Kemalizmden Erdoğanizme (Türkiye'de Din, Devlet ve Makbul Vatandaş)

·
Okunma
·
Beğeni
·
44
Gösterim
Adı:
Kemalizmden Erdoğanizme
Alt başlık:
Türkiye'de Din, Devlet ve Makbul Vatandaş
Baskı tarihi:
30 Ocak 2015
Sayfa sayısı:
170
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059927260
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ufuk Kitapları
Bu kitapta Türkiye’deki Kemalistlerin, İslamcıların ve Sivil İslam anlayışını temsil edenlerin devlet, din ve makbul vatandaşlık konusuna yaklaşımlarını ele alıyorum. Elinizdeki eser sadece bir inceleme değil, inandığım bir çözümün de entelektüel savunusudur. Bu kitabın yazarının bakış açısına göre Kemalizm’in makbul vatandaş projesinin, ülkeye maliyeti çok ağır olmuştur ve bu ülkenin, şimdi bir başka makbul vatandaş projesini kaldıracak dermanı yoktur. Bu bağlamda post-Kemalist Türkiye’de AKP’nin 2011’den itibaren uygulamaya başladığı yeni tip makbul vatandaşlık anlayışı, aslında “yeni Türkiye”nin doğuşunu değil “eski Türkiye’nin” dirilişini temsil etmektedir. Oysa izlenmesi gereken yol, “makbul vatandaş” peşinde koşmak yerine Sivil İslam’ın, İslam’ın ana kaynaklarından yola çıkarak teklif ettiği eşit vatandaşlık ilkesine sarılmaktır. Bunun için Türkiye hem farklı dinsel, dilsel, etnik, kültürel, ideolojik birey ve toplulukların kimliklerinden utanmadan ve bunları gizlemek zorunda kalmadan bir arada yaşamasını temin edebilen hem de ayrımcılık yapmadan herkesin insan haklarını garanti altına alan, ülkenin çoğunluğunun dindar Müslüman olduğu gerçeğini de yadsımayan bir demokrasi formülüne ulaşmayı başarabilmelidir. Umarım bu formülün oluşumunda, bu kitabın da mütevazı bir katkısı bulunur.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kemalist devlet, yaşam tarzını, Homo LASTus olanlar ve olmayanlar arasındaki çizgiyi belirlemede bir test aleti olarak kullanır.

Bu sayede geniş muhafazakar kalabalıkları, devletin (ve hatta iş dünyasının ve medyanın) cazip mevkileri için rekabette devre dışı bırakabilir.

Zaten Çınar’ın (2005, 34) altını çizdiği üzere başından beri Türkiye’de devlet, “kendi vatandaşlarının kimliğini oluşturmanın yanı sıra onların yaşam tarzlarını ve hatta özel hayatlarıyla alakalı her meseleyi izleme ve şekillendirme ile de yoğun biçimde alakadar olmuştur.”
Kemalistler yalnızca siyasal İslam’dan değil aynı zamanda dinin kendisinden de, ki tamamen ortadan kaldırılmasından mutlu olurlardı diye zannediyorum...
“Namaz kılan veya Kur’an kurslarına giden öğrencilerin yetenekleri ne olursa olsun orduya alınmaması yönünde emirler verildi” (Pala 2010b).

Pala, Kemalist devlet iktidarından çekinmeye devam ettiği için olsa gerek, ideolojik olarak yakın olduğu İslamcı kökenli Recep Tayyip Erdoğan ve AKP, iktidara geldikten ve gücünü iyice konsolide edebildikten sonra bu kitabı yazmaya cesaret edebilmiştir.
“İslam’ın ve Osmanlı Türk geleneğinin ilerlemeye engel olduğunu” varsayan Kemalistler, “modernitenin evrensel bağlamdaki ölçütünü Batı’da arar.” (Çarmıklı 2011, 2).
Kemalistler İslam’ın bir muhalefet kaynağı olabileceğinin, hegemonya karşıtı (counter-hegemonic) rol oynayabileceğinin de pekâlâ farkındaydılar. Böylesi kullanışlı ve tehlikeli bir araçtan tamamen vazgeçmek, yeni rejimin çok ihtiyaç duyduğu meşruiyet zeminini kendi eliyle baltalaması ve dinin hegemonya karşıtı bir rol oynamasına göz yumması anlamına gelmez miydi?

1920’ler ve 1930’lar, Kemalist kadro içerisinde yapılan bu tartışma ile geçti denilebilir.
Türkiye hem farklı dinsel, dilsel, etnik, kültürel, ideolojik birey ve toplulukların kimliklerinden utanmadan ve bunları gizlemek zorunda kalmadan bir arada yaşamasını temin edebilen hem de ayrımcılık yapmadan herkesin insan haklarını garanti altına alan, ülkenin çoğunluğunun dindar Müslüman olduğu gerçeğini de yadsımayan bir demokrasi formülüne ulaşmayı başarabilmelidir.
1970’lerde, Devlet Bakanı Şerafettin Elçi, “bu ülkede Kürtler vardır ve ben de bir Kürdüm” dediği için hapse atılmıştır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kemalizmden Erdoğanizme
Alt başlık:
Türkiye'de Din, Devlet ve Makbul Vatandaş
Baskı tarihi:
30 Ocak 2015
Sayfa sayısı:
170
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059927260
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ufuk Kitapları
Bu kitapta Türkiye’deki Kemalistlerin, İslamcıların ve Sivil İslam anlayışını temsil edenlerin devlet, din ve makbul vatandaşlık konusuna yaklaşımlarını ele alıyorum. Elinizdeki eser sadece bir inceleme değil, inandığım bir çözümün de entelektüel savunusudur. Bu kitabın yazarının bakış açısına göre Kemalizm’in makbul vatandaş projesinin, ülkeye maliyeti çok ağır olmuştur ve bu ülkenin, şimdi bir başka makbul vatandaş projesini kaldıracak dermanı yoktur. Bu bağlamda post-Kemalist Türkiye’de AKP’nin 2011’den itibaren uygulamaya başladığı yeni tip makbul vatandaşlık anlayışı, aslında “yeni Türkiye”nin doğuşunu değil “eski Türkiye’nin” dirilişini temsil etmektedir. Oysa izlenmesi gereken yol, “makbul vatandaş” peşinde koşmak yerine Sivil İslam’ın, İslam’ın ana kaynaklarından yola çıkarak teklif ettiği eşit vatandaşlık ilkesine sarılmaktır. Bunun için Türkiye hem farklı dinsel, dilsel, etnik, kültürel, ideolojik birey ve toplulukların kimliklerinden utanmadan ve bunları gizlemek zorunda kalmadan bir arada yaşamasını temin edebilen hem de ayrımcılık yapmadan herkesin insan haklarını garanti altına alan, ülkenin çoğunluğunun dindar Müslüman olduğu gerçeğini de yadsımayan bir demokrasi formülüne ulaşmayı başarabilmelidir. Umarım bu formülün oluşumunda, bu kitabın da mütevazı bir katkısı bulunur.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Semrâ Sultân

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0