Kelile ve Dimne

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.064
Gösterim
Adı:
Kelile ve Dimne
Yazar:
Baskı tarihi:
30 Ekim 2017
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752448209
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Hind filozofu Beydeba’nın dünyaca meşhur
Kelile ve Dimne adlı hikmetli eserini zaman zaman karıştırırım. Eser Sanskritçe olarak yazılmış ve pek çok dile çevrilmiştir.

Evvel zamanda bir baba yaşlanınca üç oğlunu karşısına almış ve onlara şu öğütte bulunmuş: “Oğullarım!” demiş. “Âdemoğlu dünyada üç şeyin peşinden koşar: Geçim, mevki ve ahiret hazırlığı... İşte bu üç şeyi elde etmek için dört yol vardır: Birincisi parayı en güzel yoldan kazanmak, ikincisi kazanılan şeyi güzelce korumak, üçüncüsü onu meyvelendirmek, dördüncüsü ise onu yaşamaya yarayacak, akrabayı ve arkadaşları sevindirecek biçimde harcamak ve böyle kazanılan şeyden ahirette de faydalanmak…”

İşte Beydeba’nın şu ibretli sözlerini okuyanlarımız bu satırları bir yerlere kaydetsinler, hatta nakışlayıp süsleyip duvarlarına assınlar. Bakın, hiç eskimemiş, asırlardır ayakta duruyor ve tazeliğini koruyor. Sevinç Çokum
Bugün için bazılarının anlam ve önemini yitirmiş olsa da kitap, bir nasihatler ve hayata dair herkese yol gösterici öğütler yumağı.
Dört hedef belirlemiş kitabın yazılmasına dair.
1. Gençler de zevkle okusun diye eğlenceli bulsun diye hayvanların dilinden anlatılmış.
2. Yöneticilerin gönüllerine girebilmek için.
3. İnsanlar tarafından sevilecek olan bu kitabın yönetenlerce çoğaltılıp nesiller boyunca okunması için.
4. Bilgeler bu kitabı yorumlasın diye.
Öncelikle demeliyim ki Bu sadece çocuk kitabı, bir masal falan değil. herkese hitap eden bir eser. Elbette bir takım öğütler nasihatler artık değerini çok tan yitirmiş. Hatta bazılarını benimseyebiliriz. Dahası bazı meseller çokça basit gelebilir.
Bazı yerlerde tereddütler doğurdu bende. Aşağılarda ifade etmeye çalışacağım. Orijinlinden uzaklaşmış olabileceğine dair. Adete bir dini, islami öğütler halinde sunulduğu göze çarpan çok yer var.
Yine de derim ki ! bir bütünler bütünlük içinde okunursa, derin kuyu kuyudan su çeker gibi çekip alabilirsiniz derinliğindeki anlamı. Ömer Hayyam ın "Rubai" lerindeki derin manalar gibi..
Bazen bakıyorsunuz size çok yakın gelen bir hikayenin farklı anlatımı. Ne gibi mi? Nasrettin Hocanın "Kazan Doğurdu" su gibi.
Çok Tanrılı bir dünyanın hakimiyeti altındaki kültür yapısı içinden yani 2000 den daha fazla yıl öncesinden gelen bir eser bu. Ta Büyük İskender in Hindistanı işkali zamanına dayanan bir yapıt.
Aradan çok çok uzun yıllar geçti...İrandaki Sasani Devletinin 20. hükümdarı Anuşirevan, (Araplar "KİSRA" der) Bir yolunu bulup bu kitabın orijinalini kaçırtı.
14.Y.Y. dan sonra çokca dillere tercüme edildi. Benim yukarıda ifade ettiğim tereddüt işte bu noktada yoğunlaşıyor. Henüz İsa peygamber, dolayısıyla Hıristiyanlık, Hz. Muhammet yani İslamiyet henüz yok. Açıkca din den söz edilmese de İslami motiflerle süslenen bazı konular, meseller kitaba ya Farslar tarafından ya diline çevrilen ülkeler tarafından, tahrifata uğratılmış yada ilaveler konularak dini , ahlak, telkinler veren öğütler haline getirilmiş izlenimi vermekte.
Bir başka husus, zamanlama konusunda tereddütler var. Emeviler zamanlarını nasıl bile biliyor Beydaba da onların zamanında geçtiği söylenen hikayeyi de anlatabiliyor? "Kadılık" müessesesini nasıl biliyor, ya da "jüri" sistemini. Adalet müfettişi varmıydı 2000 yıl öncesi ?
Lakin,ne olursa olsun. Dedik ya bütünler bir algıyla okumalı...Keşke İlk orijinini den okuma fırsatımız olsaydı.
Kitap öyle ya da böyle... bize hem iyiliğin,iyinin, güzelliğin, doğrunun, olması gerekenin sesini hem de kötülüğün, kötünün, çirkinliğin,çirkinin, yalanın yanlışın, olmaması gerekenin sesini getiriyor...
Yazıldığı zamanın şartlarının gereği hakimiyete, güce yakın olmayı ve getirisinin de iyi olacağı tezini savunsa da şimdiki matalitemizle, bakış açımızla bunu " cıkarcılı " tanımına oturtursa. yanlışa varır. Kuyunun suyuna erişemeyiz.
Okurken, yazılanları bu güne, çağımızın modern yapısına, çağdaş hukuk düzenine, kültürler bakışına, adalet anlayışına, hak ve hukuk, adalet yapısının çatısına uygunluk ararsak. kovamız yine boş kalır. Bulamayız dipteki suyu.
Anlayana saz Anlamayana davul zurna az demekte Beydaba...
İyi okumalar.....
Aslında başka bir kitabı almak için gitmiştim kütüphaneye ama bunu bulunca hemen aldım. Adını sık sık duyduğum Doğu klasiği... Hemen hepimizin Batı klasiklerini duymuşluğumuz vardır. Ya Doğu klasikleri? Bu kitabı okuduktan sonra onların da okunmaya fazlasıyla değer kitaplar olduğunu anladım. Yaklaşık 3000 yıllık bir kitap bu. Fabl tarzında hikayeler mevcut ama arada insan faktörü de işin içine karışıyor. Okuduğum Batı fabllarına göre çok daha karmaşık, çok daha derin bir kitap Kelile ve Dimne.
Elbette çevrilirken bazı değişikliklere uğramış ve muhtemelen Arapçaya tercüme edilirken içine bolca Allah lafzı yerleştirilmiş. Benim okuduğum versiyonunda kitap şöyle başlıyor: Çin'de Hümayun Fal isminde bir padişah yaşarmış. Bu padişahın Haceste Ray adında bir veziri varmış. Bir gün ikisi ava çıkmış. Yorulduktan sonra gölgelik bir yer bulup oturmuşlar. Hümayun Fal tabiatta cereyan eden vakalara hayret ederek bunu bilgili vezirinden sormuş. Vezir soruya bir hikayeyle karşılık vermiş ve başlamış Debşelam Şah ile feylesof Beydeba'nın hikayesine.
Hikayede buradan sonra bu ikisi hiç gözükmüyor ve olay başka bir katmanda devam ediyor. Debşelem Şah rüyasında gördüğü üzere bir hazine buluyor ve hazineyi halka dağıtıyor. Bunun karşısında ödüllendiriliyor ve daha büyük hazineler değerinde 14 altın tavsiye bulunan bir vasiyet buluyor. Bu vasiyeti yorumlaması için de uzak diyarlarda bulunan feylesof Beydeba'nın mağarasına gidiyor. İkisi karşılaştıktan sonra bu sefer Beydeba başlıyor anlatmaya. Ve hikaye üçüncü katmana geçiyor.
İşte Kelile ve Dimne hikayesi bu on dört vasiyetin açıklanması üzerine yazılmış onlarca hikayeden oluşuyor. Kitap, ismini ilk iki vasiyetin anlatıldığı hikayelerde geçen iki çakalın isminden alıyor. Kelile ve Dİmne. Dimne, Şetrebe adlı vezir öküzün ayağını kaydırmaya çalışırken Kelile hep doğruluk üzere olup arkadaşını uyarıyor.
Sanmayın ki bu hikayeler basit çocuk hikayeleridir. Aksine gerçekten de padişahlara layık, yöneticilerin uyması gereken altın değerinde tavsiyeler içeren hikayelerdir. Basitçe bir hikaye anlatılıp hemen geçilmiyor. Karakterler birbirleriyle hikayeler aracılığıyla konuşuyorlar. Ve hikaye o kadar derinleşip, katmanlaşıyor ki, bazen hikayenin içindeki hikayenin içindeki hikayenin içindeki hikayenin içindeki hikayeyi okuyorsunuz. Yani beş katmanlı bir olay örgüsünden söz ediyorum.

Bulursam başka Doğu klasiklerini de mutlaka okuyacağım. Çok fazla alıntı yapamadım. Kitabın neredeyse her sayfası bir alıntı yapılabilecek kadar güzel hikayelerle dolu. Kelile ve Dimne birçok ibret ve ders alınacak hikayeyi içinde barındıran muhteşem bir hikaye. Keyifli okumalar...
MÖ 1. yüzyıl civarında yaşadığı düşünülen Hint Beydeba tarafından kaleme alınmış, Sanskritçe orijinal adı Pança-Tantra (Beş İlke) olan, fabl tarzında hikâyeler barındıran kitabın Abdullah İbn Al Mukaffa tarafından çevrilmiş Arapça'daki adıdır. Arapça eser adını ilk bölümündeki bir hikâyenin kahramanı olan iki çakaldan alır; doğrunun ve dürüstlüğün simgesi "Kelile" ile yanlışın ve yalanın simgesi "Dimne".

Kitabın Hint hükümdarı Depşelim zamanında yazıldığı düşünülmektedir. Zira eserin hükümdara sunulduğu ve kendisine bir tür nasihat niteliğinde olduğu öne sürülmüştür. Yazılış gayesi ise hükümdarın tembel üç şeh­zadesini adam etmektir.

Fabl türünün ilk ve en önemli örneklerinden olan eserdeki hikâyeler siyâsetten erdeme kadar birçok farklı konuyu ele almıştır. Kitapta hikayeler Binbir Gece Masalları’nda olduğu gibi iç içe geçmiş çerçeve hikayelerden oluşur.

‘Dostluğun bozulması’, ‘Dost Kazanma’, ‘Savaş ve Barış’, ‘Zenginliklerimizin Kaybı’ ve ‘Tedbirsizlik ve Acele Karar Vermeye Dair’ isimli beş bölüm­le, bir girişten müteşekkildir. Her bölümde bir çerçeve hikaye, onun içinde de hikâyecikler, manzum hikmetler vardır.

Sanskritçe yazılmış olan eser ilk önce Pehlevice'ye, oradan Arapça'ya ve daha sonraları da Farsça'ya çevrilmiştir. Batı dillerine olan tercümeleri bu son çeviriden yapılmıştır. Edebi otoritelerce, Ezop ve La Fontaine fabllarının, Kelile ve Dimne`den ilham alınarak yazıldığı öne sürülür

Lüzumuna binaen buraya kadar vikipendidendi. Çünkü tanıtım bültenlerinin sığlığı bu kitabın ruhunu ifadeden çok aciz.
Hikayeler kadar kitabın ortaya çıkış serüvenini anlatan giriş kısmı yani tarihçesi de önemli.
Tarzı bana tutinameyi ve Mesneviyi de çok hatırlattı. Tabi bu kitap çok daha eski.
Anlatımda ki yalınlık ve hatta basitlik onu bir masal kitabı havasına soksa da misyonu çok daha yüce.
Ve bu misyonu ve öğretileri ile orta öğretimde bir Kelile ve Dimne dersi olmayı hak ediyor.
Hayvanları konuşturmak... Kültürel olarak en büyük ayrımlardan biri Avrupa merkezci bir bakışla, doğu ve batıdır. Bu iki kültürün kültleri arasında hayvanları konuşturan eserlerin olması karşılıklı etkileşimden farklı bir şey. Bu inceleme "aklın yolu birdir" güzellemesi olacak.
Hayvanlar da çoğu zaman genellemelerle örülü bir karakter analizine tabi tutuluyor. Burada temel alınan insanların karakterleri tabii. Bir hayvan ne kadar "insan" gibiyse o kadar saygı görüyor. Yönetebiliyorsa, av değil avcıysa, adalet sahibiyse. İçgüdüsel ya da toplumsal her saik, insan tarafından öyle sahiplenilmiş ki bir hayvana benzetilmek çoğu zaman (insana yakın olanlar hariç) hakaret kabul edilir. Ki en çok benzeyenlerden maymun çoğunlukla dışlanır aslında, dilemma, yani insan her şeyi kendine göre konumlandırır durur.
Bu konumlandırmada hayvan alt kademededir ve yücelttiği ya da aşağıladığı her şeyi ona yüklemekten ve hayvanları sınıflandırmaktan kaçınmaz insan. Ki hayvanlar herhangi bir moral değere sahip değilken yaptıkları davranışlar çoğu zaman içgüdüselken, hayvanlara benzediğini reddeder, ama hayvanın insana benzemesini kabul eder.

Kelile ve Dimne bir öğüt kitabi. Doğu toplumlarında nasihatname geleneği en yaygın edebi tür, bilinir. Hayvanların arasındaki konuşmalar, hikâye-içinde-hikâye tarzı, yaşananlar hep bir ibret vesilesidir kitapta. Ama ben bu kitapta başka bir şey daha buldum, La Fonten'de de bulduğum bir şeyi. Belki aşırı olacak amma velakin, bu kitap/kitaplar okuyana bence en güzel sorulardan birini soruyor: ya hayvanlar sana değil de sen hayvanlara benziyorsan?
hikayeler seklinde bir kitap ama her hikayede bir diğer hikayenin içindeki insanların gecmiş yaşantısına uzanıyorsun cocuk kitabi olarak okutulan eski bir kitapmış. cocuklara Ahlak ve dogru davranış acık bir görüş sunmak için ibn-i Mukaffa tarafından yazılan kitap.
Hint hükümdarı Debşelîm tarafından bilge Beydebâ'ya (Bidpai) yazdırılan bu kitap ibnü-l mukaffa tarafından arapcaya cevrilerek yayılmıs aslında bir ahlak ve siyaset kitabıdır. Kitabın adı eserdeki Kelile ve Dimne adlı iki çakaldan gelmektedir.elsefî bir derinliğe sahip olduğunu ve özünün ancak felsefî analiz yeteneğine sahip kişilerce anlaşılabileceğini ileri sürmektedir. Bunun yanı sıra eserin sıradan insanlarca anlaşılmasını sağlamak amacıyla hayvan masalları (fabl) tarzında yazılmıştır dogruluğu ve dürüstlüğü kelile Aksini dimne temsil etmektedir
Kitap ağırlıklı devlet yönetimi hakkında öğretilerle örülü gibi görünse de aslında sadece devlet yönetimi değil insanların ikili ilişkilerde gözetmesi gereken ince düşünce ve davranışlar, erdemli insan olmanın özellikleri, zor durumlarda insanların nasıl davranması gerektiği gibi onlarca hayatî nüans barındırıyor. Anlatım tarzı; Beydaba adlı filozofun hükümdar Debşelim'e hükümdarın istediği konularla ilgili emsal örnekler barındıran masallar anlatması yoluyla oluşturulmuş. Masalların sadece çocuklar için bir kitaptan ibaret olmadığının güzel bir örneği. Kitabın adı ise kitaptaki ilk hikâyenin kahramanı olan iki çakaldan yola çıkarak konulmuş.
Kelile ile Dimne, adını, dürüstlüğün simgesi "Kelile" ile hilekârlığın simgesi olan "Dimne"den almıştır. Fabl tarzındaki bu eserin ilk bölümünde yer alan iki çakalın adıdır Kelile ile Dimne...

M.Ö. l. yüzyılda yaşadığı rivayet edilen Beydeba'nın Sanskritçe yazdığı bu eseri, döneminde gördüğü ilgiyi daha sonraki yıllarda da korumuş ve pek çok hükümdarın eğitiminde de kullanılmıştır.


Eser, yazarı Beydeba'nın ideal sayılabilecek kişiler yaratılmasında yararlı olabileceğini düşündüğü, ince bir nüktedanlık ve imalar zinciriyle bezediği hikâyelerden oluşur.
Bu kitabı sadece iç içe geçmiş hikayeler örgüsü olarak görmek kitaba büyük bir haksızlık olur.Kitaptaki hisseler, insanların kitaptan faydalanırken sıkılmaması için belkide bizim önceden bildiğimiz ama hatırlamamızda yarar olan hikayelerden oluşmuş.Hikaye sayısı fazla ve ustaca hazırlanmış bir örgü ile sunulmuş bizlere. Hikayerde boğulmamamız için ara ara yazar tarafından hiyerarşik yapı bizlere hatırlatılıyor.Özellikle yöneticilerin okuması gereken bir eser.Kitabın ismi ve nasıl bir araya getirildigi hikaye aralarında gizli.Umarım okur ve gerçekten kitaptan bir dersler çıkarırsınız:)
Günümüz kitaplarını ve yazarlarını yakalamaya çalışırken asırlar önce yazılmış olanları ihmal ettim sanırım. Bu yüzden daha fazla ertelemeyip okudum. Her yaştan insanın anlayabileceği, bol nasihatli ve yüzünüzü güldürebilecek masallar diyarı. Masal içinde masal. Öyle ki bazen asıl kahramanları unutuyorsunuz. Masal bu ya bahsi geçen hayvanlar sanki insan kılığına girmiş, üzerlerinde o gömleği taşıyıp onların ağızlarından ince öğütlerle konuşuyorlar. Bu öğütleri duymak istiyorsanız kitabı okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar..
Kesinlikle çocuk kitabı denilip geçilmemeli. Bu eserde özellikle ailevi terbiye ile siyasi terbiyeye önem verilmiş, ahlakî terbiyeyi ilgilendiren prensipler ise dolaylı olarak anlatılmıştır.İçerisinde o kadar nasihat var ki sanki bir hikaye değilde birçok roman okumuş kadar olabiliyorsunuz. İç içe girmiş hikayeler ile bir çok çıkaracağımız dersler var. Türü fabl hep hayvanlarla dillendirilmiş. Ezop Masalları , Binbirgece Masalları ve Mesnevi dahil bu kitaptan örneklerle oluşturulmuş. Tavsiye ederim.
Kitap hayvanlar üzerinden insanların yaşamı boyunca nasıl davranmaları gerektiğini birbirinden değerli hikayelerle anlatmaya çalışmış. İnsanlarda bulunması gereken erdem, ahlak, iyi niyet vb. birtakım huyların hikayeler yoluyla anlatılması gayet güzel olmuş ve kitabın akıcı olmasını sağlamış. Ayrıca hemen hemen her sayfada bir hikaye bulunması, hikayelerin içerisinde dahi hikaye bulunması yazarın ne kadar yetenekli olduğunu göstermektedir.
Beydeba nın,şaheserler arasına girmiş olan bu eseri,sadece sıradan okurlar için değil,yöneticiler,devlet adamları ve gelecek ideali geliştirmeye çalışan herkes için baş ucu kitabı olacak niteliktedir.Baş kahramanlarını hayvanlardan seçerek,iyilik adalet,çalışkanlık,kurnazlık,fedakarlık gibi kavramları bir uygarlık çerçevesinde sunan ''KELİLE VE DİMNE''aynı zamanda keyifle okunabilecek bir masal niteliğinde.
En kötü para- gerektiğinde harcanmayandır.
en kötü hanım- kocasına karşı serkeş davranandır.
en kötü evlat- ana babaya eziyet edip asi davranandır.
en kötü dost- zor zamanda sırtını çevirip gidendir.
en kötü hükümdar- masumları korkutan,haydutları ve çeteleri kollayan, kısaca halkına
koruyamayandır.
en kötü ülke- anarşinin kol gezdiği, ekonomik sıkıntıların had safhaya vardığı ülkedir.
Gördüm ki insan, dört özelliğiyle hayvanlardan ayrılmış... Bu dört şey, dünyada ne varsa hepsini içine alır. 
Hikmet, iffet, akıl ve adaletten bahsediyorum. 
Bilgi, edep ve kabiliyet, hikmete girer. 
Benliğe hakim olma, sabır ve vakar, akla girer. 
Haya, geniş gönüllülük ve şahsiyetlilik, iffete girer. 
Doğruluk, iyilik, nefs murakabesi ve güzel ahlak ise adalete girer. 
İşte bütün üstün nitelikler, bundan ibarettir...
"Malın en kötüsü sarf edilmeyeni; eşlerin en kötüsü birbirine uygun olmayanı; evlatların en fenası ana-babasına karşı geleni; arkadaşların en kötüsü, felaket ve buhran anlarında arkadaşına yardım etmeyeni; hükümetlerin en fenası, masumu korkutanı; memleketlerin en kötüsü, emniyetten mahrum olanı; yurtların en kötüsü ise verimsiz olanıdır. "
Bilginlerin benzetmesine göre hükümdar, eteklerinde güzel meyveler, sırtında yakut ve zümrütler ve nice yararlı gıdalar bulunan bir dağdır; zirvesine varmak ise çok zordur. Öyle bir dağ ki canavarlar, kaplanlar, kurtlar ve nicelerinin getirdiği korkular mesken tutmuştur orayı. Bu dağa tırmanmak zor, arada kalmak ise zorun da zorudur.
İnsanlar arasında öyleleri vardır ki, kupkuru bir kemiği ele geçirip onunla sevinen it gibi azıcık bir menfaatle bayram eder. Erdem ve kişilik sahibi olanlar ise azıcık bir menfaatle tatmin olmazlar. Benliklerini yüceltip rahatlatacak ve "İşte biz buna layığız" dedirtecek hedeflere erişmedikçe memnun olmazlar.
Dünya adamı üç şey peşinde koşar; bol rızık, insanlar arasında iyi bir mevki ve ahiret hazırlığı. Bu üç şey de dört şeyle elde edilir: Güzel yoldan servet kazanmak, kazandığını iyi muhafaza etmek, sonra onu nemalandırıp arttırmak ve sonrada onu iyi yolda harcayarak hem dünyayı hem de ahireti kazanmak.
Biz, böyle nahoş fiiller hükümdarlar tarafından işlendiğinde onları uyarmak, kıblelerini adalete ve iyiliğe çevirmek için yetişmiş, kendimizi bu günler için hazırlamışızdır! Bu hallere göz yumar ve görevimizi yapmazsak cahillerin gözünde onlardan daha cahil ve aşağı vaziyete düşeriz!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kelile ve Dimne
Yazar:
Baskı tarihi:
30 Ekim 2017
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752448209
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Hind filozofu Beydeba’nın dünyaca meşhur
Kelile ve Dimne adlı hikmetli eserini zaman zaman karıştırırım. Eser Sanskritçe olarak yazılmış ve pek çok dile çevrilmiştir.

Evvel zamanda bir baba yaşlanınca üç oğlunu karşısına almış ve onlara şu öğütte bulunmuş: “Oğullarım!” demiş. “Âdemoğlu dünyada üç şeyin peşinden koşar: Geçim, mevki ve ahiret hazırlığı... İşte bu üç şeyi elde etmek için dört yol vardır: Birincisi parayı en güzel yoldan kazanmak, ikincisi kazanılan şeyi güzelce korumak, üçüncüsü onu meyvelendirmek, dördüncüsü ise onu yaşamaya yarayacak, akrabayı ve arkadaşları sevindirecek biçimde harcamak ve böyle kazanılan şeyden ahirette de faydalanmak…”

İşte Beydeba’nın şu ibretli sözlerini okuyanlarımız bu satırları bir yerlere kaydetsinler, hatta nakışlayıp süsleyip duvarlarına assınlar. Bakın, hiç eskimemiş, asırlardır ayakta duruyor ve tazeliğini koruyor. Sevinç Çokum

Kitabı okuyanlar 1.305 okur

  • bülent akbayır
  • seda  turgenyev

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.4 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları