Kırmızı Pelerinli Kent

·
Okunma
·
Beğeni
·
5,4bin
Gösterim
Adı:
Kırmızı Pelerinli Kent
Baskı tarihi:
2001
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754583137
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Kırmızı Pelerinli Kent
Kırmızı Pelerinli Kent
Kırmızı Pelerinli Kent
Brezilya'nın efsane kenti Rio'yu anlatıyor Kırmızı Pelerinli Kent. İki yılını bu kentin üniversitesinde öğretim görevlisi olarak geçiren yazar, Rio'nun gizlerine de erebilmeyi başarmış. Uzak diyarların egzotizmiyle bir yabancı gözüyle ilgilenmiyor. Tersine dünyanın öte ucundaki bir toplumu, kültürü ve coğrafyayı kendi kalem dünyasının gereci yapmış. Bu dünya kendine özgü dili, davranış biçimleri, içkileri, doğası vb özellikleriyle bütün kitaba yayılıyor. Kimi zaman edebiyat yapıtları için bir toplumun aynasıdır derler ya, Kırmızı Pelerinli Kent, bir Latin Amerika toplumunu bir Türk yazarının kaleminden tanımak gibi ilginç bir serüvenle karşı karşıya bırakıyor okurları.
144 syf.
Aslı Erdoğan, belleğimize görkemli karnavallarıyla yer etmiş ünlü Rio de Janeiro’yu değil “….. insan acısından lif lif dokunmuş kırmızı peleriniyle benliğini sarıp sarmalayan, keskin dişlerini karnaval maskelerinin ardına gizleyen Rio de Janerio’yu?” insanı en can alıcı yerinden vuran o kendine özgü anlatımıyla anlatmış.

Kentin keskin dişleri; arka sokaklardaki sıradanlaşmış soygun, tecavüz, ölüm, cinayet, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, çete hesaplaşmaları, açlık, sefalet, cinsellik, fuhuş batağında olan çocuklar, salgın hastalıklar, nemli, boğucu sıcaklar…

Sokakta her an kafanıza dayanan silahla ya da kör bir kurşunla öldürülebileceğiniz gerçeği, sokakta yatan evsizler, vücudu darp, işkence izleriyle kaplı dilenen aç çocuklar, veremli, trahomolu, AIDS’li ilkokul çağındaki çocuklar, ruhu elinde alınan Rio’nun melez kadınlarının anlatıldığı betimlemelerde kentin acımasız, karanlık yüzleri tüm çıplaklığıyla, şiddetiyle kitabın satırlarına serilmiş.

İstanbul’dan Rio de Jenario’ya okumak için gelen iyi bir ailenin hayata kafa tutan kızı Özgür’ün kentin olumsuzluklarıyla baş edebilmek için Kırmızı Pelerinli Kenti yazmaya başlar. Kitapta Özgür’ün kendi yaşamını anlattığı bölümler ile onun yazdığı romandan bölümler iç içe. Betimlemeler oldukça fazla, bölümler arası geçişlerde okuma bütünlüğünü korumakta zorlandığım anlar oldu. Anlatılanlar iç açıcı değil. Ancak yazar dış dünyayı gözlemlemede ve kâğıda dökmekte oldukça başarılı. Cümlelerindeki derinlikleri keşfetmek güzeldi. Anlatılan olaylardan beni hiç mutlu eden bir bölümün olmadığını düşünürken Özgür’ün romanının en içten bölümü diye nitelendirdiği bölüm aklıma geldi, bu hariç.

Kırmızı Pelerinli Kente gitmek isteyenlere (Kitabı okuduktan sonra gitmek isteyen olur mu bilmiyorum.) yazarın önerilerini eklemek istiyorum. “Rio’nun AIDS ve suç rekorlarının bir an bile akıllarından çıkarmamalarını, hiçbir koşulda tek başlarına dolaşmamalarını, saat, altın ya da altına benzer bir takı takmamalarını, kentin kanının üzerlerine sıçramaması için her türlü akılcı önlem almalarını öneririm. Ayrıca Corcovado’dan (şu ünlü, devasa İsa heykelinin bulunduğu tepe) günbatımını izlemelerini, -tropiklerde etkileyici, ama çabucak olup biten bir gösteridir- ve kesinlikle taze papapya suyunu denemelerini…''
144 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Aslı Erdoğan'ın ilk okuduğum kitabı Kabuk Adam'la Kırmızı Pelerinli Kentin ortak yanları oldukça fazla. Zannediyorum ki Aslı Erdoğan iki kitabı yaşattığı iklimlerden dışarı çıkamamış birinde karakter birinde mekan baskın olmakla birlikte "Deniz Kabuğu /İnsanın Dış Kabuğu" ekürisinden de kopmamıştır. Kırmızı Pelerinli Kent dış kapağı kırmızı -insan ruhunda tehlikeyi andıran kırmızı- kitabın içeriğinde anlatılan Rio şehrinin illegal işlerini, tehlikeli sokaklarını, girilip de çıkılamayan köhne darlıklarını, insanların her öğün yemek yer gibi uyuşturucuya bağımlılıklarını, kuralsızlıklar dizisini Aslı Erdoğan'ın insanı etkisi altına alan entellektüel anlatımıyla elinizden düşüresiniz gelmiyor. Entellektüel anlatım -benim tabirimle- o şehrin içine girerek, bir yabancı bile olsa o o şehrin hikayesini kendine has karekteristik kimliğe bürünerek, o şehirle o şehirde yaşayan insanlar gibi düşünerek, giyinerek, sevişerek, yolsuzluğuna karışarak, illegalleşerek, oranın kültüründen beslenip kendi oryantalist havasını da unutmayarak işliyor eserini. Bunu başaran ender yazarlardan Aslı Erdoğan'ın diğer kitaplarını da okumuş biri olarak bu sentez insanın iliklerine kadar işliyor. Ve bu anlatımın kendine has değerleriyle bu tarzını koruyor.

Yazar Kırmızı Pelerini bir suç aletine dönüştürüyor. Suçla yoğrulmuş bir halk, suça boğulmuş insanlar, suç aleti bir kent ve normalleşmiş yaşantıları. Onların arasına karışınca suçlu olmuyorsunuz çünkü bu onların normalleri. "Karanlıkta herkes kördür." sonuçta...
Aydınlığı normalleştirmeniz adına değil bu kitap. Sevdiğiniz bir insanı nasıl ki bütün hatalarıyla, cartlarıyla, curtlarıyla kabul ediyorsanız, Rio'yu da onu anlatan Aslı Erdoğan'ı da Kırmızı Pelerinli Kenti de okuyunca o şekilde kabul edeceksiniz.
159 syf.
Rio de Janeiro yani; Kırmızı Pelerinli Kent...

''Bu kent, sonsuz rastlantılar oyununda öyle ustalaşmıştır ki onun karşısında şeytan bile amatör sayılır. Blöf yaptığına inandırdığı an kare as çıkartır.'' (Sayfa 12)

Kendi kendini sürgün etmiş Özgür... Yaşadığı rahat hayatı bırakıp gittiği Rio'yu yazmaktan, yaşamaktan başka derdi yok. Bunu yapabildiğinde hesaplaşmanın tamamlanacağını düşünüyor . Sürdürmekte inat ettiği dibine kadar parasızlık, açlık, yabancı olmanın itilmişliği oysa...

Özgür'ün yani Aslı Erdoğan'ın şehirdeki kötülükleri betimlemesi şahane. Yaşadığı yalnızlık, yoksunluk, uzaklarda olmanın getirdiği; en basit mutluluklara, alışkanlıklara hatta sıradanlıklara duyulan özlem nasıl bu kadar dolambaçsız, sade ama insanın beynine beynine inercesine anlatılır hiç bilmiyorum. Kaybettikleri ile kazandıklarının muhakemesini öyle güzel yapıyor ki; yaşadığı özgürlük ödül mü yoksa ceza mı karar veremedim...

Rio'yu tek kelime ile ''kaos'' olarak tanımlıyor. Yeryüzünü kaplayan yüzeyselliği her hücresine kadar hissettiği ve aşık olduğu kent. Yaşamlardaki planlardan, projelerden, öngörülenlerden ve hatta öngörülemeyenlerden çok daha gerçek... Bulunabilen her alanda dans edilebilen, sevişilebilen, saldırıya uğrayıp ölünebilen...Kanıksanmış bir ölümcüllük...

''Neden seçtim bana öldüresiye düşman bu kenti? İnsan acısından lif lif dokunmuş kırmızı peleriniyle benliğimi sarıp sarmalayan, keskin dişlerini karnaval maskelerinin ardına gizleyen Rio de Janerio'yu?.. Yalnızca tek bir şey adına güvenli suları terk eder, kendi köklerimizi keseriz. Adem'in, uğruna ölümsüzlüğü teptiği tek şey adına: BİLİNMEYEN.'' (Sayfa 54)
İrreemm
İrreemm Kırmızı Pelerinli Kent'i inceledi.
@iiirremm·24 Kas 2019·Kitabı okumadı
Kentin karanlık sokaklarında, kuytu köşelerinde kendi izini süren bir yalnızlık öyküsü..

Önceki günler gibi yavan bir boşlukla, herhangi bir umut, beklenti ya da anlam içermeksizin geçip giden bir gün daha...

Zorlama bir acıma duygusu, dehşet çoğunlukla da tiksinti.. İnsan, kendi türüne karşı çok insafsızdı.

Adım başı aç bir çocuk yanında bitiyor ve onu şu soruyla baş başa bırakıyordu; “ İnsanlıktan çıkıyor muyum? Yoksa insan olmak bu mu?”
144 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Aslı Erdoğan, Kırmızı Pelerinli Kent’te cehennemi anlatmış adeta. Rio da ölümün, uyuşturucunun, tecavüzün sıradan ve alışıldık olduğunu, insanların bunu kanıksadığını söyleyip durmuş her bölümde.
Yalnızlık kavramı bu kitabın tüm hücrelerine sinsice sinmiş.
Belirli bir olay örgüsü yok, kitap baştan sona sıfat ve benzetme dolu betimlemelerle geçiyor. Bu yüzden Bir romandan çok bir gezi yazısını çağrıştıran bölümler göze çarpıyor. Birazdan bitecek betimlemeler olay başlayacak beklentisini çoğu zaman suya düşürüyor. Yani akmıyor kısacası.
Diyalog yok denecek kadar az, hep iç konuşmalar var. Yalnızlığı anlatacak bir eserde iç konuşmanın fazla olması gayet doğal.

Yine de yalnızlığı anlatırken hissettirmesi bu kitabı okumak için yeterli bir sebep.

Kendimi olduğumdan daha büyük göstermek için yazıyorum. Çünkü...
Çok, çok küçüğüm. (Sayfa: 119)
144 syf.
·3 günde
Daha öncesinde de okuyup yarıda bıraktığım bir kitap. Dedim ki Aslı Erdoğan'ın Kabuk Adam adlı kitabı şahaneydi. Mutlaka bu da öyledir, dikkatsizce okumuşumdur eminim bu da güzeldir. Tekrar bir kez daha okunmayı hakediyor diye düşündüm. Ve tekrar elime aldım okumaya başladım. Okuduğum her sayfa da yaşadığım hayal kırıklığını mı yazayim, yazarın portekizce cümleler yazıp anlamları için bir dipnot düşmediğini habire translate açıp çeviri yaptığımı mı yazayım, kitapta kullanılan devrik cümleleri anlamayıp baştan anlamlı cümleler kurup anlamaya çalıştığımı mı yazayım, yarım günde bitirilebilecek bir kitabı 3 günde zar zor okuyarak bitirmemi mi yazayım bilemedim. Okuduğum kitap bir otobiyografiden başka her şeye benziyordu. Tekrar bu yazarın kitaplarına yönelir miyim bilemiyorum... Ha beğenen vardır illa ki ama naçizane fikrim ben beğenemedim. Anlamaya çalıştım, anlamlandırmaya çalıştım ama olmadı... Üzgünüm beğenemedim....
144 syf.
·6 günde·9/10
Romanını yazmaya çalışan bir romancının romanını okuyoruz. Bir daha kuramam bu cümleyi.:) Bir miktar postmodernizm etkisi. Bir romanı yazmaya çalışmanın sancıları ve fazlası. Uzun uzadıya şehir betimlemeleri ararsanız o da yok kısa ve vurucu cümleler. Şehrin daha çok çirkinliği. Konu yok, var gibi görünse de zaman belirsiz. Onu güzel yapanda bunlardan bağımsız olması çünkü edebiyat biraz da bu. Onun dışında yine ya seversiniz ya nefret edersiniz öyle bir yazar. Bu yüzden alışkın olmayan bünyelerde fırlatıp atma etkisi yaratabilir. Ama ben beğendimm :))
144 syf.
·5 günde·2/10
Aslı erdoğani sevmeye başlamıştım ama kabuk adamdan sonra hayal kırıklığı oldu kitap benim için. Kitapta altı çizilecek çok anlamlı harika sözler var ama geneli çok bohemdi
144 syf.
·2 günde·8/10
Kelime zengini kitap demek doğru olacaktır. Bu durum edebi açıdan belki iyi bir şey ama okumayı zorlaştırıyor.
İki farklı zaman dilimi varmış gibi hissettirdi. Yazar bir kendi yaşadığını bir de yaşadığını yazdığı bir kitabı konu alıyor.
Yazdığı şeylerin gerçekliği ne kadar bilmiyorum. Fakat böylesi bir yaşam tarzını seçen veya bunun içine doğan insan için sanırım hayat çekilmeye değer değil.
Kitabı bitirdim ve dünyanın çivisi çıkmış deyiminin ne anlama geldiğini anlıyorum. Kıyametimiz yakındır ya da yakın olmalı artık, zira böyle bir yaşam şekli varsa biz kafamızı daha ne kadar kuma gömebileceğiz ki. Önünde sonunda o yılan hepimizi ısıracak.
Bu tarz eserlerden uzak durmanın aslında bir şekilde kendimizi kandırmaya çalışmak demek olduğunu farkettim.
Okunmalı.
144 syf.
·Beğendi·7/10
Aslı'ya seslenirken ah çekmek istiyorum cidden. Onun kitaplarına da hep böyle başlıyorum zaten. Hem bırakmak isteyip, hem bırakmak istememek. Ah bu ikilem... Kendime acı çektirmek isteyerek bu kitabı okudum. O acıyı mecburiyet olarak algılamayın sakın. Ben kitaptaki ,o içine içine saplanan acı ile savaş ederek yendim Rio'yu...
Meşhur RİO DE JANEİRO :)
Kitaptaki olaylar Brezilya'nın Rio şehrinde geçen olayları ,şehrin kan kırmızısında boğuluşunu anlatıyordu. Aslı ya da Özgür demeliydim. Gerçi kitabın bir yerinde Ö. harfinden bahsediyordu bize. Neyse önemli değildi şimdi bu. Özgür kendini cezalandırmıştı resmen. Hem Rio'yu o kadar çok sevip, hem o perişanlıkla yaşamayı kabul etmişti. Üstelik durumu yerindeydi, parası vardı ,annesi sürekli gezerdi. Rio şehrinin o başladırışını sevdi belki bilmiyorum ama okudukça kan kokusunu hissettim. O köşede açlıktan ölen adamın ölmemek için kusmuğunu yemeye çalışmasındaki çaresizliğe, bütün vücudum serzenişte bulunarak ‘Yardım et,Özgür’ diye bağırıyordu. Belki de kendini sona yakın hissediyordu. Gerçi hissetmek ne kelime öyleydi düpedüz. Kör bir kurşuna canını verecek kadar sevmişti işte, Rio’yu ,başkaldırışı, oraya borçlu olmayı...
144 syf.
Aslı Erdoğan'dan okuduğum ilk kitap. Aslı Hanım'ın akıcı, insanı içine çeken bir dili var. Ancak kitap çok karanlık bir atmosfere sahip bu sebeple beni rahatsız etti ve ürküttü, ancak dediğim gibi kitap insanı içine almak konusunda oldukça başarılı.
"Yalnızlığımız çok fazla can yaktığında, acıyı kaptan kaba aktarıyor, aslında zerre kadar anlam içermeyen hayata ne derinlikler yüklüyoruz. "
"Hiçbir şeyi sakınmayacak, saklamayacak, esirgemeyeceksin. Ne kırk yıl sonra, ne de yarın, hemen şimdi ,müzik bittiğinde ölecekmiş gibi dans edeceksin. "
Aslı Erdoğan
Sayfa 149 - Everest Yayınları
Sıfır noktasına varan herkesin bildiğini o da biliyor artık. İnsanın yoluna çıkan bütün cesetler, onu tek bir yerinden, en zayıf yerinden vurur; kendi içindeki cesetten...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kırmızı Pelerinli Kent
Baskı tarihi:
2001
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754583137
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Kırmızı Pelerinli Kent
Kırmızı Pelerinli Kent
Kırmızı Pelerinli Kent
Brezilya'nın efsane kenti Rio'yu anlatıyor Kırmızı Pelerinli Kent. İki yılını bu kentin üniversitesinde öğretim görevlisi olarak geçiren yazar, Rio'nun gizlerine de erebilmeyi başarmış. Uzak diyarların egzotizmiyle bir yabancı gözüyle ilgilenmiyor. Tersine dünyanın öte ucundaki bir toplumu, kültürü ve coğrafyayı kendi kalem dünyasının gereci yapmış. Bu dünya kendine özgü dili, davranış biçimleri, içkileri, doğası vb özellikleriyle bütün kitaba yayılıyor. Kimi zaman edebiyat yapıtları için bir toplumun aynasıdır derler ya, Kırmızı Pelerinli Kent, bir Latin Amerika toplumunu bir Türk yazarının kaleminden tanımak gibi ilginç bir serüvenle karşı karşıya bırakıyor okurları.

Kitabı okuyanlar 784 okur

  • Zümrüt Gün

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları