Kendi Ülkesinde Kuşatılan ve Bölünen Ordu - Türk Silahlı Kuvvetleri (Fetö'cü Darbe Sonrasında)

·
Okunma
·
Beğeni
·
954
Gösterim
Adı:
Kendi Ülkesinde Kuşatılan ve Bölünen Ordu - Türk Silahlı Kuvvetleri
Alt başlık:
Fetö'cü Darbe Sonrasında
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054125982
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kripto Basım Yayın
15 Temmuz 2016'da gerçekleşen Fetö'cü darbe girişimi ile Irak'ın Süleymaniye kentinde 4 Temmuz 2003'te Türk Özel Kuvvetleri'nin karargâhına yapılan saldırı ile başlayan bir sürecin son adımı atıldı. Süleymaniye baskınını Atabeyler, Ergenekon, Balyoz, Casusluk operasyonları izledi. Bu saldırılar sonucunda Türk ordusunun personel yapısı köklü bir şekilde etkilendi. Askerlik yeminine sadık general/amiral ve subaylar, "Avrasyacı-Rusçu klik" diyerek tasfiye edilirken "Atlantikçi-Nato'cu" Fetö mensubu subaylar bütün kadroları işgal ettiler. Fethullah Gülen'in mehdi olduğuna inanan bu Atlantikçi-Nato'cu diye kendilerini tanıtan subay ve generaller Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne el koymak için darbe girişiminde bulundular. Darbe planının çok iyi hazırlandığı anlaşılıyor. Her bir kişinin ne yapması gerektiğine kadar hesaplanmış bir darbe planı hazırlanmış. Ancak darbeyle veya darbenin bir operasyonu ile ilgili bilgi sızması darbecilerin telaşlanmalarına ve darbeyi 6 saat erkene almalarına yol açtı. Darbeciler Türk ordusu ve Türk halkından hiç beklemedikleri bir direniş gördüler. 15 Temmuz darbesi, 16 Temmuz şafağında Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk siyasal İslamcı darbesi olarak tarihe gömüldü. Böylece Türk devleti 1071'den bu yana karşılaştığı en büyük devlet içi tehdidi aşmak için büyük fırsat yakaladı. Önümüzdeki dönem büyük riskleri ve fırsatları birlikte getirecek. Zor günlerden geçeceğiz. Bütün bunları aşmak için iki şeye ihtiyacımız var: Millî birlik ve güçlü bir ordu. Artık zaman Türk ordusu etrafındaki kuşatmayı kırma, milletin ve ordunun birliğini sağlama zamanıdır.
-Ümit Özdağ
304 syf.
·11 günde·9/10
Son yıllara şanlı ordumuza yönelik yapılan psikolojik harekâtlar ve (ergenekon balyoz casusluk gibi) tüm yıpratıcı faaliyetler ortaya konulmuş. Almanya ve abd gibi ülkelerde eğitim görmüş; Ordu siyaset ilişkisi konusundaki bilgisi yüksek seviyede olan Ümit Özdağ'ın  (15 temmuz darbe girişimi sonrası genişletilmiş baskısıyla) yakın tarihimiz ile ilgili genellikle akademik bakış açısı ile yazılmış okunması gereken bir eser.
304 syf.
·Beğendi·10/10
TSK üzerine kumpas davaları başlamadan önce başlatılan ve kumpas davaları sürecinde zirve yapan tartışmaların stratejik amacının neler olduğunu Ümit Özdağ'dan okumalısınız.Özdağ,asker değil bir siyasetçi olmasına rağmen kumpas davalarındaki 60 sayfada yer almıştır.Bu özelliği bile kendisini bu konularda başvurulması gereken kişi yapmıştır.Son baskısı 15 Temmuz sonunda genişletilmiş olarak basıldı.
304 syf.
·Beğendi·8/10
Korkunun ecele faydası yok derler, AKP'nin TSK'daki düzenlemelerini daha açık bir şekilde gördükçe, üzülmeden edemedim. Bugünlerde hala tasviyesi süren Fetö'cülerin, kısaca TSK'ya yerleşmelerinin öncesine ve Fetö'den sonra yapılan düzenlemelerle ordunun nasıl bir yandan sivil idareye bağlanmaya çalışılması ve birbirinden bağımsız parçalara ayrılmış bir ordunun darbe yapamayacak hale getirilmesi çalışmalarını görüyorsunuz. Tabi bunun yanında Mete Han'dan Selçukluya, Osmanlı döneminde Ordu ve Ordu içerisindeki Islahatlara, Cumhuriyet dönemi ve sonrasında kısa kısa günümüze değin, özellikle 1980 ve 2000 li yıllar arasındaki döneme değiniyor. Bu kitabı okurken hem üzülecek hem de öğreneceksiniz!
304 syf.
Milliyetçi harekette siyasi yoluna devam eden Ümit Özdağ, bilgisi ve tecrübesi sebebiyle saygı duyduğum insanlardan biridir. Yazdıkları, olayların tahlilinden çok, ideolojinin eleştirisidir. Bu kitapta Ergenekon ve Balyoz davaları ile söndürülmüş olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin durumunu analiz etmektedir. PKK'nın geçmişi ve geleceği konusunda da tahlilleri vardır. Takip edenler Ümit Bey'in ciddiyetini biliyordur zaten, tavsiye yersiz kalacaktır.
1971'de Tsk'ya başlayan küçük cemaat sızmaları, 1986'da kuleli askeri lisesi sınav sorularının cemaat tarafından çalınması ile ilk büyük kitlesel sızmaya dönüşmüştür. 1994'te Harp okulundan mezun olan bu kitle ile birlikte tsk bünyesinde ilk kez cemaatçi subaylar kitlesel şekilde temsil edilmeye başlanmıştır.
9 Temmuz 2016'da izmir'de 2 cemaatçi amiral ve bir grup subay hakkında gülen cemaati mensubu olduğu ve casusluk davasında sahte belge ürettikleri iddiası ile soruşturma açıldı. Bu soruşturma aynı zamanda 30 Ağustos askeri şurasında birçok cemaatçi general ve subayın emekliye sevk edileceğinin göstergesiydi. Bu durum cemaatin hazırladığı darbeyi daha erken bir tarihe almasına neden olmuştur.
Demokrasiler çoğunlukların yönettiği rejimler değildir. Demokrasiler azınlıkların çoğunluğun yönetmesinin meşru olduğunu kabul ettikleri rejimlerdir. Eğer azınlıklar, sandıktan bir çoğunluk veya en büyük azınlık çıksa da, onun meşruluğunu kabul etmezler ise %50'yi arkasına alan bir iktidar diğer direnen bir %50'yi yönetemez.
"Türk Silahlı Kuvvetleri kanıtlanmış tarihe göre 2222 yaşında bir kurum olarak dünya tarihinin varlığını devam ettiren sadece en eski ordusu değil aynı zamanda en eski kurumudur."
FETÖ'cülerden boşalacak kadrolara yapılacak atamalar için Akp referansı yerine liyakat ilkesi uygulanmalıdır. Bu adım aynı zamanda toplumsal uzlaşmayı güçlendirecek ve Akp'nin uzlaşma çabalarının samimi olduğunu gösterecektir.
Abd ve Ab ülkeleri sistemli olarak Türkiye'de gerçek bir darbe olmadığı, Erdoğan'ın gücünü arttırmak için sahte bir darbe yaptırdığı propagandasını kamuoylarına kapsamlı bir psikolojik operasyon ile aktarmaktadır. Darbeci gülen adeta aklanmaktadır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kendi Ülkesinde Kuşatılan ve Bölünen Ordu - Türk Silahlı Kuvvetleri
Alt başlık:
Fetö'cü Darbe Sonrasında
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054125982
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kripto Basım Yayın
15 Temmuz 2016'da gerçekleşen Fetö'cü darbe girişimi ile Irak'ın Süleymaniye kentinde 4 Temmuz 2003'te Türk Özel Kuvvetleri'nin karargâhına yapılan saldırı ile başlayan bir sürecin son adımı atıldı. Süleymaniye baskınını Atabeyler, Ergenekon, Balyoz, Casusluk operasyonları izledi. Bu saldırılar sonucunda Türk ordusunun personel yapısı köklü bir şekilde etkilendi. Askerlik yeminine sadık general/amiral ve subaylar, "Avrasyacı-Rusçu klik" diyerek tasfiye edilirken "Atlantikçi-Nato'cu" Fetö mensubu subaylar bütün kadroları işgal ettiler. Fethullah Gülen'in mehdi olduğuna inanan bu Atlantikçi-Nato'cu diye kendilerini tanıtan subay ve generaller Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne el koymak için darbe girişiminde bulundular. Darbe planının çok iyi hazırlandığı anlaşılıyor. Her bir kişinin ne yapması gerektiğine kadar hesaplanmış bir darbe planı hazırlanmış. Ancak darbeyle veya darbenin bir operasyonu ile ilgili bilgi sızması darbecilerin telaşlanmalarına ve darbeyi 6 saat erkene almalarına yol açtı. Darbeciler Türk ordusu ve Türk halkından hiç beklemedikleri bir direniş gördüler. 15 Temmuz darbesi, 16 Temmuz şafağında Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk siyasal İslamcı darbesi olarak tarihe gömüldü. Böylece Türk devleti 1071'den bu yana karşılaştığı en büyük devlet içi tehdidi aşmak için büyük fırsat yakaladı. Önümüzdeki dönem büyük riskleri ve fırsatları birlikte getirecek. Zor günlerden geçeceğiz. Bütün bunları aşmak için iki şeye ihtiyacımız var: Millî birlik ve güçlü bir ordu. Artık zaman Türk ordusu etrafındaki kuşatmayı kırma, milletin ve ordunun birliğini sağlama zamanıdır.
-Ümit Özdağ

Kitabı okuyanlar 31 okur

  • Oğuz O.
  • Emir Akdemir
  • Gökhan Aktaş
  • gülben durmaz
  • Alper
  • Sefa Zor
  • Mustafa Kemal Özdemir
  • Yahya Arslan
  • Bilim Seven Kız
  • İlhan Çağlar

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%41.7 (5)
9
%16.7 (2)
8
%8.3 (1)
7
%16.7 (2)
6
%8.3 (1)
5
%8.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0