Adı:
Kitab-ı Zuhur
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
222
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055513177
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nota Bene Yayınları
"Kitab-ı Zuhur" bir ilk roman. Ancak edebiyatla içiçe bir yazarın, uzun süredir edebiyat eleştirmenliği yapan Bülent Yıldız'ın birikimini sergilediği bir ilk roman. "Kitab-ı Zuhur" tartışmasız olarak cesur bir roman. Roman gerek içeriğiyle, günümüz Türkiye'sini konu edinirken bu cesaretini ortaya koyuyor.

Gerekse de üslup, kurgu gibi estetik ve biçimsel yönleriyle alışıldığın çok dışına çıkarak bu cesaretini dışavuruyor. "Kitab-ı Zuhur" postmodern bir roman. Başta olayların içine girerken okurun yaşadığı şaşkınlık, bir süre sonra bir bulmaca çözme keyfine yerini bırakıyor. Tüm bu açılardan romanın edebiyat dünyasında yankı yaratması şaşırtıcı olmayacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)
Kapalı,karışık..
Kitabı kısaca özetle deseniz herhalde bu iki kelime ile özetleyebilirim ancak.Ankara'ya giderken kafam karman çorman..
Uzun süredir roman okuyamama rehaveti vardı üzerimde.Kafamı veremiyordum sanırım.Sonra kitaba başlıyorum.30 sayfa geçmiyor ki Muhlis Arı kim,Boyoz gercek mi hayal mi,Cıbır neyci nereden çıktı? Güngörmezler Ülkesi ve Domuzların Ahırı kitabı gerçekten var mıydı? Ta Cemiyeti dediği Türkiye Cumhuriyeti mi? Hepimiz Hay'ız derken kastettiği Aslında Hepimiz Ermeniyiz miydi? Allahım ne çok soru birikmişti öyle..Ne kapalı bir anlatımdı ne çok Metafor vardı böyle..Kafamda birikmiş sorulara cevap bulurum Belki diye diye kitap da bitti.Sonunda yine ayrı bir şaşırma,ayrı bir sağ gösterip soldan vurma..Neydi şimdi bu böyle? Zaten karısık olan Kafam hepten karıştı anlayacağınız..Hani yazarın yaşadığı dönemleri az çok bilirsem veya eğitimi ne bileyim belki dedim belki bulurum.O bile çare olmadı işte..

Eğer kitabı okumuşsanız Veya okuyacaksanız hani bir resim vardı bi resimde resim yapan bir ressam..Aynen böyleydi kitabı okurken Kafamda kurduğum.Kitabın içinde ayrı bir kitap daha..Yazarın kendisini bile kitap kahramanı olarak görmeniz de cabası üstelik.Bazı yerlerinde karakterlerin farklılığından dolayı ve geçişlerin keskinliği itibariyle çoklu kişilik bozukluğu teşhisi bile koymuş olabilirim kendimce yazara..Diğer bir değinmek istediğim konu ise Kitabın okunma sayısının şaşırtıcılığı..Kıyıda köşede kalmış kitaplardan birinin daha etkileyiciliğine değinelim hazır buraya yolumuz düşmüşken..Olamaz mı olabiliiir!

Kısa kes de aydın abası olsun derler ya öyle yapayım.Uzun süredir roman okuyamayan ben duman oldum iyice sizin anlayacağınız.Güzel kitaptır,hoş kitaptır sizi alır başka alemlere götürür.Okuyunuz efendim vallahi bakın Inceptiona dönecek olay demedi demeyin.Şimdiden okuyacak olanlara keyifli okumalar :)

Edit:Kitabın kapağına nedense hiç dikkat etmemişim ve kitabın kapağına eğer dikkatli bakarsanız kitap için ipucu olabilir.Bana olmamıştı ama size olmayacak diye bir şey yok dimiii? Evet evet,bence de :)
Yeni bir kitap yazmaya çalışan bir yazar sahaflari dolaşırken başı sonu belli olmayan bir kitap bulur bunu tamamlamaya çalışır bir yerde tıkanır ve aslında kendisini de yazan bir başka yazara gider o yazar da aslında bir başkasını yazıyordur. Bu da yazdığı kitaplar yüzünden içerde yatan bir yazardir. Bu karmaşanin içinde düzene karşı hareket eden ve Tâ kuvvetleri tarafından işkenceye maruz bırakılan kişiler de anlatılıyor l.
“Çocuğunu uyutan annenin ninnisindeki tazelik de hislerimle birlikte tarumar olmuş sanki Boyozcum. De ki kan kırmızı şarapla sulamışım içimdeki kimsesizliği. Kimsesizliğim öyle coşmuş ki akordu bozulmuş armonilerin sessizliğini dinliyor gibiyim. Yokluğum sanki hiçbir açısal değer taşımıyor da, iç acılarımla yaşıyorum. İç acılarımın toplamı hep eksi çıkıyor Boyozcum, sokak savaşı karmaşasındayım anlıyor musun? Bir şehrin akşam silueti yıkılıyor gözümün önünde peyderpey. Pencerelerim kış doluyor durup durup. Kışa kesiyorum hiç yoktan. Ya kopmaya çalışıyorum bilincimden ya da bilincim beni koparmaya çalışıyor kendinden. Sanki ölüler oratoryosunda koloratur sopranoyum da cümlem eksik, notalarım çaresiz, aryalarım öksüz kalmış. Piç bir ölüm sancısı yüreğimde yer etmiş de ben o sancıya silah doğrultuş tetiğe basmışım. Namludan çıkan kurşunlar sancıyı ıskalamış, yüreğimi delip hislerimi katletmiş sanki.

İnsan neden hislerinin katili olur Boyozcum?

Hisler gidince geriye kalan nedir, ha nedir?”
"sanki ölüler oratoryosunda koloratur sopranoyum da cümlem eksik, notalarım çaresiz, aryalarım öksüz kalmış. piç bir ölüm sancısı yüreğimde yer etmiş de ben o sancıya silah doğrultmuş tetiğe basmışım. namludan çıkan kurşunlar sancıyı ıskalamış, yüreğimi delip hislerimi katletmiş sanki."
Sanki ölüler oratoryosunda koloratur sopranoyum da cümlem eksik, notalarım çaresiz, aryalarım öksüz kalmış. Piç bir ölüm sancısı yüreğimde yer etmiş de ben o sancıya silah doğrultmuş tetiğe basmışım. Namludan çıkan kurşunlar sancıyı ıskalamış, yüreğimi delip hislerimi katletmiş sanki. İnsan neden hislerinin katili olur Boyozcum? Hisler gidince geriye kalan nedir, ha nedir?"
Çünkü hakikat gözün görebileceği yakınlıkta, aklın eremediği uzaklıktadır Boyozcum. Ama görmeyince göz, katlanamıyor akıl bu ayrılığa. Akıl, hep gözün görmesini istiyor. Göz görsün, gönüller hoş olsun, baştan çıksın istiyor akıl. Göz görmeyince akıl deliriyor anlıyor musun? Zıvanadan çıkıyor, şirazesi kayıyor. Endaze sakata geliyor. Hani ayrılık şarkılarına gözyaşlarımız musallat oluyor ya hep bu yüzden. Aklımız uçup gidiyor bir yerlere. Nereye gittiğini bilmiyoruz. Kayboluyor öyle boşlukta. Akıl serkeş bir bedende anlamsızlaşıyor. Böyle olunca daha bir katlanılmaz oluyor akıl. Hakikatin önündeki kapılar artıyor Boyozcum. İşte ben o kapıları teker teker açıp girmek istiyorum içeri. Katlanmak istiyorum artık anlıyor musun? Aklım ersin, gözüm görsün, kalbim derbederleri oynamasın istiyorum.Bırak da uzaklara gideyim Boyozcum. Bırak da kapıları açayım teker teker. Açıp gireyim içeri. Hakikati göreyim. Kucaklaşayım onunla. Öpüp koklayayım. O da isterse öpüp koklasın beni. Öpüşelim, koklaşalım bir süre. Hasret giderelim."Neredeydin bugüne kadar" diyeyim sonra. "Buradaydım" desin. Benim nerede olduğumu sorsun."Oradaydım" diyeyim. "Oralarda işler kötü galiba" desin. "Boşver şimdi bunları diyip sözünü kesip "özledik" diyeyim. "Özleyen insan gelirdi" diye sitemde bulunsun. Özeleştiri yapayım. Özümü alıp bağrına bassın, eleştirimi isterse siktir etsin.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kitab-ı Zuhur
Baskı tarihi:
Eylül 2014
Sayfa sayısı:
222
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055513177
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nota Bene Yayınları
"Kitab-ı Zuhur" bir ilk roman. Ancak edebiyatla içiçe bir yazarın, uzun süredir edebiyat eleştirmenliği yapan Bülent Yıldız'ın birikimini sergilediği bir ilk roman. "Kitab-ı Zuhur" tartışmasız olarak cesur bir roman. Roman gerek içeriğiyle, günümüz Türkiye'sini konu edinirken bu cesaretini ortaya koyuyor.

Gerekse de üslup, kurgu gibi estetik ve biçimsel yönleriyle alışıldığın çok dışına çıkarak bu cesaretini dışavuruyor. "Kitab-ı Zuhur" postmodern bir roman. Başta olayların içine girerken okurun yaşadığı şaşkınlık, bir süre sonra bir bulmaca çözme keyfine yerini bırakıyor. Tüm bu açılardan romanın edebiyat dünyasında yankı yaratması şaşırtıcı olmayacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • Ab
  • Murat AYMAN
  • gülşah ırmak
  • Mrs. Mysterious
  • Adsız Alkolik
  • Mr Heckles
  • Aslı Akın
  • Mr. Mysterious
  • huriye yalçın

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0