Kendini Arayan İnsan

·
Okunma
·
Beğeni
·
19,1bin
Gösterim
Adı:
Kendini Arayan İnsan
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055134020
Kitabın türü:
Çeviri:
Kerem Işık
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okuyan Us Yayın
Baskılar:
Kendini Arayan İnsan
Kendini Arayan İnsan
"Yaşantımızı tüm gerçekliğiyle analiz ediyor ve bu analiz çok çarpıcı.
-New York Times-

"Çoğu insan yapayalnız olduğunun farkına varmaktan korktuğu için kendini asla aramıyor."
-Chicago Tribune-

"Rollo May'in bu sağduyulu, popüler kitabı, espri ve hayal gücüyle bezenmiş, kültürle dokunmuş. Korkmayan ve halinden pek de memnun olmayan herkes için bukitap son derece faydalı olacak."
-New York Herald Tribune-

Rollo May, şu çok önemli soruyu soruyor: "Acaba gözden kaçırdığımız önemli bir rehber ve güç kaynağı var mı?" Ne geçmiş ne de gelecek açısından hiçbir şeyin kesin olmadığı bir dönemde içsel bütünlük nasıl sağlanabilir?

"İnsanların benden beklentilerini yansıtan bir aynalar toplamından ibaretim." Bu cümle size ne kadar yakın?

Bu kitap, yaşadığımız bu "Endişe Çağı"nda kişisel bütünlüğümüzü bulmak için yazıldı. Amacımız, çağımızın güvensizliğine karşı durabilmemizi sağlayacak yöntemler bulmak, içimizdeki güç merkezini ortaya çıkarmak ve çok az şeyin güvende olduğu günümüzde, itimat edebileceğimiz değer ve amaçlara ulaşabilmemizi sağlayacak yolu elimizden geldiğince işaret edebilmektir.

"İnsanları destek almaya sevk eden şey, duygusal ilişkilerinin sürekli olarak ayrılıkla noktalanması, evlilik planlarını bir türlü gerçekleştirememeleri yahut eşlerinin onları tatmin etmemesi gibi şikâyetler olabilir. Ne var ki konuşmaya başladıktan sonra çok geçmeden ister gerçek isterse hayalini kurdukları eşlerinden aslında kendi içlerindeki bir eksikliği gidermesini yahut bir boşluğu doldurmasını bekledikleri ve bu gerçekleşmediği için endişeye ya da öfkeye kapıldıklarını açığa vuruyorlar."
(Tanıtım Bülteninden)
272 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Toplum psikolojisi ve kişisel gelişim alanında okuduğum en iyi kitaplardan biri. Bi takım popüler ticari kişisel gelişim kitaplarının evrene pozitif enerji yolla,hayal et olsun tarzı umut sömürüsü yapan yavan ifadelerinin çok uzağında. Gerçekçi bir yaklaşımla yüzyıl insanının psikolojik tablosunu analiz ediyor ve hepimizin bildiği ama kolaya kaçıp basit çıkış noktaları aradığı psikolojik çıkmazdan kurtulmamız için neler yapabilirizi tartışıyor.

!900 lü yıllarda Freud nevrozların kökeninde bastırılmış cinsel dürtülerin bulunduğunu farketmişti. Sonraki yıllarda teknolojik gelişmeler ve kapitalizmin getirdiği rekabet ortamında, aşağılık kompleksi ve üstünlük arzusu nevrozlara neden oldu.

Bulunduğumuz dönemde ise insanların en büyük sıkıntısı yalnızlık ve boşluk duygusu. Benlik bilinci geliştiremeyen bireyler, kendini daha çok hissedebilmek ve benliğini bulabilmek için aşırı sosyal tavırlar içine girselerde boşluk duygusundan kurtulamıyorlar. İnsanoğlu böylesi bir boşluk duygusuyla uzun süre yaşayamaz.Eğer bir şeye doğru ilerlemiyorsa, amacı yoksa, kişinin yoğunlaştıramadığı potansiyel güç yıkıcı eylemlere dönüşür.Bunu farkeden kişi sürekli bir arayış içine girerek kendini kaybeder.Sonrasında istekleri fark yaratmayan insan istemekten vageçer ve tamda kapitalist otoritenin istediği benliksiz olduğu için toplumun ezberletilen genel amaç ve yaşam tarzına ait olur, yalnız olmaktan korktuğu için kalabalıklara sığınır.Kişi artık sadece sosyal çevrenin bir yansımasıdır. Benliğinin gerçek isteklerini bir yere hapseder ve ''Yabancı''( Albert Camus) laşır. Ne demiş Buddha
''Arzulayıp eyleyemeyen hastalık üretir''.

Benlik bilinci nedir?Kendini dışarıdan görebilme ve dengeleyebilme yetisidir.Kendini dışarıdan nasıl görüyorsun.İşte tamda bu noktada günümüzün en büyük sorunlarından biri var.

Aptallar kendinden son derece eminken, zekilerin ise sürekli şüphe içinde olması.

Benlik bilinci çaba ister.Kaygıyı, çatışmayı ve yalnızlığı çoğaltır. Bu çatışmayı ve yalnızlığı göze almamanın sonu ise Spinoza'nın dediği gibi kendini kaybetmektir.
272 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Rollo May, bu eserinde okuyucularına hem psikoterapist,hem sosyolog, hem filozof gözüyle biz günümüz modern insanların yaşadıkları her içsel, ruhsal, manevi konuları irdelemiş resmen.
İnsan hayatının, gücümüzün yetmediğine itaat edip gücümüzün yettiğinide itaat beklediğimizi haklı olarak dile getiriyor.
Öncelikle bir insanın kendini bilmesi, tanıması, tanıtması, yargılaması için ilk önce insanın herşeyiyle özgür bir beyine, bir yaşama bağlıdır. Yani insanın kendini arayıpda bulması özgür olmasından geçer.
Yazar bu eserinde kim olduğumuzu, ne ve nasıl olmak isteğimizi düşündürücü bir yalın sade anlaşılır bir şekilde dile getirmiştir...
272 syf.
·Beğendi·8/10
Piyasada bulunan yüzlerce/binlerce kişisel gelişim ve insan psikolojisi üzerine yazılmış kitap var. Pek çoğu kadim bilgilerin derlenmesi, filozofların fikirleri ve özellikle son dönemde "new age" akımı ile birlikte spiritüel düşüncelerin içi doldurulmadan insana sunulmasından ve idrak edilememiş evrensel bilgilerin aktarılmasından ibaret. Bu kitap, aynı zamanda varoluşçu bir psikolog olan Rollo May'ın konuları çok daha çağdaş ve günümüz insanına hitap edecek şekilde sunmasıyla diğerlerinden ayrılıyor. May bu kitapta boş umut vaad etmiyor. Bilimsel ve deneysel çalışmaları felsefe ile buluşturup, İnsanın nedenlerini, niçinlerini, seçimlerini ve sonuçlarını aktarırken bütün bu konularda aslında gerçek hakimiyetin insanın kendisinde olduğunu, kontrol edebilme, idare ve irade edebilme yeteneğinin her varlığın kendi içinde saklı olduğunu hatırlatıyor. Okunmaya değer olduğunu düşünüyorum...
272 syf.
·3 günde·8/10
Okuyan-us yayınları psikoloji serisinin “Boş Ayna” kitabından sonra okuduğum ikinci kitap. İnsan psikolojisinin derinliklerine inerken, Antik Yunan eserlerinden edebiyatın klasiklerine kadar bir çok esere atıfta bulunarak konunun anlaşılırlığını arttırmakla birlikte; o literatüre yabancı okuyucuyu biraz zorlayabilecek, ancak benim çok severek okuduğum bir kitap oldu. Psikolojiye ve kendini anlamaya meraklı herkesin sindirerek okumak isteyeceği bir kitap olacaktır. “İnsanın anlam arayışı” kitabını okumak için de sabırsızlanıyorum.
272 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Irvin Yalom’un akıl hocam diye bahsettiği Rollo May’i okumayı uzun zamandır istiyordum. Varoluşçuluğa olan ilgimden de olabilir belki ama kitap benim için çok sürükleyiciydi. Bu alana uzak olanlar için soyut kalabilir ama mükemmel titizlikle hazırlanmış bir kitap. O kadar fazla kitaplara, kuramcılara, filmlere, filozoflara vs. göndermeler var ki her şey açıklığıyla sergilenmiş durumda. Ben okurken çok fazla keyif aldım sizde de aynı etkiyi hissettirir umarım. Keyifli okumalar :)
272 syf.
·14 günde·9/10
Var olan psikoloji biliminin, günümüzdeki insanın ruh sağlığına uyarlanış biçimi gerçekten de çok tehlikeli. Neden böyle olduğunu açıklamaya çalışacağım.

Rollo May şöyle diyor: "Anlamsız ve sıkıcı bir işte çalışmanın yarattığı rahatsızlıktan kurtulmaya çalışan bir kişinin ifadesiyle, 'Sanki ben, ben değilmişim de bir başkasıymışım gibi çalışıyorum.' Bu gibi durumlarda yaptığımız işten 'milyonlarca kilometre ötede olduğumuzu, bir tür şaşkınlığa kapıldığımızı, rüyada veya uykuyla uyanıklık arası bir yerde durduğumuzu ya da sanki kendi benliğimizle şimdiki zaman arasında bir duvar olduğunu hissederiz."

Rollo May'in bahsettiği, insanın bu durumu psikoloji literatüründe "de-personalizasyon" olarak geçiyor. Nasıl da ciddi bir terim ama! Kendine yabancılaşan insan, içinde bulunduğu düzenin kendisine nasıl hükmettiğini bilemiyor, onun yerine bu yabancılaşmanın çaresini malesef, bu histen kaçmak için yapabileceği uyuşturan ne varsa onu almakta buluyor, her şeye kaldığı yerden devam edebilmek için. İnternette biraz araştırma yapmak yeter, depersonalizasyonun nasıl "tehlikeli" bir problem olduğunu anlamak için(!) Halbuki yaşadığımız acılar, ızdıraplar, "anormallikler" bizim ne kadar sağlıklı olduğumuzu göstermez mi? Yevgeniy Zamyatin "Biz" romanında şöyle diyor: "Ağrıyan göz, duymayan kulak, kanayan burun varlığını hissettirir. İnsan kendi varlığının farkındaysa hastadır." Kulağımız, gözümüz hiç ağrımasaydı, yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunu hiçbir zaman öğrenemezdik. Sonu, onları kaybetmemize varabilirdi. Öyleyse ağrımak ve farkında olmak kadar iyileştirici ne vardır? Bunu neden bir alarm, yaşamda değişmesi gereken bir şeylerin olduğuna dair bir işaret olarak ele almıyoruz da kendimizi düzenin karşısında "hasta" ilan ediyoruz?

...Bunu kullanan bir çok "sözde terapist", insanlara bu noktadan yaklaşmak yerine haftaları ve bazen yılları alan, ciddi mali kayıplara neden olan bazı terapiler uyguluyor(?) Bu tedavi değil, kişinin düzene karşı zaafları yoluyla kendine tabi kılmaktır. Elbette yaşadıklarımızın üstesinden gelemediğimiz kimi zamanlarda olaya dışarıdan bakacak bir göze, bir söze ihtiyaç duyabiliriz ama bu noktada insanın kendi terapistini seçmesi, en az kendi doktorunu seçmesi kadar, -en az bu kadar belki daha çok- önemli.

Vücudumuzun işleyişi, "ben" dediğimiz şeyin içinde yer alan savunma mekanizmalarından, görmezden gelebilen ve yerine narsistik öğeler yerleştiren savunmacı egodan çok daha akıllı, sezgisel. Ve her şeyin farkında olan tam da o. "Ben, ben değilim." gibi bir hissi ciddiye almayıp ne yapalım? Onu da diğer tüm güzel duyguları azad ettiğimiz gibi, yok sayıp türlü ilaçlarla, manipülasyonlarla öldürelim ve ruhumuzun tek bir yaşayan noktası kalmasın mı?

Rollo May, insanın, acısıyla, sızısıyla nasıl devam edeceğine dair yazıyor ve psikolojiyi indirgeme'den oldukça uzak diyebilirim.
272 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kendini Arayan İnsan, Rollo May’in okuduğum ikinci kitabı. Bu gidişle tüm serisini okuyabileceğime inandığım bir yazar oldu kendisi. Daha çok bir psikoterapist gözüyle, kimi zaman sosyolog, kimi zaman da filozof gözüyle modern insanın yaşadığı içsel sıkıntıları irdeliyor. Okuyucu yatıştırmak yerine rahatsız ederek, ‘cesurca bir adım atmadan’ geleceğin de bugünle aynı olacağı konusunda uyarıyor okuyucuyu. Geçmişten gelen ve bilinçaltımızda kalıplaşmış şablonlara kapılarak yaşadığımız her anın; bizi cesurca bir adım atmanın, cesurca kendi özümüzü açığa vurmanın doğuracağı endişeden koruduğunu, bu endişeyle yüzleşmektense, eski kalıplarımıza bağımlı olarak yaşamayı sürdürdüğümüzü ifade ediyor.

