Kırmızı Pazartesi

7,9/10  (925 Oy) · 
2.652 okunma  · 
736 beğeni  · 
8.972 gösterim
Her yazar, yazdığı en son romanın en iyi romanı olduğunu sanır. Benim bu romanım için böyle düşünmemin nedeni, yapmak istediğimi tam olarak gerçekleştirebilmiş olmamdır. Romanlar, yazılırken yazarlarının elinden kaçıp kurtulmak isterler. Romanın kişileri, kendi özyaşamlarına dönerler, en sonunda da canlarının istediğini yaparlar. Ben hiçbir romanımda bu romanımdaki kadar ipleri elimde tutamadım. Belki bunu konu ve hacim nedeniyle başarmışımdır. Konusu çok sert olan ve hemen hemen polisiye bir roman gibi işlenen bir roman bu. Üstelik oldukça da kısa. Sonuçtan hoşnutum. Bundan önce de en iyi romanım Yüzyıllık Yalnızlık değil de Albaya Mektup Yazan Kimse Yok adlı yapıtımdı. Ben öyle sanıyordum; ve bunu da sık sık söyledim. Şimdi de en iyi romanımın Kırmızı Pazartesi (Gronica de Una Muerte Anunciada) olduğunu sanıyorum.
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2014
  • Sayfa Sayısı:
    112
  • ISBN:
    9789750721571
  • Orijinal Adı:
    Cronica de Una Muerte Anunciada
  • Çeviri:
    İnci Kut
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:

Gabriel García Márquez bu romanında, çocukluğunu geçirdiği kasabada gerçekleşmiş bir namus cinayetini kaleme almış. Orijinal adı (İspanyolca) Cronica de Una Muerte Anunciada (İlan edilmiş ölümünün kronolojiği), Türkçe’ye Kırmızı Pazartesi olarak çevrilmiş.

Bence, her kitaba konsantre olmalı ve öyle okumalı, ama “Kırmızı Pazartesi” biraz daha fazla konsantrasyon gerektiriyor. Eğer konsantre olmadan okunursa, örgüde ve karakterlerde bir karmaşa yaşayabilirsiniz. Kitap sürükleyici, konu sürekli birilerinin ağzından anlatılıyor. Kısa bir zaman dilimidir “Kırmızı Pazartesi”, ama yoğun bir içeriği vardır. Bazen sohbet ediyormuşsunuz hissi uyandırmıyor değil.

Evet bir namus cinayeti hikayesi bu, bir öldürülen ve öldüren de var ortada; bunlar da açıkça ve bilinen. Bunları belirtmiş olmam kitap içeriği hakkında bilgi verdiğimi göstermez, yanılmayınız sakın. Okurken dikkat ediniz, tüm bunlar hemen hemen kitabın başında verilmesine rağmen, asıl üzerinde durulması gereken şaşırtıcı başka bir durum söz konusudur.

Aslında biliyor musunuz, bir cinayet romanı olmasına rağmen, cinayeti kimin işlediği çok fazlaca kimsenin umurunda değil, zira bu belli zaten. Cinayetin işlenme süreci, öncesi ve sonrasıyla, irdelenmekle birlikte, cinayetin işleniş biçimi daha çok ele alınmış ve konu edilmiş. Bununla birlikte sosyoekonomik, sosyokültürel yapısıyla toplumu da irdeliyor Márquez romanda. Kadınlara biçilmiş görevler vardır, yeri ve görevleri bellidir, erkeklerin de öyle.

Ancak, bizde olduğu gibi onlarda da bekâretin önemi çok büyüktür, ne yazık ki uğruna cinayet bile işlenebilir bu nedenle, gözünü kırpmadan ve acımasızca. Prudencia Cotes'in annesinin şu sözü bu konudaki hassasiyeti göstermeye yetiyor: "Tahmin edebiliyorum, çocuklar, namus meselesi beklemez."

