Oya Baydar kitabı diğerinin bir parça gerisinde kalsa da oldukça etkiledi beni. Hakkında yapılmış diğer incelemelerin bazılarında “kucağınızda kedinizle mırnav miyav keyifli okunacak kitap” yorumları çok sığ kalmış bence. Kitabın anlatıcısı kediler ancak konusu çok daha derin. Berlin Duvarı’nın yıkımının ardından Rusya’daki komünist düzenin yerle bir oluşunun ardından siyasi sürgün hayatı yaşayan birkaç arkadaşın hayatı, inançlarını sorgulamaları üzerine bir ağıt gibi... Kimisinin vazgeçişi, kimisinin umudunu kaybetmeyişi, kiminin tüm yaşananlara inat yeni bir yaşamla direnişi, kiminin ise “ağrına gidişi” ve çözümü insanın tek özgürlüğü olduğuna inandığı intiharıyla son noktayı koyuşu... Tüm bunlarda kendilerine eşlik eden sürgün kedileri...
Kısaca yine Oya Baydar ve onun harika kalemi!
258 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10 puan
İnsan olmanın yanında, kedilerin gözlerinden de kendinizi sorgulama yolculuğuna çıkacağınız çok güzel bir eser. Kedilerin birçok tepkisini anlamlandıracağınız, onların kendi dünyasındaki yaşamını takip edeceğiniz ve kitabı bitirdikten sonra kedilerle daha anlamlı bir bağ kuracağınız bir kitap. Hele ki bir kediseverseniz okumanızı mutlaka tavsiye edeceğim. Bitince aynı soruları soracağınızdan eminim: Benim anlamım ne, hayatımın anlamı ne ve ben neden yaşıyorum?
242 syf.
·372 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sovyetler Birliği'nin yıkıldığı dönemde, yurt dışında siyasi sürgün olan sahiplerinin sırlarını öğrenmeye çalışan Nina, Artur, Gece, Kısmet, Yoldaş ve Kirli (Kirli ve Kısmet "memleket"tedir) bıraktıkları kokular sayesinde mektuplaşırlar.
Bir yandan komünizmin yıkılışıyla birlikte bu siyasi sürgünlerin kendileri ile hesaplaşmalarına tanıklık ederken, diğer yandan kedilerin dünyasını,insanların dünyasına bakışlarını, ( yazarın elbette!️) görürüz.Öğrenecek çok şeyimiz var kedilerden...
Neler mi?
Mesela, diyor ki Gece; "Tek bir şey biliyorum:o da insanların çok düşünüp çok konuştuğu...Oysa biz kediler, sözcüklerin tutumlu kullanılması gerektiğini, ne kadar çok konuşulursa yakınlık ve sevgi bağlarının o kadar gevşediğini, önemli olanın havada titreşen duygular, bıyık ve kulak uçlarında duyulan titreşimler olduğunu biliriz." syf 44
Köpek Otto'ya aşık Gece'nin şu tespiti de hoşuma gitti.
"Bizimkilerin ve arkadaşlarının halini görüp anlattıklarını dinledikçe hayretten hayrete düşüyorum.Örneğin bir insan dişisi hep aynı insan erkeğiyle olmak zorunda.Sanki onun malıymış gibi.Üstelik daha da ileri gidip herkesin karşısında yeminler edip imzalar falan atarak perçinliyorlar bu gönüllü tutsaklığı.Dişi, birkaç erkekle mırnavlaşırsa kıyamet kopuyor.Bu yüzden birbirlerini öldürdükleri bile oluyor.Dişileri de bu konuda erkeklerden aşağı kalmıyor doğrusu.Kendilerinin sandıkları erkek bir başka dişiyle mırnavlaşmaya görsün, yeri yerinden oynatıyorlar.Kendilerini çok akıllı sanan bu yaratıkların, hazların ve bedenlerin, onların deyişiyle "sevişmekle" tükenmeyeceğini, sevginin paylaşmakla azalmadığını, hatta zenginleşip büyüdüğünü kavrayamamaları gerçekten şaşırtıcı." syf 125
Bilge Nina ise diyor ki :"Kimse aç kalmasın, kötülük olmasın demekte kızılacak ne var?Kim istemez ki bunu.Biz kediler hepimiz komünistiz demek ki!"
Yoldaş şöyle düşünüyor:" İnsanların, hayatta olabilecek en doğal, sıradan şeyleri bile nasıl büyütüp trajikleştirdiklerine bir kez şaştı."Kedilerle insanlar arasındaki en büyük fark bu işte:Biz yaşıyoruz, onlar hayatlarıyla dövüşüyor." syf 68
Evimde üç canla yaşayan biri olarak büyük bir ilgiyle okudum Kedi Mektupları'nı.Oya Baydar, Kedi Mektupları ile 1993 Yunus Nadi Roman Ödülü'nü kazanmış.
242 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10 puan
80’lerin sonu, 90’ların başı... Almanya’daki bir grup Türk “siyasî mülteci”nin hayatına evlerindeki kedilerin gözünden konuk oluyoruz. Yoldaş, Gece, Nina, Artur, Kirli, Kısmet ve daha niceleri...


Bu yıl, külliyatının büyük bir kısmını okumayı planladığım Oya Baydar’ın aynı zamanda ilk romanı olan eser, 1993 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü’ne layık görülmüş. Kedi Mektupları, üçüncü tekil şahıs anlatıcıya evcil kedilerin bakış açısı benimsetilerek yazılmış bir mektup-roman. Siyasî dünyaya, yarım kalan umutlara, bilinmeyen yarınlara kedilerin birbirlerine yolladıkları naif “koku” mektupları yoluyla eleştirel yaklaşımlar getirmiş yazar. Bu yönüyle roman, aynı zamanda devrimciliği ve yenilgiyi kabullenmeyi içten içe sorgulamış. Gerçekçi bir bakış açısından anlatılanları, insanların dünyasında insanlaşmayı reddederek hayata tutunmaya çalışan ama insanî özellikler de gösteren anlatıcı kediler aracılığıyla okumak keyifli oldu benim için. İlginç kurgusuyla oldukça akıcı bir dilde yazılmış roman. Romanın bir yerlerinde yazar, bir sonraki romanının habercisi niteliğinde düşüncelere yer vermiş: “... iş, güç, pahalılık, kentlerin yaşanamaz oluşu falan korkutmuyor beni. Korktuğum şey döneceğimiz yerin “hiçbir yer” olması...” sf. 84.
242 syf.
·Beğendi
Sadece muazzam bir kitap olduğunu söyleye bilirim. Okuduğum her satır ayrı bir güzellik. Mutlaka okunması gereken bir kitap!!!
Okuyun!
Okuyun!
Okuyun!
242 syf.
·17 günde·8/10 puan
Yazar öyle güzel noktalara değinmiş ki;kedilerin zamanla sahiplerine benzemeleri, kedilerin bize sacma gelen hareketlerinin anlamlandırılabileceği gibi daha pek çok şey. Kitabı okurken Gece olmak isterdim diye düşündüm. Yoldaş'a çok üzüldüm. Kısmet'e acıdım. Kirli hepsinden farklı geldi. (Düşünceleriyle özgür ya da tam tersi düşünceleriyle tutsak olanlardan.) Çok sevdim Oya Baydar'ın anlatımını, kedi dünyasına sahici bir bakış.
242 syf.
·8/10 puan
Kediler nerede ben oradayım :) Son derece keyiflik bir kitap. Özellikle evinizde kedi varsa kucağınıza alıp okuyun minnoş minnoş. Şu var ki kitap çok iyi bir alt metin üzerine kurulu değil yani okuyup bitirdikten sonra hayatınızda yeni bir sayfa açmıyorsunuz. Keyifli zaman geçirmek için okunası tatlı bir kitap :)
242 syf.
Kediler siyaset yapar mı?Tarihin bir dönemini gerçeklerle bezeyerek kurgusuyla çok başka, bazen gülümseten, bazen endişelendiren,içiniz de sımsıcak duygular yaşatacak masalsı tat.
242 syf.
·Puan vermedi
Kendi kedime ve gördüğüm tüm kedilere bakarken artık bir daha düşünüyorum, hem insanlara hem olaylara, hem de kedilere bakıl açımı değiştirdi, geliştirdi.
Geçmişte esir bıraktığımız tarihimizin insanlarına, bu ülkenin vatandaşı olup düşünceleri yüzünden sürgünlere giden ya da kendini sürgün eden insanlara bir kez daha selam olsun... bir de herkesin bir kedisi olsun...
242 syf.
·10 günde·8/10 puan
Kimsenin nedeni anlamadığı olayları kediler anlamaya çalışıyor, ve tabii onlarda da bir anlam olmuyor. Çok temel bir soru aslında; Neden? Bie insan neden farklı düşündüğü, farklı olduğu, farklı soru sorduğu için suçlu olabilir? Kedişlerimizin güzel beyincikleri de anlamıyor. Bu bence çok güzel bir ironi, hayvan diye küçümsediğimiz varlıklar bile bizim saçma sapan hırslarımıza, kararlarımıza akıl erdiremiyor. Özgürlük, eşitlik diye bas bas bağırırken, ev hayvanımızın üzerinde karalar alıyoruz, türcülüğün daniskasını yapıyoruz. Bir kaç mart ayı sayfası dışında genel olarak beğendim. Yoldaş’a üzüldüm, Gece’ye imrendim, Kirli kadar güzel olmama sevindim.
242 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10 puan
Birbirinden uzak ama birbirini bir sekilde tanimis olan cesitli kedilerin insanlara koku olarak biraktiklari mektuplar yoluyla iletisim kurmasini ve sahiplerinin yasadigi ilginc iliskileri anlatir.
“Kusursuzu,güzeli,doğruyu aramak bütün hayatlarını doldurmuş;hayatlarının anlamı,yaşamalarının nedeni olmuş.Sonra tam bulduklarını sandıkları anda bir de bakmışlar ki,doğru sandıkları yanlış,kusursuz sandıkları eksik,güzel sandıkları çirkinmiş.”
Nasıl bir dünya bu? Çocuklarımıza nasıl bir dünya bırakıyoruz? Hangi inançlarla, hangi değerlerle, hangi ülkülerle savaşacaklar? En önemlisi savaşacaklar mı? Yoksa güçlünün üstünlüğü, paranın padişahlığı, yalanın hükümranlığı dünyasında, bir tekme de onlar mı atacak insana...
Hayatı, geldiği gibi, sırf yaşamak için yaşayacağım artık. Yağmurun ıslağını, güneşin sıcağını, otların kokusunu, denizin tuzunu duyarak; başka hiçbir şey beklemeden ve istemeden

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kedi Mektupları
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
242
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750725838
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Kedi Mektupları
Kedi Mektupları
Oya Baydar, bu kez kedilerle çıkıyor karşımıza: "Kedi Mektupları"yla... "Elveda Alyoşa"dan sonra yazdığı "Kedi Mektupları" bir kedi romanı mı? Bu konuda, romanın kedi kahramanlarından Nina, acımasız eleştirilerini şöyle dile getiriyor: "Bu hikayede kedilere ilişkin dişe dokunur, yeni bir şey yok, ama insanları yakından tanıyıp anlamak isteyen kediler için çok yararlı bir kaynak... Hanımımın kedileri anlattığını sanırken aslında kendini ve kendi gibileri anlatması, edebi açıdan büyük bir eksiklik. Bu belki de onun kötü bir yazar olmasından değil de insan denen yaratığın kendine dönüklüğünden, doğayı ve hayatı bütünlüğü içinde kavrama yeteneğinden yoksun oluşundan kaynaklanıyor." "Kedi Mektupları"nda, kediler ve insanlar bir sorunun yanıtını arıyorlar. O soruyu soran insan, bir daha huzur bulabilir mi? O soruyu soran kedi, artık kedi oIarak kalabilir mi? İçinde yaşadığımız bu büyük kasırganın ve tarihsel dönemecin ortasında, köklerinden kopup dağılmış bir avuç insanın ve onların kedilerinin korkuları, kederleri, sevinçleri, kaderleri çağımızın düşünen insanının aynası mı yoksa?.. Kedi Mektuplan'nı okuyan hiçbir insan artık kedilere eski gözleriyle bakmayacak; "Kedi Mektupları"nı okuyan hiçbir kedi artık insanları eskisi gibi görmeyecek.

Kitabı okuyanlar 174 okur

  • Halil Akyol
  • Dilara İNCE YİĞİTER
  • Büşra Dişli
  • Esraa
  • Seda Atagül
  • Zeynep Toksoy
  • öykü
  • Şefika Y.
  • Tutunduğum kitaplar
  • Gökhan Özdemir

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%9.1
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%9.1
25-34 Yaş
%39.4
35-44 Yaş
%27.3
45-54 Yaş
%9.1
55-64 Yaş
%3
65+ Yaş
%3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%84.6
Erkek
%15.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.5 (9)
9
%20.7 (12)
8
%32.8 (19)
7
%8.6 (5)
6
%6.9 (4)
5
%3.4 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%1.7 (1)