Kılıç Yarası Gibi

8,1/10  (69 Oy) · 
381 okunma  · 
51 beğeni  · 
1.739 gösterim
Ne gariptir ki, imparatorluğun çöküşünün ilk izlerini görmesi, ihtiyarlığı andırır endişeli bir sıkıntıyı ilk hissedişi de Sultan`ın dönüşüne rast geliyordu, belki de eski karısı geri gelmese imparatorluğun çöküntüsünü bu kadar çabuk görmeyecekti. Sabaha kadar, uzun gecelik entarisiyle konağın içinde dolaşmış, biraz serinleyebilmek için bahçeye çıkmış ve acının da çeşit çeşit olduğunu keşfetmişti; terk edilmekle özlemek başka başka acılar yaratıyordu. Kaybetmenin acısıyla kavuşamamanın acısı birbirine benzemiyordu; karısı kendisini terk ettiğinde onu bir daha göremeyecek olmanın kederine, kırılan gururunun ve kendisini alaycı bakışlarla süzen gözlerin yarattığı aşağılanmışlık duygusu da karışmıştı. Şimdi özlerken ise ıstırap çırılçıplak ve katışıksızdı, bu nedenle de daha sarsıcı; tek tesellisi bunun ilk acı kadar uzun sürmeyeceğini bilmekti. "Eğer seversen, hissediyorsun," demişti Osman`a, bunu öyle bir söylemişti ki, Osman anlamıştı ne demek istediğini; gerçek bir sevginin hiç bitmediğini, hiç ölmediğini, azalsa da hiç yok olmadığını Osman bu tuhaf, bu manasız cümleden öğrenmişti. Aynı acıyı babasından bir miras gibi tevarüs eden Hikmet Bey ise, ölmeden önce, hatıratına, biraz da edip arkadaşlarının etkisiyle daha edebi yazmıştı bu konudaki duygusunu: "Hakiki aşk kılıç yarası gibidir, yara kapansa da izi mutlaka kalır."

Ödüller : 1999 Yunus Nadi Roman Ödülü
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2013
  • Sayfa Sayısı:
    352
  • ISBN:
    9786051416182
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:

Ahmet Altan ' ın okuduğum kaçıncı kitabı bilmiyorum. Her kitabı birbirinden güzel gerçekten. Kitap Osmanlı döneminin son günlerini anlatıyor. Ama her Ahmet Altan kitabında olduğu gibi bu da aşırı derece cinsel içerikli bir roman. Şeyh Efendi'nin karısı ile olan hayatı, Hikmet Bey'in yaşlı haliyle 14 yaşında bir kızla evlenmesi kısımlarında aşırı derece de erotizm var. Edebi değeri yüksek bir kitap bence.

Şeyma Öztürk 
29 Nis 21:37 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Her şey bir alıntıyla başladı aslında. Alıntılar benim için pek kıymetlidir. Kitabın kalitesine dair okuyucuda iyi veya kötü bir intiba bırakır. İşte bu eseri okuma isteğim de esere dair bir alıntıyla karşılaşmam sonucu hâsıl oldu. Daha öncesinde ne kitabın adını duymuştum ne de Ahmet Altan"ın herhangi bir eserini okuma fırsatım olmuştu. O derin ve anlamlı alıntıyı görünce neler kaçırdığımı anladım. Şimdi diyeceksiniz ki 'Nedir seni bu kadar etkileyen alıntı?'. Bahsettiğim alıntıyı incelemenin sonunda sizlerle paylaşacağım. :)

Şimdi gelelim bu güzel eserin konusuna. Kitapta zaman II. Abdülhamid döneminde cereyan ediyor. Bu dönemde padişahın etrafında bulunan paşalar ve ailelerinin yanı sıra farklı karakterler de yer alıyor. Olaylar bilinç akışı yöntemiyle anlatılıyor okuyucuya.

Günümüzde yaşayan ana karakterimiz Osman tarafından bize ulaştırılan olaylar Abdülhamid döneminde yaşamış bu karakterlerin konuşturulmasıyla ortaya çıkıyor. Bir yandan Abdülhamid döneminde var olan istibdat unsurunu tüm çıplaklığıyla hissederken, diğer yandan Ittihat ve Terakki'nin doğuşuna şahit oluyoruz. Saraya yağan jurnaller, padişahın bu jurnaller karşısındaki tutumu ve paranoyak halleri çok etkileyici bir biçimde yansıtılmış okuyucuya. Bu satırları okurken kendimi o dönemde yaşayan biri gibi hissettim. Anlatılan bu olayların yanı sıra padişahın doktorunun gelini olan Mehpare Hanım, romanın asıl unsuru olarak çıkıyor karşımıza. Tutkulu, güzel, kendine fazlasıyla âşık, elindekilerle hiçbir zaman yetinmeyen, sürekli yeni heyecanlar arayan bir Osmanlı hanımefendisi olduğu kadar aynı zamanda da paylaşılamayan bir kadın. İşte her şey Mehpare Hanım'ın hikâyesi etrafında şekilleniyor. Eserin cinsellik içeren bir kısmı da var ve bu noktada birtakım eleştirilere de rastladım fakat bu durumun abartıldığını düşünüyorum. Zira eserde hayran kalınacak birbirinden güzel ifadeler ve etkileyici bir konu varken bu tarz basit şeylere takılmak bana mantıklı gelmiyor.

Eserde birbiriyle uzaktan yakından ilişkili pek çok karakter yer alıyor. Bu karakterlerin yolları öylesine güzel ve anlamlı bir şekilde kesişiyor ki, bir okuyucu olarak kurguya hayran kaldığımı söyleyebilirim. Kitabı elime aldığım andan itibaren bırakamadım. Bu yıl okuduğum en kaliteli kitaplardandı. Eserin güzelliğine dair ne söylesem eksik kalacak gibi hissediyorum. O yüzden bir an önce alın ve okuyun derim. :) Okumaya başladıktan sonra kitabın 3 ayrı kitaptan oluştuğunu öğrendim ve hemen diğer ikisini de sipariş ettim. Şu an sabırsızlıkla bekliyorum. Bu kitabı okumama vesile olan alıntıyı paylaşan arkadaşa minnettarım, var olsun! :) İşte o meşhur alıntı;


"Çok düşündüm, biliyor musun, insana aç mısın diye yalnızca yuvasında sorarlar, eğer bir kadın sana aç mısın diye sorarsa bil ki orası senin yuvandır."

DERYA... 
07 Mar 07:44 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Harika bir kitaptı...okumakta bu kadar geciktiğim için üzüldüm doğrusu...Osmanlı'nın son dönemlerini anlatıyor kitap...anlatırken de yazar duygularını o kadar yansıtmış ki...

Meşrebi Kalender 
25 Mar 2016 · Kitabı okudu · 14 günde · 7/10 puan

Kitabın Selamün aleyküm’ ü Osman Efendi’den geliyor. Zatı şahaneleri kitabın başında, 6.His filmindeki küçük bebe gibi, “ I see dead people” diyerek ölü kahramanlarımızla ancak onun aracılığı ile konuşabileceğimizi ilan ediyor.

Ve aleyküm selam der demez ise Şeyh Efendi çıkıyor karşımıza. İnandığı din “ rahat ol, helaldir yapacağın” dese de, damadı olduğu düğünde gelin alayını beklerken, müstakbel karısına karşı hissettiği cinsel istekliliğin tedirginliğini damarlarında yaşıyor. ( Şeyh Efendinin arafı olan cinsellik kitap boyunca dizginleri hiç elden bırakmıyor. Ama şunu da söylemeliyiz ki buradaki cinsellik Orhan Pamuk’taki gibi kaba saba değil biraz daha duyguların işin içinde olduğu bir olay olarak ele alınmış.)

Ardından kitabın kadın kahramanı Mehpare Hanım sahneye çıkıyor kitapta fazla ilerlemeden. Ara sokaklardaki fotoğrafçıların vitrinini süsleyen bir güzel değil bu kadın, çok ama çok fazlası…

Ve sırasıyla tanıdığınız veya tanımak isteyeceğiniz diğer karakterler yerlerini alıyor…

Arka fon olarak; edebiyatçıların kitaplarında kahraman olarak yer almasını en çok istedikleri, Kızıl Sultan mı, Ulu Hakan mı olduğu güzel ülkemdeki siyasi iktidara göre sürekli olarak değişen 2. Abdulhamid’in padişah olduğu dönem kullanılıyor…

Sözün özü; bocalayan, değişime gebe bir ülkenin araftaki halkı akıcı bir şekilde anlatılmış. Sıkılmadan okunacak bir kitap…

Üç Renk 
05 Eki 18:35 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitabı bitirmiş olmanın sıcaklığı ile hiç geciktirmeden incelememi de yazayım dedim.
Bir üçlemenin ilk romanı olan Kılıç Yarası Gibi, Osmanlı döneminin son günlerini anlatıyor. İttihat ve Terakki ile meşrutiyet yıllarında yaşanan sosyal olayları, yaşayışları, ihaneti, kadın-erkek ilişkilerini (fazlasıyla cinsellikle de harmanlayarak), aşkı, kavuşma hasretini, konu edinmiş.
Romanda çeşitli tarihsel olaylara ve kişiliklere de vurgu yapılmış ve bu vurgularda tarihin o kesitinde yaşananlar gerçeğe yakın olarak kurgulamış.
Sanırım belirtmeye gerek yok ama ilk basımı 1998 yılında yapılan bu roman aynı zamanda 1998 Yunus Nadi Roman Ödülünü de almıştır.
.
"Hakiki aşk kılıç yarası gibidir, yara kapansa da izi kalır..."

CaNSeL 1⃣ 9⃣ 0⃣ 7⃣ KIRAÇ 
19 Nis 22:35 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Ahmet ALTAN harika bir eser ortaya çıkarmış. Kelimeler üzerinde hiç özenilmeden, birbirine karışmış, çok güzel bir kitap. Kitap, yapısı çok iyi kurulmuş, osmanlı döneminden TÜRK'lüğe nasıl neden geçiş yaptığımızı belirten tarihi bilgiler de yer almakta. İnsanın okudukça okuyası geliyor kitabı. Kitap bittiğin de insanın kalbin de tat bırakacak nadir kitaplardan biri. 

Ayşe* 
 07 Nis 16:53 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kitap seri olarak devam ediyor , ben okuduktan sonra farkına vardım malesef ilk kitap Kılıç Yarası Gibi, ikinci kitap İsyan Günlerinde aşk, üçüncü kitap ölmek kolaydır sevmekten bu sıralamayla okursanız olayın akışını kaybetmemiş olursunuz. Kitapların içeriğine gelecek olursak Osmanlı devleti zamanın da ki Meşrutiyet döneminde geçen karmaşık bir aşk hikayesini içerik edinmiş. Edebi ve tarihi içeriği, dolu dolu bir pembe dizi kıvamında roman serisi hani Ahmet Batman okuyacağınıza Ahmet Altan okumanızı yeğlerim dostlar. İyi okumalar.

M.Diyar Elik 
01 May 02:47 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

"Hakiki aşk kılıç yarası gibidir, yara kapansa da izi mutlaka kalır."
Ihtirasın,günahın çekiciliğinin çok iyi anlatıldığı harika bir kitap ve aynı zamada osmanlının son dönemindeki her anlamdakı bozulmayı da çok iyi gözler önüne sermiş.
Karakterler çok canlı, yazarın olayların arasındaki kendi yorumları da harika.
Bugün Ahmet altanın tutuklu olması kitabı biraz buruk okumama sebep oldu.
Puanım:7.7/10

Gülcan Saygılı 
17 Mar 12:42 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Genel olarak yazarı pek sevmemekle birlikte bu kitabı yıllar önce okumuş ve çok beğenmiştim. "Gerçek aşk kılıç yarası gibidir, yara kapansa de izi mutlaka kalır." cümlesi yıllardır aklımın bir kenarında durur. Devam niteliğinde olan İsyan Günlerinde Aşk için de aynı şeyler söylenebilir.

Cennet 
05 Eyl 02:09 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

Mükemmel bir eser. Ahmet Altan okumak için niye bu kadar geç kalmışım dedim kitap bittiğinde. Ve hemen 3lü serinin 2.sine başlamak için eşimi kitap aldırmaya gönderdim.

2 /

Kitaptan 50 Alıntı

Mehtap 
11 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kadınlar hüzünlerini güzel bir broş gibi yakalarında taşırlar.

Kılıç Yarası Gibi, Ahmet AltanKılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan
Şeyma Öztürk 
27 Nis 23:14 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Çok düşündüm, biliyor musun, insana aç mısın diye yalnızca yuvasında sorarlar, eğer bir kadın sana aç mısın diye sorarsa bil ki orası senin yuvandır."

Kılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan (Sayfa 78 - Everest Yayınları)Kılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan (Sayfa 78 - Everest Yayınları)
Şeyma Öztürk 
28 Nis 10:01 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Bana sorarsanız hüzünlerini kadınlar güzel bir broş gibi yakalarında taşıyorlar."

Kılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan (Sayfa 129 - Everest Yayınları)Kılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan (Sayfa 129 - Everest Yayınları)
Şeyma Öztürk 
28 Nis 23:46 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Kendinde olanı vermek yetmez, kendinde olmayanı da vermek gerekir bazen."

Kılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan (Sayfa 281 - Everest Yayınları)Kılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan (Sayfa 281 - Everest Yayınları)
M. 
 16 Tem 2016 · Kitabı okudu · 4/10 puan

'Her zaman olduğu gibi, kaderi değiştirilen insan, kaderinin değiştiği ânı görememişti.'

Kılıç Yarası Gibi, Ahmet AltanKılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan
Şeyma Öztürk 
28 Nis 23:45 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Hiç kimsenin güvenilir olmadığı bir ülkede birisine 'güvenmek' de kabalığı affettirecek bir saygı işaretiydi."

Kılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan (Sayfa 243 - Everest Yayınları)Kılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan (Sayfa 243 - Everest Yayınları)
Fazilet KURT 
24 Eki 18:23 · Puan vermedi

Günahın tadını unutmak mümkün mü?
Sadece tövbe etmek yeterli mi, yoksa işlediğin günahtan aldığın hazzı da aklından silip atmalı mısın?

Kılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan (Sayfa 224 - CAN Yayınları)Kılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan (Sayfa 224 - CAN Yayınları)
mertt 
22 Ara 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Hakiki aşk kılıç yarası gibidir, yara kapansa da izi mutlaka kalır."

Kılıç Yarası Gibi, Ahmet AltanKılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan
Şeyma Öztürk 
28 Nis 11:04 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Padişahlık, sebep göstermeden kızma hürriyetine sahip olmaktı ve Padişah kızmıştı."

Kılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan (Sayfa 157 - Everest Yayınları)Kılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan (Sayfa 157 - Everest Yayınları)
Şeyma Öztürk 
29 Nis 13:43 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Gelecek, insanların içinden bir ışık fışkıracağını bekledikleri bir karanlıktı faniler için."

Kılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan (Sayfa 305 - Everest Yayınları)Kılıç Yarası Gibi, Ahmet Altan (Sayfa 305 - Everest Yayınları)
5 /