Toplumun önem verdiği, kız ve erkeğin yetiştirilmesi, beklentisi ile kadın ve erkeğin yeri ve durumu aşağı yukarı yine bize benziyor sanki. Ana’nın koruma içgüdüsünü görebilirsiniz kızı için ya da erkeğin adamlığı gibi. "Çek elini kızımdan, beyaz adam! Ben hayatta oldukça sen o pınardan içemezsin" diyerek kanatlarını kızının üzerine koruma kalkanı gibi açan Victoria Guzmân’ın annesinin hiddetli tepkisi açıkça bunu ortaya koyuyor.

Romanda oldukça fazla karakter olmasına rağmen asıl önemli karakter 22 yaşındaki Santiago Nasar’dır. Babası İbrahim Nasar, iç savaşların ardından Kolombiya’ya Araplarla birlikte gelmiştir (Güney Amerika ülkelerinde Orta Doğu’dan göç eden Arap kökenlilere Türk gözüyle bakılır. Çev.Notu). Özgür, gözü pek, yakışıklı bir gençtir Santiago. Hovardaydı tabiri caizse. Ancak ne var ki Angela yanlış bir adres, sonucu da hayatına mal olmasıydı.

Ama şu kanaate de vardım: Suçlu (bilinmesine rağmen) katil/katiller değil şehrin tamamı. Finalde "Santiago, yavrum! Neyin var?" diye bağıran Wene Hala’nın sorusuna yanıt içinizi acıtabilir...

Oğuz Aktürk 
 03 Eyl 13:06 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Ana baba bacı kardaş dar günümde el olur
Namus belasına kardaş döktüğümüz kan bizim.
Acaba Gabriel Garcia Marquez 1981 yılında Kırmızı Pazartesi'yi yazarken, Cem Karaca'nın 1968 yılında Namus Belası adı altında çıkardığı şarkıyı mı dinliyordu?

Türkçe'de "üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi" diye bir deyim vardır bu kitabın sonuyla ve kendisiyle tam olarak uyacak şekilde. Peki Santiago Nasar'ın üstünde bulunan bu toprak, geleneklerin topluma dayatmasının kapalı bir kişileştirmesi miydi? Kitabın ilk cümlesinden beri haberi verilmiş bir cinayetin faili somut bir kişi yerine soyut sosyolojik olgular mıydı? Ya da kitabın 34. sayfasında geçen hastaların başında bekleme, ölüm döşeğinde olanlara güç verme, ölüleri kefenleme sanatında olan ustalıkların hepsinin birer amacı mı vardı?

Bazen kaderimiz bizleri görünmez kılar. Her ne kadar namus cinayetleri olmasa da daha başından beri ölecekleri ya da zarar görecekleri haber verilmiş olan Aylan Kurdi ya da Ümran Dakneş'e yapılanlar konusunda, Santiago Nasar'ın cinayetinin bir türlü engellenememesi gibi bir umursamazlıklar zinciri mi söz konusuydu? Çünkü onların bu kadar görünmez olmalarını umursamazlıklardan başka bir şey sağlayamazdı sanırım.

Biz işimizi en iyi geleneklerin topluma dayatması mevzubahis olduğunda yaparız. Toplumsal sınırlandırmalar ve ölümlerin kanıksanacak seviyeye kadar gelmesi Marquez'in çevresi kadar bizim yaşadığımız yer olan Ortadoğu'nun da ortak derdi. Öyle ki 73. sayfada da geçtiği gibi Güney Amerika ülkelerinde Ortadoğu'dan göçen Arap kökenlilere Türk gözüyle bakılır. Yani sen bir Kolombiya hostelinde eski bir gramofondan Sade'nin Hang on to Your Love şarkısını elinde Bourbon'unla sallanan sandalyende dinliyor olsan da Türksün, İsveç'te kayak malzemesi satın alırken kulağında viking metalgillerden Amon Amarth dinlerken keçi sakalını kaşırken de Türksün. Sen Türksün yani kısacası. Toplumsal sınırlandırmalara, sınıflandırmalara, adetlerin vahşi sonuçlarına, Santiago Nasarcıl cinayetlere en alışık toplumlardan birisin.

Kırmızı Pazartesi değil kıpkırmızı haftalarımız oldu bizim de bu ülkede. Sadece haftanın tek günü değil, bazen haftanın her günü uğraşıyoruz ölümlerin önüne geçememelerimizle. Sırf bundan dolayı da ülkenin adını değiştirebiliriz Kırmızı Kader ile.

Nurhan Işkın 
 08 Oca 01:58 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Sevgili kitap kardeşim Visal... 'e bu değerli kitabı okumama sebep olduğu için çok teşekkür ederim...

Kırmızı Pazartesi bir cinayetin işleneceği gün! Ve bu günün geleceğini bilen bütün bir kasaba! Sessiz kalmaları ve göz göre göre işlenen bu cinayet ise onların namusa bakış acısının özeti...

22 yaşındaki Santiago Nasar yakışıklılığı ve çapkınlığı ile kasaba da ki ününü korurken yanlış attığı bir adımın bedelini canı ile ödemek zorunda kalacağını kendi bilmese de annesinin bu konuda endişeleri varsa bile oğlunun üstüne yormaktan, rüyalarının verdiği mesajları kötüye yormayarak sanki onu koruyabileceği düşüncesi ile çelişse de gerçekle kendi evinin kapısının önünde öldürülen oğlunun acı sonunu tahmin etmekteydi. Namus, beklemezdi...

Santiago Nasar, Angela’yı da beraber olduğu kızlar gibi sanmıştı. Nasar, Vicario ailesinin namusuna göz dikmiş ve bunun sonucuna katlanmak zorunda kalmıştı.Bu hatası tüm kasabanın sessizliği eşliğinde feci bir şekilde ölümü ile cezalandırılmıştır. Bu saldırıyı gerçekleştiren her ne kadar aile fertleri gibi görünse de kasabada ki neredeyse onu tanıyan herkes bu cinayetin işlenmesine bir şekilde ortak olmuştu...

Eserde kasaba toplumunda ki dengeler çok iyi tasvirlenmiş.

Marquez, cinayet işlenirken toplumsal bakış acısını öyle güzel işlemiş ki, katil belli olsa da olay akışının merakı ile sayfaları hızla çevirip, özellikle Angela'nın gerçeği anlatacağı bölüm var mı diye okudum. Göç eden Araplara Türk denmesi ise ilginç olmakla beraber şaşırtıcıydı...

Sevda ALTUNTAŞ 
21 May 22:10 · Kitabı okumadı · 8/10 puan

Kırmızı Pazartesi , Gabriel Garcia Marquez tarafından 1981’de yayınlanmış Nobel Edebiyat Ödüllü bir romandır.
İşleneceğini herkesin bildiği , engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir namus cinayetinin öyküsü.

Klasikler arasında yerini almış güzel bir roman. Eğer bu kitabı okuyacaksanız cinayetin işlenişiyle ilgili tüm ipuçlarını , kişi isimlerini bir kağıda not etmenizi öneririm. Çünkü romanda oldukça fazla karakter var ve sayfalar ilerledikçe ''KİMDİ BU? '' diye düşünceye kapılmamak adına küçük küçük notlar alarak okumanızı tavsiye ederim.
Kitabı okuyacak arkadaşlara ise şimdiden keyifli okumalar diliyorum.

Kitabin sakin kafa ile okunmasini soyleyen arkadaslar hakli :) ilk 30 sayfayi iki defa okudum.
Marquez bir namus cinayetini anlatiyor, herkesin bekledigi ve bildigi ama bir turlu engel olmadigi bir namus cinayetini, yasayanlarin bilgilerine basvurarak anlatiyor.
Yazarin uslubu hic de hafif degil, anlamak icin kafayi vermek gerekiyor ama olayi anlatimi akici belki de olay surukleyici demek lazim.
Kitabi okurken olay Turkiye de yasansa nasil olurdu diye düşündüm ve bu cinayetin islenmeyeceğini katil ikizlerin illa birileri tarafından engelleneceğini düşündüm. Elbette bu cok göreceli bir degerlendirme.
Osmanli kokenli araplara "Turk" denmesi cok ilginc gelmedi mi size de?
iyi okumalar dilerim.

