Kendine Açacağın Bir Pencere (Anne Cafe Yazıları)

·
Okunma
·
Beğeni
·
496
Gösterim
Adı:
Kendine Açacağın Bir Pencere
Alt başlık:
Anne Cafe Yazıları
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
132
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056493188
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Artıfarma Yayınları
Ağaç, ağaç olsun diye bir tohumcuk düşmeli yere. Bir tohum çatlayıp açılmadan ağaç olamıyor. Bir şeyler bozulacak elbette. Bir kabuk kırılacak. Sonra birileri bir şeyler konuşacak. "Ne?" "Tohum, artık o bildiğimiz tohum değil, değişti" diyecekler… Oysa tohum, ağaç olmakla meşguldür. Ağaç olmakta olan tohumları bir çubukla dürtüp, "Hey ne oluyor sana?" dersek, o sakin sakin, olması gereken ağacı olabilir mi? Bırak tohum çatlasın, içinden çıkan çıksın, kabuğu çürüyüp toprağa düşsün… Varlığın için, bir tohum olduğun için, ağaç olmak istediğin için kimseden özür dileme. Kendin olmak için, tohum olmak için, ağaç olmak için kimseden izin isteme. Kimsenin sana "Aferin, iyi düşünmüşsün" demesini bekleme. Sadece ol… Kimsenin seni alıp daha güneyde bir ormana veya şehirde harika bir villanın bahçesine taşımasını bekleme. Nereye aitsen orayı bul, orada büyü. Kollarını açıp büyüyen yapraklarınla, kendi toprağında, ait hissettiğin yerde… Ve zaman ver. Doğada hiçbir şey acele etmiyor. Zamanın bir tohuma dokunan, kıran, çatlatan, bekleten, açan, tazeleyen, büyüten, bambaşka bir şeye dönüştüren gücünü ancak hayranlıkla izleyebiliriz biz. Doğada yetişen şeylerin hangisi bir gecede büyüyor? Doğan hangi bebek ertesi gün yürüyebiliyor?
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Sadece bir sonraki adımı atarak yürüyebilirsin. Öyle işte. Bir ayağını diğerinin yanına nasıl getiriyorsan öyle küçük adımlarla. Kapıyı kapatmadan önce kilitleyemezsin. Kapıyı açmadan önce içeri giremeyeceğin gibi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kendine Açacağın Bir Pencere
Alt başlık:
Anne Cafe Yazıları
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
132
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056493188
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Artıfarma Yayınları
Ağaç, ağaç olsun diye bir tohumcuk düşmeli yere. Bir tohum çatlayıp açılmadan ağaç olamıyor. Bir şeyler bozulacak elbette. Bir kabuk kırılacak. Sonra birileri bir şeyler konuşacak. "Ne?" "Tohum, artık o bildiğimiz tohum değil, değişti" diyecekler… Oysa tohum, ağaç olmakla meşguldür. Ağaç olmakta olan tohumları bir çubukla dürtüp, "Hey ne oluyor sana?" dersek, o sakin sakin, olması gereken ağacı olabilir mi? Bırak tohum çatlasın, içinden çıkan çıksın, kabuğu çürüyüp toprağa düşsün… Varlığın için, bir tohum olduğun için, ağaç olmak istediğin için kimseden özür dileme. Kendin olmak için, tohum olmak için, ağaç olmak için kimseden izin isteme. Kimsenin sana "Aferin, iyi düşünmüşsün" demesini bekleme. Sadece ol… Kimsenin seni alıp daha güneyde bir ormana veya şehirde harika bir villanın bahçesine taşımasını bekleme. Nereye aitsen orayı bul, orada büyü. Kollarını açıp büyüyen yapraklarınla, kendi toprağında, ait hissettiğin yerde… Ve zaman ver. Doğada hiçbir şey acele etmiyor. Zamanın bir tohuma dokunan, kıran, çatlatan, bekleten, açan, tazeleyen, büyüten, bambaşka bir şeye dönüştüren gücünü ancak hayranlıkla izleyebiliriz biz. Doğada yetişen şeylerin hangisi bir gecede büyüyor? Doğan hangi bebek ertesi gün yürüyebiliyor?

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Zeynep Sena Ülkü
  • Esila Anya
  • Ezgi Özkuzucu
  • Müge Sinem Ceylan
  • Özge

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0