Kılıç Yarası Gibi

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.977
Gösterim
Adı:
Kılıç Yarası Gibi
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416182
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Kılıç Yarası Gibi
Kılıç Yarası Gibi
Kılıç Yarası Gibi
Kılıç Yarası Gibi
Ne gariptir ki, imparatorluğun çöküşünün ilk izlerini görmesi, ihtiyarlığı andırır endişeli bir sıkıntıyı ilk hissedişi de Sultan`ın dönüşüne rast geliyordu, belki de eski karısı geri gelmese imparatorluğun çöküntüsünü bu kadar çabuk görmeyecekti. Sabaha kadar, uzun gecelik entarisiyle konağın içinde dolaşmış, biraz serinleyebilmek için bahçeye çıkmış ve acının da çeşit çeşit olduğunu keşfetmişti; terk edilmekle özlemek başka başka acılar yaratıyordu. Kaybetmenin acısıyla kavuşamamanın acısı birbirine benzemiyordu; karısı kendisini terk ettiğinde onu bir daha göremeyecek olmanın kederine, kırılan gururunun ve kendisini alaycı bakışlarla süzen gözlerin yarattığı aşağılanmışlık duygusu da karışmıştı. Şimdi özlerken ise ıstırap çırılçıplak ve katışıksızdı, bu nedenle de daha sarsıcı; tek tesellisi bunun ilk acı kadar uzun sürmeyeceğini bilmekti. "Eğer seversen, hissediyorsun," demişti Osman`a, bunu öyle bir söylemişti ki, Osman anlamıştı ne demek istediğini; gerçek bir sevginin hiç bitmediğini, hiç ölmediğini, azalsa da hiç yok olmadığını Osman bu tuhaf, bu manasız cümleden öğrenmişti. Aynı acıyı babasından bir miras gibi tevarüs eden Hikmet Bey ise, ölmeden önce, hatıratına, biraz da edip arkadaşlarının etkisiyle daha edebi yazmıştı bu konudaki duygusunu: "Hakiki aşk kılıç yarası gibidir, yara kapansa da izi mutlaka kalır."

Ödüller : 1999 Yunus Nadi Roman Ödülü
352 syf.
·3 günde·9/10
Her şey bir alıntıyla başladı aslında. Alıntılar benim için pek kıymetlidir. Kitabın kalitesine dair okuyucuda iyi veya kötü bir intiba bırakır. İşte bu eseri okuma isteğim de esere dair bir alıntıyla karşılaşmam sonucu hâsıl oldu. Daha öncesinde ne kitabın adını duymuştum ne de Ahmet Altan"ın herhangi bir eserini okuma fırsatım olmuştu. O derin ve anlamlı alıntıyı görünce neler kaçırdığımı anladım. Şimdi diyeceksiniz ki 'Nedir seni bu kadar etkileyen alıntı?'. Bahsettiğim alıntıyı incelemenin sonunda sizlerle paylaşacağım. :)

Şimdi gelelim bu güzel eserin konusuna. Kitapta zaman II. Abdülhamid döneminde cereyan ediyor. Bu dönemde padişahın etrafında bulunan paşalar ve ailelerinin yanı sıra farklı karakterler de yer alıyor. Olaylar bilinç akışı yöntemiyle anlatılıyor okuyucuya.

Günümüzde yaşayan ana karakterimiz Osman tarafından bize ulaştırılan olaylar Abdülhamid döneminde yaşamış bu karakterlerin konuşturulmasıyla ortaya çıkıyor. Bir yandan Abdülhamid döneminde var olan istibdat unsurunu tüm çıplaklığıyla hissederken, diğer yandan Ittihat ve Terakki'nin doğuşuna şahit oluyoruz. Saraya yağan jurnaller, padişahın bu jurnaller karşısındaki tutumu ve paranoyak halleri çok etkileyici bir biçimde yansıtılmış okuyucuya. Bu satırları okurken kendimi o dönemde yaşayan biri gibi hissettim. Anlatılan bu olayların yanı sıra padişahın doktorunun gelini olan Mehpare Hanım, romanın asıl unsuru olarak çıkıyor karşımıza. Tutkulu, güzel, kendine fazlasıyla âşık, elindekilerle hiçbir zaman yetinmeyen, sürekli yeni heyecanlar arayan bir Osmanlı hanımefendisi olduğu kadar aynı zamanda da paylaşılamayan bir kadın. İşte her şey Mehpare Hanım'ın hikâyesi etrafında şekilleniyor. Eserin cinsellik içeren bir kısmı da var ve bu noktada birtakım eleştirilere de rastladım fakat bu durumun abartıldığını düşünüyorum. Zira eserde hayran kalınacak birbirinden güzel ifadeler ve etkileyici bir konu varken bu tarz basit şeylere takılmak bana mantıklı gelmiyor.

Eserde birbiriyle uzaktan yakından ilişkili pek çok karakter yer alıyor. Bu karakterlerin yolları öylesine güzel ve anlamlı bir şekilde kesişiyor ki, bir okuyucu olarak kurguya hayran kaldığımı söyleyebilirim. Kitabı elime aldığım andan itibaren bırakamadım. Bu yıl okuduğum en kaliteli kitaplardandı. Eserin güzelliğine dair ne söylesem eksik kalacak gibi hissediyorum. O yüzden bir an önce alın ve okuyun derim. :) Okumaya başladıktan sonra kitabın 3 ayrı kitaptan oluştuğunu öğrendim ve hemen diğer ikisini de sipariş ettim. Şu an sabırsızlıkla bekliyorum. Bu kitabı okumama vesile olan alıntıyı paylaşan arkadaşa minnettarım, var olsun! :) İşte o meşhur alıntı;


"Çok düşündüm, biliyor musun, insana aç mısın diye yalnızca yuvasında sorarlar, eğer bir kadın sana aç mısın diye sorarsa bil ki orası senin yuvandır."
352 syf.
·9/10
1999 yılında yunus nadi roman ödülüne layık görülen ahmet altan romanı.(devamında spoiler olabilir, o yüzden okumadıysanız bakmayın bence)

kitabı iki kez okudum. 11-12 sene önce lisedeyken ve geçen sene... ilk okuduğumda cinsellik mevzusu yüzünden yerden yere vurulduğunu hatırlar gibiyim. edebiyat öğretmenim pek hoş karşılamamakla birlikte, daha nitelikle metinler okumam gerektiğini söylemiş; ben de tarih sosuyla bezeli romanları çok sevdiğimi kendisine iletmiştim. akabinde kadıncağız da bana art arda hıfzı topuz kitapları önermişti. taif'te ölüm vs. onları da okumuştum. hıfzı topuz'un kitapları da güzel gelmişti ancak ahmet altan'ın bu romanı nedense aklımda derin izler bırakmıştı, kılıç yarası gibi.

mehpare'nin kevaşelikleri bir yana, yazarın karakterleri anlatışı, olay örgüsünü aksettirişi kusursuza yakın bana kalırsa. sonunu her ne kadar tatmin edici bulmasam bile, gerçekçiliği, dönemi gözümde canlandırışı beni çok etkilemişti.

algıda seçicilik mi dersiniz, usanmaz bir abazalık örneği mi dersiniz bilemem ama kılıç yarası gibi kitabının adını duyar duymaz mehpare, dadı ve hikmet'in bir ışık kaynağının etrafında birbirlerine dokunmaları ve sonrasında sevişmeleri aklıma geliyor. o kısımlar o kadar gerçekçi anlatılmıştı ki, sanki o odada ben de vardım.

son olarak orospu skyler white'dan önce orospu mehpare gelir; bunu da herkes böyle bilmeli.
352 syf.
·14 günde·7/10
Kitabın Selamün aleyküm’ ü Osman Efendi’den geliyor. Zatı şahaneleri kitabın başında, 6.His filmindeki küçük bebe gibi, “ I see dead people” diyerek ölü kahramanlarımızla ancak onun aracılığı ile konuşabileceğimizi ilan ediyor.

Ve aleyküm selam der demez ise Şeyh Efendi çıkıyor karşımıza. İnandığı din “ rahat ol, helaldir yapacağın” dese de, damadı olduğu düğünde gelin alayını beklerken, müstakbel karısına karşı hissettiği cinsel istekliliğin tedirginliğini damarlarında yaşıyor. ( Şeyh Efendinin arafı olan cinsellik kitap boyunca dizginleri hiç elden bırakmıyor. Ama şunu da söylemeliyiz ki buradaki cinsellik Orhan Pamuk’taki gibi kaba saba değil biraz daha duyguların işin içinde olduğu bir olay olarak ele alınmış.)

Ardından kitabın kadın kahramanı Mehpare Hanım sahneye çıkıyor kitapta fazla ilerlemeden. Ara sokaklardaki fotoğrafçıların vitrinini süsleyen bir güzel değil bu kadın, çok ama çok fazlası…

Ve sırasıyla tanıdığınız veya tanımak isteyeceğiniz diğer karakterler yerlerini alıyor…

Arka fon olarak; edebiyatçıların kitaplarında kahraman olarak yer almasını en çok istedikleri, Kızıl Sultan mı, Ulu Hakan mı olduğu güzel ülkemdeki siyasi iktidara göre sürekli olarak değişen 2. Abdulhamid’in padişah olduğu dönem kullanılıyor…

Sözün özü; bocalayan, değişime gebe bir ülkenin araftaki halkı akıcı bir şekilde anlatılmış. Sıkılmadan okunacak bir kitap…
352 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Ahmet ALTAN harika bir eser ortaya çıkarmış. Kelimeler üzerinde hiç özenilmeden, birbirine karışmış, çok güzel bir kitap. Kitap, yapısı çok iyi kurulmuş, osmanlı döneminden TÜRK'lüğe nasıl neden geçiş yaptığımızı belirten tarihi bilgiler de yer almakta. İnsanın okudukça okuyası geliyor kitabı. Kitap bittiğin de insanın kalbin de tat bırakacak nadir kitaplardan biri. 
352 syf.
·Puan vermedi
#KitaplardaAnlatılanBelkiSeninHikayendir
#Kitapyorum
#AhmetAltan
#KılıçYarasıGibi
Yine bir dönem ve Ahmet Altan klasiği...
Yazar'ın okuduğum 3.kitabı. Ve her zaman ki gibi kalemini sivri, uç noktalarda ve cesurca konuşturduğunu görmek şaşırtmadı beni açıkçası.
Dönem;İttihat ve Terakki yılları. Entrikaların, jurnallerin, çalkantılı yaşam ve insanların o bilindik mozaik harmanı. Altan'ın kurgularında olmazsa olmazlarından tabiki şaşırtıcı ve yer yer kızdıracak konulardaki karakterleri yazar'ı okuyanlar için alışıldık bir durum. Kadın_erkek ilişkileri, sevmek, kavuşamamak ve arzulamak gibi konuları yukarıda değindiğim şekliyle sivri ve cesurca yansıtmaktan çekinmemiş.
(Aslında bir yazar'ın yarattığı olay örgüsüne, karaktere (ler'e) çok çok kızıyor veya çok çok seviyor olmamız, yazar'ın iyi iş çıkardığına bağlamak gerektiğine inananlardanım).
Keza;okuyucuya bunu yansıtmadaki ustalığı tartışılmaz Altan'ın kalemi.
Bir tarafta padişahçılar (2.Abdülhamit)bir tarafta hürriyet ve halk diye bağıranlar, mücadele verenler... Daha karanlık olan ruh, daha aydınlık olanı esir almaya çalışmakta, esaret ve mücadele aydınlık için kaçınılmaz bir son olarak görülmekteydi. Adeta kader, karanlığı sonsuzluğa kadar efendi ilan edecek gözüküyordu.
"Hakiki aşk kılıç yarası gibidir, yara kapansa da izi mutlaka kalır". Sözü geniş bir özet niteliğindedir romanın.
Entrikalı, heyecan ve bir o kadar da merak uyandırıcı insanları;aşklarını ve dönemi anlatan güzel bir romandı.
Sevenleri için kesinlikle tavsiyemdir.
Teşekkür ediyorum
352 syf.
·7/10
Bir dönem romanı. Osmanlı'nın yılları sayılı. Farklı kimlik ve karakterlerle o dönemi olabildiğince anlatmaya çalışmış. Devlet veya İttihat ve Terakki taraftarları, aile kurumu, din adamları, Almanya ve Fransa gibi pek çok başlık var bahsedilmiş olan. Dili hafif ve kurgusu akıcı. Ölülerle konuşan bir Osman'ın gözünden dünya. İyi okumalar...
352 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kitabı bitirmiş olmanın sıcaklığı ile hiç geciktirmeden incelememi de yazayım dedim.
Bir üçlemenin ilk romanı olan Kılıç Yarası Gibi, Osmanlı döneminin son günlerini anlatıyor. İttihat ve Terakki ile meşrutiyet yıllarında yaşanan sosyal olayları, yaşayışları, ihaneti, kadın-erkek ilişkilerini (fazlasıyla cinsellikle de harmanlayarak), aşkı, kavuşma hasretini, konu edinmiş.
Romanda çeşitli tarihsel olaylara ve kişiliklere de vurgu yapılmış ve bu vurgularda tarihin o kesitinde yaşananlar gerçeğe yakın olarak kurgulamış.
Sanırım belirtmeye gerek yok ama ilk basımı 1998 yılında yapılan bu roman aynı zamanda 1998 Yunus Nadi Roman Ödülünü de almıştır.
.
"Hakiki aşk kılıç yarası gibidir, yara kapansa da izi kalır..."
352 syf.
·8/10
Okuduğum ilk Ahmet Altan kitabı. Açıkcası yazarı çok sevmezdim ama kitabı çok beğendim, Sultan Abdülhamit ve İttihatcıların kavgası yorum katılmadan çok güzel anlatılmış. Ayrıca yazar, kitabın baş kahramanlarından biri olan Ragıp Bey karakterin de dedesi Tatar Hasan Paşa'dan esinlenmiş.
352 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Genel olarak yazarı pek sevmemekle birlikte bu kitabı yıllar önce okumuş ve çok beğenmiştim. "Gerçek aşk kılıç yarası gibidir, yara kapansa de izi mutlaka kalır." cümlesi yıllardır aklımın bir kenarında durur. Devam niteliğinde olan İsyan Günlerinde Aşk için de aynı şeyler söylenebilir.
352 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
"Hakiki aşk kılıç yarası gibidir, yara kapansa da izi mutlaka kalır."
Ihtirasın,günahın çekiciliğinin çok iyi anlatıldığı harika bir kitap ve aynı zamada osmanlının son dönemindeki her anlamdakı bozulmayı da çok iyi gözler önüne sermiş.
Karakterler çok canlı, yazarın olayların arasındaki kendi yorumları da harika.
Bugün Ahmet altanın tutuklu olması kitabı biraz buruk okumama sebep oldu.
Puanım:7.7/10
352 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Mesrutiyetin ilani oncesinde yasananlari mukemmel bir hikayeyle birlestirerek akici bir dille anlatan bir kitap tarih okuyamayanlara tavsiye edilebilir
344 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Mükemmel bir eser. Ahmet Altan okumak için niye bu kadar geç kalmışım dedim kitap bittiğinde. Ve hemen 3lü serinin 2.sine başlamak için eşimi kitap aldırmaya gönderdim.
"Çok düşündüm, biliyor musun, insana aç mısın diye yalnızca yuvasında sorarlar, eğer bir kadın sana aç mısın diye sorarsa bil ki orası senin yuvandır."
Ahmet Altan
Sayfa 78 - Everest Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kılıç Yarası Gibi
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051416182
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Kılıç Yarası Gibi
Kılıç Yarası Gibi
Kılıç Yarası Gibi
Kılıç Yarası Gibi
Ne gariptir ki, imparatorluğun çöküşünün ilk izlerini görmesi, ihtiyarlığı andırır endişeli bir sıkıntıyı ilk hissedişi de Sultan`ın dönüşüne rast geliyordu, belki de eski karısı geri gelmese imparatorluğun çöküntüsünü bu kadar çabuk görmeyecekti. Sabaha kadar, uzun gecelik entarisiyle konağın içinde dolaşmış, biraz serinleyebilmek için bahçeye çıkmış ve acının da çeşit çeşit olduğunu keşfetmişti; terk edilmekle özlemek başka başka acılar yaratıyordu. Kaybetmenin acısıyla kavuşamamanın acısı birbirine benzemiyordu; karısı kendisini terk ettiğinde onu bir daha göremeyecek olmanın kederine, kırılan gururunun ve kendisini alaycı bakışlarla süzen gözlerin yarattığı aşağılanmışlık duygusu da karışmıştı. Şimdi özlerken ise ıstırap çırılçıplak ve katışıksızdı, bu nedenle de daha sarsıcı; tek tesellisi bunun ilk acı kadar uzun sürmeyeceğini bilmekti. "Eğer seversen, hissediyorsun," demişti Osman`a, bunu öyle bir söylemişti ki, Osman anlamıştı ne demek istediğini; gerçek bir sevginin hiç bitmediğini, hiç ölmediğini, azalsa da hiç yok olmadığını Osman bu tuhaf, bu manasız cümleden öğrenmişti. Aynı acıyı babasından bir miras gibi tevarüs eden Hikmet Bey ise, ölmeden önce, hatıratına, biraz da edip arkadaşlarının etkisiyle daha edebi yazmıştı bu konudaki duygusunu: "Hakiki aşk kılıç yarası gibidir, yara kapansa da izi mutlaka kalır."

Ödüller : 1999 Yunus Nadi Roman Ödülü

Kitabı okuyanlar 636 okur

  • venus
  • Ceren
  • Zeri_src
  • all dino
  • Rumeysa Çakır
  • Tarik Batuhan
  • Havana kopar
  • Bilge Ç.
  • figenbs
  • Ayşe Kyn

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.9
14-17 Yaş
%1
18-24 Yaş
%5.2
25-34 Yaş
%23.1
35-44 Yaş
%51.9
45-54 Yaş
%14.9
55-64 Yaş
%1.6
65+ Yaş
%0.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.4
Erkek
%28.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (33)
9
%23.5 (31)
8
%22 (29)
7
%10.6 (14)
6
%6.1 (8)
5
%0.8 (1)
4
%1.5 (2)
3
%1.5 (2)
2
%2.3 (3)
1
%0

Kitabın sıralamaları