Psikologların edebi metinleri bizim gibi sıradan okuyuculardan daha derin okuduklarını da kanıtlıyor Rollo May. Shakespeare, Goethe, Yunan Mitolojisi ve tiyatro oyunlarından yaptığı alıntıları serpiştirdiği kitabında, edebi metinlerdeki kahramanların davranışlarını çözümleyip günümüz sıradan insanın yaşadığı sıkıntılarla bağlantı kurarak çarpıcı yorumlar yapıyor.

Özgürlük gibi anlamı hakkında tartışmadığımız, fakat özgürlük dediğimizde herkesin aynı şeyi anlamadığı kavramları da irdeliyor Rollo May. Özgürlüğün ne olduğunu anlamak için önce ne olmadığına bakmak gerekir diyerek, özgürlük kavramını da derinlemesine tartışıyor. Ufuk açıcı ve biraz da rahatsız edici bir tartışma bu, çünkü özgürlükle sorumluluğun el ele dolaştığı bir portre çıkarıyor karşımıza. Rollo May’in kitaplarının rahatsız edici olmasının sebebi de bu. Asla rahat ve umarsız bir hayat resmi sunmuyor May; çatışmalarla, seçişlerle, inançla ve belirsizliğe rağmen, cesaret için cesaretlendirerek, sıradan insanın varolma serüveninin, savaş kahramanlarının hayatından daha kahramanca olduğunu ifade ediyor.

Cesaretle okunacak bir kitap.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Nevrotik endişe, doğanın bize çözmemiz gereken bir sorunumuz olduğunu gösterme yöntemidir. Aynı şey normal endişe için de geçerlidir; bu da bizi içsel gücümüzü toplayıp karşılaştığımız tehditle savaşmaya zorlayan bir kalk borusudur.”

“Faşist ya da Nazi totalitarizminin ortaya çıkmasının nedeni bir Hitler ya da bir Mussolini’nin iktidarı ele geçirmeye karar vermesi değil. Uluslar dayanılmaz bir ekonomik talep sürecine girdiğinde ve hem psikolojik hem de tinsel anlamda içleri boşaldığında totalitarizm oluşan bu boşluğu doldurur ve insanlar artık katlanılmaz bir hal alan endişeden kurtulabilmek için özgürlüklerini satmaya hazırdırlar.”

“Akıl sınıfta, duygular sevgiliyle vakit geçirirken, irade gücü sınava hazırlanırken, dinsel görevlerse cenaze ve paskalya günlerinde devreye girer. Değer ve amaçların bu şekilde kompartımanlara ayrılması kişiliğin bütünlüğünü son derece hızlı bir şekilde baltalar ve hem içsel hem de dışsal anlamda paramparça olan kişi ne yöne gideceğini bilemez.”

“Sanki her özgün sanatçı telaş içinde farklı diller deneyerek hangisinin kendi insanına biçim ve rengin müziğini en iyi şekilde aktarabileceğini bulmaya çalışıyor, oysa ortak bir dil yok. Picasso gibi bir dev bile kendi yaşadığı dönemde tarzdan tarza geçiş yaparak kısmen Batı toplumunun son kırk yıllık süreçteki değişken karakterini yansıtmış, kısmense okyanusun ortasındaki bir gemide telsizi kurcalayıp durarak kendi insanıyla konuşabilmesini sağlayacak dalga boyunu arayan bir adam gibi davranmıştır. Ama hem sanatçılar hem de geri kalanlarımız tinsel olarak ayrık ve şaşkın olduğumuzdan yalnızlığımızı örtbas edebilmek için diğer insanlarla dilimizin elverdiği şeyler hakkında konuşuruz: beyzbol ligi, iş ilişkileri, en son haberler. Derin duygusal deneyimlerimizse daha gerilere itilir ve böylelikle içimiz giderek daha da boşalırken yalnızlığımız artar.”
272 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
‘‘Standartlar ve değer altüst olduğunda, içinde yaşadığımız toplum ne olduğumuz ve ne olmamız gerektiği hakkında bize net bir tablo sunamadığında kendimize dair arayışımıza geri döneriz.’’ der Rollo May. Kendini arayan insan, insan olma yolunda ve kendimizi gerçekleştirme adına okunması gereken bir kitap. Modern insanın kaderi yalnızlık mıdır? Belki de değildir. İçinde yaşadığımız çağda, tarif edemediğimiz bir yalnızlık, adeta bir boşluk duygusu ile yaşıyoruz. Ne istediğimizi bilmediğimizin ötesinde ne hissettiğimize dair hiçbir fikrimizin olmaması da bu boşluk duygusunu arttırıyor. Gün geçtikçe güven duygumuzu da kaybediyoruz. Sonuç olarak ilişkilerimiz yürümüyor, planlarımızı gerçekleştiremiyor ve endişelerimiz de yaşamı olabildiğince zorlaştırıyor. Bunu aşmanın yolunu bulmayı ise farkına varmaktan korktuğumuz için sürekli erteliyoruz.
Kitap, modern insanın yaşam içerisindeki duygu durumlarını tespit ederek yola çıkıyor. Bu durumların farkına varmamız için gerek mitoloji gerekse felsefe ve psikolojiden faydalanarak içsel sıkıntılarımızı gün yüzüne çıkarıyor. Yazar, okumaya devam ettikçe bir nevi ayna görevi üstleniyor. Bireyselliğimizi yeniden keşfetmeye ve içimizdeki gücü uyandırmaya yardımcı oluyor. İçimizdeki gücü keşfedip, nedenleri anlamaya çalışmak ve bir adım atmak için güzel bir kitap.
272 syf.
·3 günde·Puan vermedi
       Öneri üzerine aldığım ve büyük bir zevkle okuduğum Rollo May'ın Kendini Arayan İnsan adlı kitabı ;insanı kendisiyle tanışmaya, yüzleşmeye zorlayan aynadan farksız olan kitabıdır. Okunup kenara koyabileceğiniz veya öylesine üstünkörü okunabilecek bir  kitap da değildir. Hayatınızın belli dönemlerinde tekrar tekrar okunulması gerekir.
        Endişenin ne olduğunu, özgürlüğün ne olmadığını , yalnızlığın  ne olmadığını, insanın kendine dair farkındalığını, sevgiyi, cesareti, yaratıcılığı, bilinçli farkındalığı ve buna benzer birçok konulara değinilmiştir.
       En önemlisi Rollo May bu kitapta gerçekten kim olduğumuzu, ne olduğumuzu anlamamızı sağlıyor.
        İyi ki okuduğum dediğim kitapların arasında en başlarda diyebilirim. Mutlaka okunması ve okutulması gereken kitaplardan birisidir.
        İyi okumalar
272 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10
Günümüz insanının konformist yapısı dolayısıyla nasıl benlik bilincinden uzaklaştığını ve boşluk duygusundan muzdarip olduğunu anlamak için okunması gereken değerli bir eser. Kendini tanımaya karar kılmış insanlara psikolojik yaklaşımı sayesinde bir yol gösterici olacağını düşündüğüm birçok bölüm mevcut kitapta. Kesinlikle "Şunu şunu yapın, mutlu olun." tarzı kişisel gelişim kitaplarıyla karıştırılmamalı. Fazlasıyla rasyonel ve felsefik tarafları var, bu sebeple az bir miktar da olsa modern felsefeden anlamak, sosyoloji ve psikoloji hakkında genel isim ve terimlere hakim olmak gerekebilir kitabın tam olarak neyden bahsettiğini anlamak için. Eğer ilgisi varsa okuyacakların pişman olacağını hiç sanmıyor, şimdiden iyi okumalar diliyorum.
272 syf.
·Beğendi·10/10
Rollo May in okuduğum ilk kitabı Kendini Arayan İnsan, tabi ki son olmayacak. Okurken insanın gözündeki perdeleri tek tek katlayıp kenara atabilecek, göğsündeki baskıyı atıp rahatça nefes aldırabilecek bir kitap. Her cümleyle yavaş yavaş gerçeklik kapılarını aralıyorsunuz. Yavaş yavaş diyorum çünkü en uzun sürede okuduğum kitaptı bu.3 aya yakın bir sürede başka kitapları okurken ara ara okudum bu kitabı.Ve her başladığımda o ana dair hislerimi,problemlerimi anlatan bölümlerle karşılaştım.Zaten okudukça göreceksiniz ki kitabın tamamına yakını hepimizin karşılaştığı problemler, ancak biz bunların problem olduğunun dahi farkında değiliz.
Felsefe hocam “ ya içimde bir şey var ama anlatamıyorum...” derken aslında o hissettiğimiz şeyin adını bilmediğimizi yani bir bulut karmaşası düşünürsek hislerimizi bunları bir kare kaba(anlam-a/manaya) koyarsak ona kare deriz demişti. Yani bir sıkıntıyı çözmenin ilk yolu onu bir kaba bir anlama sokmak, sıkıntının ne olduğunu bilmektir.
Kitapta insanın içsel sıkıntılarını, geçmişe dair farketmeden empoze edilen duygu,düşüncelere dair farkındalığı, kendini gerçekleştirmenin önemini, kendini nasıl bulacağın anlatılıyor.
Dünyanın en ünlü psikiyatrlarından biri olan Rollo May, kitabında salt kendi düşüncelerine yer vermiyor, birçok farklı görüşteki psikiyatr, filozof ve yazarlardan hatta dinlerden dahi alıntılar var. Okurken ufkunuzu açacak ve bilgi dağarcığınızı genişletecek dopdolu bir kitap. Benim hazmetmem biraz uzun sürdü kitabı okurken o düşünceden bu düşünceye daldığım için. Kitabı bir süre sonra tekrar okuyacağım, dikkat etmediğim çok farklı şeyler bulacağıma eminim. Unutulmaması gereken bir kitap. Okuyun, okutturun. Pişman olmayacağınıza eminim.
264 syf.
·7/10
Ìnsan hayatı, itaat ve otorite üzerine kurulu. Gücümüzün yetmediğine itaat ediyor, gücümüzün yettiginden ise itaat bekliyoruz. Bu otoriter zorbalığa ise disiplin ve saygı diyoruz

