1000Kitap Logosu
Kimseye Etmem Şikayet
Kimseye Etmem Şikayet
Kimseye Etmem Şikayet

Kimseye Etmem Şikayet

İhsan Raif Hanım'ın Hayatı

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.8
4 Kişi
14
Okunma
3
Beğeni
737
Gösterim
240 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 6 sa. 48 dk.
Adı
Kimseye Etmem Şikayet (İhsan Raif Hanım'ın Hayatı)
Basım
Türkçe · Türkiye · Doğan Kitap · Nisan 2013 · Karton kapak · 9786050914368
Mehmet Öklü, 2008 yılının Eylül ayında Şişli Kaymakamlığı görevine başlarken, tapu senedinden, Hükümet Konağı olarak kullanılan binanın 19. yüzyılda mutasarrıflık, valilik, nazırlık, ayan üyeliği ve Şura-yı Devlet başkanlığı yapan Köse Mehmet Raif Paşaya ait tarihi Taş Konakolduğunu öğreniyor. Konağın tarihi, mimari özellikleri, sahibi ve diğer sakinleri hakkında edindiği bilgilerden, bu nadide yapının belki yüzlerce benzerinden ayakta kalan tek örnek olduğunu anlamış ve üç yıl süren bir çabadan sonra Taş Konak’ı İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Projesi kapsamında restore ettirmiş. Kimseye Etmem ŞikâyetKöse Raif Paşa’nın büyük kızı İhsan Raif Hanım’ın romanlaştırılmış hayat hikâyesi. İhsan Raif Hanım’ı ve Taş Konak’ı bir belgeselle tarihe emanet etme, konağın bir odasını ise “İhsan Raif Hanım Müzesi” haline getirme projesinin Temel taşı olarak düşünülmüş bu roman. İhsan Raif Hanım, her şeyden önce, kendisini ve şiirini çok iyi tanıyan Ahmet Haşim’in “Benim anladığım hece vezni ile milli şiiri iki kişi yazmıştır: Rıza Tevfik ve İhsan Raif Hanım” sözüyle hakkını teslim ettiği öncü bir şair. Hem yaşı hem de hece şiirine onlardan önce başlamış olması dolayısıyla, Beş Hececiler diye anılan şairlerin “abla”sı. Bir yandan da önemli bir müzisyen. Kendi şiirlerinden bestelediği şarkıları var. Ayrıca doğrudan çileli hayatının özeti denilebilecek “Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben halime” gibi, başka müzisyenlerce bestelenmiş pek çok şiiri de bulunmakta. “Neden gülmesin gül gibi yüzler” dizesiyle başlayan başka bir şiirinin Erol Büyükburç tarafından yapılan bestesinin ise “Türk Hafif Müziği”nin ilk şarkılarından biri, belki de birincisi olması, İhsan Raif Hanım’a bu yönde de bir öncülük kazandırıyor. İhsan Hanım ayrıca Halide Edip, Fatma Aliye, Şair Nigâr, Fehime Nüzhet ile birlikte meydan mitinglerinde ateşli nutuklarla, şiirlerle, yazılarla Kurtuluş Savaşı’na destek olan öncü kadınlarımızdandır. Şairin üçüncü eşi, 1914 yılında evlendiği, Fecr-i Ati edebiyat akımının mensuplarından Şahabettin Süleyman’dı. Ve bu birliktelikten hüzünlü bir hayat hikayesi çıktı. Kitaptan: İhsan Hanım, Şahap Bey’i hep “hürriyet”le birlikte hatırlıyordu: “Belki insanımızın, milletimizin hürriyet uğrunda aldığı mesafeyi, geldiği şerefli yeri göremedi Şahapcığım, ama yeryüzünde hürriyetin yerini tutabilecek bir şey olmadığını çok iyi anladı. Dünyada, insanın yaşama hakkına denk başka bir hak olmadığını bildiğimiz gibi... Hürriyet mücadelesi ve hürriyetperverlik, belki sevmediğim yirminci asrı sevimli hale getirecek, ona damgasını vuracak, insanlığa sulhu, fazileti ve terakkiyi telkin edecek en insani kuvvetimizdir. Çünkü her terakkinin, medeni gelişmenin temelinde hürriyet vardır. Onsuz insanın kavruk, kısır, yoksul ve şeref dilencisi olduğunu yazmakla çok isabet etmişim. Merhum Azmizade Haleti’nin bir rubaisi bu düşünceme destek, adeta derdime derman gibi: Mahzun oluruz kaçan ki dilşad olsak Viran kalırız eğer ki abad olsak Ol mürg-i cefa-perver-i aşkız biz kim Dâme düşeriz kafesten azad olsak Biz neşelendiğimiz anda mahzun oluruz. Abad olduğumuz zaman da viran olur kalırız. Biz cefanın beslediği öyle aşk kuşlarıyız ki, kafesten azad olsak, hürriyete kavuşsak, uçar gider tuzağa düşeriz. Bu ne tezat, bu nasıl hayat! Gerçekten kafesteki muhabbetkuşlarının bile kafesi açılınca uçma hevesinden hürriyetin sonsuz esrikliğiyle tuzağa düştüğünü çok gördüm. Lakin uçmak onların yaratılışının icabı, vazgeçemezler ki! Hürriyet de bizim yaratılışımızın esasıdır, özüdür, bu devredilmez, vazgeçilmez hakkı yaşamaktan asla geri duramayız! Ona mecburuz. Esaret tecrübe edilecek nesne değildir zira! Tekrar olduğunu biliyorum ama söylemeden edemiyorum işte: Ancak bedelini ödeyenler hürriyeti hak edebilir.”
5 mağazanın 5 ürününün ortalama fiyatı: ₺16,63
8.8
10 üzerinden
4 Puan · 2 İnceleme
lazcuk
Kimseye Etmem Şikayet'i inceledi.
Kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime
Bu yazı Hürriyet'te köşe yazarı Kanat Atkaya'dan... daha güzel bir inceleme olmazdı sanırım, eski musikimiz hep hikayeleri ile bizlere dolu dolu mesajlar bırakıyor, aramasını bilene hurriyet.com.tr/kimseye-etmem-sik-y... Kimseye Etmem Şikâyet’i İhsan Hanım niye yazdı? 12 Mayıs 2013 O güzel şarkı başladığında aklına Sadri Alışık düşen kuşaktanım. 1980’lerin efsane televizyon dizisi ‘Kartallar Yüksek Uçar’da Banazlı İsmail rolünde döktürmekteydi büyük usta (ne zaman döktürmedi ki zaten?) ve “Kimseye Etmem Şikâyet”i dinleyenin ruhuna mıhlayacak güzellikte okuyordu. Aradan yıllar geçti; bir banka reklamında ıssız adada Beyazıt Öztürk’ün yüksek finans bilincine sahip çocuğu olarak beliren ufaklık söylüyor şimdilerde: “Kimseye etmem şikâyet ağlarım ben halime; titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime, baba!” Peki... Karamsar, kırık, mutluluğu ve hayatı ıskalamanın pişmanlığını yansıtan bu şarkının, daha doğrusu bu sözlerin sahibinin gerçek hikâyesini bilir misiniz? Ben de bir kitap sayesinde yeni öğrendim. Şişli Kaymakamı Mehmet Öklü, şarkının sözlerinin sahibi İhsan Raif Hanım’ın hayat hikâyesini araştırıp kitaplaştırmış. İhsan Raif Hanım, 1877’de “Osmanlı eliti” bir ailenin çocuğu olarak doğuyor. Babası Köse Mehmed Raif Paşa, İkinci Abdülhamid döneminde valilik ve bakanlık yapmış, “Saray”ın gözde isimlerinden. Nişantaşı’nda, Rumeli Caddesi’nde hâlâ duran Taş Konak’ta yaşayan İhsan Raif’in edebiyata, öğrenmeye yeteneği ve geleceğe yönelik heyecanı ve umutları vardır. Aralarında Rıza Tevfik’in de bulunduğu hocalarından iyi bir eğitim almıştır. Babası, İhsan Raif ve diğer çocuklarının eğitimlerinin saltanat mensuplarıyla denk olmasına dikkat etmektedir. “Kimseye Etmem Şikâyet”i yazmasına yol açacak “talihsiz hadise” İhsan Raif 13 yaşındayken Taş Konak’ta yaşanır. Odasında kardeşi Belkıs’la oynarken bir gürültü kopar. Kapı açılır ve içeri hayatında hiç görmediği bir adam dalar. İhsan Raif’in hatıralarında “Arap Bacıların komplosu” olarak anacağı olayda içeri dalan ve İhsan’ı kaçırmaya kalkışan adam Reji memuru Mehmet Ali’dir. Hiçbir temas olmaz, Mehmet Ali korkar ve kaçar ancak İhsan Raif’in “adı kirlenmiştir”. Babası, İhsan Raif’in ve diğer aile fertlerinin ağlamalarına, yalvarmalarına aldırmaz ve 13 yaşındaki kızını “o hain Mehmet Ali’yle” evlendirir ve İzmir’e bir sürgün havasında yollar. 1890’da, 14 sene dönemeyeceği İstanbul’a veda ederken içinde ailesinden, çocukluk masumiyetinden, çok sevdiği İstanbul’dan, hem de hiç sevmediği kocaman bir adamın karısı olarak ayrılırken yazar İhsan Raif o şiiri: “Kimseye etmem şikâyet; ağlarım ben halime Titrerim mücrim (suçlu) gibi baktıkça istikbalime Perde-i zulmet (karanlık perdesi) çekilmiş korkarım ikbalime Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime...” Ancak 27 yaşında 3 çocuk annesi bir genç kadın olarak döner İzmir’den. Bir süre sonra çapkınlıklarıyla bezdiren hayırsız kocadan boşanmasına izin çıkar. İkinci evliliği bir gün sürer. Zorla elini öptürmek isteyen ikinci eşi hemen boşar. İlk ve tek büyük aşkı, entelektüel, yazar-çizer Şahabettin Süleyman ile üçüncü evliliğini yapar. Yahya Kemal’den Ahmet Haşim’e, Ruşen Eşref’ten Fazıl Ahmet’e entelektüel bir çevresi vardır. Şair olarak kabul, ilgi ve takdir görür. “Fecr-i Âti”ci eşi Şahabettin Süleyman’ın bir Avrupa seyahatinde beklenmedik şekilde ölmesi tekrar karanlığa gömülmesine yol açsa da yas döneminde yanında duran bir Fransız’la (Bell) dördüncü evliliğini yapar. Bell, İhsan Raif Hanım’a aşkından dinini değiştirse de pek hoş karşılanmaz son evliliği. Milli Mücadele’nin ateşli destekçilerinden İhsan Raif Hanım, 1926’da, henüz 49 yaşındayken ölür. “Kimseye Etmem Şikâyet”in güftesinin İhsan Raif Hanım’a ait olduğu kesin. Mehmet Öklü, bestenin de ona ait olabileceğini yazıyor ancak güvenilir pek çok kaynak bu nihavent bestenin Kemani Serkis Efendi’nin bestesi olduğunu yazıyor. Bu güzel şarkıyı bir daha dinlediğinizde, aklınıza İhsan Raif Hanım’ın acı/tatlı, iniş/yokuş hayatını da düşünün isterim. İyi pazarlar. (Kimseye Etmem Şikâyet, Mehmet Öklü, Doğan Kitap, 2013) youtube.com/watch?v=HDIBU25z6X4
Kimseye Etmem Şikayet
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
31
Yeliz Erol
Kimseye Etmem Şikayet'i inceledi.
240 syf.
·
Puan vermedi
Küçük yaştan itibaren aldığı derslerle sanata ve şiire ilgisi gelişen İhsan Hanım'ın hayatı henüz 13 yaşında iken,yaşadığı Taş Konak'taki odasına,içeriye nasıl girdiği belli olmayan kendisinden 13 yaş büyük birisi tarafından karartılır.Mehmet Ali ismindeki bu kişi onu en güvende olması gereken yerde kaçırmaya çalışır ve babası kızını dönemin şartları nedeniyle o kişiyle evlendirmek zorunda kalır.Henüz 13 yaşında çok sevdiği İstanbul'dan,ailesinden,henüz bahçelerde koşarak oynadığı arkadaşlarından ve derslerinden ayrılmak zorunda kalan İhsan Hanım,o zamanlarda içinde bulunduğu halini "Kimseye etmem şikayet Ağlarım ben halime." dizeleri ile dile getirir.İlk eşinden yine babasının desteği ile boşanan İhsan Hanım daha sonra 3 defa daha evlenir.İkinci eşiyle ayrılış sebebi daha ilk geceden eşinin elini öptürme isteğini hoş görmemesidir.3.eşinden ise eşinin dönemin salgını ispanyol gribinden vefat etmesi nedeniyle ayrılmak zorunda kalır.Son eşi kendisinden yaşça küçük olan İhsan Hanım,geçirdiği apandist ameliyatı sonrası toparlanamaz ve vefat eder. Osmanlı Devleti'nin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne dönüşme dönemlerine,1.Dünya Savaşı'na,ispanyol gribine tanıklık eder.Halil Cibran'ın isminin ilk duyulduğu zamanları bilir ve hatta kendisiyle tanışır,Yakup Kadri,Faruk Nafız,Ahmet Haşim,Yahya Kemal gibi isimlerle Taş Konak'ta edebiyat ve şiir konuşulan meşk günleri düzenler.
Kimseye Etmem Şikayet
OKUYACAKLARIMA EKLE
4