Kırmızı Bisiklet

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.583
Gösterim
Adı:
Kırmızı Bisiklet
Baskı tarihi:
Mayıs 2012
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750714719
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Önce ürkerek bastı pedallara... Kırmızı bisikletin dengesi bozuldu. Fark ettirmeden seleden tutup düzelttim.
Acemi sürücüyü iltifatlar ve ıslıklarla yüreklendirdim. 
Şimdi bazen arkasından tuttuğumu bilmeden bisikleti kendisinin sürdüğünü sanıyor, bazen ise tuttuğumu sanıp gerçekten kendisi sürüyordu.
Zamanla bisikleti kimin yönettiğini ayırt edemez oldu. 
Oysa ben farkındaydım: 
Kırmızı bisiklet uçmaya hazırlanıyordu.

Kırmızı Bisiklet'te Can Dündar "baba olma" serüvenini, kendi yaşadıkları üzerinden okurlarla paylaşıyor. Kendi babasıyla ilişkisini, "babba" kelimesini ilk duyduğunda yaşadığı coşkuyu, başlardaki uykusuz gecelerde hissettiklerini ve onu takip eden, "Hangi masalı okumalı, hangi oyuncağı almalı?" gibi endişeleri, bütün içtenliğiyle dile getiriyor. 

Ve kırmızı bisikletin iki tekerlek üzerinde seyretmesiyle uyanan, "Hangi okula göndermeli, tarihi nasıl anlatmalı, doğumu nasıl öğretmeli, beladan nasıl esirgemeli?" gibi kaygılarla, giderek bir yol arkadaşına dönüşen oğluyla ilişkisini anlatıyor. 

Can Dündar, Kırmızı Bisiklet'in 20. baskısını hazırlarken kitabı elden geçirerek yeniledi. Kendi yaşadıklarının yanı sıra başkalarının deneyimlerine; günümüz çocuklarının, gençlerinin ve anne babalarının sorunlarına da yer veren yazar, kitabın yeni halini, yakın zamanda kaybettiği babasına vedasını anlattığı yazılarla sonlandırdı.
Evde öylece duruyordu. Ben de hiç Can Dündar okumamıştım. Bir okudum "adam ne kadar haklı" dedim kendimce...

Bu kitabı babasına ithafen yazan Can Dündar, çocuk büyütmeyi " Babamın oğluydum eskiden; Oğlumun babası oluverdim birden..." sözüyle anlatmış. Anlatırken o dönemdeki bazı toplumsal hatalara da değinmeden geçememiş.

Kitabın dili çok akıcı ve sade. Okumanızı tavsiye ederim.
Saygılar, iyi okumalar. =))
Ayfer TUNÇ'un "Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek" adlı kitabın 60'lar, 70'ler, 80'ler Türkiyesinin yaşayış biçimini, unutulmuş adetleri, toplumunu çok güzel gözlemci bir şekilde anlatıyor. Can DÜNDAR'ın babasının kendisine davrandığı gibi kendi çocuğuna da aynı yaşayış biçimini sunacağını, babasının kendi gözünde o kadar güzel bir yere koymuş ki; okurken duygulandırıyor. 3 kuşağı anlatan bir kitap ve Ayfer TUNÇ'un kitabında olduğu gibi eskileri gözünüzün önüne getiriyor. Ayfer TUNÇ'dan bahsetmemin sebebi Can DÜNDAR'ın tamamen tesadüfi olarak arka arkaya bu kitapları okumam beni çok sevindirdi. Çünkü işlenen konular hemen hemen aynı. Ayfer TUNÇ'un kitabında değindiği konulara Can DÜNDAR da değenerek pekiştiriyor. Hatta Ayfer TUNÇ'tan alıntı yaparak örnekler sunuyor. Ben tesadüfen art arda okudum ama birlikte okursanız yaşadığınız gençliği, ya da yaşayamadığınız imrendiğiniz safiyene yılların ambiyansını içinizde hissedeceksiniz.
Çocuk ebeveyn ilişkisinde(özellikle baba-oğul), eskiyle yeniyi karşılaştırarak oluşan değişimin farkına varmamızı sağlıyor. Her sayfadan bir çıkarım da  bulunmamız sağlanıyor ve her sayfadan sonra evet ya ne kadar da mantıklı veya evet gerçekten de öyle diyebiliyorsunuz. Mutlaka okunması gereken çocuk yetiştirme konusunda faydalı bilgiler içeren içten, samimi bir kaynak.
Eserin konusu çocukluk, çocukların yetişkinler gibi davranması, çocuklukta olumsuzluk oluşturucak olaylar anlatılmıştır. Çocuğu etkileyen olaylar şunlardır:
●Çocuklara yönelik masalların bulunmaması (pornografik ögelerin bulunması)
●Çocuklukta oynanılan bilgisayar oyunların zararlı etkileri (şiddet içerikli oluşu)
●Çocukların yarış atı olarak görülmesi
● Çocukların yetişkinler gibi davranması, yetişkinlerin çocuk gibi davranması (rol karmaşası yaşanması)
●Çocuklarda oyuncakların etkileri (silah, barbie)
●Çocukların haplarla uyuşturulmaları vs konulara yer verilmiştir.