Bekir İstanbul 
06 Oca 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Renklerden kırmızı, kan kırmızısı. Günlerden Pazartesi, haftanın ilk günü, ilk cinayet...

Ellerinde bıçaklar olan ikizler var kapakta ve bir de gelin. Demekki bir namus cinayeti olmalı...

Kitabın ismini ve kapağını çok beğendiğim için aldım, pişman da olmadım.

Katil ve maktul ta baştan belli, yani katil kim, ne zaman, nasıl ve kimi öldürecek gibi tahminlerle uğraşmanıza gerek yok. Ama bir soru var kitap boyunca cevaplanan; cinayet engellenemez miydi?

Kitabı pek beğendiğimi ifade edemeyeceğim. Çok fazla isim olduğu, bazı yerlerdeki anlatım belirsizliği ve geçişlerden dolayı biraz kafa karıştırıcı. Belki uzatmadan bir iki ele alışta okunursa daha iyi anlaşılabilir. Cinayet durdurulamaz mıydı kısmı fazla tekrarlandığı için beni biraz sıktı. Tersten bir kurgu olması güzeldi fakat bence kitabı kurtarmak için yeterli değildi. Biraz heyecan olsa belki kitabı beğenebilirdim. Okuyup okumama kararı sizin, ben bir yönlendirmede bulunmayacağım.

KörKalem | Halil K. 
06 Eyl 15:50 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Engellenebilir olan lakin kasıtlı olarak engellenmeyen bir cinayetin öyküsü Kırmızı Pazartesi. Bugünlerde eskiden inceleme yapmadığım kitaplarıma inceleme yapasım tuttu. Kırmızı Pazartesi de onlardan sadece biri.

Marquez kitapta insanların vurdumduymazlığından dem vurmuştu sürekli, kendine biçilmiş rollerden dışarı çıkamayan insanlar, "hayır" demenin kutsallığını bilmeyen bir dizi "yaratık..."

Ülkemizde çokça rastladığımız namus cinayetleri üzerine yazılmış bu kitap bir polisiye değil, kitabın başında biliyorsunuz kimin kimi öldüreceğini. Bu konu itibariyle oluyor elbette. Bir namus cinayetinde başka kim kimi öldürür ki değil mi?
Aslında kitapta önemli olan bu değildi. Mühim olan ve sizin asıl aramanız gereken şey insanlardaki "merhamet"ti.
Acaba merhamet edip de, bu insanı, bu eşref-i mahlukatı biri bu adamın elinden alacak mı? Bir kişiyi öldüren bir cihanı öldürmüş sayılmayacak mı? Ya da aksini mi düşünmemiz gerek, hak etti aşağılık herif mi demeliydik? Ya siz hangisini diyeceksiniz?
Cevabı merak ediyorsanız, kitabın derinliklerine buyurun...
Keyifli okumalar...

Esra 
 24 Nis 2016 · Kitabı okudu · 2 günde

İlk defa Marquez okudum ve devamını da getirmeyi düşünüyorum.

Kitapta Santiago Nasar, sözde namus cinayeti adı altında öldürülüyor. Ancak anladığım kadarıyla olayın aslı dahi yok. Santiago'nun öldürüleceği düpedüz belli ve neredeyse herkesin haberi olduğu halde kimsenin buna engel olmaması da ayrı bir toplum meselesi. Hatta Santiago'ya bile söyleniyor ama o da aldırış etmiyor.

İlginçtir ki kitapta cinayete kurban giden Nasar, katil(-ler) ve hatta zaman (Kırmızı Pazartesi) bile belliyken, sizin tahmin yürüteceğiniz bir şey yok gibiyken kitap farklı bir üslupla sürüklüyor.

Başta karakterlere ve isimlere alışmakta zorlandım aslında ama alışınca kitap bir anda bitti. Tavsiye ederim.

salih 
 28 Nis 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

SPOİLER İÇERİR.
Okuduğum en etkileyici kitaplardan biri.Etkileyici olmasının sebebini anlatmadan önce kitap hakkında biraz bilgi.Kurban Santiago Nasar, cinayetten bir gün önce dünya evine girecek olan Angela Vicario’nun bekâretini kaybetmesinin suçlusu ilan edilir. Angela onlara bir isim vermiştir o isim Santiagodur.İkiz olan abiler kız kardeşlerinin namusunu temizlemek için Santiago Nasar’ın ölüm fermanını imzalarlar.Fakat ikizler bu cinayetin olmaması için çaba sarfederler. Cinayetin haberini, gördükleri herkese duyurmaya çalışırlar. Kasabada cinayetten habersiz tek kişi Santiago’dur. Vicario ikizlerinin bu cinayeti işleyemeceklerine olan inançtan mıdır yoksa Santiago herkesin biraz nefretini kazandığından mıdır onu gördüklerinde kimse ona cinayetten bahsetmemiştir. Santiago’nun haberi olur ama iş işten geçmiştir. Evdeki kapıların üzerine kapanmasıyla Santiago Nasar bir dizi talihsizlikler ile orada can verir.
Kuşkusuz romanın önemli tespitlerimden biri Santiago'nun öldürüleceğini tüm kasaba bildiği halde neden bu cinayet engellenemiyor?
İkinci tespitim suçlu olup olmadığı ispat edilmeden sadece bir isim verilerek öldürülmesi.Sonradan suçsuz olduğu anlaşılıyor.Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım.” Önyargılar üzerine işlenen bir cinayet bu söz önemli.Angela isim verirken kasabanın nefretini kazanmış birinin ismini bilerek mi verdi?Bu ismi bir sevdiğini kollamak için mi feda etti.
Üçüncü tespitim öldürüldükten sonraki otopsi şekli ve kime otopsi yaptırıldığı konusunda Santiago'nun ne yazık ki ölüsüne de saygı duyulmuyor.
Yaşanmış bir olaydan esinlenerek yazılmış roman hakkında çok şey yazılabilir cinayet romanımız için okurken çok farkına varılmıyor bittikten sonra farkına vardım.Yazar araya serpiştirmiş olayları başta yazılan şeyleri sona doğru bir kalıba sokamıyorsunuz.İlk sayfada Santiago'nun öldürüleceğini veriyor işleniş biçimini son sayfada veriyor.Son sözler çok etkileyici.Acının tarifi olmaz.
-Santiago, yavrum diye bağırmıştı. Neyin var ?
Santiago Nasar,onu tanımıştı.
-Beni öldürdüler,Wene Hala demişti.

sertaç samur 
01 Tem 17:49 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Gabriel Garcia Marquez Kırmızı Pazartesi adlı eserinde; göz göre göre işlenen bir namus cinayetini farklı bir tarzda ele alıyor. Bu cinayeti herkesin bilmesine rağmen sadece öldürülecek kişi olan Santiago Nasar bilmemektir. Ve birçok tesadüfün üst üste gelmesi sonucu Nasar, öldürüleceğinden bir türlü haberdar edilemiyor. Aslına bakılırsa bizim toplumumuz için pek de yabancı olmadığımız bir olaylar silsilesi. Özellikle "kan davası" dediğimiz bu olayda herkes davalıların birbirini öldüreceğini bilir. Davalı hapisten çıkar ve öldürüleceğini bilir. Bunu ailenin tamamı bilir. Hatta öldürülmezse aileden dışlanır. Bu dışlanmaya maruz kalmamak ve kanını yerde bırakmamak için zorunlu bir katil olarak cinayeti işler. Bu ardı sıra birbirini izleyen zincir gibidir. Kırmızı Pazartesi'nde de herkes duruma vakıftır. Bizim toplumumuzdakinden farklı olarak öldürülecek kişi -Santiago Nasar- bundan bihaberdir.
Gabriel Garcia Marquez'in çocukluğunda tanık olduğunu bir cinayeti bu şekilde romanlaştırmıştır.
Yazar, bu cinayet işlenmeden önce öldürülecek kişi olan Santiago Nasar'ın masumiyetine dair bölüm açmamış ve Angela Vicario'yu bu suçlamasında aklamıştır. Santiago Nasar'a duyulan acıma duygusu, tüm şiddetiyle Angela Vicario'ya nefret tohumları serpmiştir.
Nobel Edebiyat Ödülü almış kitap, toplumun birey üzerindeki etkilerini çarpıcı bir şekilde okura yansıtmayı başarmış.

Kitaptan 206 Alıntı

Bir insanın göğsünü dinleyince yüreğinin içinde fokurdayan gözyaşlarını duyabilmelisin ..

Kırmızı Pazartesi, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 39)Kırmızı Pazartesi, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 39)
Hiç Yok 
30 Ağu 18:58 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Her şey suyun altındaymış gibi görünüyordu.

Kırmızı Pazartesi, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 77 - Can Yayınları)Kırmızı Pazartesi, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 77 - Can Yayınları)

"Artık korkmuyordum," dedi bana. "Tam tersine, sonunda ölümün ağırlığını üstümden kaldırmışlar gibi hissediyordum; tek istediğim şey, yatıp uyumak için her şeyin bir an önce bitmesiydi."

Kırmızı Pazartesi, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 47)Kırmızı Pazartesi, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 47)
YNT 
 22 Ağu 12:05 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

..., annesi tek bir sözle onu susturmuştu.

"Aşk da öğrenilir."

Kırmızı Pazartesi, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 37 - Can Yayınları, 53. Baskı)Kırmızı Pazartesi, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 37 - Can Yayınları, 53. Baskı)
Hiç Yok 
06 Eyl 15:48 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

O kadar neşeli görünüyorlardı ki, Tanrı'ya şükrettim.

Kırmızı Pazartesi, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 91 - Can Yayınları)Kırmızı Pazartesi, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 91 - Can Yayınları)
YNT 
 22 Ağu 14:29 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Ben bir keresinde, kasaplık mesleğinin insanın ruhunda adam öldürmeye yatkınlık olduğunu gösterip göstermediğini sormuştum kasaplara; ama onlar karşı çıkmışlardı:
"Biz bir hayvan kestiğimizde gözlerinin içine bakmaya cesaret edemeyiz,"

Kırmızı Pazartesi, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 51 - Can Yayınları, 53. Baskı)Kırmızı Pazartesi, Gabriel Garcia Marquez (Sayfa 51 - Can Yayınları, 53. Baskı)
21 /

Kitapla ilgili 2 Haber

Kitap okumayı sevdirecek 9 kısa kitap önerisi
Kitap okumayı sevdirecek 9 kısa kitap önerisi Kitap okumaya yeni veya yeniden başlayanlar veya kararsız okurlar için çoğu Nobel ödüllü yazarlardan, akıcı, edebiyatın gücünü ortaya koyan ve az sayfalı kült kitaplar...
Ölmeden Önce Okunması Gereken Yükte Hafif Fikirde Ağır 10 İnce Kitap
Ölmeden Önce Okunması Gereken Yükte Hafif Fikirde Ağır 10 İnce Kitap Hayat kısa, kuşlar uçuyor.” demiş Süreya’lardan Cemal. Okuduktan sonra kendi içinizde özümseyeceğiniz, arkadaşlarınızla kritiğini yapacağınız, altı çizili cümlelerinizi temize geçireceğiniz o kadar fazla kitap var ki. Bu galeriyle sizlere fiziksel anlamda biraz yardım etmiş olacağım. Üstelik bu galeriyi incelediğinizde ağzını yaya yaya ”Bu tuğla gibi kitapları nasıl okuyorsunuz?” diyen arkadaşların tezlerini de çürütmüş olacaksınız. İşte size dünyaca ünlü yazarların duyu belleklerinden süzüp gelen 10 muazzam kitap.