·
Okunma
·
Beğeni
·
201bin
Gösterim
Adı:
Kendine Ait Bir Oda
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
170
ISBN:
9786059691529
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aylak Adam
İlk olarak 1929 yılında yayımlanan "Kendine Ait Bir Oda" başlıklı deneme, Virginia Woolf'un Cambridge Üniversitesi'nde verdiği bir dizi derse dayanır. Feminist kuramın en önemli metinlerinden biri olarak değerlendirilen eserde Woolf, erkek-egemen bir edebiyat ortamında kadın yazarların edebî konumunu tartışmaya açar. Shakespeare'in kendisiyle aynı yeteneklere ve yaratıcılığa sahip varsayımsal kız kardeşinin neden farklı bir mirası olacağını kanıtlamaya çalışırken, mesajı oldukça sadedir: Kadınların yaratma özgürlükleri için sabit bir gelirleri ve kendilerine ait odaları olmalıdır. Yazarın romanlarındaki etkileyici üslubu ve bakış açısını bulacağınız "Kendine Ait Bir Oda", modern feminist eleştiri tarihinin Virginia Woolf olmadan yazılamayacak olduğunu kanıtlar niteliktedir.
127 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Virginia Woolf feminist bir yazar. Kadınları çok yönlü bir şekilde ele alıyor."Bir kadın eğer kurmaca yazacaksa,parası ve kendine ait bir odası olmalıdır." sözleriyle de aslında kadınların kendilerine ait yaşamları olması gerektiğini dile getiriyor.Özellikle hala ısrarla feminizmi erkek düşmanlığı olarak gören kadınlarımız okumalı ve aydınlanmalı diye düşünüyorum.
127 syf.
·8/10 puan
Kadınlardan çıkan bilim ya da edebiyat eserleri neden erkeklere oranla azdır?

Kitap, yazarın kadınlara yönelik yaptığı, kadınlar ve kurmaca konulu bir konuşma üzerinden şekilleniyor. Kadının üreticiliğinin kendine ait bir odaya sahip olması, belli bir miktar parasının olması ve düşüncelerini kağıda aktarabilme cesaretiyle doğru orantılı olduğunu düşünüyor.

1600'lü yıllardan günümüze kadınların edebiyat hakkındaki etkilerini ana konu alan bu kitap, yer yer feminizmin diğer konularla olan ilişkisi hakkında da yorumlar bulunduruyor. Fakat demeden geçmeyeceğim, kitabın içindeki feminizmin, günümüzün "feminizm"iyle aynı olduğunu düşünmüyorum. Kitaptaki feminizm, saf ve tarafsız, düşman olmaksızın savunulan bir feminizm.

Kitap, bir kadın için bu konuda tarafsız olarak bilinçlenebileceği bir kaynak ama demekte fayda var ki, kitap içerisinde birçok yazar ve kitap alıntısı olduğu için sık sık internetten yazar araştırması yapmaya gereksinim duyabilirsiniz.

Okurken eğlendim ama roman havasıyla okunabilecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Daha çok bilgi öğrenmek amacıyla okunmayı amaçlanacak bir kitaptı.

Kadınlar üstüne yazılan bir kitap okumak istiyorsanız, bu kitap bu konuya girebilmeniz için oldukça ideal.
127 syf.
·9/10 puan
Her kadının okuması gereken bir kitap. Zaten Virginia ablamızı biliyoruz. Kendine taş bağlayıp dertlerle yoğrulmuş beynini taşıyan vücudunu bir nehre bırakana dek kadınların değerinin bilinmesi konusunda çalıştı. Yazdı, konuştu.

Erkekler okumasın falan demiyorum, ben de bir erkeğim ve gayet keyif aldım. Bazı noktalarında biraz fazla feminist bulsam da, genellikle "Çok haklı." minvalinde şeyler söyledim.

İşin tuhafı bu kitap hakkında güzel yorumlarda bulunsam da ben zamanında bu kitabı bir hanımefendiye hediye etmiştim. Bunu hem okumamış hem de üstüne üstlük "Ben kitabın yorumlarına baktım, ben orada yazılanları zaten biliyorumdur." şeklinde bir şeyler gevelemişti. Neyse ki, o konuşmanın ardından fazla geçmeden yollarımız ayrılmıştı. Hahaha insanlar garip dostlar.
127 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Virginia Woolf'un okuduğum ilk kitabı. Yazarın biyografisini okumuş ve intihar ederek yaşamına son vermiş olmasına üzülmüştüm. Feminist ve modernist bir yazar. Kadınlar ve edebiyat konusunun çok yönlü bir şekilde ele alındığı, güzel bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
127 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Okurken geçmişte ve günümüzde kadının yerini sorgulatan acaba geçmiş ve gunumuz arasında kadın hakları ne kadar gelişti dedirten bir kitap ... Yazar çok karmaşık duygularla yazmış bazen fikirden fikire atlarken yazdıklarını bir kaç kez okumak zorunda kalsanız da güzel bir kitap tavsiye ediyorum ... Ama akıp giden kitapları okumaya aliskinsaniz hiç bulaşmayın derim
127 syf.
·7 günde·Beğendi·6/10 puan
Okuması pek kolay bir kitap değildi. Kendini tekrar eden bir üslup ve sıkıcı ayrıntılar içeriyor. Ancak dönemin cinsiyet analizini tam anlamıyla gözler önüne seriyor ve iyi ki dedirtiyor; iyi ki o dönemde yaşamamışım ya da bu dönemde yaşamışım.
127 syf.
·8/10 puan
Kadınların kütüphanelere dahi alınmadığı bir dönemden gelen V.wolf;1928'de kapılarını kadınlara yeni yeni açmaya başlayan bir üniversitede"kadınlar ve yazın"konulu bir konuşma yapmak için araştırma yapmaya başlar.
Cinsiyetler arasındaki adaletsizlikler üzerine düşünmeye başlar;
"Annelerimizin meselelerini son derece kötü yonettiklerine kuşku yok.Kitaplar,kitaplıklar ve keyif için tek bir kuruş bile ayrılmamış.Ellerinden ancak kuru topraktan duvarlar yükseltmek gelmiş.
...derin koltukları ve güzel halıları da düşündüm;bolluğun mahremiyetin ve geniş mekanların soyundan gelen nezaketi,güler yüzlülüğü,saygınlığı da.Annelerimiz bunlarla kiyaslanacak hiç bir şey vermediler bize.
Kitaplığın(kadınlara)kapalı kapılarını düşündüm,kilitli kapılar dışında kalmanın ne kadar tatsız olduğunu düşündüm.
Bir cins(erkek)güvencede ve varlık içindeyken karşı cinsin yoksulluk ve güvensizlik içinde olduğunu.."
Neden kadınlar erkekler kadar kitap yazmıyor sorusuna cevap arar.George Elit'un bir kadın olduğu dönemin koşulları yüzünden erkek takma adıyla kitap yazdığını dile getirip kadınları yazma konusunda yureklendiriyor yazar.
"İsterseniz kitaplıklarınıza kilit vurun; ama zihnimin özgürlüğüne vurabileceğiniz ne bir kilit var ne de bir sürgü, ne de kapatabileceğiniz bir kapı.
127 syf.
Kendine ait bir oda. Gerçek manada olmasa bile herkesin bir odası var aslında nasıl mi? Kalbi, beyni, ruhu ve aklı ile oluşan bir odası var. Cevre de seni anlayacak kimse olmadığı zaman buraya sığınırsinnn. Sana ait olan bu odaya.
V. Woolff eserinde yüzyıllar boyunca ataerkil toplumlarda yaşayan kadınların kendileri için bir şey yapmamalari üzerine durmuş durumda. Kadının ikinci plana atıldığı otekileştirdigi bir durumu tekrara gözler önüne sermiş yazar. Sade ve akıcı bir dil ile konuyu çok iyi anlatmış bence. Kadın evlenen, çocuk yapan, temizlik yapacan bir hizmetciden ibaret olmadigini kendi ekonomik özgürlüğünü kazanabilen, yazabilen, cizebilen, bir varlık olduğuna inandığı için kadınları yazıya teşvik etmek için yazılmış. Elbette çocuk doğuracak elbette bakımıyla ilgilenecek ama kendini de geliştirmeyi unutamayacak. Bakabilecegi kadar doğurur istenildiği kadar değil. Ki kendine de vakit ayırmalı. Kendini gelişmelidir. Kendi kararları olmalı, kendini bilmeli, kendini getirmeli. En başta ifade ettiğim gibi aslında onların kendilerine ait bir odası var sadce bunu bu faaliyete geçirmeleri lazım . Toplumun bir ferdi olduğunu unutmamali kadin! !!
Naçizane tavsiye edebilir.
Keyifli okumalar ;)
128 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Virginia wolf'un okuduğum ilk kitabı. Yazarı tanımak için doğru kitaptan mı başladım bilmiyorum. Deneme türündeki bu kitabı sevdim ama tam anlamıyla özümseyemedim, dip bucak anlayamadım, bazı yerler havada kaldı, bazen yarım bırakmak istemediğimden okudum ama bu daha çok benim deneme türü sevmeyişimden kaynaklı olabilir. Diğer kitaplarını en yakın zamanda okumak istiyorum. Yazar bu kitabında kronolojik bir sıra kullanarak kadının edebiyattaki yerini incelemiş ve kadının edebiyatta var olamama nedenlerini irdelemiş, bunun ilk nedenlerinden birini de kendisine ait bir odanın olmayışı olarak tanımlamış. Kadın ve edebiyat kitabın ana teması. Okumanızı tavsiye ederim.
123 syf.
·26 günde·Puan vermedi
Kitabı okurken çok zorlandım çünkü anlatımı çok dağınık geldi. Fakat kitapta güzel noktalara değinilmiş. Kitabın özellikle kapanış kısmını çok beğendim.
Kadınlar erkekler gibi yazsalardı ya da erkekler gibi yaşasalardı, onlar gibi görünselerdi çok yazık olurdu, dünyanın ne kadar geniş ve çeşitli olduğunu düşünürsek, iki cins bile pek yetersiz kaldığına göre sadece tek bir cinsle nasıl idare edebilirdik?
Hayat her iki cins için de –kaldırımda ite kaka yürüyen kadınlarla erkeklere baktım– çetindi, zordu, sürekli bir mücadeleydi. Büyük cesaret ve güç gerektiriyordu
Tarih kitaplarının durduğu rafa giderek en yenilerden birini çekip aldım: Profesör Trevelyan’ın İngiltere’nin Tarihi kitabını. Bir kez daha ‘Kadınlar’ başlığını aradım, ‘konumu’ diye bir bölüm bulup bulunduğu sayfayı açtım. “Eşini dövmek” diye okudum, “erkeğe tanınan bir haktı. Hem alt hem yüksek tabaka tarafından utanmazca uygulanıyordu… Benzer biçimde” diye devam ediyordu tarihçi, “annesiyle babasının seçtiği erkekle evlenmeyi reddeden kız evlat odasına kilitlenebilir, dayak yiyebilir, odada duvardan duvara fırlatılabilirdi, üstelik kamuoyu bu durum karşısında hiç de dehşete düşmezdi. Evlilik sevgiyle ilişkili bir konu değildi, ailenin para hırsına bağlıydı, özellikle de “onurlu” üst tabakada…
Onları korumaktan vazgeçin, onları aynı faaliyetler ve uğraşlarla baş başa bırakın, bırakın asker olsunlar, denizci, otomobil sürücüsü ya da liman işçisi... Kadınlık, himaye edilen bir meşguliyet olmaktan
çıkınca her şey olabilir.
Pope şöyle demiş:
Çoğu kadın kişiliksizdir.
La Bruyère de:
Kadınlar uçlardadır, erkeklerden daha iyi ya da daha kötüdürler.
Birbiriyle çağdaş olan iki keskin gözlemcinin tamı tamına zıt fikirleri. Eğitim alacak yetenekte mi kadınlar, değiller mi?
Napoléon yetenekleri olmadığını düşünüyordu. Dr. Johnson ise tam tersini. Ruhları var mı, yoksa yok mu? Bazı vahşiler, olmadığını söylüyorlar. Bazıları da tam tersine, kadınların yarı-kutsal olduklarını söyleyip bu nedenle onlara tapıyorlar. Hikmet sahibi bazı kişiler kadınların beyinlerinin sığ olduğunu söylüyorlar; kimileriyse bilinçlerinin daha derin olduğunu. Goethe kadınları el üstünde tutardı, Mussolini ise nefret ederdi. Nereye baksanız erkeklerin kadınlar hakkında düşündüğünü görürsünüz, ve hepsi de farklı düşünürler.
Erkekler kadınların kendilerinden üstün olduğunu bilirler, bu yüzden de en zayıflarını ya da en cahillerini seçerler. Böyle düşünmeselerdi, kadınların da kendileri kadar bilgi sahibi olmalarından asla korkmazlardı.
Yoksa öfke, her nasıl oluyorsa, güce eşlik eden o bildik hayalet miydi? Örneğin zenginler çoğunlukla öfkelidirler, çünkü yoksulların onların servetine göz diktiğinden kuşkulanırlar.
İsterseniz kütüphanelerinizi kilitleyin ama zihnimin özgürlüğünü kilitleyebileceginiz hiçbir kapı, kilit, sürgü yoktur.
Neden erkekler kadınlara değil de kadınlar erkeklere çok daha ilginç geliyordu? Çok garip bir olguydu bu bana kalırsa, kadınlar hakkında kitaplar yazarak ömür geçiren erkeklerin hayatlarını gözümde canlandırmaya çalıştım, yaşlı mı genç miydiler, evli mi bekâr mı, kırmızı burunlu mu kamburu çıkmış mı – her neyse, sakatlar ya da güçsüzler tarafından gösterilmediği sürece böyle bir ilginin nesnesi olmak belli belirsiz gururumu okşamıştı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kendine Ait Bir Oda
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
170
ISBN:
9786059691529
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aylak Adam
İlk olarak 1929 yılında yayımlanan "Kendine Ait Bir Oda" başlıklı deneme, Virginia Woolf'un Cambridge Üniversitesi'nde verdiği bir dizi derse dayanır. Feminist kuramın en önemli metinlerinden biri olarak değerlendirilen eserde Woolf, erkek-egemen bir edebiyat ortamında kadın yazarların edebî konumunu tartışmaya açar. Shakespeare'in kendisiyle aynı yeteneklere ve yaratıcılığa sahip varsayımsal kız kardeşinin neden farklı bir mirası olacağını kanıtlamaya çalışırken, mesajı oldukça sadedir: Kadınların yaratma özgürlükleri için sabit bir gelirleri ve kendilerine ait odaları olmalıdır. Yazarın romanlarındaki etkileyici üslubu ve bakış açısını bulacağınız "Kendine Ait Bir Oda", modern feminist eleştiri tarihinin Virginia Woolf olmadan yazılamayacak olduğunu kanıtlar niteliktedir.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları