Kemal Atatürk ve Çağdaş Türkiye

·
Okunma
·
Beğeni
·
401
Gösterim
Adı:
Kemal Atatürk ve Çağdaş Türkiye
Baskı tarihi:
Ekim 2014
Sayfa sayısı:
298
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753510509
Orijinal adı:
Kemal Atatürk und die moderne Türkei
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Onur Yayınları
Üstelik ilk Türk devlet başkanının yaşam öyküsü, tarihsel yönü yanında, günümüzü ilgilendiren çok güncel bir yanı da içerir: Mustafa Kemal’in biyografisinde, gerek tarihsel gerekse güncel öğeye hakkını verme girişiminde bulunulacaktır.
298 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Mustafa Kemal hakkında çok sayıda kitap yazılmıştır. Ancak bu kadar net, bu kadar olguya yakın bir biyografi yazılmasına uğraşılmamıştır. Mustafa Kemal'in devrimci karakterini, tarafı olduğu sınıfı unutmadan, eksiklerini küçültmeden değerlendiren bu kitap, her Türkiye devrimcisi tarafından okunmalıdır.

Alman yazarın Tarihsel Maddeci bir bakış açısıyla Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatını anlattığı kitapta Mustafa Kemal'in çok sayıda savaş karşıtı sözüne rastlanabilir. maalesef, bugünlerde şovenist, ırkçı kesimlerin Atatürk savunusunun aksine, Mustafa Kemal'in Arap sömürgeciliğine, Turan hayalciliğine ve faşizme karşı nasıl karşı çıktığı, çeşitli kaynaklardan sözleri aktarılarak netçe ortaya konulmaktadır. Ayrıca Mustafa Kemal'in burjuva özelliği dahilindeki devrimciliği, günümüzün turist devrimcilerinin bile göremediği bir netlikte ortaya konulmaktadır.
298 syf.
·4 günde·9/10 puan
Kurtuluş Savaşına giden süreci ve bizi bu savaşa sürükleyen olguları tüm gerçekliği ile öğrenmek için okunacak sayılı kitaplardan bir tanesi...

Mustafa Kemal'in devrimci nitelik ve karakteri ile birlikte sınıfsal durumunu da yazar hiçbir saptırmaya yer vermeden ortaya koymuş. Bu kitap o günleri anlamamız ve bugünler için nasıl bir tavır almamız konusunda bizi aydınlatacaktır..

Muhakkak okuyalım, okutturalım...
"Eğer ulusun yaşamı tehlikede değilse, savaş bir cinayettir. Türk ordusu, saldırı savaşları yapmak ve imparatorluklar kurmak için meydana gelmemiştir. Ordu yabancı çıkarların hizmetinde bir araç da olamaz."
Johannes Glasneck
Sayfa 112 - Alıntı: Horizont 2/1969, s. 18.
Mustafa Kemal, yanlış işitmemişti. Türk askerlerinin üstün savaş morali ve
dayanıklılığı karşısında, sayı bakımından daha güçlü olan Yunan
birliklerinin saldırı gücü kırılmıştı. Tutsak edilen bir Yunan askeri şöyle
dedi: ''Bize Ankara'nın saldırdığımız dağın ardında olduğunu söylediler. Oysa
16 gün geçti, henüz Ankara görünmüyordu.''Meydan savaşının bu
dönüm noktasına kadar Yunanlılar 18.000 ölü vermişlerdi. Türklerin ölü
sayısı 13 bindi. Mustafa Kemal karşı-saldırı buyruğunu verdi; önce cephenin
sağ kanadından.. Kısa bir topçu hazırlığından sonra Türk birlikleri ileri
atıldılar. Bununla birlikte, ancak günlerce sonra düşmanı dize getirmek
olanağı sağlandı. General Papulas, Türklerin sol kanatta yarık açmaları
halinde kendi ordusunun tümünü bekleyen tehlikeyi zamanında anladı. Bu
yüzden geri çekilme buyruğunu verdi. 13 Eylül'de Sakarya'nın doğusunda
tek bir Yunan askeri kalmamıştı. Çoğu eski çetelerden olan Türk süvarisi
düşmanın arkasına kadar sokuldu, demiryollarını, cephane ambarlarını ve
petrol depolarını havaya uçurdu. Düşman geride çok sayıda savaş malzemesi
bıraktı. Az kalsın bir Türk devriyesi Kral Konstantin'i tutsak ediyordu. Bu
korkulu durumdan sonra kral, güvenlik kaygısı içinde İzmir'e çekildi ve
vapurla Atina'ya döndü.
En sonunda bu durum 1947'de Ankara'nın egemen çevrelerinin Kemal Atatürk'ün ilkelerinden kesinlikle vazgeçmesine ve Truman Doktrini çerçevesinde Amerikan Sermayesine bütün kapılarını açmasına kadar vardı.
Johannes Glasneck
ekonomik bağımlılığın tekrar yükselişi, 1947
Sultan halifenin, bütün hristiyanlara ve Avrupalılara karşı ''kutsal savaş'' hazırlığında olduğu düşüncesini demagojik bir ustalıkla yayıyorlardı. Din yobazlığı; uyuyan ulusal bilinci, toplumsal yoksulluk üzerinde düşünmeyi insanların kafasından söküp atmalıydı.
7 Kasım 1917'de Rus işçi ve köylüleri Sovyet İktidarını kurdular. Daha önce belirtildiği gibi, Sovyet Devleti, ilk kararında, ''barışa ilişkin kararname'' de, bütün savaşan halklardan ve hükümetlerden, toprak katımından ve koşullardan arıtılmış bir barış konusunda derhal görüşmelere girişilmesini istedi. Hemen ardından halk komiserleri konseyi, '' Rusya'nın ve Doğunun bütün müslüman emekçilerine'' bir çağrıda bulundu. Genç Sovyet Devleti, bu çağrıda, Rus çarlığının ele geçirme politikasını kesinlikle reddediyordu.

İstanbul'un alınması konusunda devrik çarın yaptığı, yıkılan Kerenski'nin de onayladığı gizli antlaşmaların yırtıldığı ve yok edildiğini ilan ediyoruz. Rusya Cumhuriyet'i ve Hükümeti, halk komiserleri konseyi, yabancı ülkelerin ele geçirilmesine karşıdırlar. İstanbul, müslümanların elinde kalmalıdır. Türkiye'nin bölüşülmesine ilişkin antlaşmanın yırtıldığını ve yok edildiğini ilan ediyoruz.'' Çağrı, Doğu halklarının ayaklanmasını istedi ve onlara, dostlarının ve düşmanlarının kimler olduğunu açıkça gösterdi: ''Sizi boyunduruk altına alacak olanlar Rusya ve onun devrimci hükümeti değil, Avrupa emperyalizminin haydutları, yurdunuzu kendi 'sömürgesi' durumuna sokanlar, yağma edenler ve soyanlardır.''
"Kemal Paşa, Hindistan'da şüphesiz Müslümanlar tarafından olduğu gibi Hindular tarafından da sevilirdi. O, yalnız Türkiye'yi yabancı egemenliğinden ve bölünmekten kurtarmakla kalmamış, Avrupalı emperyalist devletlerin, özellikle İngiltere'nin oyunlarını da boşa çıkarmıştı. Bunun ardından gelen din adamlarının hedef alındığı reform politikası kör inançlı Müslümanların gözünde Kemal'in sevilirliğini azaltmıştı,
ama asıl bu politika onu genç kuşaklara, gerek Hindulara ve gerekse Müslümanlara daha çok sevdirmişti." - Cevahirlal Nehru
Johannes Glasneck
Sayfa 109 - J. Nehru, Entdeckung Indiens, Berlin 1959, s. 459
30 Ocak 1932'de Ayasofya'dan müezzinin sesi ilk kez olarak Arap dilinde çınlamıyordu. Artık ''Tanrı Uludur'' diye Türkçe bir ses duyuluyordu. Birçok kulaklar buna alışık değildi, yabancıydı. Böyle bir değişiklik, bireyin yaşamına, halifeliğin kaldırılmasından daha etkili biçimde giriyordu. Aynı etki, Mustafa Kemal, daha önce sözü edilen konuşması için Kastamonu'da başı açık, elinde panama şapkası ile göründüğü zaman da olmuştu. Dine inanmış, müslüman Türkler için şaşkınlık verici bir şeydi bu. Onların başına giydiği şey, festi. Fes, onları ''inanmayanlardan'' ayırıyor, İslam kurallarının saptadığı gibi dua ederken alnın yere değmesine olanak veriyordu. Ama sade Türkün bilmediği şey, fesin daha önceki tarihiydi. Daha 100 yıl önce Sultan Mahmut, Yunanlılara özgü bu baş giyimini (fesi), din adamlarının öfkeli direnmesini hesaba katmayarak, sarığın yerine orduda ve memurlar için kabul etmişti. Bunun hemen ardından aynı örümcek kafalılar fesi gerçek inancın işareti olarak kabul ediyorlardı. Jön Türkler zamanında moda olan Tatarların kürklü şapkası kalpağı da, dinsel yasa ile bağdaşmaz kabul ediyorlardı. Kalpağı Kurtuluş Savaşı sırasında Mustafa Kemal ile yoldaşları giyiyorlardı. O halde İslam din adamları için şu ya da bu giyim eşyası önemli değildi; onlar yalnızca her türlü yeniliğe karşı çıkıyorlardı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kemal Atatürk ve Çağdaş Türkiye
Baskı tarihi:
Ekim 2014
Sayfa sayısı:
298
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753510509
Orijinal adı:
Kemal Atatürk und die moderne Türkei
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Onur Yayınları
Üstelik ilk Türk devlet başkanının yaşam öyküsü, tarihsel yönü yanında, günümüzü ilgilendiren çok güncel bir yanı da içerir: Mustafa Kemal’in biyografisinde, gerek tarihsel gerekse güncel öğeye hakkını verme girişiminde bulunulacaktır.

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Kurasano
  • Hasan Baybörek
  • M. Deniz Çakır
  • Mustafa Demir
  • ali yanar
  • Metin Nazlıoğlu
  • Özgür Gülsoy

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%50 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0