Kibarlık Budalası

8,2/10  (52 Oy) · 
195 okunma  · 
50 beğeni  · 
1.703 gösterim
Molière [Jean-Baptiste Poquelin] (1622-1673): Clermont Koleji'nde Latin ve Yunan dili ve edebiyatı dersleri aldı. Hukuk öğrenimi gördü, 1641'de kabul edildiği barodan ayrıldı. Zamanını ve dehasını tiyatroya adadı. Ölene dek, yani otuz yıl boyunca tiyatro eserleri yazdı, yönetti ve temsillerde rol aldı. Klasik Fransız komedyasının kurucusu olarak kabul edilmesini sağlayan bir gelenek yaratmayı başardı. IV.Mehmet'in elçisi olarak Paris'e gelen ve görkemli bir törenle karşılanan Süleyman Ağa Fransız sarayının ihtişamına beklenen ilgiyi göstermeyince, XIV. Louis bu ilgisizliğin intikamını almak için Molière'e oyun sipariş eder. Ortaya gülünç bir Türk balesiyle sonlanan eğlenceli bir hiciv çıkar. Burjuva Mösyö Jourdain'in asilzade olma yolundaki umutsuz ve gülünç mücadelesini anlatan, XIV. Louis'nin en çok güldüğü Molière oyunu unvanını kazanan Kibarlık Budalası ilk kez 14 Ekim 1670'te Chambord'da, aynı yıl 28 Kasım'da ise, sarayda kralın huzurunda oynanmıştır.
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2016
  • Sayfa Sayısı:
    136
  • ISBN:
    9786053328049
  • Orijinal Adı:
    Le Bourgeois Gentilhomme
  • Çeviri:
    Berna Günen
  • Yayınevi:
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:

Moliere hayatı yaşanılır kılmanın en iyi yolunun gülmekten geçtiğini söyler, aynı zamanda onun güldürüsü hayata karşı ciddi bir duruş sergiler. Moliere’in oyunlarında hayatın gülünçlüğünden ziyade, saçmalığından söz etmek mümkündür. Yaşamın basitliği, acımasızlığı oyunlarında alttan alta gösterir kendini. İyi bir izleyici onun oyunlarını izlerken, gülmenin yanı sıra ağlamaklı olur.
Son oyunu “Hastalık Hastası”nı oynarken oyunun dördüncü sahnesinde yere düşüp kan kusmuş, bütün ısrarlara rağmen oyunu devam ettirip, oyundan sonra evinde yaşama veda etmiştir. Oynadığı son oyunun adı bile trajikomik bir hal almıştır. Hayata karşı tutumu bu denli ciddi olup, güldürü yazan bir insanın, ciddi bir rahatsızlık ile mücadele ederken, adının “Hastalık Hastası” olan bir oyunda fenalaşması bu trajikomik sona hizmet eder. Kim bilir böyle bir oyun yazarının böyle bir oyunda yere düşüp fenalaşması, izleyicileri kahkahalara dahi boğmuştur. Moliere de bu sebepten dolayı oyununu devam ettirip, hayatın en ciddi zamanlarda dahi komik bir vahadan ibaret olduğunu göstermiştir. Anlayacağınız Moliere’in ölüm şekli yazdıklarına en büyük desteği sağlamıştır.
Kibarlık Budalası Moliere’in en iyi oyunlarından biridir (oyunu Türkiye’de Haldun Dormen gibi büyük bir isim oynamıştır yıllarca. Kitabını okuduktan sonra oyununu da böylesine büyük bir üstattan izlemenizi öneririm).
Baş karakterimiz; Fransız arsitokratlığına özenen ve bunu başarmak için kızını asil biriyle evlendirmek isteyen, paralı ama bilgisiz bir insandır. Etrafındaki herkesin kendisine hayran olduğunu sanan bir budaladan başkası olmayan kahramanımız kendisini yetiştirmesi için etrafını hocalarla doldurur. Hocalar kahramanın budalalığından haberdardır ama onların istediği tek şey paradır. Gelişen olaylarda yaşananlar, insanlığın cahil tarafını gösterir. Cahil ve pişkin insan, kendi bildiğini en doğru sanan insan, basit ve kibirli insan, yanılan insan...
Oyun okuduğum en eğlenceli oyunlardandır, son kısımlar ise efsanedir. Tiyatro izlemeyen ve oynamayan bir ülkede yaşıyoruz fakat en azından tiyatronun bu büyük isimlerinin eserlerini okumak gerekir diye düşünüyorum. Herkese keyifli okumalar.