Kimse Okumazsa Ben Okurum!

6,0/10  (5 Oy) · 
24 okunma  · 
1 beğeni  · 
565 gösterim
Kitap sunuşu nasıl yazılır, bilmem ki. Ayşe Arman işte... Kendini kedisini sever, anne sever, erkek sever, uyku sever, seks sever, oyun sever, şaşırtmayı sever ve her şeyi merak eder. Biraz masum biraz yılan. Bir kadınla küçük bir kız arasına sıkışmış gibi. Bir tutam salaklık, bir tutam cesaret ve cehalet, iyi niyet ve fazlasıyla samimiyet. Kimilerinin sevdiği, kimilerinin nefret ettiği biriyim ben. Bu da benim kitabım. Ama sizi uyarıyorum, çoğu yayımlanmış yazılar. Olsun, bir nevi Toplu Eserler I. Kitaplı biri olmak kitapsız biri olmaktan iyidir. Evet, okumayacaksınız diye üç buçuk atıyorum ama sonra kendimi sakinleştiriyorum: "Kimse okumazsa sen okursun..."
Benim öyle hatırı sayılır bir özgeçmişim yok. Adanalıyım. Babam çiftçi, yurt dışında üniversitede okurken tanıdığı bir balerinle evli. 3 kardeşiz, ben ortancayım. Tarsus Amerikan Lisesi'ni bitirdim. 18 yaşında İstanbul'a geldim. İ. Ü. Basın Yayın Yüksekokulu'nda debelenirken Nokta dergisinde çalışmaya başladım. O dönemde bir ödül bile aldım. Mesleğimde en büyük numaram budur. Sonradan birkaç ödül daha aldım ama boş verin. Aktüel ve Tempo dergilerinde çalıştım. 1994'ten beri Hürriyet'te Ayşe'nin Gözlüğü adlı bir köşe yazıyorum. 32 yaşında, çocuksuz bir dulum. Boyum 1.72, kilom 60. burcum Yay. Aslen İkizler'im. Gözlerinizden öperim.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2002
  • Sayfa Sayısı:
    330
  • ISBN:
    9789753314008
  • Yayınevi:
    Epsilon Yayınları
  • Kitabın Türü:
DERYA... 
 09 Ağu 21:45 · Kitabı okudu · 2 günde · 6/10 puan

Sevgili Ayşe Arman'ın köşe yazılarından bazılarının yer aldığı kitapta bir yazısı vardı ki tokat gibi çarptı yüzüme yüzüme...
Babama geç kalmak istemiyorum diyordu Ayşe Arman...Bugüne kadar konuşmadıklarını,bilmek isteyip bilmediklerini bir bir sordu babasına...

Bense boğazım düğümlenmiş,gözlerim dolu dolu o güne,karlı bir sabahın annesizliğine gittim...On dokuz yıl öncesine...Annemin gittiği,dönmediği ve asla dönmeyeceği o kara kış gününe...
Bencildim,çocuktum,anlamıyordum...Sanıyordum ki acı tek benim acımdı...Benim yoksunluğum,benim kimsesizliğimdi...Babamın acı çektiğini,yapayalnız kaldığını bir türlü anlamıyor,anlamak istemiyordum...
Babam kendisine yeni bir eş bulabilirdi...Ama ben bir anne bulamazdım...Hayır o üzülmedi,onun içi yanmadı diye yıllarca doldurdum kendimi...
Babamı anlamam için evlenmem,anne olmam gerekiyormuş...
Onun benden daha çok acı çektiğini,otuz yıl aynı yastığa baş koyduğu hayat arkadaşını kaybetmenin hayatın anlamını da kaybetmek olduğunu geç de olsa anladım...

Ben babama çok geç kalmıştım...Anlamakta,hissetmekte,hak vermekte...Merak ettiğim onca şey olmasına,annemi bir masal gibi her gün bana anlatması için can atmama rağmen ben Ayşe Arman kadar cesur olup,babama sorular sormayacağım...
İkimizinde içinde olan o kocaman yara yeter ki tekrar kanamasın...Her bayram sabahımız hüzünlere boğulmasın...Asla unutmayacağımız ama alıştığımız yokluk sessizce gözlerden kalplere insinde,tek dillere dökülmesin...
Yine de binlerce şükürler olsun babacığım varlığına...Annemin yokluğunu gösteren Rabbim,senin yokluğunu göstermesin...

Kitaptan 1 Alıntı