Kırk Ambar 1: Rümuz-ül EdebCemil Meriç

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.613
Gösterim
Adı:
Kırk Ambar 1: Rümuz-ül Edeb
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
463
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754706376
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Kırk Ambar "bütün eserleri"ni yayımladığımız Cemil Meriç'in dokuzuncu ve -belki de- en önemli kitabı. Adeta bir "mefhumlar kamusu", "dağınık ve derbeder bir ansiklopedi". Üstâda göre, "kurmak istediği abidenin birkaç sütunuyla birkaç odası". "Bütün eserleri" yayına hazırlayan Mahmut Ali Meriç, bu "abide"yi önemine binaen iki ayrı cilt halinde yeniden düzenledi. Kırk Ambar'ın ilk cildinin başlığı "Rümuz-ül Edeb". Bu cilt, dünya edebiyatından yola çıkarak klasiğe, hümanizmden edebiyat sosyolojisine, romanın romanından edebiyat tarihinin tarihine uzanıyor. Cemil Meriç, bu uzun edebî yolculukta okuru düşünmeye davet ediyor. Kırk Ambar'da yolculuğumuz "pek yakında", ikinci cilt "Lehçe-t-ül Hakayık"la devam edecek...
(Tanıtım Bülteninden)
Muhteşem bir kitabı daha okumanın verdiği haklı gurur ile bu incelemeye başlıyorum. Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük düşünürlerden biri olan çok sevgili sayın Cemil Meriç ' e şükranlarımı sunuyorum.

Popüler kültürde hak ettiği değer kendisine pek verilmese de edebiyat eleştirmenliğinden, sosyolojiye ve hatta Lamia hanıma yazdığı aşk mektuplarına kadar edebiyat dünyamız için paha biçilemeyecek eserler vermiştir.

Özellikle genç okurlarımıza tavsiyem Lamia hanıma yazdığı aşk mektuplarını okusunlar ve gerçek aşkı orada görsünler.

Kitabımıza gelince Dünya edebiyatında birçok yeni tür ortaya çıkmıştı. Bu türlerin analiz edilmesi ve Türk edebiyatında topluma uygun bir dille anlatılması gerekiyordu. İşte bu açığı değerli yazarımız Cemil Meriç kapattı.

Klasizm ve hümanizm hakkında çok ayrıntılı bilgiler verir. Mesela ''Hümanizm, insan haysiyetine saygı, insana tabiat içinde istisnaî bir değer vermekse, İslâmiyet tek gerçek hüma­nizmdir.'' gibi muhteşem örnekler ile konuyu pekiştirir.

İncelememi değerli üstadın zihnimize kazımamız gereken tespitleriyle bitiriyorum.

''Biz kıtalar arasında ezelî bir savaş olduğuna inanmıyo­ruz.
Savaş Avrupalının ruhundadır: sınıflar arası savaş, mil­letler arası savaş…
Nizamını bir türlü kuramayan bu tedir­gin ruh, arzı geniş bir salhaneye çevirmiştir ve çevirmekte­dir.
ASYA AVRUPALILAŞAMAZ,
İSLÂM HIRİSTİYANLAŞAMAZ,
TARİH IR­MAĞI YERİNİ DEĞİŞTİREMEZ.''

Sevgi ve saygılar...
Uzun bir zaman birlikte yaşadığımız,kâh mutfakta çorba karıştırırken ,kâh okuma odasında bütün olanakların ve sessizliğin davetiyle, beni cümlenin kadim ve lâyezal sırlarına sürükleyen,uyuya kalıncaya dek,kâh öğlenden sonra puslu bir rüzgâr gibi önümde kıvrılan denize, bir kahve selamıyla sokulduğumda...Araya giren "Bağbozumu Şarkıları" ve ara ara içimi yoklayan "Otomatların Marşı "...Hepsine ama hepsine bir orkestra şefi vakarıyla yol gösteren,nahif ve duygulu...Meriç...

Eserlerle âdeta gözgöze konuşurcasına sohbet meclisi kurmuş ,Dostoyevski,Hugo ve Aristoyla aynı anda müthiş bir diyalog yakalayıp sizin de onları keyifle dinlemenizi salık veren bir yazar...Meriç...

Humanizma sanrılarıyla düşüncesi ve hissiyatı tir tir titreyen bir batı mistisizmi ve bunu anlamaya çalışırken,özverisi şevkatli bir el gibi edebistanin toprağında gezinen bir yazar...Meriç..

Romanın bütün dillerde özgürlüğü simgelediğini,bu özgürlüğün aslında dilde,üslupda,hikayede ve kurguda değil,bizzat romanın kendi serazer ruhunda boy veren,kendini kanıtlamaktan ziyade kendini kanıksamak özlemi olduğunu ,bana hissettiren bir yazar ...Meriç...

O kadar çok not aldım ki,okunacak sayısız kitap olduğunu ve ömrümün
bu uğurda asla kifayet etmeyeceğini bir kez daha farkettim :)

Bana kalırsa bu kitap Edebiyat Tarihi bölümlerinde ders kitabı olarak müfredata dahil edilmeli.Sadece edebiyat okuyan öğrencilerin değil,kitap kokusunda huzur ve selamet bulan herkesin pek çok kazanımlarla mezun olacağı bir tedrisat...

Üstad'ın noktasına, virgülüne kadar okuduğu eserlerle -kendi bakışına aşina olsun olmasın- kurduğu saygı ve edep bağı hayranlık uyandırıcı.Ezbere konuşmamak,ilimle hemhâl olmak bu olsa gerek dedim kendime...

Ziya-de olsun...
Kitabı okurken yazarın ne kadar uçsuz bucaksız bir bilgisi var dedim öncelikle.Kıskanılacak cinsten.Bu sebeple kitabı okurken kendimin sığ bilgileri sebebiyle yer yer zorlandım.Hatta kullanılan kelimelerden dolayı TDK'nin Büyük Türkçe Sözlük kısmı yanımda hep açıktı.Kitap farklı bölümlerden oluşan bir külliyat gibi.
1. Bölüm: Dünya Edebiyatı
Dünyanın neresi olduğundan başlıyor yazar, sormayın gitsin.Edebiyat nedir ile devam ediyor.İki kavramın birleşip birleşemeyeceğinden bunun mümkün olup olmadığından bahsediyor.Sadece kendi düşüncelerinden bahsetmekle yetinmiyor bütün kitapta.Tanık gösterme yöntemini sık sık kullanıyor.
Goethe'ye göre Dünya edebiyatının amacı nedir?
Dünya edebiyatının başlardaki durumu neydi?
Entelektüel alışverişlerin düzenlenmesine kadar farklı sorulara cevap alabileceğiniz bir bölüm.Kendi düşüncesine göre ise edebiyatın ufku, dünya ufku olmalıdır deyip kapatıyor bölümü.
2.Bölüm: Klasik Dedikleri
Ben şöyle cevap bulunabilecek soruları sıralayarak özetlemek istiyorum.
Cemil Meriç'e göre klasik nedir?
Klasiklerin kuralı nedir?
Klasikler ve romantiklerin ilişkisi nasıldır?
Klasik edebiyat nedir?
Klasiği ifade eden kelimeler nelerdir?
Avrupalının gözünde klasik ve romantik ne ifade etmektedir?
Sözlüklerde klasik kelimesi nasıl geçiyor?
Bizde klasik nasıl geçiyor?
Son sorusuna verdiği cevap şöyle: Bizde klasik yoktur.Divan edebiyatı sadece kendi türünde mükemmele ulaşmıştır.Klasik vb. tabirler Avrupa edebiyatı için geçerlidir.
Altını fazlaca çizdiğim cümlelere sahip bir bölüm oldu.
3.Bölüm: Çağın Dini Hümanizm
İslamiyet ve hümanizm arasındaki ilişkiden tutun biolojistlere göre hümanizm nedir sorularına kadar incelemiş Cemil Meriç.Hümanizm- din ilişkisi, yine olmazsa olmazı sözlüklerde hümanizm, edebiyatta hümanizm ele aldığı diğer konular arasında.
Hümanizmin edebiyatta yarattıkları nelerdir?
Hümanizmin babası kimdir? vb. cevabını bulabileceğiniz diğer sorular.Okurken zorlandığım bölümlerden birisiydi.Tekrar tekrar okuduğum çok oldu.
4.Bölüm: Romanın Romanı
En sevdiğim bölümdü.Kitabın da en uzun bölümü bu arada.
Doğu'nun hikayesi,Avrupa'nın romanı olduğunu söyler yazar burada.Hayal ağacının ilkin Asya'da boy attığını vurgular.
Klasik ve çağdaş roman arasındaki farklar nelerdir?
Okuyucu romanda ne arar?
Yığın okuyucu- gerçek okuyucu nedir?
Romanın tarihçesi nasıl şekillenmiştir ve kadının etkileri nelerdir?
Batı'nın Leyla ile Mecnun'u dediği Tristan ile İsevit'in öyküsü nedir?
Don Kişot kimdir? (Flaubert ve Türkler için Don Kişot kısmı da vardır.) gibi nicegüzel sorulara hep cevap buldum bu bölümde.Özellikle Don Kişot ile ilgili yerler o kadar muhteşemdi ki! Bu bölümde Gogol'un çocukluğundan Don Kişot ve Ölü Canlar'ın yakınlığına ve daha birçok kişiyle ilgili(Balzac, Stendhal,Zola...) ilginç şeyler öğrendim.Sorguluyor Cemil Meriç hep sorular soruyor.Bizde niye roman yok, diyor.Ki "Bizde Roman" adlı kısımda kitabın 5.bölümünü oluşturuyor.
6.Bölüm: Romanda Hesaplaşma
İlginç yerlerden biriydi.Çünkü Meriç bu bölümde Yaşar Kemal'i yerden yere vuruyor Demirciler Çarşısı Cinayeti ile.Çenesi düşük kocakarı gevezesi diyor.Özellikle beğendiği iki kişi var.Aclan Sayılgan'ı Depren adlı eseriyle, Adalet Ağaoğlu'nu Düğün Gecesi eseriyle göklere çıkarıyor.
7.Bölüm:Diyorlar Ki
Tayflar geçidindeyiz.Kendisi de böyle başlıyor çünkü.Kimlerin adı yok... Alaycı bir geçit töreniyle dokunduruyor herkese.Halit Ziya, Abdülhak Hamit, Yahya Kemal, Halide Edip, Ziya Gökalp, Köprülü birkaç taneciği bu isimlerden.Bu geçitten hüzünle ayrılıyor Cemil Meriç.
Halide Edip:Türkleri İngilizlerden sonra okuyan "Büyük Türkçü
Köprülü:Knedi edebiyatını düşman gören ilk ve son edebiyat tarihçisisi yazarımıza göre.
Gelelim kitabın son 2 bölümüne.
Edebiyat Tarihinin Tarihi - Edebiyat ve Sosyoloji.Beni en zorlayan bölümlerdi.Eğer bilgi birikiminiz mükemmelse zevk alırsınız anca bu iki bölümden diye düşünüyorum.
Şimdi dünyadayız.
Aldananların, inananların, dövüşenlerin dünyasında.
Cemil Meriç
Sayfa 360 - iletişim yayınları
Bir yıldır düşünce dünyamız tam bir çoraklık içinde.
Üstadlar susuyor.
Genç­ler sevda peşinde.
Nedir bu inhitat-ı edebî?
Cemil Meriç
Sayfa 300 - iletişim yayınları
Şiirde bir Bâkî, bir Fuzulî, bir Nedim, bir Şeyh Galip hâlâ rakipsiz.
Hamit veya Fikret, Haşim veya Yahya Kemal, Necip Fazıl veya Nâzım Hikmet. Himalayalar’da birer zirve.
Cemil Meriç
Sayfa 287 - iletişim yayınları
Herkes dünyayı gördüğü gibi anlatıyor,
ama görülen dünya aynı değil ki.
Cemil Meriç
Sayfa 275 - iletişim yayınları
Gerçek suçlular biziz:
Biz hocalar, biz eli kalem tutanlar, biz politika esnafı...
Cemil Meriç
Sayfa 361 - iletişim yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kırk Ambar 1: Rümuz-ül Edeb
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
463
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754706376
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Kırk Ambar "bütün eserleri"ni yayımladığımız Cemil Meriç'in dokuzuncu ve -belki de- en önemli kitabı. Adeta bir "mefhumlar kamusu", "dağınık ve derbeder bir ansiklopedi". Üstâda göre, "kurmak istediği abidenin birkaç sütunuyla birkaç odası". "Bütün eserleri" yayına hazırlayan Mahmut Ali Meriç, bu "abide"yi önemine binaen iki ayrı cilt halinde yeniden düzenledi. Kırk Ambar'ın ilk cildinin başlığı "Rümuz-ül Edeb". Bu cilt, dünya edebiyatından yola çıkarak klasiğe, hümanizmden edebiyat sosyolojisine, romanın romanından edebiyat tarihinin tarihine uzanıyor. Cemil Meriç, bu uzun edebî yolculukta okuru düşünmeye davet ediyor. Kırk Ambar'da yolculuğumuz "pek yakında", ikinci cilt "Lehçe-t-ül Hakayık"la devam edecek...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 82 okur

  • ŞEYMA
  • Ali Samet Akpınar
  • Şahin Tamer
  • Cezmi şeker
  • Engin Benli
  • Hilâl Oğuz
  • Şengül Tikiz
  • Yücel Gökhan
  • halit kaçmaz
  • Cansu Oz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.3
14-17 Yaş
%4.5
18-24 Yaş
%13.6
25-34 Yaş
%40.9
35-44 Yaş
%22.7
45-54 Yaş
%11.4
55-64 Yaş
%2.3
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%36.6
Erkek
%63.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%61.5 (16)
9
%30.8 (8)
8
%7.7 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0