Kırık Kanatlar

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.762
Gösterim
Adı:
Kırık Kanatlar
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059676120
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arkhe Yayıncılık
Kavuşamayan her sevgilinin kırıktır kanatları. Bedenin tüm hücrelerinde hissedilen, ruhu saran hazin bir aşk öyküsü. Babasının eski arkadaşının ziyaretine giden genç adamın aşkla değişen hayatı. Verilen söz sebebiyle birbirlerinden ayrılmak zorunda kalan kalpler. Her şeye rağmen vazgeçilemeyen görüşmeler, gelgitler.
78 syf.
·Beğendi·10/10
Dün yazmıştım güncelemede silinmiş Tek kelime ile harika. Cibran gerçekten bir uzaylı. Bir yerde şeytanın avukatında al paçinonun şeytan adına yaptığı konuşmaya benzer bir monolog geçiyor. Aşkın tanrıya masum başkaldırısı mazzamdı. Ermiş kadar olmasa da başı sonu bambaşka güzellikteki bu eser de tam bir başyapıt.
78 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Her insan yoğun duygular taşır fakat bunları kelimelere dökmekte zorlanır. Oysa Halil Cibran kelimelerin derinliğiyle öyle cümleler kuruyor ki, duygularını tam olarak okura aktarabiliyor...

İlk aşk kıvılcımlarını kim hatırlamıyor ki? Eğer hatırlamayan varsa bu eseri okuduğunda geçmişe yapacağı yolculukta tüm hislerini tekrar yüreğinin derinliklerinden gün yüzüne çıkaracaktır...

Eserin konusu her ne kadar "Aşk" olsa da toplumda kadının sosyal konumu, ataerkil topluluklarda söz hakkının olmamasını irdeliyor...

Yazar, aşık olduğu Selma'yı yüreğinde öyle bir yere koyuyor ki, insanın içi sızlıyor okurken. Aşkı karşılık bulsa da, sosyal statü ve babasının kızı adına verdiği karar, iki aşığın birbirine hasret ama bir o kadarda yakın olmalarına sebep oluyor...

Kitabı okurken imkansız bir aşk hikayesinin yanı sıra hala günümüzde bile süregelen kız çocuklarının istemese de, zorla yaptırılan evliliklerinden dolayı yaşadıkları mutsuzluğun yanı sıra var olan umutlarının da kuş kanatları misali nasıl kırılıp yok olduklarını üzülerek okuyacaksınız...

Halil Cibran'ın kesinlikle okunması gereken eserlerinden bir tanesi. Edebi bir şçlen olan bu eseri herkese tavsiye ederim...
88 syf.
·3 günde·10/10
“...kanatları kırık kuş kayaların arasında güçlükle hareket eder ve uçamaz gökyüzünde. Hasta gözler ancak cılız ışıklara bakabilir ve parlak ışıkları olsa olsa sezebilir sadece... Bana mutluluktan söz etme, bu sözcük mutsuzluk kadar canımı yakıyor...”

Her daim içinde sızım sızım sızı, hiç bir zaman unutamadığın gençlik aşkı... Cibran bu kitapta ilk aşkını anlatıyor...Sonu hüzünle biten bir aşkın hikâyesi...

“Adem’in başına gelen benim de başıma geldi.” der Cibran. O henüz iyilik ve kötülük meyvesini bile tadamadan aşk cennetinden kovuldu. Bütün umutları, arzuları ve sevinçleri hepsi Selma ile birlikte o mezara gömüldü...Son beş sayfayı okumak işkence oldu, yutkunamadım resmen.

Lübnan’da tanıdığı ilk aşkı, gençlik aşkı olan genç kızı kitapta Selma karakteri ile özdeşleştirmiştir.

Kitabın aslı Arapçadır ki bu sebeple o toplumlarda doğu kültürü egemen olduğu için kadının toplumdaki değeri sorgulanmıştır.Kitaptan bununla ilgili bir alıntı paylaşayım hemen:

“Ama bu zayıf kadın ezilmiş ulusların simgesi değil mi? Ruhunun onuru ile bedeninin hakları arasında bölünmüş bu kadın, yöneticileri ve papazları tarafından ezilen şu ulusu temsil etmiyor mu? Genç bir kızı mezara getiren o saklı duygular, halkların hayatını tozla kaplayan şiddetli fırtınalar ve devrimler gibi değil mi? Lamba için ışık neyse, ulus için de kadın odur. Kandildeki yağ ne kadar az olursa, ışık da o kadar zayıf olmaz mı?”
***
Cibranın mektuplaşmalarını çoğunuz biliyorsunuzdur.Bu daha çok bir bayanla aşk mektupları..(Paulo Coelho’yu bile hayran bırakmıştır.) Yüzünü görmediği sesini dahi duymadığı bir kadına aşık olur Cibran ve asıl hikâye bu kitaptan doğar...

Arap edebiyatının ilk kadın yazarlarından olan May Ziade (Mey Ziyade), Cibranın bu eserini okumuş ve çok etkilenmiştir. Bunun üzerine Cibrana duygularını belirten bir mektup yollamıştır ve Cibran geç de olsa ona cevap yollamıştır. Bu mektuplaşmalar böyle sürüp gitmiş ve Cibran ilk aşkından sonra bu kadına gönlünü kaptırmıştır. Ve Cibran ölene kadar bu mektuplaşma böyle devam etmiştir, on dokuz yıl boyunca...

Ve Cibran ölür...
(“Ermiş” kitabıyla her zaman kalplerimizde)

Mey onun mektupları ve aşkı olmadan yaşayamayacığını anlar ve intihar etmeye kalkışır, intihar girişimi başarısız olur. Ve aslında Mey sadece Cibrana olan aşkından intihar etmeye kalkışmaz... 1929’da babasını kaybeder, bir yıl sonra Annesini ve bir yıl sonra da mektup arkadaşı, dostu, sevdiği Cibranı kaybeder.... Böyle bir acı böylesi kayıplar çok ama çok ağır...
Daha sonra yakınları Mey’i Lübnan’a getirir ve akıl hastanesine yatar...Tedavi görür, delirdiğini düşünenlere cevap olarak konferans verir ve doğru olmadığını söyler.

Kitapta ilk aşk anlatılıyor ben son aşkla konuyu kapatayım.

Cibranın Mey’e mektuplarından bir tanesi:

“Mary, taptığım Mary, bana mutluluktan çok hüzün getirdiğini nasıl düşünebilirsin? Acı ve zevk arasındaki çizginin nerede çizildiğini kimse tam olarak bilmez; bana göre ikisini birbirinden ayırmak çoğu zaman imkânsızdır. Bana öyle büyük bir sevinç veriyorsun ki neredeyse canımı acıtıyor ve bana öyle çok acı veriyorsun ki bu beni gülümsetiyor. 24 Mayıs 1914 Düşün tatlım, güzel bir günde, güzel kırların içinden yürürken birdenbire başımızdan aşağı bardaktan boşanırcasına yağmur yağdığını. Ne harika! Doğanın vahşi gücü ve enerjisini ortaya koyuşuna tanık olmanın verdiği o duygudan daha yoğun bir şey var mı? Haydi kırlara gidelim Mary, ve beklenmedik şeylerin peşine düşelim.”


Acaba ne yazıyor bu kadar insanı sarsan... Haydi okuyun...

Söylemeden geçemeyeceğim kapak tasarımını ve renk uyumunu (hiç) beğenmedim daha soft daha sade bir kapak olmalıydı böyle bir öyküye...
https://i.hizliresim.com/V9y0py.jpg
88 syf.
·8/10
"Üç insan yazgının eliyle bir araya gelmiştik: Sağanakla yerle bir olmuş eski bir barınağı temsil eden yaşlı bir adam, orakla başı gövdesinden ayrılmış bir zambağa benzeyen genç bir kadın ve kar altında eğilmiş bir fidan gibi genç bir adam; aynı yazgının ellerinde bir oyuncak gibi mahvedilmiş üç varlık."

Yaşlı adam - Faris Karami
Genç kadın - Selma Karami
Genç adam - Halil Cibran olduğu düşünülüyor.

Ortadoğuda kadını ezik bir varlık olarak görenler pek boldur. Fakat aynı zamanda bunun tam tersini düşünenler de yok değildir.

Genç adamın ilk görüşte etkilendiği Selma ile ilişkisi zamanla imkansız bir aşka dönüşür. Bu imkansızlığın sebebi de, bir piskoposun, Selma'nın babası Faris'in mirasında gözü olduğu için, Selma'yı yeğeniyle evlendirmek istemesidir. Baba Faris, geleneklere boyun eğerek bunun yolunu açmıştır.

Gönülsüzce evlenen Selma'nın aklında hep o genç adam vardır ve ölene kadar hep aklında kalacaktır. Genç adam da çaresizlik içinde direniş sinyalleri yaksa da etkili bir başkaldırı ortaya koymadığı sürece gelenekleri değiştiremeyecektir.

"Her erkeğin hayatında apansız ortaya çıkan, yalnızlığına şiirsel bir anlam kazandıran, günlerinin boşluğunu hoş bir arkadaşlıkla, gecelerinin sessizliğini uzayan ezgilerle dolduran bir Selma'sı vardır."

İşte bu saf düşüncelere karşılık, madalyonun öteki yüzünde sadece ilkel dürtüleriyle yaşayan birtakım insanlar da maalesef ki yaşayışın bir koşulu olarak mutlaka var olacaklardır.

Halil Cibran'ın mistik diliyle karşılaştığımız bu eseri, girdaba kapılan bir aşkın hikayesi, kadın haklarının savunması ve insanların hayatlarını çukura atan bazı geleneklerin ciddi bir eleştirisidir.
88 syf.
·2 günde·Puan vermedi
"Bana mutluluktan söz etme; anısı beni mutsuz ediyor. Bana huzurdan söz etme; gölgesi beni korkutuyor; ama bak bana, sana, Cennet'in kalbimin külleri içinde yaktığı mübarek feneri göstereceğim; seni bir annenin yegane çocuğunu sevdiği gibi sevdiğimi biliyorsun. Aşk seni kendimden dahi korumayı öğretti bana. Beni, seninle birlikte uzak diyarlara gitmekten alıkoyan şey, ateşle temizlenmiş o Aşk'tır. Aşk, senin özgürce ve erdemli bir şekilde yaşamana imkan vermek için, içimdeki arzuyu öldürüyor."

Okuduğum ilk Halil Cibran eseri . Soluksuz okunacak harika bir kitap. Altı çizilecek öyle çok satır var ki ,tadı damağımda kaldı diyebilirim. Her ne kadar klasik bir konuya sahip olsa da , Cibran'ın kaleminden dökülen inci gibi sözler ok gibi saplanıyor insanın yüreğine. Diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum.
Keyifli okumalar :)
88 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
1912 de yayımlanan bu kısa roman aynı zamanda Arap dilinde yazılan ilk romanlardandır.
Birbirlerinin ilk aşkı olan ama kavuşamayan iki gencin mutsuz hikayesi. Bu romanın hikayesini
Osmanlıca harflerle basılmış ilk Türkçe roman örneği olan Taaşuk ı Talat ve Fıtnat a benzettim çünkü orada da Fıtnat istemediği biriyle evlendirilmiş, sevdiğine kavuşmamış ve ölümle sonuçlanmıştı. Selma da sevmediği bir adamla evlendi,sevdiği adama kavuşamadı, hep toplumsal yargıların altında ezildi ve bebeğiyle birlikte ölümüyle sonuçlandı hikaye...
Kırık Kanatlar,insan varlığının anlamını sorgulayan dokunaklı bir aşk hikayesi olmasının yanında, gerçek aşkın yeşermesine engel olan toplumsal ve bireysel riyakârlığın, toplum baskılarından, yargılarından  ve koyduğu kurallardan  sıyrılamamızın eleştirisidir. Değerli yazarın bu eserini çoğu cümlenin altını çizerek, her ne kadar üzülsem de severek okudum. Okumayanlara tavsiye eder,güzel okumalar dilerim. ;)
91 syf.
·Puan vermedi
“Aşk,gözyaşlarıyla yıkandığında,saftır,güzeldir ve sonsuzdur...”
Hüzün,kalpleri sevinçten ve Neşe’den daha çok birleştirip yakınlaştırır...
Kırık Kanatlar ,Cibran’ın ilk aşkı olan Selma Karami’ye olan aşkından bahsettiği roman...

"bana mutluluktan söz etme, anısı beni mutsuz ediyor. bana huzurdan söz etme, gölgesi beni korkutuyor. ama bak bana! sana, cennet'in kalbimin külleri içinde yaktığı mübarek feneri göstereceğim. seni bir annenin biricik çocuğunu sevdiği gibi sevdiğimi biliyordun. aşk seni kalbimden dahi korumayı öğretti bana. beni, seninle birlikte uzak diyarlara gitmekten alıkoyan şey, ateşle temzlenmiş olan o aşk'tır. aşk, senin özgürce ve erdemli bir şekilde yaşamana imkan vermek için, içimdeki arzuyu öldürüyor. sınırlı aşk, sevdiğini sahiplenmek; sınırsız aşk ise sadece kendini ister. gençliğin saflığı ve uyanışı arasına düşen aşkkendini, sahiplenme ile tatmin eder ve sarılmalarla büyür. ama gökkubbenin kucağına doğan ve gecenin sırlarıyla inen aşk, ebediyet ve ölümsüzlükten başka hiçbir şeyde huzur bulamaz, ilahi varlık dışında hiçbir şeyin önünde hürmetle eğilemez."
....imkansız bir aşk hikayesi,Doğu toplumunda kadının gelenekler karşısındaki çaresizliği,din adamlarının yozlaşması,kadın haklarına yönelik eleştirisel bakış açısını da yazar ortaya koymuş.
Söz konusu Halil Cibran olunca yine betimlemeleri çok güzel...
Son derece dokunaklı cümleler insanı büyülüyor.
“Acılı bir ruh,kendine benzeyen,aynı duyarlılığı taşıyan bir başkasıyla birleşince huzur bulur”....
Zevkle okuduğum bir kitap oldu Kırık Kanatlar okuyunuz efendim:))
Sevgiler...
78 syf.
·2 günde·7/10
Halil Cibran'ı okumaya kült eseri olan Ermiş ile başlayışımı, O'nun bendeki yeri açısından olumluyken, bu kitabı okurken ki beklentilerim açısından olumsuz bir tecrübe olarak söyleyebilirim.

Bu kitap,
yazarın hayatının bir kısmının otobiyografisi şeklinde kaleme alınan,
Yer yer Ermiş'in o derin düşünüşünden esintileri olan
Toplumda kadının yeri ve önemini geçmişten günümüze isim değiştiren, şekil değiştiren haller dışında hep aynı kaldığını gösteren bir yazı...

Yazar bunu sevdiği kadın ile bizlere sunuyor,
akıcı, derin ve hüzünlendirici bir tadı var kitabın.

Güzel okumalar...
80 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Bu eserin yazarını kısaca tanıtmak gerekirse ;Halil Cibran, Lübnanlı daha sonraları  Amerika'ya göç eden, Arap Göç Edebiyatının önde gelen yazarıdır. Kendisi adeta sanat adamı olan Halil Cibran yazar, şair ve ressamdır.
Halil Cibran Arap Edebiyatının usta ismidir, kurucusudur bir nevi. Arı ve sanatsal bir dili vardır.

Halil Cibran'ın Kırık Kanatlar eseri ise Arapça yazılan ilk romanlardan biridir.

Bu eserinde Selma Karami'yle olan imkansız aşkları konusu altında, kanatları kırık bir kuş olan "Doğulu Kadınları "ve onları bir avcı gibi tuzağına alan piskoposu ele alır.
  Halil Cibran' ın bu eserini okurken aşkı en güzel tanımlayan yazar olduğunu farkettim. İmgeleri, anlatım tarzı her yazardan oldukça farklı. Kalemini konuşturmuş adeta.

 Eserin olay örgüsüne girip de okuyucu için büyüyü bozmak istemiyorum. Anlatacak çok şey var lakin en güzelini Halil Cibran zaten yazmış. Keyifli okumalar.
88 syf.
·9/10
Halil Cibran- Kırk Kanatlar

#alıntı
“ Güzellik, bakan kişi ile bakılan kişi arasındaki bakışta saklı bir akıştır. Gerçek güzellik, yeryüzünün derinliklerinden gelen, çiçeğe rengini ve kokusunu veren hayat gibi ruhun en gizli yanlarından yayılan ve bedeni ışıtan bir pırıltıdır. Gerçek güzellik, bir erkekle bir kadın arasında o tutkuyu yaratan ve onu bütün diğer tutkuların üzerine çıkaran dolaysız ve eksiksiz bir uyumdur aynı zamanda, aşk adını verdiğimiz o ruhsal çekiciliktir. “


Bir kadın bir gece de aşkı buldu. Aynı gecenin devamında ise kaybetti.. Tanrıya şükretmeye başkadı aşkı bulduğunda. Ona bu eşsiz duyguyu yaşattığı, o gece onunla karşılaştırdığı için. Aynı anda isyan etmeye başladı madem alacaktın verdiğin an benden, neden o yüce duyguya bir ömür esir ettin beni, amansız acılara sürükledin ruhumu, diyerek.. Aşkını yaşayamadı çünkü kölelik etmek üzere başka bir adamla evlendirilip, onun hayatını yaşamak zorundaydı.. Aşkın sıcak kollarından alındı ve ömrünü bir zindana çevirecek olan adamın ellerine bırakıldı. Aşığı onun için mücadele bile edemedi.. Biliyordu, karşısında sağduyunun ete kemiğe bürünmüş hali duruyordu, anlamıştı bunu..

Cibran yine kısacık bir kitapla bana aşkı, kaybetmeyi, çaresizliği, köleliği, kadının kalbinin yüceliğini ve daha nicesini anlattı..İşte bu yüzden kalemini çok seviyorum ya.. Lütfen okuyun olur mu ? Keyifli okumalar.
78 syf.
·7/10
Babasının isteği ile piskoposun yeğeni evlenmek zorunda kalan Selma ile Cibran'ın umutsuz aşkı..
Herşeye rağmen birbirinden vazgeçmeyen iki kalp,
Yitirilmeyen umutlar ,
Genç yaşta aşkı için hayatını kaybetmeyi göze alan bir kadın..
Uygar toplumlarda kadın biraz daha bilinçlendi, ama erkeğin hırsları nedeniyle kederleri arttı. Geçmiş zamanların kadını mutlu bir eşti, oysa günümüzün kadını zavallı bir metres olmaktan ileri gidemiyor. Kadın eskiden ışıkta bir kör gibi yürürdü, oysa şimdi karanlıkta gözü açık yürüyor. Eskiden cehaleti içinde güzeldi, yalnızlığında erdemli ve güçsüzlüğünde güçlüydü. Bugün becerileriyle çirkin, bilgisiyle yüzeysel ve kalpsiz. Bir kadında güzellikle bilginin, beceriyle erdemin, bedensel güçsüzlükle ruhsal gücün birleştiği günü görebilecek miyiz?
Halil Cibran
Sayfa 111 - Mavi Çatı Yayınları
İnsanın dile getirebileceği en temiz sözcük "anne", en güzel sesleniş "anneciğim"dir.
Halil Cibran
Sayfa 54 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 2.Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kırık Kanatlar
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059676120
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arkhe Yayıncılık
Kavuşamayan her sevgilinin kırıktır kanatları. Bedenin tüm hücrelerinde hissedilen, ruhu saran hazin bir aşk öyküsü. Babasının eski arkadaşının ziyaretine giden genç adamın aşkla değişen hayatı. Verilen söz sebebiyle birbirlerinden ayrılmak zorunda kalan kalpler. Her şeye rağmen vazgeçilemeyen görüşmeler, gelgitler.

Kitabı okuyanlar 697 okur

  • Şaziye YİĞİT
  • İlyas Karakaya
  • Melissa
  • Ayhan Oğuz
  • Özge toprak

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.4 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları