Kieslowski Kieslowski'yi AnlatıyorDanusia Stok

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.004
Gösterim
Adı:
Kieslowski Kieslowski'yi Anlatıyor
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051030913
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Kieslowski on Kieslowski
Çeviri:
Aslı Kutay Yoviç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Agora Kitaplığı
"Film yapmak seyirciler, festivaller, eleştiriler, söyleşiler demek değildir. Film yapmak her gün sabahın altısında kalkmak demektir. Soğuk, yağmur, çamur demek, ağır ışık malzemelerini taşımak demektir. Her şeyden önce, asap bozan bir meslektir ve her şey, ailen, duyguların, özel hayatın dahil olmak üzere ikinci plana atılır. Ve hepsi bir yana, film yapmak sabretmek demektir.
"Bunun dışında ben, filmin montaj odasında var olmaya başladığına inanıyorum. Çekmek sadece gerekli malzemeyi ve seçenekleri sağlamaktır. Kendime mümkün olduğunca hareket etme özgürlüğü tanıyarak başlarım montaja. Kurgulamak iki film parçasını birbirine bağlamaktır ve bu aşamada uyulması gerekli bazı kurallar vardır. Kurgunun bir başka aşaması da, filmi oluşturmaktır. Bu, seyirciyle oynanan bir oyundur; dikkati yönlendirme, gerilimi dağıtabilme oyunu. Bazı yönetmenler bu oyunda senaryoya, bazıları oyunculara, sahnelemeye, ışıklara, görüntüye yaslanırlar. Bense filmin tanımlaması güç, sadece orada, montaj odasında hayat bulan ruhunun farkındayım."
Sinema gelişimi içerisinde farklı dönemlerde bir çok akımın etkisinde kalarak şekillendi ama bazı yönetmenler var ki tek başlarına bir akım gücüne sahipler. Kieslowski de benim için o yönetmenlerden birisidir. İlk dönem filmlerindeki o sertliği zamanla daha naif,şiir(klasik olacak ama onun kadrajlarını ve geçişlerini anlatabilecek daha güzel bir kelimem yok) bir nitelik kazanmıştır. Çoğu kişi "The Decalogue" ve "Three Colors" serileriyle tanır yönetmeni ama sinemasındaki bu ince geçişin ilk örneği olan "The Double Life of Veronique" gözden kaçmaması gereken bir şaheserdir.

Ruhları hafifleten insandır Kieslowski.
Tek kelimeyle harika bir kitap. Tabir yerindeyse bir solukta okudum. İçinde her şeyi bulabileceğiniz bir kitap. Kieslowski'yi seviyorsanız tabi. Okurken her kelimesinden zevk aldım....
Şahane bir kitap. Kieslowski sinemasını seviyorsanız zevkle okursunuz ve hakkında birçok şey öğrenebilirsiniz. I'm so so belgeselini de tavsiye ederim.
Küçükken o kadar portakal suyu içmelerine, o kadar sebze ve meyve yemelerine rağmen, bu genç insanlar hiç de dayanıklı değiller. Nesilleri, benim savaş neslinden çok daha güzel, iyi eğitilmiş ve sağlıklı, yine de biz daha çok çalışabiliyor, daha çok dayanabiliyoruz. Kimbilir, belki her nesil bir miktar fakirlik, sıkıntı ve çile çekmeli.
Danusia Stok
Sayfa 161 - agora kitaplığı
Andrey Tarkovski son yılların en iyi yönetmenlerinden biriydi. Çoğu gibi artık o da yaşamıyor. Zaten yönetmenlerin birçoğu ya öldü ya da film çekmeyi bıraktı. Ya da mesleklerinin bir aşamasında bir şeyleri, kendilerine has hayal güçlerini, zekâlarını ya da hikaye anlatma yöntemlerini bir daha geri dönmeyecek şekilde yitirdiler. Tarkovski bunları yitirmemişlerden biriydi. Ama ne yazık ki öldü. İnsanlar genelde zaten bu yüzden ölür. Kanserden ya da kalp krizinden veya araba kazasından öldükleri söylenebilir ama gerçek insanlar, yaşamaya devam edemedikleri için ölürler.
Amaç içimizde yatanı yakalamak, ama bunun filmini çekmenin imkanı yok. Buna sadece yaklaşabiliriz. Edebiyat için bu çok uygun bir konu. Belki de, dünyadaki tek konu. Büyük edebiyat eserleri ona yaklaşmakla kalmayıp onu tanımlamaya da çalışıyor. İçimizdekini tanımlamayı başarmış birkaç yüz kitap vardır. Camus böyle kitaplar yazmıştı. Dostoyevski de. Shakespeare bu konuda oyunlar yazmıştı.
Danusia Stok
Sayfa 169 - agora kitaplığı
Her şey çok fazla yüzeyleşti. Mektup yazacağımıza telefon eder olduk. Romantik ve maceralı olabilecek bir seyahat yerine, havaalanına gidip bir bilet alıyor, uçuyor, geldiğimizin aynısı bir diğer havaalanına iniyoruz.
Acı çekmenin çekmemekten daha kötü olduğunundan emin değilim. Bazen acı çekmek daha iyidir. Herkes bunu bir kere yaşamalıdır. Bizi olgunlaştıran da budur. Kolay bir Hayatınız varsa, başkalarını da düşünmeniz için bir sebebiniz yoktur. Kendiniz ve başkası hakkında endişelenmeniz için bir şekilde acıyı acıyı yaşamanız olmanız, acı çekmenin ne olduğunu bilmeniz gerekir. Böylelikle, incindiğinizde, incinmenin ne olduğunu anlarsınız. Çünkü acının ne olduğunu anlamazsanız acının olmadığı bir yaşamı da anlamaz ve öyle bir yaşam için şükredemezsiniz.
Sabahları kalkıyoruz, işe gidiyoruz veya gitmiyoruz. Uyuyoruz. Sevişiyoruz. Nefret ediyoruz. Film seyrediyoruz. Ailemizle ya da arkadaşlarımızla sohbet ediyoruz. Çocuklarımızın veya onların arkadaşlarının sorunlarını yaşıyoruz. Ve filmler de buralarda bir yerdeler. İçimizde bir yerlerde kalıyorlar. Hayatımızın, iç dünyalarımızın bir parçası haline geliyorlar. gerçekte olmuş olaylar kadar bize aitler.
Polonya'ya olan sevgim yıllanmış bir evlilik gibi. Çiftler birbirlerinin her şeyini biliyorlardır ve birbirlerinden sıkılmışlardır. Ama biri öldüğünde, diğeri hemen onu takip eder. Polonya'sız bir hayat düşünemiyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kieslowski Kieslowski'yi Anlatıyor
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051030913
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Kieslowski on Kieslowski
Çeviri:
Aslı Kutay Yoviç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Agora Kitaplığı
"Film yapmak seyirciler, festivaller, eleştiriler, söyleşiler demek değildir. Film yapmak her gün sabahın altısında kalkmak demektir. Soğuk, yağmur, çamur demek, ağır ışık malzemelerini taşımak demektir. Her şeyden önce, asap bozan bir meslektir ve her şey, ailen, duyguların, özel hayatın dahil olmak üzere ikinci plana atılır. Ve hepsi bir yana, film yapmak sabretmek demektir.
"Bunun dışında ben, filmin montaj odasında var olmaya başladığına inanıyorum. Çekmek sadece gerekli malzemeyi ve seçenekleri sağlamaktır. Kendime mümkün olduğunca hareket etme özgürlüğü tanıyarak başlarım montaja. Kurgulamak iki film parçasını birbirine bağlamaktır ve bu aşamada uyulması gerekli bazı kurallar vardır. Kurgunun bir başka aşaması da, filmi oluşturmaktır. Bu, seyirciyle oynanan bir oyundur; dikkati yönlendirme, gerilimi dağıtabilme oyunu. Bazı yönetmenler bu oyunda senaryoya, bazıları oyunculara, sahnelemeye, ışıklara, görüntüye yaslanırlar. Bense filmin tanımlaması güç, sadece orada, montaj odasında hayat bulan ruhunun farkındayım."

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • Hasan Akgün
  • Marguerite
  • Abdullah
  • Selin Sağıroğlu
  • Simurg - Maldoror'un  Șarkıları
  • Ayşe Karakaş
  • NeverMore
  • Günaycan Yıldırır
  • Holden Caulfield
  • lit

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%60 (3)
9
%20 (1)
8
%20 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0