Oysa farkında olmadığımız bir gerçek vardır ki adına disiplin veya saygı dediğimiz duygularımızı, tutkulararımızı ve inançlarımızı dahi esir alan bu bağnaz tutum bizi olduğumuz kişiliğin çok daha dışına sürükleyip programlanmış ve komutsuz iş yapamayan bireylere çevirmektedir. Proglamlandıkça, yani alıştırlmış olduğumuz yönetilme durumu devam ettikçe, insiyatif alma gücümüz azalmakta ve özgüven eksikliğinin boşluğuna düşmekteyiz.

Dikkatimi çeken bir diğer husus ise hayatımızı bağımlı bir hale getiren tabusal yönünü kolay kolay kıramadığımız insani etik değerlerle hiç alakası olmadığı halde, bu tür zorbalığa, programlanmaya; disiplin, saygı, ahlak, kültürel ve toplumsal yapı gibi erdemsel anlamlar yüklüyoruz. Asıl olan ise bunların insanı kullandıran suistimal gerçekler olduğunu görememiz.

Öncellikle bireyin kendini bilmesi ve tanıması toplumu daha bilinçli hale getirir. Bireyin bunu yapabilmesi de kişinin kendi gerçeklerini kabullenmesi, anlaması ve savunmasıyla olacaktır. Bu tavır bireyin otoriteye ve programlanmaya bir başkaldırısıdır.
Bu başkaldırı kişinin ilk özgürlük arayışıdır.
Kişinin kendini araması bence-herkese saygı duyduğumu belirterek söylemek isterim ki- ne dine yöneliş ne de ahlakçı tabulara sarılıştır, kendini aramanın ilk adımı özgürlüğe yöneliştir.

Peki özgürlüğe yöneliş nasıl bir aramanın sonucudur?
Bence aramamiz gereken ilk ve en önemli sonuç kitapta belirttiği gibi varolmamız değil nasıl bir varlık olduğumuzdur. Yani tahammüllerimiz, karşı çıktıklarımız, hoş görümüz, kabullenişimiz ve kabul edilme çabamız.
Eğer biz bu sonuçların ne olduğunu bilirsek öz farkındalığımızla toplumsal bir farkındalık sağlamış olacak ve bizi tabusal zincirlerimizden bu arayış kurtaracaktır.

Kaçış, erteleme, zamanını bekleme gibi vicdanımızı rahatlattığını sandığımız bu uyuşturucu teselliler hayattan sapmalara neden olacaktır. Oysa herkesin çabası hedefi 12'den vurmak değil midir?
Her insan kabul etsin etmesin kendini aramaktadır, ama bu arayış zorluklar, bocalamalar ve acılarla doludur. Bunları yasamadikça kim olduğumuzu bilemeyiz

Yunus Emre'nin de dediği gibi

Îlim ilim bilmektir
Îlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Bu nice okumaktir
Herkesin kendisini bilmesi ve kendisini okuması dileğiyle...

NOT...
Uzun zamandır insanları gözlemleyip onlarla ilgili bazı notlar tutup, kendimce küçük çapta karalamalar yapmaktaydım.
Bu kitap da yazdığım notlara bir rehber oldu ve kafamdaki bazı şeyleri kaleme dôkmemi daha kolay sağladı. Bu nedenledir ki spoiler vermek yerine kitabin bana kazandırdıkları ve gözlemlerimle bir inceleme yazmayı daha doğru buldum.
Herkese iyi okumalar...
Ve eğer bir kimse zamanının çoğunu yalnız geçiriyorsa insanlar onun başarısız olduğunu düşünme eğilimindedirler, çünkü akılları yalnız kalmayı seçebileceğini almaz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kendini Arayan İnsan
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055134020
Kitabın türü:
Çeviri:
Kerem Işık
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okuyan Us Yayın
Baskılar:
Kendini Arayan İnsan
Kendini Arayan İnsan
"Yaşantımızı tüm gerçekliğiyle analiz ediyor ve bu analiz çok çarpıcı.
-New York Times-

"Çoğu insan yapayalnız olduğunun farkına varmaktan korktuğu için kendini asla aramıyor."
-Chicago Tribune-

"Rollo May'in bu sağduyulu, popüler kitabı, espri ve hayal gücüyle bezenmiş, kültürle dokunmuş. Korkmayan ve halinden pek de memnun olmayan herkes için bukitap son derece faydalı olacak."
-New York Herald Tribune-

Rollo May, şu çok önemli soruyu soruyor: "Acaba gözden kaçırdığımız önemli bir rehber ve güç kaynağı var mı?" Ne geçmiş ne de gelecek açısından hiçbir şeyin kesin olmadığı bir dönemde içsel bütünlük nasıl sağlanabilir?

"İnsanların benden beklentilerini yansıtan bir aynalar toplamından ibaretim." Bu cümle size ne kadar yakın?

Bu kitap, yaşadığımız bu "Endişe Çağı"nda kişisel bütünlüğümüzü bulmak için yazıldı. Amacımız, çağımızın güvensizliğine karşı durabilmemizi sağlayacak yöntemler bulmak, içimizdeki güç merkezini ortaya çıkarmak ve çok az şeyin güvende olduğu günümüzde, itimat edebileceğimiz değer ve amaçlara ulaşabilmemizi sağlayacak yolu elimizden geldiğince işaret edebilmektir.

"İnsanları destek almaya sevk eden şey, duygusal ilişkilerinin sürekli olarak ayrılıkla noktalanması, evlilik planlarını bir türlü gerçekleştirememeleri yahut eşlerinin onları tatmin etmemesi gibi şikâyetler olabilir. Ne var ki konuşmaya başladıktan sonra çok geçmeden ister gerçek isterse hayalini kurdukları eşlerinden aslında kendi içlerindeki bir eksikliği gidermesini yahut bir boşluğu doldurmasını bekledikleri ve bu gerçekleşmediği için endişeye ya da öfkeye kapıldıklarını açığa vuruyorlar."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 666 okur

  • Hanifi yaşar
  • Mel.
  • Vahit Öz
  • Hatip DEMİR
  • Betül Güneş
  • İlayda Çona
  • Oğulcan Paksoy
  • Sena Subaşı
  • Şeyma ÖCAL
  • Abdulkadir Çeker

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.7
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%33.3
25-34 Yaş
%33.3
35-44 Yaş
%20
45-54 Yaş
%6.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.3
Erkek
%52.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.5 (61)
9
%24.3 (54)
8
%23.4 (52)
7
%11.7 (26)
6
%5.4 (12)
5
%2.7 (6)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları