·
Okunma
·
Beğeni
·
19285
Gösterim
Adı:
Keşfedilmemiş Benlik
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757029342
Kitabın türü:
Çeviri:
Canan Ener
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Barış İlhan Yayınevi / Psikoloji Dizisi
Baskılar:
Keşfedilmemiş Benlik
Keşfedilmemiş Benlik
Keşfedilmemiş Benlik
Keşfedilmemiş Benlik sorgulayan bir kitap. 
Onu okurken, kendinizi dünyanın en büyük psikiyatristlerinden birinin yanında oturuyor ve insanın en önemli sorunlarından birisi üzerine söyleşisini dinliyor gibi oluyorsunuz.
(Tanıtım Bülteninden)
112 syf.
·Beğendi
"Bir şey biz ona güzelliği atfettiğimiz için mi güzeldir? Büyük düşünürlerin dünyaları aydınlatanın parlak güneş mi, yoksa güneşle ilişki nedeniyle insan gözü mü olduğu sorusuyla güreştiklerini biliyoruz."

Jung'u okumaya nereden başlamalıyım diyenlere biçilmiş kaftan olan bu kitap, Carl G. Jung'un 1933'te yayınlanmış olan 'Arkaik İnsan' isimli makalesiyle başlıyor. Bu makalede çağının en büyük psikiyatristlerinden biri olan Jung'u, ilkel insanın dünyaya bakış açısını incelerken görüyoruz, hatta bizi de bu yolculuğa eşlik eder gibi hissettiriyor, bir boa yılanı görüp kaçan bir yerlinin arkasına takılıyoruz onunla birlikte. Jung, birçok şeyin sebebi konusunda çok farklı görüşlerde olan ilkel insanla biz uygar insanlar arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koyuyor. Örneğin bizim için yaşlı bir insanın yaşlılıktan ölmesi gayet normalken onlara göre insanı öldüren büyü ya da kötü bir ruhtur. Çünkü birisi 75 yaşında ölüyorsa öteki neden ölmüyor gibi bir mantık yürütmeleri var.

Başka bir örnekte ise Jung yerlilere birkaç soru sorduktan sonra onların bu sorgulama sürecinden inanılmaz yorulduklarını, onlara bunun çok zor geldiğini gözlemliyor. Oysa aynı yerli hiç durmadan yetmiş beş mil (120km) koşabiliyordu! Buradan da şu sonuca varıyor;
"Eğer biz de bizi ilgilendirmeyen konulara dikkatimizi yoğunlaştırmaya uğraşırsak, ne kadar kısa sürede odaklanma gücümüzün azaldığını görebiliriz. Onlar gibi, biz de duygusal dip akıntılarımıza bağımlıyız."
Bu ve bunun gibi bir sürü tespitin yer aldığı 'İlkel insan' makalesini meraklılarına kesinlikle öneririm.

Diğer bir bölümse ise Modern toplumdaki bireyin acınası durumundan bahsediyor. (Daha modernizm deyince akla gelen Baumann'ın portakalda vitamin olduğu zamanlar :) )
Din'in kitle insanının durumunda bir sığınak olduğundan bahsediyor ve kısaca kitle insanının elinden Tanrısını aldığınızda ona yeni Tanrılar vermek zorundasınızdır diyor. Bu çıkarımı yapmasındaki sebebin ise, dini inancın zihinsel dengeyi muhafaza ettiğini düşünmesinden dolayı olduğunu sanıyorum. Gerçekten de dini inanç, kitle insanının öte dünyayı düşleyerek bu dünyada yaşayamadığı hayatın, ötedünyaya atfedilerek modern dünyanın girdabında artık bir fabrikadaki bir robotun metal parçası değerinde olmasına rağmen hâlâ akıl sağlığını koruyabilmesine olanak sağlayan en büyük etkendir. Ama Jung'un aksine dini dogma ve doktrinlerin, insanlığın çocukluk döneminde kalması gerektiğini, bu kavramları aşmadığımız sürece de yerimizde sayacağımızı söyleyen Freud'un bu konuda haklı olduğunu düşünüyorum. Bu cümleden Jung'un dindar biri olduğu çıkarılmamalı. Kendisi bir protestan olarak doğduama gençliğinde dinden iyice uzaklaşmıştı. Daha sonraları dışarıdaki Tanrıyı bir kenara atıp kendi psişe kuramının göbeğine 'kendi içindeki Tanrıyı' koymuştur. Yaşlılığında(1959) yapılmış bir röportajda inancı sorulduğunda, "Cevap vermesi güç. Tanrının varolduğunu biliyorum, inanmaya ihtiyacım yok." demiştir. Bunu Vahdet-i Vücut inancına benzetmekle birlikte aslında Tanrıya inanmadığını kendisine itiraf edemediğinden dolayı içsel deneyimde bunu aradığı kanaatindeyim. Din bahsini daha fazla uzatmayalım, sözde incelemeyi kısa tutacaktık. :)

Diğer başlıklarda ise genel olarak kötülüğün kökenine dair sorgulamalar eşliğinde giderken, aslında komşumuzda nefret ettiğimizin kendi bastırmak istediğimiz taraflarımız olduğunu ortaya koyuyor. Kendini tanımak bölümünde, insani ilişkilerin karşılıklı güvene ve kendi kusurlarını kabul etmeye dayandığını söylüyor.
Sait Faik "Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey." deyip bu konuya noktayı koyuyor. Çünkü,
"Sevginin bittiği yerde, güç savaşları, şiddet ve terör başlar."

Buraya kadar okuyanlara teşekkür eder, iyi okumalar dilerim.
Not:Yaptığım bütün isimsiz alıntılar bu kitaptandır.
112 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Bilinç ve bilinç dışı kavramlarını derinlemesine açıklayan, özellikle modern çağda bilimin gelişmesi ile akla verilen önemin ve bunun yanında bilinçdışı ve metafizik kavramları dışlamak ile çağımızın ve insanlığın karşılaştığı sorunlar ele alınıyor.
Bu sorunları ; Akıl ve inanç çatışması, din ve materyalizm çatışması, Tanrı ve devlet çatışması şeklinde başlıklar ile sunuyor
Pekala bir psikoloji kitabı olan bu eser, kişinin kendini tanımasının bilinçdışı faktörler göz önüne alınmaksızın başarılı olamayacağını açıklıyor ve kısım kısım psikologlara öğüt niteliğinde bilgiler vermekten de geri kalmıyor
Son olarak kitapta ; arkaik insan, yaşama felsefesi, kendini tanıma ve anlamı gibi benliğimizi keşfetmemize yardımcı olacak başlıklar ile yazarın görüşlerini bulacağınızı belirtmek isterim
Okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar...
112 syf.
Ah bu psikoloji bilimi yok mu. Kendine aşık ediyor insanı.. Tabi ehil olanlardan, alanına ömrünü adamış bilimcilerden okuyunca...

Carl Gustav Jung. Kendini alanında uzman bir anlatımla tanıtmış okurlarına.
"Uzun bir yaşam boyunca kendini ruhsal bozuklukların
nedenlerine ve sonuçlarına adamış bir psikiatrist olarak, günümüz dünyasının
sorunları hakkındaki görüşlerimi, birey olmanın tüm alçakgönüllüğü içinde ifade
etmeme izin verileceğini umut ediyorum. Beni harekete geçiren şey ne aşırı bir
iyimserlik, ne de yüce idealler aşkıdır, ben sadece bir birey olarak insanın kaderi
ile ilgileniyorum. Bütün dünyayı sırtında taşıyan ve, eğer Hıristiyanlığın
mesajını doğru anlarsak, Tanrı’nın amacını da içinde taşıyan o zerre kadar küçük
birimin kaderi için endişe ediyorum."

Endişesi bile tuhaf.. olağan biri olmadığını, ilk kitabının ilk sayfalarında çözmüştüm. İlgimi, bakış açısında gizledim. Devam ediyorum..

KEŞFEDİLMEMİŞ BENLİK

Cari Jung’un toplumsal krizler ve bunların
bireysel insan ruhuyla ilişkisi üzerine araştırma kitabı. Birey tek başına
değişmedikçe toplumda hiçbir şeyin değişmeyeceğini anlatıyor.
Bir tarafı insan anatomisi, bir tarafı dünya coğrafyasi olan puzzle gibi...

İlkel birey ile materyalist birey arasındaki farkları, uçurumdan yuvarlatan bakış açısıyla anlatmış.
Zan ediyorum, yani benim anladığım kadarıyla, ilkel birey, dünyada verilen tüm nimetleri elinin tersiyle bir kenara itiyor ve yoğun mistisizm içinde hem ruhunu hem karnını doyuruyor. İlkel birey için, din ve tanrı kavramını benimsemiş derken, materyalist birey için tam tersini söylüyor. Tamamen sekuler dünyasallaşanları yüceltip, ruhu red eden bir izlenim veriyor.

Şu anda burada olsaydı, bay Jung'e şunları söylemek isterdim:
Ben, İslam'ı benimsemiş sade bı müslümanım. Hem akla hem ruha inanırım. Aklı, yaratıcıya nankörlük yapmak için değil, onu keşfetmek için kullanırım.
Sorgularım. Hayatı sorgulamak ayrı bir tat katıyor yaşamıma. Muğlak düşünceler yerini Net sonuçlara bırakıyor.
Bilime aşığım. Bilmeyi, öğrenmeyi seviyorum. Ama bilime tapmıyorum.
Biliyorum demiyorum, bilakis, bilmiyorum demenin özgürlüğünü ve verimliliğini yaşıyorum.
Bu düşüncelerim salt kendi fikirlerim. Bunların dinim ile çok bir alakası yok. Hristiyan Katolik, Protestan, Ortodoks olsaydım bile burada değişen bişey olmayacaktı.
Aynı şekilde bir Yahudi mason veya Buda olsaydım, yine değişen bişey olmayacaktı.
Demek ki, ilkel olmanın dinlerle, inançlarla bir alakası yokmuş. (:

Devlet kavramını tüm olumsuz yönleri ile didik didik etmiş, okurunun anarşist potansiyelini kinetiğe geçirmek için start vermiş, diyebilirim.

Neyse Carl Gustav Jung sinirlendirmeden devam edelim (:

Bakın Washington Post Gazetesi bu kitap için ne demiş, “Keşfedilmemiş Benlik sorgulayan bir kitap. Onu okurken, kendinizi
dünyanın en büyük psikiatristlerinden birinin yanında oturuyor ve insanın en
önemli sorunlarından birisi üzerine söyleşisini dinliyor gibi oluyorsunuz.
Konuşma tarzında yazılmış, bu nedenle anlaşılması çok kolay. Jung’un en
popüler kitabı olabilir."

J.B. Priestley ise,
"Bugüne kadar Jung’un herhangi bir kitabını okumamış olanlar için çok iyi
bir başlangıç sağlayan değerli bir kitap." demiş.

Olabilir mi? Olabilir.

Verimli okumalar
112 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Çok güzel bir kitap ve okuyucunun anlayabilmesi için çok yalın bir dille yazılmış. Sanırım katılmadığım tek nokta hristiyanlıkla ilgili konulardı.
Büyük düşünürlerin dünyaları aydınlatanın parlak güneş mi, yoksa güneşle ilişki nedeniyle insan gözü mü olduğu sorusuyla güreştiklerini biliyoruz."
112 syf.
·2 günde·9/10
Eser, Carl Gustav Jung'un 1956 yılında yazdığı makalesinden derlenmiştir. Kitap başlangıçta arkaik insan davranışlarını Jung'un kişisel tecrübeleri ve konu üzerine çalışmaları ile açıklıyor. Kollektif bilinçaltı ve kişilik arketiplerini oluşturan tezlerin hangi psikolojik temeller üzerinden geliştiğini görüyoruz. Jung, Modern insanla, arkaik insanın karşılaştırmalarını ve benzerliklerini objektif bakış açısıyla bizlere sunuyor. Ayrıca Jung eserinde; komünizm, devlet, otoriter devlet, lider, diktatör, din gibi kavram ve sistemlerin birey'in ruhsal gelişimi üzerine etkilerini ifade etmiştir. Tümdengelim yöntemiyle, otorite ve din figürünün bireyin ruhsal durumundaki izdüşümleri açıklanmış. Yazar eserinde sunduğu bilgiler neticesinde insanın kendisini tanıması ve tanımlanması açısından temel ilke olarak kabul edebileceğimiz görüşler belirtmektedir. "Hastalık yoktur hasta vardır" , "İnsan, kesin bir kollektif inancın ifadesidir." gibi önemli tespitlerin yer alması eserin kıymetini arttırmaktadır. Kitapta kullanılan dil genel okuyucu kitlesine hitap eden, gayet anlaşılabilir seviyede tutulmuş. Sadece psikolojiyle ilgilenenlerin değil, günümüz modern toplumunda yaşayan her bireyin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
112 syf.
·Puan vermedi
Sadece bir gerçek vardır ve ondan başka hiçbir gerçek yoktur. Bu gerçek kutsal ve dokunulmazdır. Farklı düşünen herkes bir zindiktir.
Insandan ortaya çıkan ve kuşkusuz onun içinde yasamaya devam eden kötülük o kadar büyük ve o kadar dev boyutlardadir ki;
Adem ile Havvanin isledikleri görece masumane suça bağlanmasi nerdeyse bir ortmecedir.
Biz hala kendimizde görmek istemediğimiz bütün kotulukleri ve degersizlikieri diğer insanlara atmaya devam ederiz.
Oldukça akıcı ve keyif veren kitap...
Tek dezavantajı biraz ağar biir kitap dikkatli irdelenmesi gerekir...
Keşfedilmemiş benlik... Toplumun bireysiz mümkün olamayacağını, ideal toplumun ancak bireyin olgunluğa ermesiyle ideal olabileceğini... Bireyin öncelemişsin gerektiğini... Bu yüzden Komünizm gibi bireyi kitle içerisinde hiçleştiren, mekanik bir çarkın dişlilerinden biri haline getiren bir sistem olduğunu ifade ediyor.
100 syf.
·Beğendi·10/10
-CARL GUSTAV JUNG - KEŞFEDİLMEMİŞ BENLİK-
Merhabalar arkadaşlar. Bu okuduğum kitap hakkında size biraz bahsetmek istiyorum izninizle.
Kitabımız psikoloji türünde bir kitap. Psikolojik türde dediysem de tamamen psikolojik terimlerden ibaret bir kitap gibi zannetmenizi istemem.
Kitap toplamda 99 sayfacık. Az sayfa sayısı ile çok bilgi ediniyorsunuz.
Kitapta; "Arkaik İnsan" ve "Keşfedilmemiş Benlik" olmak üzere iki farklı başlık yer alıyor. "Keşfedilmemiş Benlik" kısmında yazar Carl Gustav Jung; "Modern Toplumda Bireyin Trajik Durumu", "Kitle Zihniyetinin Dengeleyicisi Olarak Din", "Din Konusunda Batı Dünyasının Tutumu", "Bireyin Kendisini Anlaması", "Kendini Tanımak" gibi başlıklara yer vermiş.
Ben bu kitabı çok sevdim, altını çizdiğim çok yeri var ve bunları da yararlı buldum. Şimdi sizlerin kitabın başlıklarını ve içeriğini daha iyi tanımanız adına kitaptan alıntıları buraya bırakıyorum. Kitapsız bir gününüz geçmesi dileğim ile..
#alıntı
-"Şimdi rasyonel kurallara itaat eden bir dünya ile çevrili durumdayız."
-"Birey'i tanımlayan şey evrensel ve kurallı değil, eşsiz olma niteliğidir."
-"İşte günümüzde olan da tam budur: hepimiz istatistiksel gerçekler ve kocaman sayılar ile büyülenmiş, korku ile kasılmış durumdayız."
-"Oysa toplum, tıpkı Devlet gibi, soyut bir kavramdan başka bir şey değildir."
"Gerçekte insanoğlu, onun adına uzayı ve zamanı fetheden makinelerin kölesi ve kurbanı olmuştur."
-"Toplumu bir diktatöre gönüllü olarak boyun eğmeye hazır kıvama getiren de işte bu gruplaşma ve bireysel kişiliğin yok olmasıdır."
-"İnsanların çoğunda, uygun kabul edilen şeylere ve ceza kanunlarına kafa tutmayı engelleyen doğal bir korkaklık vardır."

#edebiyat #kitap #kitapyorumu #kitaplar #kitapönerisi #book #books #bookstagram #bookworm #booklove #okuyorum #okudumbitti #okuyun #okudumokuyun #likeforlikes #happy #psikoloji #kitapkurdu #kitapaşkı #kitapaşıkları #instabook #booktuber #blogger #izmir #istanbul #ankara #antalya #beauty #güzellik #kitaptavsiyesi
112 syf.
·Puan vermedi
Şahsen Freud büyük bir adam. Psikoloji dünyasında tartışmasız bir otorite. Dolayısıyla gölgesi de büyük oluyor. Sanırım hem gölgesinin büyüklüğünden hem de "manevi oğlum" dediği Jung'un kendisini geçmesinden çekindiği için onu uzaklaştırma yolunu seçmesinden değeri epeyce anlaşılmamış sonrasında da büyük zorluklar yaşamış bir kişidir kendisi. Her şeye rağmen kollektif bilinçaltını ve bunu açıklamasıyla yeri bende çok büyüktür.
112 syf.
·2 günde·10/10
(Spoiler içerir!) Şiddetle tavsiye ediyorum! :) Başta açıkçası bu kadar fazla dikkat çekici olduğunu sanmıyordum.İki bölüm üzerinde tek bir konu gibi işlenmiş fakat içeriği bakımından okumaya devam ettikçe hem elinizden bırakamıyor hem de kendinizi bambaşka bir konu içinde buluyorsunuz. Nasıl mı ? Arkaik insan ile başlayıp ilkel ve gümüz insanı arasındaki ayrımı-benzerlikleri, ardından keşfedilmemiş benlik kısmında ruh ve bilincin ne denli birbiriyle bağlantısı olduğunu-olmadığını tartışırken kendinizle kitabı coktan bitirdiğinizi farkedeceksiniz :) Ama şahsım adına beni derinden etkileyen bölümü din ve siyaset üzerine değinilen bölümdü. Devlet ve din aracılığı ile çıkarlar için toplumun suistimali demek daha yerinde olur diye düşünüyorum.Son olarak insanın kendini tanımasının önemini vurgulayarak kitabı bitirmiş yazarımız.. Okumalısınız :)
100 syf.
·1 günde·7/10
Genel olarak güzel bir kitaptı. Sade, anlaşılır bir dille yazılmış.
İçinde benliğimizi, duygularımızı derinlemesine düşünebilme fırsatı sunuyor. Kitabın başındaki arkaik insan tanımlaması, anlatımı da güzeldi ve kitaba bu bilgilerle girmeyi doğru buldum. Fırsat verilmesi gereken bir eserdi.

Keyifli okumalar . .
Birey giderek daha fazla toplumun bir fonksiyonu haline gelir. Yaşamının gerçek taşıyıcısı fonksiyonunu giderek daha çok kaybeder.
Düzenli bir şekilde gerçekleşeni gözlemek kolaydır, çünkü ona hazırlıklıyızdır. Bilgi ve hüner ancak olayların düzeninin kavranmaz biçimde denetimsizce bozulduğu durumlarda gerekir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Keşfedilmemiş Benlik
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757029342
Kitabın türü:
Çeviri:
Canan Ener
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Barış İlhan Yayınevi / Psikoloji Dizisi
Baskılar:
Keşfedilmemiş Benlik
Keşfedilmemiş Benlik
Keşfedilmemiş Benlik
Keşfedilmemiş Benlik sorgulayan bir kitap. 
Onu okurken, kendinizi dünyanın en büyük psikiyatristlerinden birinin yanında oturuyor ve insanın en önemli sorunlarından birisi üzerine söyleşisini dinliyor gibi oluyorsunuz.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 503 okur

  • Sefa
  • Casablanca
  • Şúra
  • FeriMah Hanım
  • İkarpot
  • Serkan
  • Doğan İNALPOLAT
  • Elif nazlı karaca
  • Leyla
  • berra acar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.6
14-17 Yaş
%1.6
18-24 Yaş
%32.3
25-34 Yaş
%48.4
35-44 Yaş
%12.9
45-54 Yaş
%1.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%50.9
Erkek
%49.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.6 (19)
9
%23.1 (30)
8
%23.1 (30)
7
%17.7 (23)
6
%5.4 (7)
5
%2.3 (3)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0.8 (1)

Kitabın sıralamaları