Kendine Saygının Büyüsü (Kendi Farkındalığına Uyanmak)

·
Okunma
·
Beğeni
·
404
Gösterim
Adı:
Kendine Saygının Büyüsü
Yazar:
Alt başlık:
Kendi Farkındalığına Uyanmak
Baskı tarihi:
Aralık 2011
Sayfa sayısı:
381
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055524418
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Butik Yayıncılık
"Yumuşak huylu, alçakgönüllü bir insan neden takdir edilir? Herkesin egosunu doyurduğu için takdir edilir. Sadece oyunun tamamını gör. Alçakgönüllü bir insanı neden takdir edersin? Sana karşı alçakgönüllü olduğu, senin egonu desteklediği için. Egon desteklendiği için, sen de karşılığında onun alçakgönüllülüğünü desteklersin. Şimdi bir kısırdöngü oluşur. Herkes onun alçakgönüllülüğünü sevdiği için giderek daha da alçakgönüllü olacak. Saygınlık kazanıyor ve herkes onun alçakgönüllülüğünü seviyor, çünkü onun alçakgönüllülüğü herkesi tatmin ediyor - bu, ego için derin bir doyumdur.
Evet, ne mutlu alçakgönüllü ve yumuşak huylu olanlara, çünkü onlarsız egoistler nasıl mutlu olacak? Bunu açıkça anlamanı istiyorum: Ego ve teslimiyet madalyonun iki yüzüdür. Ben egoyu öğretmiyorum, teslim olmanı da istemiyorum. Senden kendi varlığını aramanı ve araştırmanı istiyorum. Ben sana çok büyük bir özsaygıyla sahici, bütünleşmiş bir birey olmayı öğretiyorum. Kendine saygı zihninde şüphe yaratabilir, çünkü benlik saygısı yine egoyu işaret ediyormuş gibi görünüyor. Öyle değil. İki kelimeyi de anlaman gerekiyor, benlik (self) ve saygı (respect); ikisi de önemli.Benlik, doğarken beraberinde getirdiğin şeydir. Ego ise biriktirdiğin şeydir; ego senin eserindir. Bir toplumun, bir kültürün, bir uygarlığın parçası olmadan önce, kendi gerçek benliğini biliyordun. İnsanların çocukluklarının hayatlarının en gün güzel kısmı olduğunu düşünmesi tesadüf değil. O kısım çoktan unutulmuş bir anı çünkü hayatında tam olarak hatırlayamadığın, ancak belli belirsiz bir duygunun, bir çeşit rayihanın, bir tür gölgenin kaldığı günler var.
Eğer kendine saygı gösterir, yeniden bakar ve varoluşunun derinliğine inersen, kendini kaybetmeye ve bir ego, yani sahte benlik edinmeye başladığın yeri bulacaksın."
Aile çocuğu zehirler: Sen Hindu'sun, Hristiyansın. Çocuğu zehirler: Sen cumhuriyetçisin, demokratsın, sosyalistsin, komünistsin. Zehirlemeye devam eder. Bütün bu zehirleme işi birikim yapar ve senin kişiliğin haline gelir."
İnanç bir şeyi örtmek içindir.Eğer şüphe çok büyükse,o zaman inancı sıkı bir şekilde genişletmek zorundasın. Şüpheni çok kuvvetli bir şekilde bastırmak zorundasın, çünkü eğer kuvvetli bir şekilde bastırılmazsa, inanç örtüsünü üzerinden atacağını ve kendi gözlerinin önünde çıplak kalacağını biliyorsun- şokun nedeni bu. Şok yersiz değil.
Ben Rahibe Teresa'yı eleştiriyorsam, senin neden şoke olman gerekiyor? Ya söylediğimi doğru bulursun ve şok söz konusu değildir ya da söylediğimi yanlış bulursun; o zaman da şok söz konusu değildir. Şok nereden geliyor?
Hayatım boyunca bunu yaptım -dost kaybetmek, düşman kazanmak sanatı...Bunu öğrenmek isteyen varsa, benden öğrenebilirler. Nedeni kimseyi etkilemek istemememdir. Fikrin kendisi çirkin ve insanlığa aykırı. Etkilemek, müdahale etmek,kötüye kullanmak, seni sana ait olmayan bir yola sürüklemek, sana daha önce asla düşünmediğin şeyleri yaptırmak demektir.
Bir insanı etkilemek dünyanın en çok şiddet içeren hareketidir.Ben asla kimseyi etkilemeye çalışmadım. Birisi söylediğim ya da olduğum şeyde bir hakikat görüyorsa, bu başka bir şey; ama onu etkilemek gibi bir çabam yoktu. Eğer, bana rağmen bir şey görebildiyse, o zaman bütün sorumluluk onun.
"Sıkı sıkıya inanan biri olduğunu söylüyorsun.Bu ne demek? Sıkı sıkıya inanan biri -sıkı kelimesini neden kullandın. Bunun gerisinde bir zayıflık gizleniyor olmalı.Sadece inanan biri olmak yetmiyor mu? Yetmediğini biliyorsun; bu nedenle daha güvenilir, daha kuvvetli hale getirmek için bir şey daha ilave etmen lazım.Fakat ne yaparsan yap, inanç inançtır ve bilmeye dönüşemez.Senin sıkı inanışın sadece şüphenin çok sıkı olduğunu kanıtlar.Sıkı şüphe eden birinin sıkı sıkıya inanmaya ihtiyacı vardır. Sıradan bir şüpheci sadece inanır.
Bir okuldan kovuldum; birçok kez kovuldum. Bunu sevdim, bundan keyif aldım; şikayet etmiyorum. Hayatımda hiçbir şeyden şikayetçi değilim. Her şey olağanüstü güzel oldu.O kovulma da güzeldi. Yeni bir okul araştırmam gerekiyordu
Hristiyanlara göre, çarmıha gerilen İsa bir insanın insanlığı kurtarmak için yapabileceği en büyük fedakarlığın sembolüdür.
Hindulara göre, çarmıh sadece bu insanın geçmişte büyük bir günah işlediğini gösterir. Onların felsefesi karma ve sonucudur. Kendi tarafında bir karma olmadan öylece çarmıha gerilmezsin. Kötü şeyler yapmış olmalısın ve bu da onun sonucudur. İsa' nın çarmıha gerilmesi Hindu'ya, Cayna'ya veya Budist'e onun Mesih olduğunu ispatlamaz.
Senden teslim olmanı istemiyorum. Senden kendi varlığını aramanı ve araştırmanı istiyorum. Teslimiyet gerçekleşecek ama bir yapma değil, gerçekleşme olacak. Ne ben senden teslimiyet isteyeceğim, ne de sen bunu yapmak zorunda kalacaksın. Fakat eğer senden yapmanı istediğim şeyi yaparsan, teslimiyet meydana gelecek. Kendiliğinden gerçekleştiğinde, bu tamamen farklı, nitelik olarak farklı bir hadisedir. O zaman alçakgönüllü, yumuşak huylu ve teslim olmuş gibi yapan ego değildir. O zaman egosuzluk halidir.
Kimseden etkilenme. Kimseye hayranlık duyma. Bak, gör, farkında ol ve tercih yap. Fakat hatırla, sorumluluk senin. Tanrım, seni izledim, şimdi beni kurtar diyemezsin. Asla kimseyi takip etme, çünkü bu şekilde kendinden uzaklaşırsın
Şok iki şey gerektirir: Bir yanın -daha derindeki ,bastırılmış yanın- söylediğim şeydeki hakikati görür ve baskılayıcı tarafın onu görmek istemez.Bu çatışma şok yaratır.
Eğer kendine saygı gösterirsen, yeniden bakarsan ve varoluşunun derinliğine inersen, kendini kaybetmeye ve ego, sahte benlik edinmeye başladığın yeri bulacaksın. O an, aydınlanma anıdır, çünkü egonun ne olduğunu bir gördün mü oyun biter.
Olmaklık varoluşunla kalır ve daha önce olduğun her şeyi değiştirerek gerçekten olağanüstü bir güce dönüşür.
Seni geçmişten koparır.
Sana yeni bir doğum verir.
Farkındalığın olmadığı her an kendi cezasını getirir ve farkındalıkla geçen her an kendi ödülünü getirir.Bunlar yapısal parçalardır, bölemezsin.
Fakat ben hiç bir şeye inanmıyorum. Böyle bir inanç benim olaylara bakış şeklime ters. İnanç, bir körün karanlıkta el yordamıyla ilerlemesidir. Ben hiçbir şeye inanmam, hiçbir şeye inanmamazlık da etmem; çünkü ikisi de inanç sistemidir.Ya bilirim ya da bilmem. Bu konuda kesinlikle açığım.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kendine Saygının Büyüsü
Yazar:
Alt başlık:
Kendi Farkındalığına Uyanmak
Baskı tarihi:
Aralık 2011
Sayfa sayısı:
381
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055524418
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Butik Yayıncılık
"Yumuşak huylu, alçakgönüllü bir insan neden takdir edilir? Herkesin egosunu doyurduğu için takdir edilir. Sadece oyunun tamamını gör. Alçakgönüllü bir insanı neden takdir edersin? Sana karşı alçakgönüllü olduğu, senin egonu desteklediği için. Egon desteklendiği için, sen de karşılığında onun alçakgönüllülüğünü desteklersin. Şimdi bir kısırdöngü oluşur. Herkes onun alçakgönüllülüğünü sevdiği için giderek daha da alçakgönüllü olacak. Saygınlık kazanıyor ve herkes onun alçakgönüllülüğünü seviyor, çünkü onun alçakgönüllülüğü herkesi tatmin ediyor - bu, ego için derin bir doyumdur.
Evet, ne mutlu alçakgönüllü ve yumuşak huylu olanlara, çünkü onlarsız egoistler nasıl mutlu olacak? Bunu açıkça anlamanı istiyorum: Ego ve teslimiyet madalyonun iki yüzüdür. Ben egoyu öğretmiyorum, teslim olmanı da istemiyorum. Senden kendi varlığını aramanı ve araştırmanı istiyorum. Ben sana çok büyük bir özsaygıyla sahici, bütünleşmiş bir birey olmayı öğretiyorum. Kendine saygı zihninde şüphe yaratabilir, çünkü benlik saygısı yine egoyu işaret ediyormuş gibi görünüyor. Öyle değil. İki kelimeyi de anlaman gerekiyor, benlik (self) ve saygı (respect); ikisi de önemli.Benlik, doğarken beraberinde getirdiğin şeydir. Ego ise biriktirdiğin şeydir; ego senin eserindir. Bir toplumun, bir kültürün, bir uygarlığın parçası olmadan önce, kendi gerçek benliğini biliyordun. İnsanların çocukluklarının hayatlarının en gün güzel kısmı olduğunu düşünmesi tesadüf değil. O kısım çoktan unutulmuş bir anı çünkü hayatında tam olarak hatırlayamadığın, ancak belli belirsiz bir duygunun, bir çeşit rayihanın, bir tür gölgenin kaldığı günler var.
Eğer kendine saygı gösterir, yeniden bakar ve varoluşunun derinliğine inersen, kendini kaybetmeye ve bir ego, yani sahte benlik edinmeye başladığın yeri bulacaksın."

Kitabı okuyanlar 28 okur

  • Agâh Oktay Ateş
  • Aslıhan Maden
  • merve yaprak
  • Öner Bozdemir
  • iamsanem
  • Ilgaz gümüştaş
  • Mert
  • Murat Enez
  • Erhan K.
  • Nail Fedai

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (1)
9
%20 (1)
8
%20 (1)
7
%20 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%20 (1)
2
%0
1
%0