Kırmızı ve Siyah

·
Okunma
·
Beğeni
·
18.615
Gösterim
Adı:
Kırmızı ve Siyah
Yazar:
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
573
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055768317
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sis Yayıncılık
İlk baskısı 1830’da yapılan Kırmızı ve Siyah, Stendhal’ın hiç kuşkusuz en meşhur eseridir. Roman Napolyon Bonapart’ın sürgüne gönderilişi ile yaşanan Restorasyon Dönemi’ni anlatmaktadır. Stendhal bir aşk hikâyesi içinde o dönemin Katolik Kilisesi’nin, liberallerin, aristokratların, burjuvaların, kralcıların ve özgürlükçülerin de bir portresini çizer okura.


Yükselme ihtirası ile yanıp tutuşan bir genç olan Julien Sorel’in zaman zaman ikiyüzlülüğe kadar varan içten pazarlıklı halini, gerçekten bağlı olduğu dünya görüşünü ve Napolyon hayranlığını saklamaya çalışırken yaşadığı bunalımı anlatan roman, bu yönü ile bir psikolojik roman olma özelliği de taşır.
Kurgusu, sürükleyici anlatımı ve başarılı ruh tahlilleri ile Kırmızı ve Siyah, bugünün okurlarını da fethetmeye devam ediyor.
652 syf.
·12 günde·7/10
Stendhal uzun süredir merakımı cezbeden ancak okumaya yeni fırsat bulduğum bir yazar. Kızıl ile Kara, Julien Sorel adlı yükselme ihtirası olan bir köylü genci merkezine alarak Napoleon sonrası Fransa'yı aşk üçgenleri ve yükselme hırsının harmanıyla okura sunan bir kitap.

Kitabı birkaç açıdan ele almak daha doğru olacak gibi çünkü Stendhal kitaba o kadar çok şeyi aynı anda sığdırmış ki tek açıdan bakmak büyük haksızlık olacaktır.
Kitabın en çok öne çıkan parçalarından biri olan karakterlerle başlarsak, Julien Sorel karakteri hem üstüne çalışılmış hemde dönemi bir çok yönen yansıtan çarpıcı bir karakter. Zeki, ekonomik ve sosyal statü bakımından yükselme hırsı ile dolu ve aynı zamanda hem toy hemde kararını tam olarak vermemiş bir karakter, tüm bunların yanı sıra karşısına aşk da çıkınca Sorel'in karakteri büyük bocalamalar içinde kalıyor ve "yanlış aşklarla" hayalleri arasında kalıyor. Sorel'in yanlış aşkları Madam de Renal ve Mathilde ise birbirine zıt ancak aşkları için her şeyi göze alabilecek kadınlar. Normalde bu tarz hikayeleri daha romantik bir anlatım biçimi ile okurken Stendhal'ın seçtiği gerçekçi ve süsten yoksun anlatım alışkanlıkların ötesinde bir tecrübeye sebep oluyor.
Stendhal'in seçtiği anlatım biçimi kitabın aşk romanı şeklinde algılanmasının önüne geçmeye yardım etse de bu algıya en büyük sebep yazarın Napoleon sonrası Fransa'yı her yönden, her sınıfa mensup karakterle anlatmaya çalışması. Kitapta en çok beğendim yön bu oldu açıkçası, dönem Fransası gerçekçi bir dille ve mümkün olduğunca gerçeğe uygun bir biçimde okura sunulmaya çalışıyor. Yazar hem toplumdaki çürümeyi anlatıyor hem de (çok cesurca bulduğum bir biçimde) kiliseyi ve ruhban sınıfını eleştiriyor. Yazıldığı dönem oldukça eleştiriye maruz kalmış olmalı.

Üst satırlardaki düşüncelerim her ne kadar olumlu ve övgü dolu olsa da tüm hislerim böyle değil. Öncelikle kitabın merkezinde olan Julien'i tam olarak anlamadım ben, yazar tüm itemleri Julien'e yüklemeye çalışmış sanki bu da karakterin dengeli ve mantıklı bir zeminde olmasına engel olmuş, bazen öyle değişik ve anlamsız bulduğum tepkiler veriyordu ki Julien'i hiç anlamadığımı düşünüyordum. Kibri ve cahilliğinin tüm davranışlarını açıklayabileceğine inanmıyorum. Bu hissi diğer karakterlerde pek hissetmedim, Mathilde hem farklı hemde bir çok yönden mantıklı kurulmuş bir karakterdi, davranışları mantıklı değilse de doğasını yansıtan bir havası vardı.
Julien'in yükselme tutkusu ve şahit olduğu durumlara göre seçmek istediği (yükselme yolu) değişse de bu ondaki para, makam hırsını güzel bir biçimde sergiliyor ancak gelişen olaylarla çok çabuk bir biçimde bunlardan vazgeçebilmesini anlamsız buldum. Ve tanıştığı her kadının ondan hoşlanması da Sorel'in fazla şişirilmesinin ayrı bir tezahürü bence. Burada mantıksız bulduğum kadınların ondan hoşlanması değil, gözlerini karartıp her şeyi tehlikeye atacak derece hoşlanmaları..

Yazarın süssüz anlatımı eleştirel anlatımına ve toplumun farklı farklı bir çok yönünü ortaya koymaya yardımcı olsa da psikolojik çözümlemeler konusunda biraz yetersiz bulduğumu da belirtmeliyim. Her bölümün başında yer alan alıntıların süslü bir dile sahip olup kitabın genel havasından farklı olmasına da tam anlam veremedim, yazarın buradaki amacı ne bilmiyorum ve bu alıntıların hepsi gerçek mi epey merak ettim okurken.

Kitapla ilgili hislerim de kitabın adı gibi kızıl ve kara, gerçekçi anlatımı dönemin tasviri açısından hem gerekli hem de başarılı bulsam da, karakterler ve olayların gelişimindeki bazı zayfılıklar ve psikolojik betimlemelerdeki kuru anlatımdan hoşlanamadım. Tüm bunlardan ayrı olarak kitap okurken sürekli yeni bir şeyler düşünmeme sebep olduğu için bende ayrı bir yere sahip oldu, bir kitap ne kadar güzel olursa olsun önemli olan bence size bir şeyler düşündürebilmeyi başarabilmiş olmasıdır, Kızıl ile Kara bende pek çok düşünceye kapı araladı.
652 syf.
·Beğendi·10/10
Herkese merhaba, değerli 1000kitap ailesi
Uzunca bir süredir Dünya Klasiklerini okumuyordum. Bir arkadaşımla birbirimizi kitap okumaya teşvik etmek için bir kitap seçmeye karar verdik.
Kütüphaneye gidip kitaplara baktık ve Kırmızı ile Siyah'ı önerdi arkadaşım, kabul ettim. Kitabı okumaya başladım.Kitap oldukça akıcıydı ve
konusu da bir o kadar ilgi çekiciydi. Bir kerestecinin oğlu olarak dünyaya gelen Julien'in kitap okuyarak ve kendini geliştirerek yüksek mevkilere
gelmek isteyen burjuva sınıfına mensup bir gençtir. Hırslı ve bir o kadar zeki olan Julien üstün meziyetleri sayesinde başta belediye reisini ve
yine gururlu tavırları ile belediye reisinin karısını etkilemeyi başarır. Ardından bazı söylentilerin çıkması üzerine rahip okuluna gitmek zorunda
kalan Julien,
yetenekleri ve duruşu ile okul müdürünün dikkatini çeker. Burada bir süre kaldıktan sonra okul müdürünün referansı ile soylu bir Fransız Ailesinin
yanına yerleştirilir. Burada da sergilediği tavırlar ile
sınıfsal ayrımın keskin uçlarına rağmen çevresini etkiler. Bu evin asil, zeki ve bir o kadar güzel kızı olan Mathilde bile ondan etkilenir. Özetle dünya klasiklerini özlediyseniz veya denemek istiyorsanız güzel bir tercih kanaatimce
dönem dönem okumayı düşünüyorum bu eseri. Tek sıkıntısı bazı bölümlerindeki çevirileri oldukça garip. Fakat genel hatlarıyla okunması gereken bir
eser.Kırmızı, askeri kıyafetlerin rengini, siyah ise papaz kıyafetinin rengini simgeler.( Benim yorum-incelemem bu kadar aşağıda Wikipedia'da güzel bir
şekilde özetlemiş.) İyi okumalar.
Kırmızı ve Siyah (Le Rouge et le Noir), ilk baskısı 1830'da yapılan, Fransız yazar Stendhal'ın romanı. Türkçeye
Kızıl ile Kara olarak da çevrilmiştir. Parma Manastırı ile birlikte Stendhal'ın sayısı pek az olan eserlerinin
içinde en sağlam iki yapıtından biri kabul edilir. Napoleon Bonaparte'ın sürgüne gönderilişi ile yaşanan Restorasyon Dönemi'ni
ustaca anlatan Stendhal; Katolik Kilisesi'ni, liberal kesimi, aristokratları, burjuvaları, kralcıları ve özgürlükçüleri de olayın
akışına adapte etmiş, eleştirmeyi ihmal etmemiş, tutkulu bir aşkın hikâyesi içinde Fransa'nın genel görünüşü ile ilgili yorumlar yapmıştır.
Yükselme ihtirası ile yanıp tutuşan bir genç olan Julien Sorel'in zaman zaman ikiyüzlülüğe kadar varan içten pazarlıklı halini, gerçekten
bağlı olduğu dünya görüşünü ve Napoleon hayranlığını saklamaya çalışırken yaşadığı bunalımı anlatan roman bu yönü ile bir psikolojik roman
özelliği taşır.

