Adı:
Kemik Bahçesi
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051110684
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Bone Garden
Çeviri:
Filiz İnceoğlu Öztürk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Günümüzde ortaya çıkan geçmişe ait kemikler… Söylenmemiş, çarpık, uğursuz gölgelerin dolaştığı uzak bir zaman diliminde yaşanan çözülmemiş sırlar… Cesur, kanlı ve zekice… Boston… 1830… Boston Tıp Okulu’nda okuyan yetenekli ama yoksul öğrenci Norris Marshall eğitimini karşılamak için o bölgenin “mezar soyucuları” arasına katılır… Yine de bu korkunç ticaret, üniversite hastanesinin bahçesinde delik deşik edilerek öldürülen bir hemşirenin şok eden cinayeti karşısında önemsizdir. Günümüz… Julia Hamill, Massachusetts’in kırsal kesimlerinde yer alan yeni evinin bahçesinde dehşet verici bir şey keşfetti: kayalık arazinin içine gömülmüş bir kafatası… –Adli tabip Maura Isles’ın görüşüne göre, üzerinde cinayetin belirgin izlerini taşımakta. Bu isimsiz kadının kim olduğu ve başına ne geldiğiysese geçmişe ait bilgilerde saklı.
Kemik Bahçesi ile birlikte on ikinci Tess Gerritsen kitabımı bitirmiş bulunuyorum. Bu on iki kitaptan onu Rizzoli&Isles serisinden kitaplarken, ikisi seriden bağımsız tek kitaplardı. Kemik Bahçesi de bu kitaplardan yani Rizzoli&Isles serisi dışındaki kitaplardan biri. Yazara asıl ününü kazandıran kitaplar bu seriye ait olduğu için, genel itibariyle seri dışındaki kitaplar biraz daha az beğeniliyor. Kemik Bahçesi de bana göre serideki kitaplar kadar iyi değil ancak buna rağmen genel polisiye kitap ortalamasının da üstünde. Ayrıca Kemik Bahçesi'nin ilk kısımlarında az da olsa tanıdık bir ismi de görüyoruz: Adli Tabip Maura Isles'ı.

Kemik Bahçesi'nde olaylar geçmişle gelecek arasında ilerliyor. 1830'lu yıllar ve günümüz. 1830'lu yıllarda tıp fakültesi öğrencisi Norris Marshall çıkıyor karşımıza. Eğitim masraflarını karşılamak için bir kadavra tacirine yardımcı olan Norris, görev aldığı hastanedeki hemşire ve doktorun ölü bulunması ile birlikte bu cinayetlerin bir numaralı zanlısı konumuna gelir. Norris bu işten ancak kendisiyle birlikte katili gören diğer kişiyi bularak sıyrılabilecektir. Günümüzde ise Julia Hamill yeni taşındığı son derece büyük ve eski evinin bahçesinde toprakla uğraşmaktadır. Julia toprağı kazarken sert bir şeye çarpar: Bir kafatası. Olay yerine gelen Maura Isles bu olayın bir cinayet olabileceğini söyler ve çok uzun bir süre önce meydana gelen olayların gün yüzüne çıkarılması için araştırmalar başlar.

Kemik Bahçesi kurgu açısından beğendiğim bir kitap oldu. Diğer Tess Gerritsen kitaplarına oranla daha durağan başlasa da ardından yine sürükledi, şaşırttı, bilgilendirdi. Kemik Bahçesi'nde özellikle tıp okulunda anlatılan otopsi ve cerrahi müdahale kısımlarına bayıldım. Normalde bu tarz kısımlar beni çok fazla etkilemezdi ancak bu kitapta yer alan otopsi bölümleri özellikle midesi hassas kişileri fazlasıyla etkileyecek nitelikte, oldukça gerçekçi. Kitapta geçmiş ve gelecek bağlantısı olduğunu söylemiştim, geçmiş olayların anlatıldığı bölümler bugüne oranla fazla ancak ben günümüzdeki olayları daha çok görmek isterdim. Kitabın geçmiş bölümlerinde Norris'in tıp okulundaki arkadaşlarından birinin ismi Oliver Wendell Holmes. Gerritsen bu kitabında tarihte gerçekten yaşamış birisine yer vermiş ve bu karakter aracılığıyla o dönemin önemli sorunlarından biri olan lohusa ateşi hastalığına değinmiş. Oliver Wendell Holmes önemli bir hekim, aynı zamanda şair. Kitabın sonunda da yazarın notu kısmında bahsedildiği gibi Holmes'un devrim niteliğindeki son derece basit önerisiyle sayısız hayat kurtarıldı,  bu öneri de doktorların ellerini yıkaması gerektiğiydi. Tess Gerritsen bu kitabında aynı zamanda o dönemin toplumsal yapısı ile ilgili noktaları da aktarıyor. (Özellikle toplumsal eşitsizlik gibi noktalar...)

Kemik Bahçesi genel itibariyle sevdiğim bir kitap oldu, ancak yazarın en iyi kitaplarından biri olmadığı da aşikar. Tabii bu durum kitabı okurken keyif almama engel teşkil etmedi. Bir sonraki Tess Gerritsen kitabı olarak Kan Gölü'nü okumayı düşünüyorum. Hepinize keyifli okumalar.
Tess'in Günahkar adlı romanından daha fazla tıbbi bilginin yer aldığı bu kitap da favorilerim arasında yerini aldı. Kitabı birçok katagoride değerlendirmek mümkün. 1830 yılındaki sosyal yaşamdan, insanlar arasındaki sınıf farkından da bahsediyor aynı zamanda 19.yüzydaki Tıp tarihinden de bahsetmekte. Bilim, sosyoloji, toplumsal, polisiye, gerilim, dram gibi birçok kategoriye girecek kapasitede. Kitap yeni aldığı evin bahçesini düzenlemek isterken kazdığı toprakdan insan iskeletiyle karşılaşan Julia ile başlıyor ve bizi 21.yüzyıldan 19.yüzyıla gönderiyor. Aslında Tess'in kitaplarını tıbbi bilgileri için okumuş biri olarakdan bu kitap tam benlikdi diyebilirim. Ammavelakin bi polisiye veya bi gerilim ortada yoktu açıkçası poliseyeden ziyade kitapta mezar soyuculardan daha fazla bahsetmişti diyebilirim. Polisyenin az olduğu tıbbi bilginin çok olduğu bu eser tıp ile ilgilenenler için ideal bir seçim olacak diyebilirim.Kitabın sonu olsun kurgusu olsun efsaneydi bazen keşke hiç bitmeseydi dediğim olmuyor değil. Hayatımda büyük bir yer kaplayacağı kesin bir gerçek.
"Bir ölüyü parçalara ayırmak hiçbir şeydi: Ölü şikâyet etmez. Esas korkunç olan şey canlı etti."
Tuhaf bir şekilde kalemini en çok sevdiğim yazarın kitabını bu sefer bitirmekte bayağı bir zorlandım diyebilirim. Bir kere yayınevinin yazı puntosu çok küçüktü. Kitap boyutu da standartların üstündeydi. Bir kitabı çabuk bitirmem ya da geç bitirmem bazen yazarın üslubuyla değil de, yayıneviyle ilgili olabiliyor. Yazarın üslubuna değinecek olursam yine dahice bir köprü kurmuş geçmiş zaman ve şimdiki zamana doğru. Olay örgüsü oldukça esrarengiz ve olağanüstüydü. Yine son zamana kadar yazarın attığı düğümleri çözemiyorsunuz.
Her zaman ki gibi kıvrak zekasıyla,yok artık dediğim bölümleriyle,kitap bittiği halde dönüp başına tekrar incelediğim kitaplardan biri.Anlatımıyla gözümde canlandırıp bende yaşadım.Polisiye tarzında kitaplarını okuduğum tek yazar.Ben okurken çok keyif aldım.
Julia evinin bahçesinde kemikler bulur, bu kemikler bizi 1800'lü yıllarda işlenen cinayetlere götürür.
Sarah Jio tadında bir Tess Gerritsen romanı olmuş. Geçmiş yıllarda yaşanan aşkın ipuçları günümüze bağlanıyor.
"Spoiler içerir": 1800'lü yıllarda doktorların eldiven giymeden hastaları muayene etmesi, hiç ellerini yıkamadan hastadan hastaya geçmesi ve bu şekilde hastalıkların bulaşması çok ilginç geldi. Asıl komik olan ise doktorların hasta muayenesinden sonra ellerini yıkaması gerektiğini söyleyen doktorun meslekten men edilip akıl hastanesine kapatılması. Tıbbın geçmişi ile ilgili bu bilgiler kitabı daha keyifli hale getirdi benim için.
Okuduğum 5. Tess kitabı Kemik Bahçesi. Kitap 1830 lu yıllar ve günümüz arasında gidip geliyor. İlk sayfalarda bağlantı kurmak zor oldu,lakin ilerleyen sayfalarda konu anlaşılır hale gelince kitap daha zevkli ve heyecanlı bir hal aldı.Zaman zaman sıkıldığımı söylemeden edemeyeceğim. İtiraf etmeliyim ki daha önce ki Tess kitaplarını daha kısa sürede bitirmiştim. Henüz Tess le tanışmayanlar için doğru bir tercih olmaz bu kitap.
Yine de beklenmedik bir son ve tahmin edilemeyen katil sebebiyle okunmaya değer diyebilirim.
Keyifle okuyun.
Kitapta daha çok Isles,olaylara kafayı gömerek bir çözüm arıyor,rizzoli ise tamamen farklı o ise başını kaldırmış etrafına bakıyor her zaman ki gibi.
Isles kokunuzdan bile hasta olduğunuzu,nasıl tedavi edileceğini söyleyebiliyor(?) Eğer biraz düşüncelerinizden şüphe duymak istiyorsanız okunası bir kitap olabilir.Şimdi ben konuyu iki cümle ile özetlerim ama o zamanda heyecanını yitirir.Çok fazla bilinmedik ve göze çarpacak kelimeler var bu da,kitaba ayrı bir hava katıyor artı olarak.
Tess gerıtsen'ın diğer popüler kitaplarından çok daha iyi olduğunu düşündüğüm iyi kurgulanmış,sürükleyici, sonuyla şaşırtan kitabı.
Rizolli ve İsles serilerine göre tempo biraz düşük de olsa kitabın kurgusunu beğendim. Geçmişle bugün arasındaki geçişler de başarılı bence. Sadece kitabın ara ara birkaç sayfasında geniş zaman kipini kullanması biraz rahatsız edici geldi bana. Genel anlamda kurgu sağlam, dil akıcı, kitap güzel...
yazarın diğer eserlerinin gölgesinde kalmış bir eser.. bence kendisine gölge yapanlardan çok daha iyi bir eser.. yazar hem heyecanı, hem korkuyu hem de romantizmi başarıyla vermiş.. bunun gibi eserler çoğalsa keşke... ciddiyetle tavsiye ediyorum.. pişman olmayacaksınız
Bu kitap için söylemek istediğim ilk şey; zaman yolculuğuna hazırlanın! 1800'lerde bir mektupla başlayan hikaye; Rose Connolly ve Norris Marshall'ın içimi acıtan hikayesi.. Ve günümüzde Julia Hamill'in yeni evinde bulduğu isimsiz bir kadının kemikleri. Okurken şaşkınlığımı engelleyemediğim, yine harika olay örgüsüyle dolu bir Tess Gerritsen romanıydı..
Tess'in alışıldık tarzından ve Rizzoli-Isles maceralarından ayrı bir atmosfere sahip. Tarihi bir dekor da söz konusu olunca, ortaya, bence daha etkileyici bir macera çıkmış.
Kimse artık geçmişi önemsemiyor. Hep yeni ve taze olana karşı bir telaş, telaş, telaş içindeler.
Tess Gerritsen
Sayfa 59 - Doğan Kitap
Hayat kurtaranlar, sürmesine olanak sağladıkları nesillerle, aksi halde doğmayacak olan çocuklarla bir anlamda kendi ölümsüzlüğünü yaratırlar. İyileştirmek, geleceğe izini bırakmaktır..
Tess Gerritsen
Sayfa 324 - Doğan Kitap

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kemik Bahçesi
Baskı tarihi:
Ekim 2016
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051110684
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Bone Garden
Çeviri:
Filiz İnceoğlu Öztürk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Günümüzde ortaya çıkan geçmişe ait kemikler… Söylenmemiş, çarpık, uğursuz gölgelerin dolaştığı uzak bir zaman diliminde yaşanan çözülmemiş sırlar… Cesur, kanlı ve zekice… Boston… 1830… Boston Tıp Okulu’nda okuyan yetenekli ama yoksul öğrenci Norris Marshall eğitimini karşılamak için o bölgenin “mezar soyucuları” arasına katılır… Yine de bu korkunç ticaret, üniversite hastanesinin bahçesinde delik deşik edilerek öldürülen bir hemşirenin şok eden cinayeti karşısında önemsizdir. Günümüz… Julia Hamill, Massachusetts’in kırsal kesimlerinde yer alan yeni evinin bahçesinde dehşet verici bir şey keşfetti: kayalık arazinin içine gömülmüş bir kafatası… –Adli tabip Maura Isles’ın görüşüne göre, üzerinde cinayetin belirgin izlerini taşımakta. Bu isimsiz kadının kim olduğu ve başına ne geldiğiysese geçmişe ait bilgilerde saklı.

Kitabı okuyanlar 425 okur

  • Emr
  • Betül
  • Zeynep Ertunç
  • Hüseyin onur
  • Bayram Kurt
  • Arife
  • Gizem Çalık
  • Şeyda Garibağaoğlu
  • Berna Akkuş
  • Pınar Yılmaz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.1
14-17 Yaş
%3.3
18-24 Yaş
%22.8
25-34 Yaş
%27.2
35-44 Yaş
%32.1
45-54 Yaş
%13
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%82.1
Erkek
%17.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.3 (41)
9
%24.1 (28)
8
%20.7 (24)
7
%9.5 (11)
6
%8.6 (10)
5
%0.9 (1)
4
%0.9 (1)
3
%0
2
%0
1
%0