Eserde akıcı, yalın bir dil kullanılmıştır. Eserde anılara yer verilmiştir. Yazarların çocukları, ünlülerden anılar eserde yer almıştır. Yazar bu eseri babasına ithaf etmiştir.

Çocuk eğitiminde yardımcı olacak bir kitap okunmasını tavsiye ederim.
Can Dündar'dan baba tadında bir deneme.Çocukluk yıllarından tatlı anıların hepimizin bildiği ve yaşadığı, tanıdık hayat hikayelerinden anekdotlarla zenginleştirilmiş güzel bir kitap.Can Dündar'ın yalın anlaşılır,akıcı, halktan üslubu hemen tüm eserlerinde olduğu gibi karşımızda.Çocukluğundan günümüze, günümüzden çocukluğa bakışlar, empati ve eleştiriler hatıralarla güzel bir bütünlük oluşturmuş.Mesaj okurun gözüne parmak sokulmadan satır aralarında ve kıvamı harika.
'Çocukluk' kavramının artık 90'larda kaldığını düşünenler çoğunlukta bugün. Çünkü o zamanlarda böyle yüksek binalar yoktu, yeşil alanlar daha fazlaydı, daha güvenliydi sokaklar ve insanlar daha güvenilirdi..
Komşuluk kavramı için yas ilan edilmemişti mesela. En önemlisi ise çocukların sorumlulukları bu denli çok değildi. Çocuklar 'sorun' değildi.
Çocuklar ile ilgili birçok konuya değinilen bu kitapta beni en çok etkileyen kısım, eğitim sisteminin çocukların gözünde nasıl bir canavara dönüştüğünü anlatan kısımdı. Belki ben de o dertten muzdarip olduğumdan..
Evet, yanlış okumadınız! Maalesef durum o kadar kötü ki eğitim sistemimiz çocukların ölümüne sebebiyet verebilmekte. Çünkü çocukların omuzlarına taşıyamayacağı sorumluluklar yüklenip, onların karşılayamayacağı beklentilerle sömürülüyor çocuklar. Bu beklentilerin ve sorumlulukların altından kalkamayan çocuklar, maalesef son veriyor hayallerle, şen kahkahalarla süslenmesi gereken hayatlarına. Kitaptaki "Notlarımız Değil, Kalplerimiz Kırık" adlı bölümle göstereyim size aslında çocukların neye ihtiyacı olduğunu.

"12 yaşındaki Sina'nın objektife bakan masum yüzü gitmiyor gözümün önünden günlerdir...
Ayrılmış bir ana babanın parçaladığı minicik yüreğinin, kırık karne korkusuyla nasıl çarpmış olabileceğini düşünüyorum.
'Başaramadın Sina!... Daha çok çalışmalısın... daha çok... daha çok!...'
'Karnende kırık varsa eve gelme!... Anladın mı, gelme eve!...'
Hesaplamış, en az 7 kırık var karnede... Arkadaşlarına demiş ki:
'Bir gün gazetelerde kendini asan bir çocuk haberi görürseniz, bilin ki o benim.'
Karnelerin dağıtılmasından bir gece önce kemerini alıp bir ucunu su borusuna, bir ucunu kendi boynuna bağlamış... atlamış ölüme...
Arkadaşları çalışma masasının üzerine kazınmış şu notu bulmuşlar:
'Sevgiye ihtiyacım var.'

Sina'nın hemen ardından Antakya'dan bir başka 6. sınıf öğrencisi Hasan Can'ın son mektubu geldi:
'Beni affedin. Aldığım 2 zayıf ile nasıl yüzünüze bakacaktım' yazıyordu mektup...Hasan Can da son vermişti hayatına...
İstanbul'dan 9. sınıf öğrencisi Serhat Şahin de 1 zayıf beklerken, 6 zayıf gelince asmıştı kendini...
Ve nihayet Sincan'da lise 1 öğrencisi Mehmet Ozan da, apartmanın çatı katında aynı gerekçeyle kendini asmış olarak bulundu.
Uğruna öldükleri şeyin adını, Sina'nın cenaze töreninde, Sina kadar duyarlı bir çocuk dillendirdi:
'Aradığı sevgiyi orada bulmasından başka bir şey dilemiyorum.' "

O sorumlulukların yarattığı depremlerde göçük altında kaldı çocuklarımız. Artık o depremlerde kaybetmemeliyiz onları.
Yüklemeyin artık kocaman sorumlulukları o naif bedenlere, o temiz duygulara sevgiyle karşılık verin. Verin ki başka yerde, başka şekilde aramasınlar sevgiyi.

Sevgiyle kalın :)
Can dündar'ın bu kitabını bir solukta okudum, her sayfasında ona hak vermemek elde değil. Kendime çok güzel dersler çıkardım.Okumanızı tavsiye ederim...
Her babanın veya baba olacakların okuması gereken bir kitap diye düşünüyorum. Ben çok sevmiştim. Bir babanın nasıl olması gerektiğine dair de fikir sahibi oldum okurken.
Yolu kitaptan geçen hemen hemen herkesin aşina olduğu bir yazar Can Dündar. Kelime seçimlerinin ne kadar sade ve basit olduğunu,anlatımının akıcılığı ve şiirselliğini,duyguların samimiyetini ve haklılığını bu kitabında da hissettirmiş. Geçirdiğim zor dönem sebebiyle,bu kitabı okumak tamamen yanlış bir döneme denk geldi. Her denemede bir es vermek zorunda kaldım çünkü yazılanları sindirmem gerekiyordu. Bu,önceleri baba oğul ilişkisini anlatışından oldu. Babasının oğlu konumundan nasıl da oğlunun babası konumuna geçtiğini anlattı. Sonra başka çocuklara el attı,savaşın çocuklarına. “Buna da şükür” dedirtti bana. Derken kendimi çocukluk özlemlerim içinde buldum. Bambaşka bir lezzet şöleniydi. Ancak duygusal bir dönemden geçiyorsanız,okumak üzere elinize aldığınız da bu kitapsa;bir süre erteleyin derim. Zira büyük bir etkiyle yazılan duygular gözyaşlarınızı tutsak olduğu gözlerinizden kaçırabilir. Kitapla kalın.
Kitabın önsözünde yazar “Bu kitapta babasından aldıklarını oğluna devretmeye çalışan bir oğlun yazılarını bulacaksınız. Babalar Günü yazıları, babalığa geçiş yazıları, babalıkla hesaplaşma yazıları ve giderek baba yazıları… Kimi gülüp eğlenerek, kimi hüzünle elemlenerek yazılmış yazılar.” diyerek kitabın içeriğini çok güzel özetlemiş. Tam da dediği gibi bir kitap. Yer yer babasıyla olan anılarını, bazen çocuğuyla olan tecrübelerini, bazen de babalığa ilişkin düşüncelerini yazdığı denemelerini okumak çok keyifliydi. Can Dündar kalemi kuvvetli bir yazar. Kendini hızlı okutan kitaplar yazıyor. Kırmızı Bisiklet de iki saatte bitirebileceğiniz bir kitap. Tabii her gün birkaç yazı okumayı da tercih edebilirsiniz.

Başta babalar ve oğullar olmak üzere herkese öneriyorum.
Can Dündar'ın anlatımı bana çok şiirsel geliyor. Sadece bu kitap için söylemiyorum okuduğum bazı yazıları da öyleydi. Kitabı ağlamadan okuyabileceğinizi düşünmüyorum. Bu kitap gerçekten belli bir kuşağın duygularına tercüman olacak. Kendi çocukluğumdan sonra çocuğumun ne kadar da şansız olduğunu hep düşünmüşümdür. Bu kitapla kendi kuşağımın genelinin benim gibi düşündüğünden emin oldum. Genel kültürünüze de çok katkı sunacak bu kitabı okumalısınız.
Can Dündar yazılarını beğenerek okuduğum yazarlardandır. Bu kitabında ilk ve son bölümlerinde kendi hayatından, önce oğlundan, sonra babasından bahsetmektedir. Özellikle babasını kaybettikten sonra eklemiş olduğu "Babama Elveda" bölümünü gözlerim dolarak okudum, oldukça etkileyici.
Aradaki denemelerde de günümüzde çocuk olmak, çocukların hayatlarının zorluğu, mahalle, sokak kavramını bilmeden, sokaklarda koşturup, oynayamadan büyüyen çocuklarımızdan, yaşanmış olayların eşliğinde onların büyürken ne gibi zorluklarla karşılaştıklarından bahsetmekte, tabi örneklerin bazıları biraz geride kalmıştır. Yine de severek okunmaktadır.
Benim ilgimi çeken bölümlerden biri de ünlüler ve çocukları bölümüdür. Siyasetçiler, yazarlar, sanatçılar onların babaları ile ilişkileri, dönemler arasındaki baba ve çocuk ilişkileri farklılığı dikkat çekmektedir. Kitapta çok doğru noktalara parmak basılmış. Gazeteci olmasının etkisi de bu denemelerde çok net görülmektedir. Ben beğenerek okudum, tavsiye ederim.
... ama unutmayın ki, ölüm döşeğindeki birinin 'Keşke işime biraz daha zaman ayırabilseydim' dediği duyulmamıştır.
Can Dündar
Sayfa 23 - imge kitabevi
Pencere önünde durup babalarının eve dönmesini bekleyen çocuklar çağından ,ekran başında oturup çocuklarının eve dönmesini bekleyen babalar çağına geldik.
Can Dündar
Sayfa 134 - İmge Kitabevi
" Çok akıllı olmadım hiç. Yanlış atlara çok oyunlar oynadım. Kulağımdan kar suları eksik olmadı. Sürüden ayrılan koyunları sevdim hep.Bir de kendi bacağından asılmayanları.Kendimle yaşadım en büyük kavgalarımı. İçimdeki çocuklar tahterevalli oynadı hayatla; ben seyrettim. "
Hangi ülkede gençler,yavuklusunun resmi yerine,bombalanmış hocaları ile katledilmiş meslektaşlarının cenazeleri için bastırılmış yaka kartlarının koleksiyonunu yapar?
Can Dündar
Sayfa 157 - İmge Kitabevi
" Özgürlük , aradığın yerde olmayabilir , ama kalkıştığın yolculuk seni özgürleştirebilir. "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kırmızı Bisiklet
Baskı tarihi:
Mayıs 2012
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750714719
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Önce ürkerek bastı pedallara... Kırmızı bisikletin dengesi bozuldu. Fark ettirmeden seleden tutup düzelttim.
Acemi sürücüyü iltifatlar ve ıslıklarla yüreklendirdim. 
Şimdi bazen arkasından tuttuğumu bilmeden bisikleti kendisinin sürdüğünü sanıyor, bazen ise tuttuğumu sanıp gerçekten kendisi sürüyordu.
Zamanla bisikleti kimin yönettiğini ayırt edemez oldu. 
Oysa ben farkındaydım: 
Kırmızı bisiklet uçmaya hazırlanıyordu.

Kırmızı Bisiklet'te Can Dündar "baba olma" serüvenini, kendi yaşadıkları üzerinden okurlarla paylaşıyor. Kendi babasıyla ilişkisini, "babba" kelimesini ilk duyduğunda yaşadığı coşkuyu, başlardaki uykusuz gecelerde hissettiklerini ve onu takip eden, "Hangi masalı okumalı, hangi oyuncağı almalı?" gibi endişeleri, bütün içtenliğiyle dile getiriyor. 

Ve kırmızı bisikletin iki tekerlek üzerinde seyretmesiyle uyanan, "Hangi okula göndermeli, tarihi nasıl anlatmalı, doğumu nasıl öğretmeli, beladan nasıl esirgemeli?" gibi kaygılarla, giderek bir yol arkadaşına dönüşen oğluyla ilişkisini anlatıyor. 

Can Dündar, Kırmızı Bisiklet'in 20. baskısını hazırlarken kitabı elden geçirerek yeniledi. Kendi yaşadıklarının yanı sıra başkalarının deneyimlerine; günümüz çocuklarının, gençlerinin ve anne babalarının sorunlarına da yer veren yazar, kitabın yeni halini, yakın zamanda kaybettiği babasına vedasını anlattığı yazılarla sonlandırdı.

Kitabı okuyanlar 608 okur

  • Nazan Tuncer
  • Hayatyumagi
  • Zennure Karaaslan
  • abdurrahman yaş
  • Çağdaş
  • nazlı karataş
  • Dina
  • Khaleesininteyzekizi
  • S. Burcu
  • Derya

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.4
14-17 Yaş
%3.6
18-24 Yaş
%18.7
25-34 Yaş
%35.6
35-44 Yaş
%29.5
45-54 Yaş
%9.7
55-64 Yaş
%0.4
65+ Yaş
%1.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%75.8
Erkek
%24.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.9 (27)
9
%21.7 (28)
8
%24 (31)
7
%14 (18)
6
%9.3 (12)
5
%6.2 (8)
4
%1.6 (2)
3
%0.8 (1)
2
%0
1
%1.6 (2)

Kitabın sıralamaları