Stendhal, romanına kendi özel hayatından birçok isim katmıştır. Hayal kırıklıklarında, sevinçlerinde ve anılarında yer eden karakterleri
romanın satır aralarında kullanmaktan çekinmemiştir. Romanın ana karakteri Julien'in papaz okulunda tanıştığı Chazel, yazarın çocukluk
arkadaşlarından biridir. Metreslerinden birinin adının, Stendhal'i Mérimeé ile aldatan Madam Rubempré'nin, romanda Besançon'daki eski
belediye başkanının karısı olan yaşlı ve zengin bir kadının adı olarak kullanılması ise ilginçtir.

Yapıtlarını oluştururken önceden uzun uzun tasarlamak yerine irticalen yapılan bir kurguyu seçen Stendhal, yazma konusundaki yeteneğini
para amaçlı kullanmamış, gerçek bir sanatçı gibi davranıp, estetik kaygıyı ön planda tutmuştur. Bugün birçok tamamlanmamış eserinin,
yazarın evinde bir köşeye atıldığı ve hiç basılmadığı bilinmektedir. İnsanlık Komedyası projesi ile 95'e yakın roman ve hikâye ortaya
koyan Balzac'ın yanında, Stendhal'in sayısı beşi geçmeyen romanları, birkaç hikâyesi, otobiyografisi ve birkaç gezi yazısı göze az
gözükebilir. Buna rağmen ustaca yapılan kurgusu, sürükleyici anlatımı ve başarılı ruh tahlilleri ile Kırmızı ve Siyah bugün birçok
eleştirmence dünyanın en iyi 10 romanından biri kabul edilerek, Stendhal'ın tek noksanlığı olan eserlerinin sayıca azlığını kapatmıştır.
Ayrıca dünya klasiklerindendir.Kaynakça:https://tr.wikipedia.org/...4%B1z%C4%B1_ve_Siyah
652 syf.
·Puan vermedi
STENDHAL- Kırmızı ve Siyah
Julian fakir bir keresteci nin oğludur.  babası ve kardeşleri tarafından pek sevilmez. Julian İncili iyi bilir dolayısıyla Latinceyi de. Bu nedenle zengin bir aile onu çocuklarına eğitmenlik yapması için yanına alır.  Jülyen bay ve bayan Renali'n çocuklarına eğitmenlik yapar. Julien zamanla Madam renal ile duygusal ilişkileri olur. Madam renal ilk başta Zengin ve Soylu bir aileden olması sebebiyle bu keresteci çocuğuna Bu duygularını yüzünden kendini hakir görür hor görür.  Ancak zamanla Jülyensiz yapamaz bir hale gelecek kadar aşık olur.  Julien de bayan renal i oldukça çok sevmektedir. Zamanla bu durum üzerine bay renal şüphelenmeye başlar.  bunun üzerine Julien Başka bir şehre kilisede eğitim almak üzere gider. Burada da julienin Üstün yetenekleri ve zekası dikkati çeker ve marki adında bir adamın döküman işlemlerini yapmak üzere onun yanına yerleşir. Marki julieni sever zekasını takdir eder. Ancak Julien bu Soylu ailelere karşı pek haz etmemektedir Çünkü Julien bir Napolyon bonapart taraftarı iken bu zengin Soylu aileler muhafazakar Dindar ve kilise Kral taraftarıdır.  Julien her zaman bu fikirlerini gizli tutar ve hiçbir zaman ortaya çıkarmaz Bu da Julienin ikiyüzlülüğünü daima pekiştirmesine sebep olur. Julien bu modern Asil ailelerinin içinde zamanla onlara benzeyecek kadar ilerler ve  adabı muaşeret hususlarını öğrenir. Markinin evinde Jülyen görevini gayet iyi bir şekilde yerine getirmektedir. Bir gün markinin kızı olan mathilde nin dikkatini çeker. Mathilde çevresindeki diğer erkeklerde olan yeteneklerden üstün bir yetenek görür Jülyende. Çünkü Julien fakir ama cesaretli bir insan ve o kadar da Bilgili. Giderek mathilde nin dikkatini çeker Julien.  Kısa zaman sonra Julienin de matilde'ye karşı hisleri olduğu ortaya çıkar.  Julien ve mathilde birer Aşık olurlar. Ancak mathilde bu fakir keresteci çocuğuna kendisi gibi zengin Soylu bir aileden olan bir şahsı yakıştıramıyor ve bu durumu gururunu yediremiyor bu nedenle bir iki defa ayrılıp barışma lar oldu. Bu durum julienin çok zoruna gitti. Bu iki âşık aşklarını ailesinden saklarlar ta ki bir gün mathilde hamile olduğunu anlayana kadar.  Mathilde Julien ile olan ilişkisini babası olan Markiye Açıklar ve markinin kızının  bir düşeş olma hayali yıkılır. Hayal kırıklığına uğrayan marki Julien ile matilde'ye uzak bir yere yaşamaları üzere göndermeyi planlar. Bu arada bir gün Madam renal Markiye Mektup Yazar ve Julien'nin ne kadar insafsız bir insan olduğunu kendisi ile olan ilişkisini açıklar. Marki mathildeye bu  durumu anlatır. Mathilde de Juliene... Julien durumu öğrenince Madam Renalin şehrine gider o an kilisede dua etmekte olan Madam Renalin üzerine kurşunlar yağdırır onu öldürdüğünü zanneder.
Ve orada Jülyen yakalanır hapse atılır. Jülyen Madam renal ve mathilde ile hapiste farklı zamanlarda görüşür. Julien gerçek anlamda Madam Renali sevdiğini ve ona aşık olduğunu anlar. Neticede Julien idam edilir.
652 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Gerçek ismi Marie -Henre Beyle bize kendisini Stendhal olarak tanıtmıştır. Şöhretine uzun yıllar kavuşamayan Stendhal 1880 yıllarından sonra beklediği ilgiye ancak kavuşur, bunu açık ve net kendisi ile ilgili daha önceden öngörmüştür.

Stendhal sadece üç yılı gerektiren çalışmalarının sonucunda sıradan adli bir vakayı sanat eserine dönüştürülmeyi başarmıştı. Fransız devriminden sonraki Restorasyon dönemine ait gerçek olayların üzerinden de bu kitabı yazmıştı. Fransa’nın o döneminde sık rastlanan ve gazetelere düşen olaylardan bir tanesini kaleme almıştır; birey ve toplum çatışmasını resmetmiştir.

Kitap küçük bölümlerden oluşuyor, uzun monologlar içermeyen, sıkıcı anlatı olmayan paragraflarlar ve sayfalar bir birini takip ediyor. Ayrıntılara zaman harcamadan yazar kahramanların en önemli olaylarına konsantre oluyor. Kitaba epigraf olarak Danton’un ‘’Gerçek, şu buruk gerçek’’ kullanılan bu sözleri doğru ve sadece doğru anlatacağını söz vermiş gibi yazar.


Julien, genç bir erkek, büyük kariyer ve büyük servet yapmak ister ve bunun için büyük çabalar harcayarak zengin ve üst tabaka insanlara karışır ve istediklerine varmasına ramak kala hayata veda eder. Henüz 23 yaşında iken… Julien; kerestecinin üç oğularından en küçüğüdür, eğitime yatkınlığı da vardır, din adamlığı veya askeri kariyerinde başarılı olursa kendi hayatı ile yaptığı planlarını gerçekleşmiş olur diye düşünür. Kendisi Napoleon hayranıdır maalesef ki yaşadığı zaman Napoleon zamanı değil ve bundan dolayı hayatındaki amacına varabilmesi için bulunduğu çevreyi küçümseyip, her insanın doğasında olduğu gibi sevgi ve dürüstlüğü yok edip yerine içindeki ego, kibir, ikiyüzlülüğü ve insanlara karşı güvensizliğini büyütüp tüm fırsatları kullanıyor. 19 yaşında olmasına rağmen ne istediğini bilen, yaşının verdiği toyluğuğu yaşar iken hayal ettiklerine ilk adımlarını atmaya başlıyor. Madam de Renal ve Matmazel Mathilde arasında Julien’in kısacık hayatı sıçrayarak geçiyor. Çok kısa zaman diliminde onun alt tabakadan gelme, kilise ve üst tabakaya ilerleme, yükselişini ailesinden kendisine göremediği güvenini sağlamış oluyor. (Bu yükselişin ruh katılaşması ile ters orantılıdır diye söylemeden geçemiyorum.)

Hızlı yükseliş, trajik son…

Kitabın ismi ile ilgili tartışmaların sona ermediğine göre bende kilise ile askerlikten yana düşünmekten vazgeçip kırmızının aşk siyahın ölümü simgelendiğini neden olmasın diyorum… Yüzleri pudralı, peruklu, uzun elbiseli o zamanki üst tabakanın kibarları gözümün önünde hüzünlü canlandırma ile kitabın son yaprağını çevirmiş oldum.

Klasik her zaman klasiktir .
652 syf.
·54 günde·Beğendi·7/10
Julien Sorel adlı bir gencin yükselme, değişme ve aşık olma hikayesi anlatılıyor Kırmızı ve Siyah'ta. Ben heyecan dozajı daha yüksek bir kitap bekliyordum. Çünkü kitabın konusunu Julien'in kırmızı olan asker üniformalarını giymek isterken, hayatını siyahlara bürünmüş bir rahip olarak kurması olarak okumuştum. Ama askerliğe dair neredeyse hiçbir şey yok.

Her şey Verrieres belediye başkanı Mösyö de Renal'in çocuklarına iyi bir eğitici bulmak istemesiyle başlar. Bundan böyle bir kerestecinin oğlu olan Julien'in hayatı değişecektir. Yolu asilzadelerin ve zenginlerin yolundan geçecektir. Ve böylece yükselme hırslarıyla dopdolu olan Julien isteklerini birer birer gerçekleştirmeye başlayacaktır. Ama hayat kime ne gösterir, kim, nereden bilebilir ki?

Kitap bize 19. yüzyıl Fransa'sı hakkında bilgi de veriyor. Sizi Paris sokaklarında dolaşıyormuşsunuz gibi hissettirmiyor belki ama dönemin asilzade ve ruhban sınıfı hakkında detaylı analizler yapıyor. Size betimlemeler ve uzun diyaloglar vadetmiyor. Yoğun duygular ve derin düşünceler vadediyor.

Julien kendisine hep sıfırdan başlayıp imparator olan Napoleon'u örnek almaktadır, onun gibi olmak istemektedir ancak bilmemektedir ki artık Napoleon'un dönemi çoktan geçmiştir. Fransız İhtilali'nin öncüleri olan Robespierre, Danton, Mirebau, Napoleon gibi adamlar çoktan ölmüştür ve ihtilalden sonra papazların saygı gördüğü ve adeta hüküm sürdüğü yepyeni bir düzen başlamıştır. Hırsları sonucu Julien ise bu sebeple giymek istediği kırmızı asker üniformasını bir kenara fırlatacak ve neredeyse bütün roman boyunca siyahlara bürünmüş bir şekilde dolaşacaktır. Keyifli okumalar...
652 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
İsmi gibi kendisi de her yönüyle kırmızı ve siyah olan bir kitap. İçerdiği her anlatımın hem kırmızı hem de siyah tarafları gösterilerek ustaca yazılmış bir konu.

Kitapta anlatılan konu, esas olarak üç kişinin sebep olduğu, ama o dönem itibariyle tamamen uygunsuz sayılan iki adet dramatik aşk hikayesinin kırmızı ve siyah taraflarıdır. Bu anlatım yapılırken de aynı zamanda dönemin Fransa'sındaki siyasi ve toplumsal yapının da kırmızı ve siyah tarafları dolaylı olarak okuyucuya yansıtılmaktadır. Romanın kahramanı olan Jülien'in içsel çatışmaları da aynı şekilde aktarılmaktadır.

Fakir ama zenginlik ve yükselme arzusunu hep içinde taşıyan basit bir köylü çocuğu olan Jülien, ilki, hem ahlaka hem de toplumsal yapı ve statüye ters, ikincisi ise tamamen toplumsal statüye ters olan iki aşk yaşamıştır. Fakat maalesef ki aşk, her zaman kırmızı renkli olmamaktadır. Onun ağır olan siyah tarafları da vardır.

Tamamen akıcı bir dille yazılmış olan bu gerçekçi ve dramatik romanın, mutlaka okunması gereken dünya klasiklerinden biri olduğunu düşünüyor ve okunmasını da tavsiye ediyorum.
652 syf.
·Beğendi·8/10
Kitapta diğer arkadaşların aşk üzerindeki yorumlarına nazaran benim için ikinci plan konusuydu aşk teması.Öncelikle Julien Sorel'in kendini tanıması kendine yön vermesi zaman zaman bocalaması en yükseğe ulaşmak için izlediği yol bu yolda çektiği çileler hepsi benim için birer efsane olacak şüphesiz.Özellikle Papaz olmak istemesindeki amaç herkesin papazlara duydugu saygı dönemin Fransasında papazların konumu ve önemi,Julien sadece zengin olmak isteyen bir karakter değil zengin,saygın ve bulundugu konumda herkesin çekindiği birisi olmak isteyen bir karakter.Julien Sorel kuşkusuz okuduğum en gerçekçi ve en çok örnek alınacak karakterlerden.Bana göre ikinci planda kalan aşka gelince Mathilde karakteri aslında insanların özellikle bayanların çözülmüş hali.Yani bazen bir insanı ne kadar severseniz sevin Mathilde gibi ilgisiz kaldığınızda sevginize yanıt alabilirsiniz.Çünkü Mathilde gibi insanlar genelde elde edemedikleri insanları daha çekici bulur onların aradığı aşık olduğunu düşünen bir köle değildir siz onun için dağları delseniz de size karşı aşkı sevgisi artmaz ama ona Prensin Julien'e verdiği nasihatlerle yaklaşırsanız sizin için herşeyi yapabilir gerekirse ölümü bile göze alabilirler.Bana göre bu da aşka başka bi anlamda katıyor.Kitabı tavsiye ederim kesinlikle okumanız gereken bir kitap.
652 syf.
Kahramanımız Julien Sorel,sıradan bir bıçkıcının,yükselme hırsıyla yanıp tutuşan ama aynı zamanda da yüksek tabaka insanlarından nefret eden,kendini geliştirmiş oğludur. Latince bilgisi sayesinde belediye başkanı M. De Renal'in çocuklarına ders vermek üzere çağrılır ve "yükselme tutkusunda" ilk adımını atar.
Julien'in günleri,sadece çocuklara ders vermeyle geçmez,hayatına aşk girer ve bu aşkın taraflarından biri ne yazık ki belediye başkanının eşi Madam de Renal'dir. Julien,alt tabakadan olduğunu bildiği için sevildiğinden bir türlü emin olamama yüzünden hissettiklerini gizlemeye çalışırken,Madam de Renal işlediği günah ve tutkusu arasında bocalar.
Bu karşılıklı,istikrardan uzak ruh halleri ilişkilerinin konuşulmaya başlamasıyla sona erer ve Julien'in yolu papaz okuluna düşer. Julien,burada bilgisi ve zekasıyla yükselmeye başlamışken ortaya Rahip Pirard çıkar,onu,önemli bir şahsiyet olan Marki de La Mole'ün yanında katipliğe getirir. Bundan sonrası için yazılacak çok şey var ama kitap hakkında en vurucu anları anlatıp keyif kaçırmamak için burada son verelim,sadece şu soruyu soralım: Julien tutkuları sayesinde yükselecek mi dersiniz,mahvolacak mı?
536 syf.
·9 günde·10/10
Stendhal, Julien’i yaratırken epeyce kafa yormuş anlaşılan. Ana karakterin iç ve dış dünyası, yan karakterlerinse ayrıca entegrasyonu, kurgu, akıcılık başarılıydı. Kitabı okurken şunu fark ettim herhangi bir olay karşısında karakterlerin ne yapacağını merak ediyorsunuz. Bu da kitabın akıcı olmasını sağlıyor. Kitaptaki kırmızı orduyu, siyah ise kiliseyi temsil ediyor. Dikkat ederseniz kahramanımız bu imgelerden epeyce faydalanıyor. Neyse gelelim Julien’e; bir taraftan yükselme sevdası, diğer taraftan yaşadığı aşklarla ne istediğini ancak kitabın sonunda farkına varan kahramanımız, merdivenin basamaklarını teker teker çıkarken kitabın başından itibaren sağlamlığı tartışma konusun olan merdiveninin, zaaflarını taşıyamamasını konu ediyor. Ayrıca şunu belirteyim ki, her arzunun gölgesinde bir veya daha fazla zaaflar ortaya çıkıyor. Yazarın başarısı bunu olay örgüleriyle okuyucuya ustaca gösterebilmesidir. Siyaseti, toplum bilimi, çıkar, saygınlık, hırs, köylü kurnazlığı, üst politika ilmik ilmik işlenmiş. Daha fazla açıklama yaparak spoiler vermeyeyim. Beklentimin çok üzerinde bir kitaptı.Hayatı anlatıyor, daha ne olsun..
652 syf.
·6 günde·8/10
Ben de en az Suç ve Ceza’nın Raskolnikov’u kadar iz bırakacak bir karakter diyebilirim Julien Sorel için. Hırs ve tutkusunun esiri olan Mösyö Sorel’in çalkantılı ruh halleri ustaca betimlenmiş. Ya siyah (kilise ) ya da kırmızı(ordu)... Yükselsin yeter ki. İstediği yüksek mevkiyi elde etme yolunda büyük aşkından bile vazgeçmeyi göze alabilecektir. Ama vazgeçebiliyor mu? Yaşadığı iki aşktan hangisi doğru? Hangisi gerçek? Kerestecinin oğlu Mösyö Sorel’e bazen kızacak bazen yanında olacak, bazen de “Bu kadar da olmaz.” diyeceksiniz. Ayrıca eserde yer yer eleştirilerle çizilen bir toplum profili. Yazarın kendi deyişiyle roman, sokağa ayna tutmaktır.
Yazarın dili sade ve akıcı. Cümleler baş döndürecek uzunlukta değil. Bunda çevirmen Ataç’ın da rolü tabii ki yadsınamaz. Ara sıra geçen kişioğlu, betine gitmek gibi sözleri benimseyemesem de yorulmadan okudum diyebilirim.
Keyifli okumalar...
652 syf.
·10/10
Restorasyon dönemi Fransız toplumunun kokuşmuşluğu diye başlamak istiyorum zira o dönem soylularının kendini maddi güçleri sebebiyle herkesten üstün görmeleri ve toplumda belirgin sınıflar oluşturmaları ben de tiksinti uyandırmıştır... Çok zeki fazlaca gururlu bir genç olan Julien Sorel de bütün bunların farkında olmanın acısını çekecek ve bütün benliğini kuşatan bir hırs ve yükselme tutkusunun esiri olacaktır. Din eğitimi alan kahramanımız aynı zamanda bir Napolyon hayranıdır ve iki tutku arasında bocalayıp duracak ve bu bocalamanın yanında hayatına girecek olan iki kadın da onu çok başka yerlere sürükleyecektir... Yazarın üslubuna toplumu, Julien i ve diğer karakterleri yansıtma biçiminde ki gerçekliğe hayran kaldım kesinlikle okunması gereken bir kitap!!!
652 syf.
·Beğendi·10/10
Kusursuz bir psikolojik roman. Okumadan önce pek çok olumsuz yorum duymuştum fakat daha önce belirttiğim gibi pastada krema neyse romanda betimleme benim için odur. Bu yüzden beni rahatsız eden bir durum olmadı. Kitap Restorasyon döneminde Julien Sorel adlı gencin ordu(kızıl) ve kilise ( kara ) arasındaki gelgitleri üzerine kurulu. Kralcıları, liberalleri, aristokratları ve burjuvaları da kurguya çok güzel bir şekilde dahil edip, eleştirilerden nasiplerini veriyor. Kitabı, yaklaşık 600 sayfa ve psikolojik bir roman olmasına karşın neredeyse hiç sıkılmadan kısa bir sürede bitirdim. Edebi yönünden ziyade, dönemi analiz etme açısından da en iyi bir romanlardan birisi. Mutlaka okumalısınız.
''Sadece budalalar dünyaya kızarlar'' diye teselli etti kendisini.'' Taş, ağır olduğu sürece aşağıya düşer.'' Daima çocuk olarak mı kalacağım? Bu insanlara ruhumu sadece paraları karşılığında vermeye yönelik, mükemmel alışkanlığı ne zaman elde edeceğim? Eğer onların (ve böylece kendimin) saygısına erişmek istiyorsam, şunu anlamalarını sağlamalıyım: Zavallı biri olarak onların dünyevi mallarının kölesi olsam da, yüreğimle onların terbiyesiz kendini beğenmişliklerinin çok çok ötesinde, adeta bir tahtın üzerinde bulunuyorum. Onların aciz lütuf emarelerinden ya da küçümseyişlerinden, anlatılması olanaksız bir şekilde daha yüce bir konumdayım.''
Stendhal
Sayfa 78 - İlya Yayınları
''Julian odasına girdiğinde, ilk düşüncesi şu olmuştu: ''Tanrım! Mutlu olmak ve sevilmek! Hepsi bundan mı ibaret yoksa?'' Bir insanın uzun süre hasret duyup da sonunda özlem duyduğu şeyi elde ettiğinde hissettiği, o şaşkınlık ve sinirlilik durumunu yaşıyordu. Hasret, insanın alışık olduğu bir durum olur da, birdenbire ortadan kalkarsa, bu boşluğu dolduracak olan anılar, henüz yeterli olgunluğa sahip değillerdir.''
Stendhal
Sayfa 96 - İlya Yayınları
Modern evliliğin tuhaf yan ürünleri vardır. Eğer evlilikten önce aşk mevcut ise, evlilik denen birlikteliğin sıkıcılığı içinde kesinlikle solup gider. Özellikle de çalışmak zorunda kalmayacak kadar zengin olan eşlerde, dingin evlilik mutluluğuna yönelik temel nitelikli antipati oluşur. Sevda ve aşkların içine balıklama dalmaktansa, bunların yanından geçip gidenler, sadece hayal gücünden yoksun olan kadınlardır.
Stendhal
Sayfa 165 - İlya Yayınları
Julien gelmeden önce, Paris'ten uzakta yaşayan iyi bir anne olarak, çalışmadan başını kaldırmaya vakti olmayan Madam de Rênal; ihtiraslar konusunda biz piyango hakkında ne düşünüyorsak öyle düşünüyordu: Kesin bir hayal kırıklığı ve yalnızca budalaların mutluluk arayacakları bir şey.
Birincisi, dedi, İngilizlerin en akıllısı bile, günde bir saat olsun delidir. İkincisi, akıl ile deha, İngilitere'ye ayak basar basmaz, değerinin yüzde yirmi beşini kaybediyor. Üçüncüsü, dünyada, İngiltere manzaraları kadar güzel, insanı hayran bırakan, heyecan veren hiçbir şey yoktur.
Roman büyük bir yolun üstünde gezdirilen bir aynadır. Kâh göklerin maviliğini yansıtır, kâh yolun çukurlarında biriken çamuru; sonra da kalkar, torbasında ayna taşıyan adamı ahlaksızlıkla suçlarsınız! Aynası, çamuru gösteriyor diye, aynayı suçluyorsunuz!
"İş ciddileşiyor, işin içine yiğitlik giriyor. Kaderin benim gibi adsız, sansız dünyaya getirdiği bir zavallı yoksul böyle bir fırsatı bir yol elden çıkardı mı, bir daha bulamaz; talihinin yine güldüğü olur ama aşağı cinsten mutluluklar verir..."
Stendhal
Sayfa 383 - kumsaati

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kırmızı ve Siyah
Yazar:
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
573
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055768317
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sis Yayıncılık
İlk baskısı 1830’da yapılan Kırmızı ve Siyah, Stendhal’ın hiç kuşkusuz en meşhur eseridir. Roman Napolyon Bonapart’ın sürgüne gönderilişi ile yaşanan Restorasyon Dönemi’ni anlatmaktadır. Stendhal bir aşk hikâyesi içinde o dönemin Katolik Kilisesi’nin, liberallerin, aristokratların, burjuvaların, kralcıların ve özgürlükçülerin de bir portresini çizer okura.


Yükselme ihtirası ile yanıp tutuşan bir genç olan Julien Sorel’in zaman zaman ikiyüzlülüğe kadar varan içten pazarlıklı halini, gerçekten bağlı olduğu dünya görüşünü ve Napolyon hayranlığını saklamaya çalışırken yaşadığı bunalımı anlatan roman, bu yönü ile bir psikolojik roman olma özelliği de taşır.
Kurgusu, sürükleyici anlatımı ve başarılı ruh tahlilleri ile Kırmızı ve Siyah, bugünün okurlarını da fethetmeye devam ediyor.

Kitabı okuyanlar 1.969 okur

  • Şerife Ceyhan
  • Yazar
  • Genco
  • A.
  • Senem Elgören

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (1)
9
%0.2 (1)
8
%0
7
%0
6
%0.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları