·
Okunma
·
Beğeni
·
28,2bin
Gösterim
Adı:
Keşfedilmemiş Benlik
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757029342
Kitabın türü:
Çeviri:
Canan Ener
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Barış İlhan Yayınevi / Psikoloji Dizisi
Baskılar:
Keşfedilmemiş Benlik
Keşfedilmemiş Benlik
Keşfedilmemiş Benlik
Keşfedilmemiş Benlik sorgulayan bir kitap. 
Onu okurken, kendinizi dünyanın en büyük psikiyatristlerinden birinin yanında oturuyor ve insanın en önemli sorunlarından birisi üzerine söyleşisini dinliyor gibi oluyorsunuz.
(Tanıtım Bülteninden)
112 syf.
Kitap, geçmişten günümüze insanlar hakkında yazılan bir derleme. İlk bölüm Arkaik İnsan, ikinci bölüm Keşfedilmemiş Benlik olarak ayrılmış. İkinci bölümde yedi farklı konu incelenmiş. Bunlar; Modern Toplumda Bireyin Acıklı Durumu, Kitle Zihniyetinin Dengeleyicisi Olarak Din, Din Konusunda Batı Dünyasının Tutumu, Bireyin Kendisini Anlaması, Yaşama Felsefesi ve Psikolojik Yaklaşım, Kendini Tanımak ve Kendini Tanımanın Anlamı Üstüne.

Eser, görünenin arkasını sorgulatıp, üzerine düşünmeye teşvik ediyor. Özellikle din ve devlet ile ilgili bölümlerle ilgili tespitleri etkileyiciydi. Okuduğum ilk Jung kitabı, sanırım Jung'a başlamak için de ideal. Genel olarak durumlar hakkındaki tutumu ve bakış açısıyla ilgili bayağı fikir sahibi olunuyor.

Carl Gustav Jung'a göre; yeryüzündeki her türlü hareket ve gelişme insanın eseridir. Hal böyleyken bireyin bu kudretinin farkında olmaması ve kaderini başkaların iki dudağı arasında bırakması inanılmaz bir şey. 

Psikoloji kitabı olunca terimle boğulmuş, dili anlaşılmaz olabilir diye düşünmeme rağmen çok yalın dille yazılmış. Birkaç terim elbette var, neyseki azlar, psişe, arketip, a priori gibi, onlar hakkında fikir sahibi olunduğunda daha rahat içine girilebilir kitabın.

Dünyadaki hiçbir şeyle kıyaslanmayacak ölçüde eşsiz olan insanın benliğini keşfi için edinebileceği, çok rahat okuyabileceği ve okurken gerçekten kendisiyle ilgili iç dünyasında keşfe çıkacağı bir eser.
112 syf.
·Beğendi
"Bir şey biz ona güzelliği atfettiğimiz için mi güzeldir? Büyük düşünürlerin dünyaları aydınlatanın parlak güneş mi, yoksa güneşle ilişki nedeniyle insan gözü mü olduğu sorusuyla güreştiklerini biliyoruz."

Jung'u okumaya nereden başlamalıyım diyenlere biçilmiş kaftan olan bu kitap, Carl G. Jung'un 1933'te yayınlanmış olan 'Arkaik İnsan' isimli makalesiyle başlıyor. Bu makalede çağının en büyük psikiyatristlerinden biri olan Jung'u, ilkel insanın dünyaya bakış açısını incelerken görüyoruz, hatta bizi de bu yolculuğa eşlik eder gibi hissettiriyor, bir boa yılanı görüp kaçan bir yerlinin arkasına takılıyoruz onunla birlikte. Jung, birçok şeyin sebebi konusunda çok farklı görüşlerde olan ilkel insanla biz uygar insanlar arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koyuyor. Örneğin bizim için yaşlı bir insanın yaşlılıktan ölmesi gayet normalken onlara göre insanı öldüren büyü ya da kötü bir ruhtur. Çünkü birisi 75 yaşında ölüyorsa öteki neden ölmüyor gibi bir mantık yürütmeleri var.

Başka bir örnekte ise Jung yerlilere birkaç soru sorduktan sonra onların bu sorgulama sürecinden inanılmaz yorulduklarını, onlara bunun çok zor geldiğini gözlemliyor. Oysa aynı yerli hiç durmadan yetmiş beş mil (120km) koşabiliyordu! Buradan da şu sonuca varıyor;
"Eğer biz de bizi ilgilendirmeyen konulara dikkatimizi yoğunlaştırmaya uğraşırsak, ne kadar kısa sürede odaklanma gücümüzün azaldığını görebiliriz. Onlar gibi, biz de duygusal dip akıntılarımıza bağımlıyız."
Bu ve bunun gibi bir sürü tespitin yer aldığı 'İlkel insan' makalesini meraklılarına kesinlikle öneririm.

Diğer bir bölümse ise Modern toplumdaki bireyin acınası durumundan bahsediyor. (Daha modernizm deyince akla gelen Baumann'ın portakalda vitamin olduğu zamanlar :) )
Din'in kitle insanının durumunda bir sığınak olduğundan bahsediyor ve kısaca kitle insanının elinden Tanrısını aldığınızda ona yeni Tanrılar vermek zorundasınızdır diyor. Bu çıkarımı yapmasındaki sebebin ise, dini inancın zihinsel dengeyi muhafaza ettiğini düşünmesinden dolayı olduğunu sanıyorum. Gerçekten de dini inanç, kitle insanının öte dünyayı düşleyerek bu dünyada yaşayamadığı hayatın, ötedünyaya atfedilerek modern dünyanın girdabında artık bir fabrikadaki bir robotun metal parçası değerinde olmasına rağmen hâlâ akıl sağlığını koruyabilmesine olanak sağlayan en büyük etkendir. Ama Jung'un aksine dini dogma ve doktrinlerin, insanlığın çocukluk döneminde kalması gerektiğini, bu kavramları aşmadığımız sürece de yerimizde sayacağımızı söyleyen Freud'un bu konuda haklı olduğunu düşünüyorum. Bu cümleden Jung'un dindar biri olduğu çıkarılmamalı. Kendisi bir protestan olarak doğduama gençliğinde dinden iyice uzaklaşmıştı. Daha sonraları dışarıdaki Tanrıyı bir kenara atıp kendi psişe kuramının göbeğine 'kendi içindeki Tanrıyı' koymuştur. Yaşlılığında(1959) yapılmış bir röportajda inancı sorulduğunda, "Cevap vermesi güç. Tanrının varolduğunu biliyorum, inanmaya ihtiyacım yok." demiştir. Bunu Vahdet-i Vücut inancına benzetmekle birlikte aslında Tanrıya inanmadığını kendisine itiraf edemediğinden dolayı içsel deneyimde bunu aradığı kanaatindeyim. Din bahsini daha fazla uzatmayalım, sözde incelemeyi kısa tutacaktık. :)

Diğer başlıklarda ise genel olarak kötülüğün kökenine dair sorgulamalar eşliğinde giderken, aslında komşumuzda nefret ettiğimizin kendi bastırmak istediğimiz taraflarımız olduğunu ortaya koyuyor. Kendini tanımak bölümünde, insani ilişkilerin karşılıklı güvene ve kendi kusurlarını kabul etmeye dayandığını söylüyor.
Sait Faik "Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey." deyip bu konuya noktayı koyuyor. Çünkü,
"Sevginin bittiği yerde, güç savaşları, şiddet ve terör başlar."

Buraya kadar okuyanlara teşekkür eder, iyi okumalar dilerim.
Not:Yaptığım bütün isimsiz alıntılar bu kitaptandır.
112 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Bilinç ve bilinç dışı kavramlarını derinlemesine açıklayan, özellikle modern çağda bilimin gelişmesi ile akla verilen önemin ve bunun yanında bilinçdışı ve metafizik kavramları dışlamak ile çağımızın ve insanlığın karşılaştığı sorunlar ele alınıyor.
Bu sorunları ; Akıl ve inanç çatışması, din ve materyalizm çatışması, Tanrı ve devlet çatışması şeklinde başlıklar ile sunuyor
Pekala bir psikoloji kitabı olan bu eser, kişinin kendini tanımasının bilinçdışı faktörler göz önüne alınmaksızın başarılı olamayacağını açıklıyor ve kısım kısım psikologlara öğüt niteliğinde bilgiler vermekten de geri kalmıyor
Son olarak kitapta ; arkaik insan, yaşama felsefesi, kendini tanıma ve anlamı gibi benliğimizi keşfetmemize yardımcı olacak başlıklar ile yazarın görüşlerini bulacağınızı belirtmek isterim
Okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar...
112 syf.
·2 günde·9/10 puan
Keşfedilmemiş Benlik, Jung'dan okuduğum ilk kitap oldu. An itibariyle bitirdim ve doğru bir seçim yapmış olduğumu anladım.

Kitap iki bölümden meydana geliyor: Arkaik İnsan ve Keşfedilmemiş Benlik. İlk bölümle sizi yıllar öncesine götüren Jung benim esas ilgimi çeken Keşfedilmemiş Benlik bölümüyle modern toplumda insanı, bireyin kendisini tanımasını ve anlamasını ele alıyor. Bireyin değişmeden toplumun da değişmeyeceğini düşünüyor.

Söyleşi havasında yazılmış, akıcı bir eser. Kendinizi bir psikoloğu dinliyormuş gibi hissediyorsunuz. Sizi sorgulamaya, derin düşüncelere itiyor. Kafanızdaki sorular cevap bulurken yeni sorular doğuyor.

Yazarla tanışma kitabımdı ve tanıdığıma çok memnun oldum kendi adıma. Tanımayanların da tanışması dileğiyle...
112 syf.
·3 günde
Kitab bir neçə başlıqlardan ibarətdir. 1ci bölmədə ilkəl (arxaik) insanla bizim yaşamımıza uyğun insanların düşüncə tərzlərindəki fərqlər və yeri gəldiyi zaman bizim belə ilkəl insanlar kimi düşünə bilməyimizə aid maraqlı nümunələr verilmişdir. Digər bölmələrdə isə din və toplum içərisəndəki insan analizi aparılmışdır.
Mənim dəhşət sevdiyim bir kitab olmadı :)
Xoş oxumalar :)
100 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
C. G. Jung, kitabında bir birey olarak kendini anlamanın, bireyin ruhunu, benliğini bulmanın önemini anlatıyor ve bilinç ve bilinçdışı kavramlarını derinlemesine açıklıyor. Jung, toplumların değişimi bireyden başlıyorsa bireylerin değişiminin birbirinden bağımsız incelenmesi gerektiğini düşünüyor ve kişinin kendini tanımasının bilinçdışı faktörler göz önüne alınmaksızın başarılı olamayacağını belirtiyor. İnsanın benliğini, ruhunu, psikolojisini anlamasını anlatan Keşfedilmemiş Benlik’i okumanızı öneririm.
112 syf.
·2 günde·9/10 puan
Eser, Carl Gustav Jung'un 1956 yılında yazdığı makalesinden derlenmiştir. Kitap başlangıçta arkaik insan davranışlarını Jung'un kişisel tecrübeleri ve konu üzerine çalışmaları ile açıklıyor. Kollektif bilinçaltı ve kişilik arketiplerini oluşturan tezlerin hangi psikolojik temeller üzerinden geliştiğini görüyoruz. Jung, Modern insanla, arkaik insanın karşılaştırmalarını ve benzerliklerini objektif bakış açısıyla bizlere sunuyor. Ayrıca Jung eserinde; komünizm, devlet, otoriter devlet, lider, diktatör, din gibi kavram ve sistemlerin birey'in ruhsal gelişimi üzerine etkilerini ifade etmiştir. Tümdengelim yöntemiyle, otorite ve din figürünün bireyin ruhsal durumundaki izdüşümleri açıklanmış. Yazar eserinde sunduğu bilgiler neticesinde insanın kendisini tanıması ve tanımlanması açısından temel ilke olarak kabul edebileceğimiz görüşler belirtmektedir. "Hastalık yoktur hasta vardır" , "İnsan, kesin bir kollektif inancın ifadesidir." gibi önemli tespitlerin yer alması eserin kıymetini arttırmaktadır. Kitapta kullanılan dil genel okuyucu kitlesine hitap eden, gayet anlaşılabilir seviyede tutulmuş. Sadece psikolojiyle ilgilenenlerin değil, günümüz modern toplumunda yaşayan her bireyin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
112 syf.
·Puan vermedi
Sadece bir gerçek vardır ve ondan başka hiçbir gerçek yoktur. Bu gerçek kutsal ve dokunulmazdır. Farklı düşünen herkes bir zindiktir.
Insandan ortaya çıkan ve kuşkusuz onun içinde yasamaya devam eden kötülük o kadar büyük ve o kadar dev boyutlardadir ki;
Adem ile Havvanin isledikleri görece masumane suça bağlanmasi nerdeyse bir ortmecedir.
Biz hala kendimizde görmek istemediğimiz bütün kotulukleri ve degersizlikieri diğer insanlara atmaya devam ederiz.
Oldukça akıcı ve keyif veren kitap...
Tek dezavantajı biraz ağar biir kitap dikkatli irdelenmesi gerekir...
112 syf.
·5 günde
Carl Gustav Jung psikoloji bilimine kendisini adamış bütün çoğunluk gibi sıkıntılı aile hayatı, kişisel sorunların ve süpersonik toplum etrafında büyümüş. Gustav amcamızın çocukluk dönemi girmeden konuyu direk olarak Freud'a bağlayıp oradan kitaba geçmek istiyorum. Gustav abimiz ile Freud dedemizin ilişkisi oldukça enteresan, iliğine kadar drama barındırıyor. 20.yüzyılın başlarında Gustav ile Freud tanışma faslı yaşıyorlar. Psikiyatrist ve araştırmacı olan Gustav süregelen mektuplaşma ile Freud ile tanışıyor. Birbirlerinden o kadar etkileniyorlar ki, Freud o gün bütün randevularını iptal edip tam 13 saat boyunca Gustav amcamız ile derin bir sohbet ediyorlar. Yani coşku diz boyu dostlar. Bundan bir vakit sonra gemiyle gidilen abd yolculuğu esnasında fikir ayrılıkları başgösteriyor. Aralarında 19 yaş fark olduğundan adeta baba-oğul ilişkisi gibi hatta Freud bir nevi fikirlerinin varisi olan Gustav abimizi göstermeye ramak kaldığı söylenir.
Fikir ayrılığının tam sebebini şimdilik bilmiyor olsam da, Freud amcamız malumunuz toplum ve kişileraeası ilişkileri genelleme yoluyla anlatmayı pek sever. Gustav amcamız Freud'un oedipus kompleksi'ne dibine kadar karşıdır. Rivayet olunur ki, gemi yolculuğunda Gustav öyle sinirlenir ki elinde tuttuğu çay bardağını Freud'un annına yapıştırır :). Sonrasında Freud, kafayı Gustav amcamıza geçirir. Kavga o an biterer ama yerini yol ayrımına bırakır. Ver mektuplarımı al mektuplarını.. Gustav amcamız gözü şişken ilk yaptığı iş purosunu yakmak olmuş, Freud ise ilk aşkı annesini düşünmeye dalmış zaten tam o an gemi de amerikaya varmış.

Not : yukarıda ki hikayenin son kısmında tipik Türk hastalığı "abartma" tekniği kullanılmıştır.

Keşfedilmemiş benlik hakkında..

Kitap, arkaik insan, modern toplumda bireyin acıklı durumu, kitle zihniyetinin dengeleyicisi olarak din, din konusunda batı dünyasının tutumu, bireyin kendisini içerisinde anlaması ve arayışı, yaşama felsefesi ve psikolojik yaklaşım üzerinden oluşuyor.

Dışsal faktörlerin kişiliğimiz üzerinde oluşturduğu etmenlerle birlikte, bu sirkülasyon ekseninde benliğimizin oluşma sürecine etkisini derinlemesine anlatımı ve bireyin idrak koşullarının hangi aşamadan geçtiğini analizleriyle birlikte etkili şekilde yorumluyor.

Modern dünya bireyin kişiliğine yapılan bir darbeden ibaret olduğu açıktır. Ve bireyin bu tarruzu geri püskürtebilmesi için toplum ve kitleler halinde bir savaş verilebilmesi için, insan kendi benliğine sosyalizmi armağan etmeli, özünde örülmüş ve günden güne yosun bağlayan duvarları tarumar etmelidir.

Tam bu noktada Keşfedilmemiş Benlik bireyin anlam arayışında bir yol göstericidir.


Birey, benliğini keşfetmeli ve tanımını oluşturmalıdır. Bunun gerçekleşmediği her gün insan kendi içselliğinde varolan benliğinin evrimsel sürecinde hayatta kalamayacaktır. Ben son yıllarda şöyle bir prensibi benimsedim; insan sevmeyi bilmesi için önce kendisini sevmelidir. Düşünüldüğünde bir ego görebilir insanlar ama ben bunun narsist bir kişilik görüşü olduğunu kabul etmiyorum. İnsan kendisini tam manasıyla tanıyamaz. Bireyin anlam arayışı bir bütün olarak kesin yargıyla sonuçlanamayacaktır. Anlam arayışımız yaşamımız son buluncaya dek gelişecek süreçtir. Her gün kendimiz adına yeni şeyler keşfedeceğiz. Komplike vaziyette tamamlanamayacağız ama tamamlanmaya her gün yaklaşacağız. Eğer birey, toplum ve dünya nazarında keşfe çıkacaksanız kırmızı halıyı önünüze sermelisiniz. Bu kitap içeriğinin muazzamlığıyla benliğinizin rasyonel yorumudur. Okuyun ve okutturun.

Not : Freud ile Gustav ilişkisine dair şunları söylemek istiyorum. Freud katı genellemeci tavra sahiptir. Gustavsa her bireyin kendisine özgü olduğunu benimseyen yapısı var. Muhtemelen fikir ayrılığı noktası budur. Ayrıca Freud'un teorilerini günümüz modern psikoloji ve sosyolojinin terk ettiği söylemler olduğunu ve salt evrimsel yaklaşımlarla açıklanamayacağını eklemeden edemeyeceğim.
112 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Çok güzel bir kitap ve okuyucunun anlayabilmesi için çok yalın bir dille yazılmış. Sanırım katılmadığım tek nokta hristiyanlıkla ilgili konulardı.
Büyük düşünürlerin dünyaları aydınlatanın parlak güneş mi, yoksa güneşle ilişki nedeniyle insan gözü mü olduğu sorusuyla güreştiklerini biliyoruz."
Kaç tane sıfırı eklerseniz ekleyin bir birim elde edemeyeceğiniz gibi, bir topluluğun değeri de onu oluşturan bireylerin ruhsal ve ahlâkî büyüklüklerine bağlıdır.
Eğer bir bireyi anlamak istiyorsam, ortalama insan hakkındaki tüm bilimsel bilgileri bir yana atıp, tüm teorileri gözardı ederek tümüyle yeni ve ön yargısız bir tavır benimsemek zorundayım.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Keşfedilmemiş Benlik
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757029342
Kitabın türü:
Çeviri:
Canan Ener
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Barış İlhan Yayınevi / Psikoloji Dizisi
Baskılar:
Keşfedilmemiş Benlik
Keşfedilmemiş Benlik
Keşfedilmemiş Benlik
Keşfedilmemiş Benlik sorgulayan bir kitap. 
Onu okurken, kendinizi dünyanın en büyük psikiyatristlerinden birinin yanında oturuyor ve insanın en önemli sorunlarından birisi üzerine söyleşisini dinliyor gibi oluyorsunuz.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 950 okur

  • Gülse
  • Nobleking
  • Buse Uslu
  • F.Ç
  • Ekin
  • İrem
  • yığın
  • Elifnur Ekiz
  • Aycn
  • Büşra

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%1.6
13-17 Yaş
%1.6
18-24 Yaş
%32.3
25-34 Yaş
%48.4
35-44 Yaş
%12.9
45-54 Yaş
%1.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%50.9
Erkek
%49.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17 (39)
9
%19.6 (45)
8
%22.6 (52)
7
%16.1 (37)
6
%5.2 (12)
5
%2.6 (6)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0.4 (1)

Kitabın sıralamaları