·
Okunma
·
Beğeni
·
14,6bin
Gösterim
Adı:
Kırık Kanatlar
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057829061
Orijinal adı:
Les Ailes Brisées
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Aşk, cesaret mi ister teslimiyet mi? Aşk, kavuşmak mı özgür bırakmak mı? Halil Cibran, aşkın maddi boyutunda başlayıp manevi kıyılarında son bulan bir hikaye anlatıyor. Gelenekler, kadınlık ve erkeklik, aile vb. toplumsal kimlikler üzerinden, incinmiş ama incitmeyen iki genç yüreğin hikayesidir Kırık Kanatlar. Cibran’ın her zamanki coşkun dili, tıpkı bir şiir ırmağı gibi Beyrut’un güzel manzaraları eşliğinde akıp gidiyor.
Karbon Kitaplar, Cibran’ın şiirsel belleğinden güçlü yansımalar içeren “Broken Wings”i İngilizce aslından Türkçeye çevirdi.
78 syf.
Sizde yapar mısınız? Kitaplarınızı okurken aralarında menekşe, gül, papatya, sümbül ya da kopardığınız bir yaprağı kurutur musunuz?

Ben çok yaparım, özellikle baharda ve güzün okuduğum kitapları, kitaplarımı şöyle bir karıştırsanız anlarsınız hangisini ne zaman okumuşum. Ya bir dal papatya, ya sararmış bir çınar yağrağı...

Baharda özellikle akasya çiçekleri kurutmayı severim kitaplarımda. Baharın en sevdiğim kokularından biridir akasya kokusu... Diğeri de yağmur sonrası toprak kokusu.
Bu zamanda gördüğüm her akasya ağacının altında bekler, deriinn bir nefes alırım, hele de yağmur yağmış yaprakları çiliyse...
Bazen ufak muziplikler yaparım, gücümün yeteceği kadar olan ağacın altına geçer ağacı sallarım. Sallanan ağaçtan hem yağmur gibi damlalar, hem de kopan akasya çiçekleri düşer, o an her şeyden uzaklaşırım... (Küçüklüğümden beri yaptığım en tatlı çılgınlığımdır bu..)

Kuruyan çiçekler, kitaba hoş bir koku verir aynı zamanda... Ara ara da çiçeğin yerini değiştirince kokulu bir kitap olur elimizde...
(En güzel kokuyu veren çiçeklerse menekşe, sümbül, şeftali (ama onu çok koparmam çünkü şeftaliyi kokusundan daha çok seviyorum ;)) ve akasyadır..)
...
Böyle bir girişim olsun dedim. Neden mi? Çünkü...
Cibran'ın bu kitabının her sayfası miss gibi akasya kokacak, mor, beyaz...

Kitap çabuk bitiyor ama cümlelerin güzelliği ebedi... Bir de düşüncem ki tam zamanında ve yerinde okudum bu kitabı... Cibran'ın doğa sevgisini, doğa tabirlerini her kitabında ayrı ayrı görüyorum ve etkileniyorum... Şöyle bir ortamda kitabın kapağını kapatmak düşünün ki nasıl bütünleşti bende..
https://i.hizliresim.com/9mk44o.jpg

https://i.hizliresim.com/2JGggL.jpg

Kitapla kalın, mutlu kalın...
78 syf.
·Beğendi
Dün yazmıştım güncelemede silinmiş Tek kelime ile harika. Cibran gerçekten bir uzaylı. Bir yerde şeytanın avukatında al paçinonun şeytan adına yaptığı konuşmaya benzer bir monolog geçiyor. Aşkın tanrıya masum başkaldırısı mazzamdı. Ermiş kadar olmasa da başı sonu bambaşka güzellikteki bu eser de tam bir başyapıt.
88 syf.
·3 günde·10/10
“...kanatları kırık kuş kayaların arasında güçlükle hareket eder ve uçamaz gökyüzünde. Hasta gözler ancak cılız ışıklara bakabilir ve parlak ışıkları olsa olsa sezebilir sadece... Bana mutluluktan söz etme, bu sözcük mutsuzluk kadar canımı yakıyor...”

Her daim içinde sızım sızım sızı, hiç bir zaman unutamadığın gençlik aşkı... Cibran bu kitapta ilk aşkını anlatıyor...Sonu hüzünle biten bir aşkın hikâyesi...

“Adem’in başına gelen benim de başıma geldi.” der Cibran. O henüz iyilik ve kötülük meyvesini bile tadamadan aşk cennetinden kovuldu. Bütün umutları, arzuları ve sevinçleri hepsi Selma ile birlikte o mezara gömüldü...Son beş sayfayı okumak işkence oldu, yutkunamadım resmen.

Lübnan’da tanıdığı ilk aşkı, gençlik aşkı olan genç kızı kitapta Selma karakteri ile özdeşleştirmiştir.

Kitabın aslı Arapçadır ki bu sebeple o toplumlarda doğu kültürü egemen olduğu için kadının toplumdaki değeri sorgulanmıştır.Kitaptan bununla ilgili bir alıntı paylaşayım hemen:

“Ama bu zayıf kadın ezilmiş ulusların simgesi değil mi? Ruhunun onuru ile bedeninin hakları arasında bölünmüş bu kadın, yöneticileri ve papazları tarafından ezilen şu ulusu temsil etmiyor mu? Genç bir kızı mezara getiren o saklı duygular, halkların hayatını tozla kaplayan şiddetli fırtınalar ve devrimler gibi değil mi? Lamba için ışık neyse, ulus için de kadın odur. Kandildeki yağ ne kadar az olursa, ışık da o kadar zayıf olmaz mı?”
***
Cibranın mektuplaşmalarını çoğunuz biliyorsunuzdur.Bu daha çok bir bayanla aşk mektupları..(Paulo Coelho’yu bile hayran bırakmıştır.) Yüzünü görmediği sesini dahi duymadığı bir kadına aşık olur Cibran ve asıl hikâye bu kitaptan doğar...

Arap edebiyatının ilk kadın yazarlarından olan May Ziade (Mey Ziyade), Cibranın bu eserini okumuş ve çok etkilenmiştir. Bunun üzerine Cibrana duygularını belirten bir mektup yollamıştır ve Cibran geç de olsa ona cevap yollamıştır. Bu mektuplaşmalar böyle sürüp gitmiş ve Cibran ilk aşkından sonra bu kadına gönlünü kaptırmıştır. Ve Cibran ölene kadar bu mektuplaşma böyle devam etmiştir, on dokuz yıl boyunca...

Ve Cibran ölür...
(“Ermiş” kitabıyla her zaman kalplerimizde)

Mey onun mektupları ve aşkı olmadan yaşayamayacığını anlar ve intihar etmeye kalkışır, intihar girişimi başarısız olur. Ve aslında Mey sadece Cibrana olan aşkından intihar etmeye kalkışmaz... 1929’da babasını kaybeder, bir yıl sonra Annesini ve bir yıl sonra da mektup arkadaşı, dostu, sevdiği Cibranı kaybeder.... Böyle bir acı böylesi kayıplar çok ama çok ağır...
Daha sonra yakınları Mey’i Lübnan’a getirir ve akıl hastanesine yatar...Tedavi görür, delirdiğini düşünenlere cevap olarak konferans verir ve doğru olmadığını söyler.

Kitapta ilk aşk anlatılıyor ben son aşkla konuyu kapatayım.

Cibranın Mey’e mektuplarından bir tanesi:

“Mary, taptığım Mary, bana mutluluktan çok hüzün getirdiğini nasıl düşünebilirsin? Acı ve zevk arasındaki çizginin nerede çizildiğini kimse tam olarak bilmez; bana göre ikisini birbirinden ayırmak çoğu zaman imkânsızdır. Bana öyle büyük bir sevinç veriyorsun ki neredeyse canımı acıtıyor ve bana öyle çok acı veriyorsun ki bu beni gülümsetiyor. 24 Mayıs 1914 Düşün tatlım, güzel bir günde, güzel kırların içinden yürürken birdenbire başımızdan aşağı bardaktan boşanırcasına yağmur yağdığını. Ne harika! Doğanın vahşi gücü ve enerjisini ortaya koyuşuna tanık olmanın verdiği o duygudan daha yoğun bir şey var mı? Haydi kırlara gidelim Mary, ve beklenmedik şeylerin peşine düşelim.”


Acaba ne yazıyor bu kadar insanı sarsan... Haydi okuyun...

Söylemeden geçemeyeceğim kapak tasarımını ve renk uyumunu (hiç) beğenmedim daha soft daha sade bir kapak olmalıydı böyle bir öyküye...
https://i.hizliresim.com/V9y0py.jpg
78 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Her insan yoğun duygular taşır fakat bunları kelimelere dökmekte zorlanır. Oysa Halil Cibran kelimelerin derinliğiyle öyle cümleler kuruyor ki, duygularını tam olarak okura aktarabiliyor...

İlk aşk kıvılcımlarını kim hatırlamıyor ki? Eğer hatırlamayan varsa bu eseri okuduğunda geçmişe yapacağı yolculukta tüm hislerini tekrar yüreğinin derinliklerinden gün yüzüne çıkaracaktır...

Eserin konusu her ne kadar "Aşk" olsa da toplumda kadının sosyal konumu, ataerkil topluluklarda söz hakkının olmamasını irdeliyor...

Yazar, aşık olduğu Selma'yı yüreğinde öyle bir yere koyuyor ki, insanın içi sızlıyor okurken. Aşkı karşılık bulsa da, sosyal statü ve babasının kızı adına verdiği karar, iki aşığın birbirine hasret ama bir o kadarda yakın olmalarına sebep oluyor...

Kitabı okurken imkansız bir aşk hikayesinin yanı sıra hala günümüzde bile süregelen kız çocuklarının istemese de, zorla yaptırılan evliliklerinden dolayı yaşadıkları mutsuzluğun yanı sıra var olan umutlarının da kuş kanatları misali nasıl kırılıp yok olduklarını üzülerek okuyacaksınız...

Halil Cibran'ın kesinlikle okunması gereken eserlerinden bir tanesi. Edebi bir şçlen olan bu eseri herkese tavsiye ederim...
88 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
"Doğu kültürünün kadın ve toplum üzerindeki zorbalığı" karşısında bir boyun eğme gerçekleşince, acıklı bir aşk hikayesi de kaçınılmaz oluyor. Hikaye, içerik olarak belki binlercesinden biri aslında. Fakat Halil Cibran'ın eşsiz anlatımı söz konusu olunca okura bambaşka dünyaların kapıları aralanıyor. Yazarın, hikayenin önüne geçmesi bu olsa gerek. Keyifli okumalar.
88 syf.
·2 günde·Puan vermedi
"Bana mutluluktan söz etme; anısı beni mutsuz ediyor. Bana huzurdan söz etme; gölgesi beni korkutuyor; ama bak bana, sana, Cennet'in kalbimin külleri içinde yaktığı mübarek feneri göstereceğim; seni bir annenin yegane çocuğunu sevdiği gibi sevdiğimi biliyorsun. Aşk seni kendimden dahi korumayı öğretti bana. Beni, seninle birlikte uzak diyarlara gitmekten alıkoyan şey, ateşle temizlenmiş o Aşk'tır. Aşk, senin özgürce ve erdemli bir şekilde yaşamana imkan vermek için, içimdeki arzuyu öldürüyor."

Okuduğum ilk Halil Cibran eseri . Soluksuz okunacak harika bir kitap. Altı çizilecek öyle çok satır var ki ,tadı damağımda kaldı diyebilirim. Her ne kadar klasik bir konuya sahip olsa da , Cibran'ın kaleminden dökülen inci gibi sözler ok gibi saplanıyor insanın yüreğine. Diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum.
Keyifli okumalar :)
80 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Aşkın ruhlardan açığa çıkma savaşı. Aşk ilk görüşte olur sonradan olan birşey asla değildir. Yıllarca dokunmadan, görmeden sadece ruhlarda yaşanan efsane bir ask hikayesi. 3 ruh da yandı. Ruhlarının soruları sustu. Konuşmadan da anlaştılar. Bakışları her şeyi anlatmalarına yetti. Nasıl gidebilirdi? Onun menekşe bahçelerini tomurcuktan çiçek açarken nasıl solmasına izin verebilirdi?
78 syf.
·1 günde·10/10
Cibran ' ın 1912 ' de yayımlanan romanı " Kırık Kanatlar " , Arap dilinde yazılmış ilk romanlardan biri olma özelliğini taşıyor olup Selma Karami ' yle Cibran olduğu tahmin edilen genç adamın imkansız aşkının hikayesini gözler önüne seriyor .
Kitabın da doğulu kadının yüzyıllar boyu gelenek karşısındaki âcizligine , eşya gibi oradan oraya sürüklenmesine yönelik eleştirel bir tavır ortaya koyuyor .
Cibran yine usta kalemini bu konu üzerinde ustalıkla gösteriyor , okunmasını tavsiye ediyorum .
İyi okumalar .
88 syf.
·2 günde·10/10
Halil Cibran'ın, din adamlarının yozlaşması ve kadın hakları gibi toplumsal meselelere el attığı, doğulu kadının yüzyıllar boyu gelenek karşısındaki âcizliğini, eşya gibi oradan oraya sürüklenmesine yönelik eleştirel bir tavır ortaya koyduğu bu eser beni derinden etkiledi. Selma Karami.. Unutmak mümkün değil..
88 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
1912 de yayımlanan bu kısa roman aynı zamanda Arap dilinde yazılan ilk romanlardandır.
Birbirlerinin ilk aşkı olan ama kavuşamayan iki gencin mutsuz hikayesi. Bu romanın hikayesini
Osmanlıca harflerle basılmış ilk Türkçe roman örneği olan Taaşuk ı Talat ve Fıtnat a benzettim çünkü orada da Fıtnat istemediği biriyle evlendirilmiş, sevdiğine kavuşmamış ve ölümle sonuçlanmıştı. Selma da sevmediği bir adamla evlendi,sevdiği adama kavuşamadı, hep toplumsal yargıların altında ezildi ve bebeğiyle birlikte ölümüyle sonuçlandı hikaye...
Kırık Kanatlar,insan varlığının anlamını sorgulayan dokunaklı bir aşk hikayesi olmasının yanında, gerçek aşkın yeşermesine engel olan toplumsal ve bireysel riyakârlığın, toplum baskılarından, yargılarından  ve koyduğu kurallardan  sıyrılamamızın eleştirisidir. Değerli yazarın bu eserini çoğu cümlenin altını çizerek, her ne kadar üzülsem de severek okudum. Okumayanlara tavsiye eder,güzel okumalar dilerim. ;)
Hüzünlü bir ruh, kendisine benzer bir ruhla birleştiği zaman huzura erer. Hüznün aracılığıyla birbirlerine kavuşan kalpler, mutluluğun zaferinden dolayı asla ayrılmayacaklardır. Gözyaşlarıyla temizlenen bir sevgi, sonsuza dek saf ve temiz kalacaktır.
Halil Cibran
Sayfa 102 - Avrupa yakası yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kırık Kanatlar
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057829061
Orijinal adı:
Les Ailes Brisées
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Aşk, cesaret mi ister teslimiyet mi? Aşk, kavuşmak mı özgür bırakmak mı? Halil Cibran, aşkın maddi boyutunda başlayıp manevi kıyılarında son bulan bir hikaye anlatıyor. Gelenekler, kadınlık ve erkeklik, aile vb. toplumsal kimlikler üzerinden, incinmiş ama incitmeyen iki genç yüreğin hikayesidir Kırık Kanatlar. Cibran’ın her zamanki coşkun dili, tıpkı bir şiir ırmağı gibi Beyrut’un güzel manzaraları eşliğinde akıp gidiyor.
Karbon Kitaplar, Cibran’ın şiirsel belleğinden güçlü yansımalar içeren “Broken Wings”i İngilizce aslından Türkçeye çevirdi.

Kitabı okuyanlar 2.350 okur

  • Doruk Koyuncu
  • Rümeysa Güney
  • Ayşe Gökçen ️
  • Bilgehan KARA
  • Nur
  • o.
  • şüheda
  • Merve
  • Sümeyra Köse
  • Ali Durmaz

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.8 (13)
9
%0.7 (5)
8
%1.1 (8)
7
%0.4 (3)
6
%1.1 (8)
5
%0.3 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları