Kibritçi Kız (Andersen Masalları)

·
Okunma
·
Beğeni
·
10509
Gösterim
Adı:
Kibritçi Kız
Alt başlık:
Andersen Masalları
Baskı tarihi:
Ağustos 2011
Sayfa sayısı:
16
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054439935
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Little Match Girl
Çeviri:
Zeynep Atayman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bordo Siyah Yayınları
Soğuk bir Noel arifesinde, kentin caddelerinde herkes eğlenirken küçük kız onları seyredip kendi kendine eğleniyordu. Küçük kız kibritçidir. Kutu ile kibrit satar. O soğuk havada insanlar eğlenirken küçük kız hayatın acımasızlığını, yoksulluğu tatmıştır. 
(Arka Kapak)
30 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Buğlem ve Kibritçi Kız

Küçük çocuk, o gün yine neşeli ve mutlu şekilde annesi ve babasıyla sabah kahvaltısını yapıyordu. Henüz altı yaşında olmasına rağmen ailesi tarafından birçok şeyle tanıştırılmıştı. Ailesi çocukları üzerinde duruyor, bir dediğini iki etmiyordu. Kızlarını daha okula başlamadan şehrin en güzel kreşlerine göndermişlerdi. Okula başlama yaşı geldiğinde ise uzun soluklu bir süreç oldu. Anne ve baba aylarca şehrin en güzide okullarını araştırdılar. En son şehrin en pahalı ve en güzide okuluna kaydı yapıldı. Okula gittiği kıyafetler türünün en kaliteli kumaşlarından yapılıyor, araştırılıp en sağlıklı yiyecekler ile besleniyordu. Buğlem’in ailesinin diğer zengin ebeveyneler bir artısı daha vardı. Çocuklarına paranın alabileceği değerlerin yanında paranın satın alamayacağı değerlerde öğretilmeye çalışılıyordu. Günümüzdeki ailelerin en büyük eksiği olan evladına zaman ayırma konusunda da baya başarılı sayılılardı. Çünkü anne ve baba işten arta kala zamanlarını kızlarına ayırmakla kalmıyor. İşlerini kızlarına zaman ayırmak için aksatıyorlardı. Buğlem’in her şeyi dört dörtlüktü. Her şey çok mutlu ve huzurlu gidiyordu.

Pazar günü yapılan kahvaltıdan sonra Buğlem babasının yanına gitti:
- Baba, bugün hava çok güzel. Lütfen hep beraber parka gidelim.
Babası düşünmedi bile. Kızı ondan bir şey istediğin anda hemen yerine getirmeyi kendine alışkanlık haline getirmişti.
- Tamam kızım, annene söyle hemen hazırlansın çıkalım.
Buğlem heyecan ve sevinç içinde koşarak annesine haber verdi. Anne, baba ve Buğlem hep birlikte hazırlanıp parkta piknik yapmaya gittiler. O zamanların en güzel ve şık tarzda tasarlanmış arabalarına bindiler.

Yolda sevinç ve neşe içinde ilerliyorlardı. Şehrin en işlek caddelerin birinde kırmızı ışıkta durdular. Arabaya doğru küçük bir kız çocuğu geldi. Küçük kız çocuğu; Buğlem’in yaşlarında, esmer olan yüzü kirden daha esmerleşmiş, kulakları soğuktan kıpkırmızı hale gelmiş, burnundan hafif su damlayan, yüzü gözü kir içindeydi. Soğuktan titreyen elleriyle elindeki siyah poşetinden bir mendil çıkarıp arabanın şoför koltuğunda oturan kişiye uzattı. O esnada Buğlem iyice yüzünü buruşturdu. Kıza bakarak içinden: “ Ne kadar da kirli ve pasaklı bir kız.” diye geçirdi. Babası camı indirdi, kızdan mendili aldı, cebinden çıkardığı elli lirayı kıza uzattı. Çingene kızı parayı aldığı gibi şok oldu. Beyni bunun doğru olabileceğini kabullenemedi. Adam kıza baktı baktı. Kızın yüzünde sevinçten güller açıyordu. Daha önce hiçbir insanı bu kadar sevindirdiğini hatırlamıyordu. Çingene kızı ise bu kadar yüksek miktarda bir para aldığı için değil, bu soğuk havada eve erken gidecek ve aç olan annesine yemek parası getirebilecek diye seviniyordu. Yeşil ışık yandı araba yavaş yavaş ilerlemeye başladı. Camı kapatan baba eşine dönerek: “Gördün mü gariban kız ne kadar sevindi.” dedi. Anne de kızın sevincine ortak olmuş onun da yüzünde güller açıyordu. Kocasının omuzunu sıvadı. “İyi ki camı indirip parayı verdin.” dedi. Karı ve koca bu mutlu anın sefasını sürerken bu mutlulukların meyvesi olan Buğlem babasına seslendi: “Baba o mendili niye aldın? O kızdan arabamıza pislik bulaşacak. Iyyyy midem bulandı o kızdan.” dedi. Anne ve baba dona kaldılar. Yıllardır özenle büyüttükleri Buğlem’ den böyle bir söz duymayı asla ve asla beklemiyorlardı. Babasının beyni zonkluyordu. Sanki arabada nefes alamaz duruma geldi. Arabayı kenara çekti camı açtı. Dışarıdan gelen temiz hava ile biraz ferahladı. Sonra kızına dönüp ne dediğini tekrar sordu. Buğlem az önce söylediklerinin üzerine daha da ekleyip konuştu. Babası ile annesi Buğlem’e durumu anlatmaya çalıştılar fakat bir türlü muvaffak olamadılar. En iyisi üstüne gitmemek diye düşündüler. Fakat bu sorunu mutlaka aşmaları gerekiyordu. Çünkü özenle büyüttükleri yavruları insanları küçümseyen ve kibirli biri olarak karşılarına çıkmıştı. Uzun bir süre düşündükten sonra okuldaki öğretmenlerine danışmaya karar verdiler.

Öğretmen meseleyi iyice dinleyip analiz ettikten sonra elini kitaplığa uzatıp “Kibritçi Kız” kitabını alıp, anneye uzattı. “Bu kitabı ailecek okuyup birlikte değerlendirme yapmanızı istiyorum.” dedi. Anne ve baba durumu pek anlayamadılar. Hocadan Buğlem’i karşılarına alıp konuşmasını ona nasihat vermesini bekliyorlardı. Hoca bunu yapmamış onlara bir kitap vermişti. Bu şaşkınlık içinde baba tekrar içeri girip hocaya durumu tekrar sordu: “Hocam biz sizden nasihat vermenizi bekliyorduk ama siz kitap verdiniz.” dedi. Hoca: “Ben nasihat verme yerine Buğlem’e bir arkadaş verdim. Bence biran önce gidip Buğlem’i arkadaşı ile tanıştırın” dedi.

O akşam evde hep beraber “Kibritçi Kız” masalı okundu. Kibritçi Kız da tıpkı yolda gördükleri çingene kızı gibi soğuk havada satıcılık yapıyordu. Mendil yerine kibrit satıyordu. Soğuktan baya üşümeye başlayınca kibritleri yakıp ısınmaya çalışmış fakat kibritler onu ısıtamamış ve Kibritçi Kız soğuktan donarak ölmüştü. Masal bitmişti… Buğlem, gözleri dolu bir şekilde: “Baba Kibritçi kız öldü mü?” diye ağlamaya başladı. Ağladı ağladı. Daha sonra annesine döndü: “Anne, demek ki baba geçen gün yolda karşımıza çıkan mendil satan kıza para vermese oda soğuktan donarak ölebilirdi.” dedi. Anne ve baba o an hocanın ne düşündüğünü çok iyi anladılar… Yüzlerinde tebessüm oluştu. İçlerinden hocaya çok teşekkür ettiler. Anne o an Buğlem’e: “Peki kızım sana bir soru; O mendil satan kızın da annesi ve babası var demi?” “Evet”. “Peki, o anne ve baba senin anne ve baban olsaydı, şimdi o kız yerinde sen mendil satıyor olacaktın demi?” dedi. Buğlem düşündü ve cevap verdi. Daha sonra baba katıldı konuşmaya, bu konuşma yatma saatine kadar sürdü. Günün sonunda Anne, baba, Buğlem ve Kibritçi Kızımızın arkadaşça konuşmaları ile gereken dersler alındı…
Çok şükür Buğlem için geç kalınmamıştı.

Kibritçi kız kitabını kesinlikle tavsiye ediyorum. 1. Ve daha alt sınıftaki çocuklar için büyük boy resimli çok güzel kitaplar mevcut. Onlar alınıp aile içinde birlikte okunulup üzerinde konuşulmalıdır. Özellikle baba ve annenin çocuğa: “Bu konuda senin fikrin nedir?” gibi sorular yöneltip onları konuşmaya dâhil etmeleri gerekir.
2. ve 3. sınıflar büyük boy resimli kitabı tek başlarına okuyabilirler. 2. Sınıf için ebeveyn gözetimi daha iyidir diyebilirim.
4. ve 5. Sınıflar için daha sade ve küçük boy tarza basılmış kitaplar mevcuttur. 6. Sınıf ve daha üst seviyedekiler için bu tarz masalların tek kitapta tonlandığı güzel basımlar mevcuttur.

Aile boyu iyi okumalar… :)
16 syf.
·10/10
"Kibritçi Kız" Andersen'ın en acıklı masalı diyebilirim. Çocukluğumda okuduğumda çok etkilenmiştim. Ailesine katkıda bulunmak için kibrit satan küçük bir kızın acıklı hikayesinin anlatıldığı bir kitaptır "Kibritçi Kız". Yeni nesil çocuklarının mutlaka okuması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum, özelliklede bilgisayar başından kalkmayan, elinden telefonu düşürmeyen çocukların okuyup ders çıkarabileceği nitelikte bir kitap..
16 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kibritçi kız kitabı çocukluğumun kitabı diyebilirim.Bir kaç sayfayla yazar insana vermek istediğini göstermiş ve çokta başarılı olmuş.kibrit dediklerinde aklına ne gelir diye sorsalar Kibritçi kız derim.Ya kaç kişi onun gibi hayatı daha önce tatmış?küçük yaşta bir çocuk üstelik sonra "Bu hayat dedikleri nedir ya?" İşte budur.soğukta kibrit satmak ve soğukta ölmek.gerçekten hayatınız değerini bilin...
16 syf.
·3 günde
Çok güzel bir kitap.Ama keşke biraz daha uzatılsaydı mesela kibritçi kız daha sonra kibritleriyle meşur olsun herkes ondan kibrit alsın ve o sattığı kibritlerle güzel bir hayat ve güzel bir gelecek kursaymış diyorum ama ne yazık ki söyediğim gibi olmuyor.Kibritçi kız o hayeller arasında ölüyor....
40 syf.
Fakir ve yoksul, kibrit satan bir küçük kızın hikayesi, üzücü hikayeler insanı derinden etkiliyor. Resimler eşliğinde harika bir kitap. Küçüklere okumalı ve okumalarını desteklemeliyiz.
İyi okumalar...
16 syf.
Kibritçi Kız
Kalbimde iz bırakan kısacık hüzünlü çocuk kitabı. Anlatımı öyle başarılı ki kaç yaşında okursanız okuyun kalbinize yüreğinize öyle içten dokunuyor..

Alıntı
O soğuk sabahta, o köşede oturup
kalmıştı, yanakları pembe pembeydi,
dudaklarında bir gülümseme vardı,
ölmüştü, bitmiş yılın son gecesinde
donup ölmüştü. Kibritlerin bir paketi
tükenmişti aşağı yukarı. Görenler,
"Isınmak istemiş" dediler. Gördüğü çok
güzel şeyleri, yeni yıla büyükannesiyle
birlikte, ne büyük bir sevinçle girdiğini
kimsecikler bilemedi...
16 syf.
·Puan vermedi
Hala küçük yeğenimle çizgi filmini izlerken gözlerim dolar. Çocukluğumun en hüzünlü kitaplarındandır. Keşke her hikaye güzel sonla bitse...
16 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Malesef su anki suriye durumundan dolayı sokak ve caddelerde binlerce kirbitci kız var
Kitaba gelecek olursak el bebek gül bebek büyüyen çocuklarınıza okutunuz ve hayatın zorluklarını bir an içinde olsa empati aracılığıyla tanisinlar
16 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
yıllar önce okuduğum ama dün gibi aklımda olan kitap. bence çocuk kitapları her zaman mutlu sonla bitmeli. çocuk kalbinde hüzne yer olmamalı. sonunda kibritlerin bitip de küçük kızın derin uykuya geçiş halini anlatan satırları hala üzüntüyle hatırlarım. benim hayalimde kitap öyle bitmiyor. kız tam uykuya dalarken oradan geçen bir hayırsever onu fark edip evine götürüyor :)
16 syf.
O akşam evde hep beraber “Kibritçi Kız” masalı okundu. Kibritçi Kız da tıpkı yolda gördükleri çingene kızı gibi soğuk havada satıcılık yapıyordu. Mendil yerine kibrit satıyordu. Soğuktan baya üşümeye başlayınca kibritleri yakıp ısınmaya çalışmış fakat kibritler onu ısıtamamış ve Kibritçi Kız soğuktan donarak ölmüştü.
16 syf.
·Puan vermedi
İlkokul dönemimde okuduğumda, beni derinden etkileyen bir kitaptı. Soğuk sokaklarda kibrit satarak ailesine katkıda bulunmaya çalışan, yoksul küçük kızın hazin hikayesi.
40 syf.
·Beğendi·10/10
Kendisi yesilcamdan küçük Emrak küçük Ceylân felan değildir öncelik onu belirteyim.Eserle ilgili Ben ters düşünüyorum tramvaya felan girmedim cocukken efendim etrafımda hep öyle yorumlayanlar var.Kitabin iyi yonu suclu hissettirmesi her ne kadar farklı gösterilse de evet suçlu hissetmem biseyler yapmam için sebep oldu hikâyenin gerçekliğini öğrenince o yaşlarda ve çoğu kıyafet ve kitaplarımı oyuncaklarımi bağış yapmama sebep olmuştu da ondan. ve şiddet unsuru oluşturan yönü anlatımının acımasız olduğu olabilir ama bugünü anlatıyor çocuğa da anlatan kişinin yorumu ve anlatımı önemli masaldan farklı yönü de bu öyle bilinse de.Küçükken hayatimda dinlemek ve okumayı severdim ölumu öğrendiğim kitap evet ölümü ve güzelliğini kavradigim çocukların ölümsüzlüğünü haketmediğini anlatan muhteşem bir yapıt oldu benim için dünyanın adaletini ha pardon adaletsizliğini en iyi şekilde yüze vuran saheser hatta..

Hayatina baktigimizda Bilinen kadarıyla danimarkalı hans christian andersen hayatı boyunca iyi bir roman ve tiyatro yazarı olmak istemiş, bunun için birçok roman ve oyun yazmıştı. ancak hiç bir zaman romancı yönü takdir edilmedi, tiyatro oyunları ciddiye alınmadı ve bunun burukluğunu hayatı boyunca yaşadı.
hiç umursamadan yazdığı masalları ise onu dünyaca ünlü bir masal yazarı yaptı. işte bu masalları onun buruk, hüzün dolu yaşamının izlerini taşır. bu nedenle andersen masalları bir bakışta farkedilebilecek derecede sıradışıdırlar.

küçük kibritçi kız, çirkin ördek yavrusu, küçük deniz kızı gibi masalları hep hüzünlüdür. aslında masal, yapısı itibariyle eğlendirici bir türdür, ama bu andersen masalları için geçerli değildir. andersen masalları işte bu nedenle okuyucuyu ağlatma yeteneğine sahip nadir masallardır.
küçük kibritçi kız masalı da böylesi bir hüzün taşır.

Bu kara kışta aklimizdan cikarmamamiz gerekirken sokakta olan çocukları savaşta olanları yorganımızın altinda baska sikayetlerimiz var oyle değil mi ?ya da eğlencelerimiz yılbaşı doğum günü şu bu zart zurt?Sokakta karton toplayan, mendil satan savasta ölen çocuklara baktığımız bir acıma duygusu çalışanlara karşı yaptığımız aynı şekilde kullanıldığını bildiğimiz ama sustugumuz durumlar sadece bir dua da kalmamali ki zaten bu dua değildir dua fiildir söz değildir.o çocuklara bu duruma biz getiriyoruz çoğu kez ve sessizlikle zulmü devam ettiriyoruz ya da bir acima bakışıyla..Ondan bu kitabın önce bu mesajını vermek isterim.Ve çocuklara bu öğretilmeli mutlu sonları değil hayatın düzeni anlatılmalı ve bu uğurda çalışmaları gerektikleri..her haliyle radikal, dramatik, gerçek dünyaya hitap eden delikanlı masal.delikanlı çünkü, insan denen yaratığın gerçekliğini güzel ve ironik bir dille anlatıyor.
yıllarca çocuklarımızı ve kendimizi, sonu hep mutlu olarak biten masallarla kandırdık. kandırmaya da devam ediyoruz.
hayatın, masallardaki gibi olduğunu düşünen çocuklar, öğrenciler büyüdüklerinde, buluğ çağına geldiklerinde gerçeğin hiç de öyle olmadığını anlıyorlar. işte o zaman afallıyorlar. onların güzel, sorunsuz ve sürekli iyilerin kazandığı bir dünya hayal etmelerini sağlamak ne kadar doğru?
bu tıpkı, buharlaşan suyun, soğuk tabaka ile karşılaşınca birden donması ve doluya dönüşmesi gibidir. biz de esaslı gerçeklikle karşılaşınca donakalıyoruz. sonra işin aslını öğrenene kadar yaşlanıp gidiyoruz.

o bakımdan, kibritçi kız'ın benim nezdimde yeri ayrıdır.Gerçek hayatın öznesine en yakın masaldır. zira, terlikle karda okula gidenler, başını sokacak bir yer bulamadığı için dışarda soğuktan donanlar, açlıktan, sefaletten hayatını kaybedenler bizim esaslı gerçekliğimiz.
yıllarca çalışıp bir ev yahut araba satın alma, çocuğunu iyi bir okulda okutma, sağlıklı koşullarda yaşama hayali, o kibritçi kız'ın pasta hayalinden başka bir şey değildir.
Bana en cok her masal mutlu bitmez sözünün yakıştığı masal olarak geliyor. pedogog değilim çocuk psikolojisinden anlamam öyle o kadar ancak çocukların da her şeyin her zaman iyi olmayacağını, mutsuz hikayelerin kötü hayatların da olabileceğini bilmeleri gerekiyor zannımca.

Beni baglayan tek bir kibrit çöpünden medet uman kibritçi kız gibi tutunmaya çalışıyorum hayata ah kibritçi kız kendimi görüyorum sende..
(psikoloji bozdugunu her ne kadar dusunenler olsa dahi ölümü ve hikmetini guzel anlatan anafikri iyi özetleyen guzel bir üslupla anlatılınca üstelik iyileştiren kitaptir)Cocuga anlatalicaksa dikkat edilmeli ve bircok noktasi var onlar önemli.Evvelen kitapla tanışmayı sağlayan evimize hatta anlatmasi için israrlarda bulundugum arkasından ağladığım yaşlı Sisi teyzemin ruhuna rahmet olsun bu güzel kitapla ben acize evvelen bir kibritçi kız olarak finalim benimde böyle olsun isterim senin yanında onun güzel nasihat ve anlatımıyla bu kitap bende çok anlamlı velhasil yüreği gibi kitap teyzenin ... Hiç unutmam kendisine;
_Teyze eee kibritçi kıza sonda ne oldu diye sormuştum;
Bana yavrum uyudu demişti sonra tabiki uyku üzerinden ölümü anlatmıştı onun anlatımının derinliğini bugün görüyorum.

Hayatimda bugunume katkı saglayan eseri kendileri büyüdüğümde daha çok anladım ve finalini her anlattığım ve okuduğumda gördüğümde gözlerim dolu olarak bitiriyorum ağlıyorum ne berbat bisey duygusallık ve gerçeklik bir bilseniz..Yigenime anlatmak istiyorum ama anlatamiyorum bundan.

Hikmeti nazarimda pek büyük belki kucumseyenleriniz abarttigimi düşünenleriniz olur ama benim için derinliği büyük ve bunu sadece kelimelerle anlatamam.Ilk baslarda haksizlik görmüştüm ölumu ama sonra anlamini bulmustum.

Hikaye böyle sonla bitmesi icin şu videoyla dinlediğim mutlu olduğum zamanlar oldu ama benim için hala aynı ve gerçekliği anlamı içimde hayatimda yaşıyor
Video şu efendim;

https://youtu.be/y9dcLqoZEzI

Bu versiyonda kibritçi kızın tüm kibritlerini mumcu amcaya satıp, mutlu mesut evine dönüp ailesiyle akşam yemeği yerken sonlanan masal olarak anlatılıyor böyle bir utupya olsun diye hayal ederiz ama gerçeği anlatması masalın masal olmaktan çıkarıyor kimi zaman..
Anlamayız bir türlü şimdi o kız neden öyle yaptı, neden öyle çakıp durdu kibritleri, neden hayallere dalıp unuttu karın kışın ortasında olduğunu, "en doğru masalların anlamadan korktuklarımız" olduğu anımsandığında, bir daha düşünmek gerek kibritçi kızı. bir kere daha, insanın aklına çok iyi sokabilir hayali ve gerçeği ve en sağlamından sordurtabilir, bugün bir hayaline bir gerçeğimizi verebileceğimiz kaç şey kaldı?
kibritleri bitene kadar yakmış ve kurduğu hayallerle yüreğini ısıtmıştır, kendisini hayallerinin kurtaramadığı kahraman. hayallerimiz bizi de kurtaramayacak, ne yazık.Kendisi sistemin insanların bu dünyanın ayıbıdır böyle..
Ve en son geriye kalan..

"Bir kibrit yaktı annesini gördü"...

Filmi izlemenizi tavsiye ederim

https://m.imdb.com/title/tt0019267/
Zavallı kız ısınmak için bütün kibritlerini yakmış dediler… Bu kibritlerin alevinde onun ne düşler gördüğünü bilemezlerdi ki.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kibritçi Kız
Alt başlık:
Andersen Masalları
Baskı tarihi:
Ağustos 2011
Sayfa sayısı:
16
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054439935
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Little Match Girl
Çeviri:
Zeynep Atayman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bordo Siyah Yayınları
Soğuk bir Noel arifesinde, kentin caddelerinde herkes eğlenirken küçük kız onları seyredip kendi kendine eğleniyordu. Küçük kız kibritçidir. Kutu ile kibrit satar. O soğuk havada insanlar eğlenirken küçük kız hayatın acımasızlığını, yoksulluğu tatmıştır. 
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 3.222 okur

  • KKalem
  • Münevver Alemdar
  • Seyit Rıza Babur
  • Nur
  • Mehmet Toyran
  • Ömer Zengin
  • Yusuf Selim Durmuş
  • brım brım
  • Adem Külük
  • Beyza

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.1
14-17 Yaş
%7.5
18-24 Yaş
%32.3
25-34 Yaş
%25
35-44 Yaş
%19.7
45-54 Yaş
%8.9
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%82.4
Erkek
%17.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.7 (156)
9
%17.2 (73)
8
%16.2 (69)
7
%11.1 (47)
6
%5.4 (23)
5
%2.8 (12)
4
%1.6 (7)
3
%1.2 (5)
2
%0.5 (2)
1
%0.5 (2)

Kitabın sıralamaları