Kırmızı ve Siyah

·
Okunma
·
Beğeni
·
18.615
Gösterim
Adı:
Kırmızı ve Siyah
Yazar:
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
573
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055768317
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sis Yayıncılık
İlk baskısı 1830’da yapılan Kırmızı ve Siyah, Stendhal’ın hiç kuşkusuz en meşhur eseridir. Roman Napolyon Bonapart’ın sürgüne gönderilişi ile yaşanan Restorasyon Dönemi’ni anlatmaktadır. Stendhal bir aşk hikâyesi içinde o dönemin Katolik Kilisesi’nin, liberallerin, aristokratların, burjuvaların, kralcıların ve özgürlükçülerin de bir portresini çizer okura.


Yükselme ihtirası ile yanıp tutuşan bir genç olan Julien Sorel’in zaman zaman ikiyüzlülüğe kadar varan içten pazarlıklı halini, gerçekten bağlı olduğu dünya görüşünü ve Napolyon hayranlığını saklamaya çalışırken yaşadığı bunalımı anlatan roman, bu yönü ile bir psikolojik roman olma özelliği de taşır.
Kurgusu, sürükleyici anlatımı ve başarılı ruh tahlilleri ile Kırmızı ve Siyah, bugünün okurlarını da fethetmeye devam ediyor.
652 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Gerçek ismi Marie -Henre Beyle bize kendisini Stendhal olarak tanıtmıştır. Şöhretine uzun yıllar kavuşamayan Stendhal 1880 yıllarından sonra beklediği ilgiye ancak kavuşur, bunu açık ve net kendisi ile ilgili daha önceden öngörmüştür.

Stendhal sadece üç yılı gerektiren çalışmalarının sonucunda sıradan adli bir vakayı sanat eserine dönüştürülmeyi başarmıştı. Fransız devriminden sonraki Restorasyon dönemine ait gerçek olayların üzerinden de bu kitabı yazmıştı. Fransa’nın o döneminde sık rastlanan ve gazetelere düşen olaylardan bir tanesini kaleme almıştır; birey ve toplum çatışmasını resmetmiştir.

Kitap küçük bölümlerden oluşuyor, uzun monologlar içermeyen, sıkıcı anlatı olmayan paragraflarlar ve sayfalar bir birini takip ediyor. Ayrıntılara zaman harcamadan yazar kahramanların en önemli olaylarına konsantre oluyor. Kitaba epigraf olarak Danton’un ‘’Gerçek, şu buruk gerçek’’ kullanılan bu sözleri doğru ve sadece doğru anlatacağını söz vermiş gibi yazar.


Julien, genç bir erkek, büyük kariyer ve büyük servet yapmak ister ve bunun için büyük çabalar harcayarak zengin ve üst tabaka insanlara karışır ve istediklerine varmasına ramak kala hayata veda eder. Henüz 23 yaşında iken… Julien; kerestecinin üç oğularından en küçüğüdür, eğitime yatkınlığı da vardır, din adamlığı veya askeri kariyerinde başarılı olursa kendi hayatı ile yaptığı planlarını gerçekleşmiş olur diye düşünür. Kendisi Napoleon hayranıdır maalesef ki yaşadığı zaman Napoleon zamanı değil ve bundan dolayı hayatındaki amacına varabilmesi için bulunduğu çevreyi küçümseyip, her insanın doğasında olduğu gibi sevgi ve dürüstlüğü yok edip yerine içindeki ego, kibir, ikiyüzlülüğü ve insanlara karşı güvensizliğini büyütüp tüm fırsatları kullanıyor. 19 yaşında olmasına rağmen ne istediğini bilen, yaşının verdiği toyluğuğu yaşar iken hayal ettiklerine ilk adımlarını atmaya başlıyor. Madam de Renal ve Matmazel Mathilde arasında Julien’in kısacık hayatı sıçrayarak geçiyor. Çok kısa zaman diliminde onun alt tabakadan gelme, kilise ve üst tabakaya ilerleme, yükselişini ailesinden kendisine göremediği güvenini sağlamış oluyor. (Bu yükselişin ruh katılaşması ile ters orantılıdır diye söylemeden geçemiyorum.)

Hızlı yükseliş, trajik son…

Kitabın ismi ile ilgili tartışmaların sona ermediğine göre bende kilise ile askerlikten yana düşünmekten vazgeçip kırmızının aşk siyahın ölümü simgelendiğini neden olmasın diyorum… Yüzleri pudralı, peruklu, uzun elbiseli o zamanki üst tabakanın kibarları gözümün önünde hüzünlü canlandırma ile kitabın son yaprağını çevirmiş oldum.

Klasik her zaman klasiktir .
652 syf.
Bundan yaklaşık 20 yıl kadar önce ailemin kitaplığında bulduğum eskimiş kitap kokan Stendhal'ın Kırmızı ve Siyahını ilk kez okuduğumda ailemin bunu nasıl kitap diye rafa koyduklarını anlayamamıştım ve tabi ki yarısına varmadan da bırakmıştım. Sanki Türkçe değildi de başka bir dildi. Sonra bir kaç yıl önce tekrar denedim ve çok sevdiğimi anladım. Sanırım Çeviri bir kitabı sevmekte gerçekten çok büyük rol oynuyor.
652 syf.
·Beğendi·10/10
Böylesine asil ve karakterli aşk ender görülür, Neden klasik sorusuna cevap niteliğinde ..
512 syf.
·Puan vermedi
İyi akşamlar kitap dostları,
Stendhal'in soluksuz okuduğum nadide bir klasiği. Dünya edebiyatında önemli bir yere sahip olan bu eser, aşka dair güzel ama bir o kadar da buruk bir roman . Dilinin sade ve akıcı olması da ayrıca güzel.
Yazar bu kitabında çalkantılı bir aşk hikayesinden bahsederken, insanların nasıl hırslarının, zaaflarının ve arzularının kurbanı olduğunu iyi bir şekilde anlatıyor okuyucusuna. Kitabı okurken hani her hoşlandığını ve beğendiğini aşık olmak zanneden ve aşkın anlamını kaybettirenlere de güzel ironiler de bulunuyor. Gerçek aşkta gurur olmadığını çok güzel bir şekilde ortaya koyuyor. Beklentisiz ve gururun olmadığı aşkın damaklarda bıraktığı tadın yıllanmış şarap misali güzelliğini ve değerini kaybetmediğini anlatıyor. Kitabı okurken mutlu aşk var mı sorusunun cevabını da bir nebze buluyorsunuz. Hüzünlü bir son ile kitaba veda ederken yazarın isyanlarını, dine tanrıya olan veryansınlarını da görüyorsunuz. Bu son bölümleri okurken aklıma PK. Filmi geldi. Kitabı okuyup filmi de izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Sevgiyle kalın
619 syf.
·25 günde·Puan vermedi
Standhal realist bir yazar da bana tuhaf gelen bir şey var. Yazar , Ahmet Mithat gibi nerdeyse Ey Kari’ deyip kitabın bir yerinden fırlayacakmış gibi . Gerçi bu çevirmen ya da yayınevinden mi kaynaklı bilemedim
652 syf.
·22 günde·Puan vermedi
Bazı kitapların “ne” anlattığı, bazılarının ise “nasıl” anlattığı önemlidir okuyucu için.

Hem anlattığı konu hem de anlatım şekli okuyucuyu kitaba bağlıyorsa, artık ona kitap demek abesle iştigal olur. O artık bir şaheserdir.

Vira Bismillah, bu kitabın bir şaheser olmadığını söyleyebiliriz. Anlattığı konu çok da Kaf dağının ardı bir konu değil. Ancak anlatım tarzı tam olarak Şam’da kayısı mertebesinde…
Derinlemesine karakter tahlillerinin yapıldığı, diyalogların değil monologların volta attığı bir kitap karşımızdaki.

Baş karakterimizin adı Julien. Aşağılık kompleksi ile dolu Julien’in bir diğer özelliği ise çok hırslı olması.
“Gayret” kelimesi ile karıştırılsa da; hırs, gayretten farklı olarak hedefe ulaşmak için her şeyi caiz gören bir karakter özelliğidir.
Siz söyleyin; aşağılık kompleksine sahip, hırslı bir insandan daha korkunç bir yaratık var mıdır?

Karakterler kitap boyunca sürekli ikilemlerle karşılaşıyorlar. Ama her seferinde Susanna Tamaro’ya inat yüreklerinin götürdüğü yeri tercih etmek yerine tabulara boyun eğiyorlar.

Varlığının istediği, arzuladığı bir şeyi; toplum, din vb baskı unsurları karşı diye, eyleme geçirmemek, düşüncesinden bile korkmak ve böyle davranarak kendi doğana karşı çıktığın halde bunu erdemli bir davranış olarak nitelemek; aslında deli gibi sıkıştığın halde çişini tutmak veya başka bir deyişle, kendi elinle yaptığın puta tapmaktır.

“Piston düştü” cümlesi sizin için ne ifade ediyor?
5 yıl kadar önce, bir çok insanın kahkaha atmasına sebep olan bir görüntüyü anımsatan bu cümle, şimdi ise bırakın gülümsetmeyi, içi boş bir moda nesnesi olmaktan başka özelliği olmayan “her şey” gibi, insana “hiçbir şey” ifade etmiyor..
Bu kitapta da dönemin olaylarına çok fazla atıfta bulunuluyor. Kahramanların içinde bulundukları durumu veya yaşadıkları duyguları okurlara daha iyi benimsetebilmek için tercih edilen bu yöntem, dipnotlara rağmen, dönem hakkında bilgisi olmayan okur için zorlayıcı bir faktör olarak ortaya çıkıyor.
Anlayacağımız; Fransız devrimi ve Napolyon dönemi gibi konulara ucundan azcık hakim olmak, romanda geçen bir çok konuya, biraz daha az, Fransız kalmamızı sağlayacaktır.

Julien bir din adamı adayı. İnanılmaz bir ezber yeteneği ve latince diline hakimiyeti var. Ama din adamlığını tercih etmesinin sebebi “ruhani” olmaktan daha çok cismani.
Daha çok para ve makam sahibi olmasını sağlayacak diğer mesleklerle karşılaşmadan önce ,yaşadığı fakir hayattan din adamı olarak kurtulmak isteyen biri Julien.
Sayfalar arasında gezinirken, “ahiretten sorumlu” olduğunu iddia eden kilisenin; şu fani dünyanın kendisi kadar fani işleri ile bu kadar çok uğraşırken, gerçek görevini hangi ara yaptığını bulmanın, havuz probleminden bile daha zor olduğunu göreceğiz.
,
Fizik ötesi bir kavrama duyulan bağlılığın, kurumsallaştırılmaya çalışılmasının kaçınılmaz sonucu yozlaşmadır.
Din adamlığının kısıtlı kuralları olan bir meslek haline düşürülmesi yüzyıllardır devam eden bir yanlıştır.
Öğretisi, yöntemi, yolu olmadan; çıkarsız, samimi değerler ile doğaçlama olarak, sadece yürekte kendine yer bulan, bir inanç sistemine sahip olmak güzel olmaz mıydı?

Çok mu saçma geldi?

Bence; “sınırsız” olduğuna inandığın bir yaratıcının “sınırlı” kurallarının olması gerektiğini düşünmekten daha az saçma…

https://www.youtube.com/watch?v=cNYlzKS-ym8
652 syf.
·Beğendi·9/10
Son sayfaları beni bu kadar etkileyen çok az kitap olmuştur . Çok güzel bir hikayesi var.Okumaya kesinlikle değer .
652 syf.
·18 günde·Beğendi·10/10
Dönemin olaylarıyla birlikte nadir bulunacak bir yasak aşkı anlatan bir roman. Kitabın başlarında sıkılarak okudum çünkü anlatımı yoğun. İlerledikçe bağlandım, beğenerek okudum.
652 syf.
·Beğendi·8/10
Kitapta diğer arkadaşların aşk üzerindeki yorumlarına nazaran benim için ikinci plan konusuydu aşk teması.Öncelikle Julien Sorel'in kendini tanıması kendine yön vermesi zaman zaman bocalaması en yükseğe ulaşmak için izlediği yol bu yolda çektiği çileler hepsi benim için birer efsane olacak şüphesiz.Özellikle Papaz olmak istemesindeki amaç herkesin papazlara duydugu saygı dönemin Fransasında papazların konumu ve önemi,Julien sadece zengin olmak isteyen bir karakter değil zengin,saygın ve bulundugu konumda herkesin çekindiği birisi olmak isteyen bir karakter.Julien Sorel kuşkusuz okuduğum en gerçekçi ve en çok örnek alınacak karakterlerden.Bana göre ikinci planda kalan aşka gelince Mathilde karakteri aslında insanların özellikle bayanların çözülmüş hali.Yani bazen bir insanı ne kadar severseniz sevin Mathilde gibi ilgisiz kaldığınızda sevginize yanıt alabilirsiniz.Çünkü Mathilde gibi insanlar genelde elde edemedikleri insanları daha çekici bulur onların aradığı aşık olduğunu düşünen bir köle değildir siz onun için dağları delseniz de size karşı aşkı sevgisi artmaz ama ona Prensin Julien'e verdiği nasihatlerle yaklaşırsanız sizin için herşeyi yapabilir gerekirse ölümü bile göze alabilirler.Bana göre bu da aşka başka bi anlamda katıyor.Kitabı tavsiye ederim kesinlikle okumanız gereken bir kitap.
652 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
sınırlı sayıda eser vermesine rağmen dönemini çok iyi bi biçimde anlatmasıyla başyapıt diyebileceğim bi roman bence . direk okumanızı tavsiye ediyorum.
652 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
Roman Napolyon Bonapart'ın sürgüne gönderilişi ile yaşanan Restorasyon Dönemi'ni anlatmaktadır. Stendhal bir aşk hikayesi içinde o dönemin Katolik Kilisesi'nin, liberallerin,aristokların, burjuvaların, kralcıların ve özgürlükçülerin de bir portresini çizer okura.
Elinden nasıl gelirse öyle ölür insan, ben ölümü kendi istediğim biçimde düşünmek istiyorum.
İç çekişler vardır, gizlendiği için derin mi derin,
Ve gizli bakışlar vardır, kaçamak olduğu için pek tatlı.
Ve al yanaklar vardır ama günah işlemek için değil.
DON JUAN
Stendhal
Morpa Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kırmızı ve Siyah
Yazar:
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
573
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055768317
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sis Yayıncılık
İlk baskısı 1830’da yapılan Kırmızı ve Siyah, Stendhal’ın hiç kuşkusuz en meşhur eseridir. Roman Napolyon Bonapart’ın sürgüne gönderilişi ile yaşanan Restorasyon Dönemi’ni anlatmaktadır. Stendhal bir aşk hikâyesi içinde o dönemin Katolik Kilisesi’nin, liberallerin, aristokratların, burjuvaların, kralcıların ve özgürlükçülerin de bir portresini çizer okura.


Yükselme ihtirası ile yanıp tutuşan bir genç olan Julien Sorel’in zaman zaman ikiyüzlülüğe kadar varan içten pazarlıklı halini, gerçekten bağlı olduğu dünya görüşünü ve Napolyon hayranlığını saklamaya çalışırken yaşadığı bunalımı anlatan roman, bu yönü ile bir psikolojik roman olma özelliği de taşır.
Kurgusu, sürükleyici anlatımı ve başarılı ruh tahlilleri ile Kırmızı ve Siyah, bugünün okurlarını da fethetmeye devam ediyor.

Kitabı okuyanlar 1.972 okur

  • Şerife Ceyhan
  • Yazar
  • Genco
  • A.
  • Senem Elgören

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (1)
9
%0.2 (1)
8
%0
7
%0
6
%0.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları