Kibritçi Kız Andersen Masalları

8,2/10  (162 Oy) · 
1.276 okunma  · 
102 beğeni  · 
3.914 gösterim
Soğuk bir Noel arifesinde, kentin caddelerinde herkes eğlenirken küçük kız onları seyredip kendi kendine eğleniyordu. Küçük kız kibritçidir. Kutu ile kibrit satar. O soğuk havada insanlar eğlenirken küçük kız hayatın acımasızlığını, yoksulluğu tatmıştır. 
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2011
  • Sayfa Sayısı:
    16
  • ISBN:
    9786054439935
  • Orijinal Adı:
    Little Match Girl
  • Çeviri:
    Zeynep Atayman
  • Yayınevi:
    Bordo Siyah Yayınları
  • Kitabın Türü:
Hüseyin DEMİR 
21 Şub 00:19 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Buğlem ve Kibritçi Kız

Küçük çocuk, o gün yine neşeli ve mutlu şekilde annesi ve babasıyla sabah kahvaltısını yapıyordu. Henüz altı yaşında olmasına rağmen ailesi tarafından birçok şeyle tanıştırılmıştı. Ailesi çocukları üzerinde duruyor, bir dediğini iki etmiyordu. Kızlarını daha okula başlamadan şehrin en güzel kreşlerine göndermişlerdi. Okula başlama yaşı geldiğinde ise uzun soluklu bir süreç oldu. Anne ve baba aylarca şehrin en güzide okullarını araştırdılar. En son şehrin en pahalı ve en güzide okuluna kaydı yapıldı. Okula gittiği kıyafetler türünün en kaliteli kumaşlarından yapılıyor, araştırılıp en sağlıklı yiyecekler ile besleniyordu. Buğlem’in ailesinin diğer zengin ebeveyneler bir artısı daha vardı. Çocuklarına paranın alabileceği değerlerin yanında paranın satın alamayacağı değerlerde öğretilmeye çalışılıyordu. Günümüzdeki ailelerin en büyük eksiği olan evladına zaman ayırma konusunda da baya başarılı sayılılardı. Çünkü anne ve baba işten arta kala zamanlarını kızlarına ayırmakla kalmıyor. İşlerini kızlarına zaman ayırmak için aksatıyorlardı. Buğlem’in her şeyi dört dörtlüktü. Her şey çok mutlu ve huzurlu gidiyordu.

Pazar günü yapılan kahvaltıdan sonra Buğlem babasının yanına gitti:
- Baba, bugün hava çok güzel. Lütfen hep beraber parka gidelim.
Babası düşünmedi bile. Kızı ondan bir şey istediğin anda hemen yerine getirmeyi kendine alışkanlık haline getirmişti.
- Tamam kızım, annene söyle hemen hazırlansın çıkalım.
Buğlem heyecan ve sevinç içinde koşarak annesine haber verdi. Anne, baba ve Buğlem hep birlikte hazırlanıp parkta piknik yapmaya gittiler. O zamanların en güzel ve şık tarzda tasarlanmış arabalarına bindiler.

Yolda sevinç ve neşe içinde ilerliyorlardı. Şehrin en işlek caddelerin birinde kırmızı ışıkta durdular. Arabaya doğru küçük bir kız çocuğu geldi. Küçük kız çocuğu; Buğlem’in yaşlarında, esmer olan yüzü kirden daha esmerleşmiş, kulakları soğuktan kıpkırmızı hale gelmiş, burnundan hafif su damlayan, yüzü gözü kir içindeydi. Soğuktan titreyen elleriyle elindeki siyah poşetinden bir mendil çıkarıp arabanın şoför koltuğunda oturan kişiye uzattı. O esnada Buğlem iyice yüzünü buruşturdu. Kıza bakarak içinden: “ Ne kadar da kirli ve pasaklı bir kız.” diye geçirdi. Babası camı indirdi, kızdan mendili aldı, cebinden çıkardığı elli lirayı kıza uzattı. Çingene kızı parayı aldığı gibi şok oldu. Beyni bunun doğru olabileceğini kabullenemedi. Adam kıza baktı baktı. Kızın yüzünde sevinçten güller açıyordu. Daha önce hiçbir insanı bu kadar sevindirdiğini hatırlamıyordu. Çingene kızı ise bu kadar yüksek miktarda bir para aldığı için değil, bu soğuk havada eve erken gidecek ve aç olan annesine yemek parası getirebilecek diye seviniyordu. Yeşil ışık yandı araba yavaş yavaş ilerlemeye başladı. Camı kapatan baba eşine dönerek: “Gördün mü gariban kız ne kadar sevindi.” dedi. Anne de kızın sevincine ortak olmuş onun da yüzünde güller açıyordu. Kocasının omuzunu sıvadı. “İyi ki camı indirip parayı verdin.” dedi. Karı ve koca bu mutlu anın sefasını sürerken bu mutlulukların meyvesi olan Buğlem babasına seslendi: “Baba o mendili niye aldın? O kızdan arabamıza pislik bulaşacak. Iyyyy midem bulandı o kızdan.” dedi. Anne ve baba dona kaldılar. Yıllardır özenle büyüttükleri Buğlem’ den böyle bir söz duymayı asla ve asla beklemiyorlardı. Babasının beyni zonkluyordu. Sanki arabada nefes alamaz duruma geldi. Arabayı kenara çekti camı açtı. Dışarıdan gelen temiz hava ile biraz ferahladı. Sonra kızına dönüp ne dediğini tekrar sordu. Buğlem az önce söylediklerinin üzerine daha da ekleyip konuştu. Babası ile annesi Buğlem’e durumu anlatmaya çalıştılar fakat bir türlü muvaffak olamadılar. En iyisi üstüne gitmemek diye düşündüler. Fakat bu sorunu mutlaka aşmaları gerekiyordu. Çünkü özenle büyüttükleri yavruları insanları küçümseyen ve kibirli biri olarak karşılarına çıkmıştı. Uzun bir süre düşündükten sonra okuldaki öğretmenlerine danışmaya karar verdiler.

Öğretmen meseleyi iyice dinleyip analiz ettikten sonra elini kitaplığa uzatıp “Kibritçi Kız” kitabını alıp, anneye uzattı. “Bu kitabı ailecek okuyup birlikte değerlendirme yapmanızı istiyorum.” dedi. Anne ve baba durumu pek anlayamadılar. Hocadan Buğlem’i karşılarına alıp konuşmasını ona nasihat vermesini bekliyorlardı. Hoca bunu yapmamış onlara bir kitap vermişti. Bu şaşkınlık içinde baba tekrar içeri girip hocaya durumu tekrar sordu: “Hocam biz sizden nasihat vermenizi bekliyorduk ama siz kitap verdiniz.” dedi. Hoca: “Ben nasihat verme yerine Buğlem’e bir arkadaş verdim. Bence biran önce gidip Buğlem’i arkadaşı ile tanıştırın” dedi.

O akşam evde hep beraber “Kibritçi Kız” masalı okundu. Kibritçi Kız da tıpkı yolda gördükleri çingene kızı gibi soğuk havada satıcılık yapıyordu. Mendil yerine kibrit satıyordu. Soğuktan baya üşümeye başlayınca kibritleri yakıp ısınmaya çalışmış fakat kibritler onu ısıtamamış ve Kibritçi Kız soğuktan donarak ölmüştü. Masal bitmişti… Buğlem, gözleri dolu bir şekilde: “Baba Kibritçi kız öldü mü?” diye ağlamaya başladı. Ağladı ağladı. Daha sonra annesine döndü: “Anne, demek ki baba geçen gün yolda karşımıza çıkan mendil satan kıza para vermese oda soğuktan donarak ölebilirdi.” dedi. Anne ve baba o an hocanın ne düşündüğünü çok iyi anladılar… Yüzlerinde tebessüm oluştu. İçlerinden hocaya çok teşekkür ettiler. Anne o an Buğlem’e: “Peki kızım sana bir soru; O mendil satan kızın da annesi ve babası var demi?” “Evet”. “Peki, o anne ve baba senin anne ve baban olsaydı, şimdi o kız yerinde sen mendil satıyor olacaktın demi?” dedi. Buğlem düşündü ve cevap verdi. Daha sonra baba katıldı konuşmaya, bu konuşma yatma saatine kadar sürdü. Günün sonunda Anne, baba, Buğlem ve Kibritçi Kızımızın arkadaşça konuşmaları ile gereken dersler alındı…
Çok şükür Buğlem için geç kalınmamıştı.

Kibritçi kız kitabını kesinlikle tavsiye ediyorum. 1. Ve daha alt sınıftaki çocuklar için büyük boy resimli çok güzel kitaplar mevcut. Onlar alınıp aile içinde birlikte okunulup üzerinde konuşulmalıdır. Özellikle baba ve annenin çocuğa: “Bu konuda senin fikrin nedir?” gibi sorular yöneltip onları konuşmaya dâhil etmeleri gerekir.
2. ve 3. sınıflar büyük boy resimli kitabı tek başlarına okuyabilirler. 2. Sınıf için ebeveyn gözetimi daha iyidir diyebilirim.
4. ve 5. Sınıflar için daha sade ve küçük boy tarza basılmış kitaplar mevcuttur. 6. Sınıf ve daha üst seviyedekiler için bu tarz masalların tek kitapta tonlandığı güzel basımlar mevcuttur.

Aile boyu iyi okumalar… :)

Nur-AL 
13 Nis 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

"Kibritçi Kız" Andersen'ın en acıklı masalı diyebilirim. Çocukluğumda okuduğumda çok etkilenmiştim. Ailesine katkıda bulunmak için kibrit satan küçük bir kızın acıklı hikayesinin anlatıldığı bir kitaptır "Kibritçi Kız". Yeni nesil çocuklarının mutlaka okuması gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum, özelliklede bilgisayar başından kalkmayan, elinden telefonu düşürmeyen çocukların okuyup ders çıkarabileceği nitelikte bir kitap..

İnceleme olarak değil de anlatmadan geçemeyeceğim. (Gevezeliğim, beni burada bile rahat bırakmıyor.)
8 yaşındaydım. İki küçük kardeşim olduğundan -8 yaş, benim için o zamanlar çok fazlaydı, erken uyutulmamın tek sebebi kardeşlerim sanardım- saat dokuzda, uyumak zorundaydım. Uyku saatimiz geldiğinde henüz kitabı bitirememiştim ve annem, gelip beni yatırdı. İçim içimi yediğinden, uykuya dalamadım tabii ve kalktım, boyumun bile yetmediği gece lambamızın başında, parmak uçlarımda başladım okumaya. Asıl olayların okuduktan sonra gelişeceğini bilemezdim.
Kitabı bitirdim, bitirmez olaydım(!). Yanaklarıma ılık ılık dökülüyor gözyaşları, durdurmak ne mümkün. "Gerçek değil, kitap o, masal o, ölmedi, düşünürsem yaşatabilirim, onu mutlu edebilirim." tekrarlıyorum durmadan kendime. Birden bana bir güç geldi, koştum, yıkadım elimi yüzümü. Masalın son sayfasını yırttım. Kendi istediğim gibi yazdım, yapıştırdım bir de arkaya.
Kimse görmesin diye özenle de sakladım, sinsi sinsi sırıtırken -Kibritçi Kız'ı artık mutlu ettim aklımca- uyuyakalmışım. Birkaç hafta sonra kitap muamma oldu. Kayboldu.
Demem o ki mutlu sonlu bir Kibritçi Kız bulursanız bilin ki, benim eserim. :)

yusuf şimşek 
30 Mar 12:19 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · Puan vermedi

Kibritçi kız kitabı çocukluğumun kitabı diyebilirim.Bir kaç sayfayla yazar insana vermek istediğini göstermiş ve çokta başarılı olmuş.kibrit dediklerinde aklına ne gelir diye sorsalar Kibritçi kız derim.Ya kaç kişi onun gibi hayatı daha önce tatmış?küçük yaşta bir çocuk üstelik sonra "Bu hayat dedikleri nedir ya?" İşte budur.soğukta kibrit satmak ve soğukta ölmek.gerçekten hayatınız değerini bilin...

O akşam evde hep beraber “Kibritçi Kız” masalı okundu. Kibritçi Kız da tıpkı yolda gördükleri çingene kızı gibi soğuk havada satıcılık yapıyordu. Mendil yerine kibrit satıyordu. Soğuktan baya üşümeye başlayınca kibritleri yakıp ısınmaya çalışmış fakat kibritler onu ısıtamamış ve Kibritçi Kız soğuktan donarak ölmüştü.

Ada Girgin 
 11 Mar 17:23 · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 9/10 puan

kibritçi kız soğuktan titreyen ellerini avuşturup ısıtmaya çalışırken asıl üşüyen yüreğini ve içine akıttığı gözyaşlarını saklamaya çalışıyordu. hissetmediği elleri ile tuttuğu kibritler fırtınanın oyununa gelip saçıldı .

tek son bir kibrit kalmıştı küçük kızın elinde. sıkıca tuttu küçük kız ve yaktı son kibritini o unuttuğu sıcaklığı son bir kez hatırlayabilmek ve belki yüreğindeki ayaza son verebilmek için.
rüzgar yine yaptı yapacağını son umudunu da söndürdü küçük kızın.. ölüm gelip küçük kibritçi kızı o bilinmeyen yolculuğuna çıkarırken geride kalan vücudu bir tebessüm gösteriyordu. kimbilir belki ölüm herkesin sandığının tersidir, soğuk değil sıcaktır...

BARIŞ ALTINTAŞ 
07 Şub 2016 · Kitabı okudu · 10/10 puan

kibritçi kız soğuktan titreyen ellerini avuşturup ısıtmaya çalışırken asıl üşüyen yüreğini ve içine akıttığı gözyaşlarını saklamaya çalışıyordu. hissetmediği elleri ile tuttuğu kibritler fırtınanın oyununa gelip saçıldı . 

tek son bir kibrit kalmıştı küçük kızın elinde. sıkıca tuttu küçük kız ve yaktı son kibritini o unuttuğu sıcaklığı son bir kez hatırlayabilmek ve belki yüreğindeki ayaza son verebilmek için. 
adi rüzgar yine yaptı yapacağını son umudunu da söndürdü küçük kızın.. ölüm gelip küçük kibritçi kızı o bilinmeyen yolculuğuna çıkarırken geride kalan vücudun sureti ufak bir tebessüm gösteriyordu. kimbilir belki ölüm herkesin sandığının tersidir, soğuk değil sıcaktır...

Derya 
26 Mar 22:45 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Kibritçi kız en sevdiğim kitaplardan biri...herkes bildiği için kitaptan bahsetmeyeceğim...kibritçi kız denilince ilk aklıma gelen oğluma bu hikayeyi anlattığımda bu çok acıklı anne bir daha bana bunu anlatma olur mu sözüdür...

Ceren Acer 
14 Nis 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Türü masal olsa da bildiğimiz mutlu son masalı değil bu masal kitabı... Kurgusu hüzünlü ve bir o kadar da etkileyici bir masal kitabıdır. Çocuklara yönelik bir kitap olmasına nazaran sonu mutlu sonla bitmiyor bu da masal kategorisinden çıkarıyor bu kitabı benim gözümde... Bence çocuklar mutlu sonla biten masal kitapları okusalar daha iyi olur kanaatimce... Ben bu masal kitabını okuduğumda kibritçi olan kızın hazin sonundan etkilenip masal kitabının etkisinden birkaç gün çıkamayıp kibritçi kızın talihsizliğine ne de çok ağlamıştım daha dün gibi aklımda etkilenip ağlayışım...

Ismail Salma 
08 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Unutamadığım ilk okul yılarımda okuduğum bir hikaye. Görür görmez hatırladığım ve hiç unutmadığım kibritçi kızı hikayesi ilk okulda mutlaka herkes okumuştur.

3 /

Kitaptan 2 Alıntı

Aysel 
21 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Büyükannesi: “Bir yıldız düştü mü, bir insanın ruhu gökyüzüne yükselir“ demişti...

Kibritçi Kız, Hans Christian AndersenKibritçi Kız, Hans Christian Andersen
salih 
23 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Zavallı kız ısınmak için bütün kibritlerini yakmış dediler… Bu kibritlerin alevinde onun ne düşler gördüğünü bilemezlerdi ki.

Kibritçi Kız, Hans Christian AndersenKibritçi Kız, Hans Christian Andersen