Kitabu'n-Nefs Ve'r-Rûh ve Şerhu Kuvvâhumâ

·
Okunma
·
Beğeni
·
16
Gösterim
Adı:
Kitabu'n-Nefs Ve'r-Rûh ve Şerhu Kuvvâhumâ
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
190
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059513258
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elis Yayınları
Hikmet sevgisini, fikrî dünyalarının referans noktası olarak gören bütün düşünürler belirli bir hiyerarşik düzenin varlığını kabule meyletmiş görünmektedirler. Bu hiyerarşinin en önemli unsurlarından birisi, kuşkusuz insandır. “Kendini bil!” ve “Kim kendini tanırsa, Rabbini tanır.” şeklindeki hikmetli sözlerin işaret ettiği ufuk, insanın bu hiyerarşideki konumunun tespitinin ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

İslam Düşünce Geleneği’nin en önemli isimlerinden birisi olan Fahreddin er-Razî, nefs ve ruh kavramlarının, insanın konumunun tespiti açısından ne denli büyük bir anlam taşıdığının farkında olarak yazdığı bu eserde, farklı düşünürlerden de esinlenerek kıymetli değerlendirmelerde bulunmaktadır. İnsanın ontolojik statüsünün belirlenmesine ek olarak, yaşanılan hayatta dahili ve harici unsurların insana yaptığı olumlu ve olumsuz etkilerin incelenmesi, kitabı ayrıca değerli kılmaktadır. Bu kitabın, özellikle insanın tanınmasına yönelik uğraşlar açısından dinî boyutun büyük oranda gözardı edilmeye çalışıldığı bir dönemde, eksisi ve artısıyla farklı bir perspektif sunduğu ve bu konuda yapılacak çalışmalara katkı sağlayacağı açıktır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Yergiden Hoşlanılmamasının Tedavisi:Sana yergide bulunan, ya sözü doğru ve amacı nasihat olan veya sözü doğru ve amacı zarar vermek olan bir kişidir yahut o, yalancıdır. Şayet bu kişi doğru sözlü ve amacı da nasihat olan birisi ise, bu nedenden dolayı onun yerümesi, ona kızılması ve kin beslenmesi gerekmez. Aksine bunun, ondan sana yönelik bir fayda olduğunun kabul edilmesi gerekir. Çünkü hatalarını sana gösteren kişi, seni cehalet uykusundan uyandırmış, tehlikelere karşı dikkatini çekmiş hatta seni bundan sakındırmıştır.

Doğru söyleyen: fakat amacı sana eziyet etmek olan kişi, gerçekte kendisinden ve sözünden faydalanacağın birisidir. Çünkü şayet bilgisiz bir konumda isen seni uyarmış veya unutmuş bir halde isen ayıbını sana haürlatmış ve güzel gördüğün bir şeyin çirkinliğini sana göstermiştir.

Tüm bunlar, senin mutluluğunun nedenleri ve kendisinden istifade edeceğin şeylerdir. Bundan dolayı, mutluluğu sağlayan ve kötülüğü gideren şeylerle meşgul ol! Kuşkusuz bu kişi işittiğin bu eleştirilerle, tüm bunların sebebini sana göstermiştir. Görmüyor musun; bir melikin yanına girmek istediğinde, elbisen kirlenmiş ise, birisi sana şöyle der: “Ey elbisesi kirli kişi! Elbiseni temizle ve melikin yanına öyle gir.” Senin, o kişinin bu sözünden dolayı sevinmen gerekır: çünkü bu senin açından bir ganimettir.
Üçüncü kısım, bir şeyden Allah katında beri olmana rağmen, sana iftira edilmesidir. Bunu kötü görmemeli, onun yergisiyle meşgul olmamalı ve üç şeyi tefekkür etmelisin:

İlki; şayet bu ayıptan arınmış isen, bütün ayıplardan arınmış olmandır. Öyleyse Allah Teâlâ’ya şükret! Çünkü Allah. düşmanını sende bulunan diğer ayıpların tümüne muttali kılmamıştır ve bu düşman aslında sende olmayan bir şeyi dile getirmekle meşgul olmuştur.

İkincisi; bu sözü işitmenin, insanlar arasına karışma isteğine yönelik güçlü bir nefreti gerektirmesidir. Mahlukattan yüz çeviren insan, kuşkusuz Yaratcı’nın* hizmetine yönelir. Çünkü insanın atıl bir konumda kalması mümkün değildir; aksine o, doğası gereği fail olarak yaratılmıştır. Dolayısıyla, yergi seni halktan Hakk’a; övgü ise Hakk’tan halka çağırır. Ne büyük fark!

Üçüncüsü; Allah’ın seni temize çıkarmış olmasına rağmen, bu sözü söyleyen kişinin yalancılık gibi pis bir nitelikle kendisini kirletmiş olmasıdır. Bu yüzden, yergiden kaynaklanan üzüntüden şaşırtıcı bir şekilde kurtulman nedeniyle şükretmeli ve mutlu olmalısın.

Dördüncüsü; şayet bu fiilin sadece insandan kaynaklandığına inanıyorsan kuşkusuz Allah'a ortak koşmuşsundur. Fiilin Allah’ın kaza ve kaderinden kaynaklandığını düşünüyorsan, bu geçersizdir: yahut onun aciz olan insandan kaynaklandığını düşünüyorsan, (acziyeti nedeniyle) bu insan mazurdur.
Biz deriz ki; varlık ya évveli ve ahiri olmayan bir varlık olur ki, bu Hâlık Teâlâ ve Tekaddes’tir; ya başlangıcı ve sonu olan bir varlıktır ki, bu, dünyadır; ya başlangıcı olan fakat sonu olmayan varlıklardır ki, bunlar beşerî ruhlar ve ahiret yurdudur; ya da dördüncü tür varlık olanlardır ki, bunlar da başlangıcı olmayan fakat sonu olanlardır. Bu tür varlıkların kıdemi olmadığından dolayı yoklukları da imkânsız olduğu için, varlığa gelmeleri imkânsızdır.17

Bu durum sabit olunca, beşerî ruhlar ile ahiret yurdu arasındaki benzerliğin, bu ruhlar ile dünya arasındaki benzerlikten daha fazla olduğu; yine kulun dünyadan ziyade ahirete yakın olduğu ortaya çıkmış olur. Ruhlar açısından geçerli olan bu yakınlık, insanın geçici mutluluklardan ziyade ruhani ve uhrevi mutluluklara eğilimli olmasını gerektirir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kitabu'n-Nefs Ve'r-Rûh ve Şerhu Kuvvâhumâ
Baskı tarihi:
Ocak 2019
Sayfa sayısı:
190
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059513258
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Elis Yayınları
Hikmet sevgisini, fikrî dünyalarının referans noktası olarak gören bütün düşünürler belirli bir hiyerarşik düzenin varlığını kabule meyletmiş görünmektedirler. Bu hiyerarşinin en önemli unsurlarından birisi, kuşkusuz insandır. “Kendini bil!” ve “Kim kendini tanırsa, Rabbini tanır.” şeklindeki hikmetli sözlerin işaret ettiği ufuk, insanın bu hiyerarşideki konumunun tespitinin ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

İslam Düşünce Geleneği’nin en önemli isimlerinden birisi olan Fahreddin er-Razî, nefs ve ruh kavramlarının, insanın konumunun tespiti açısından ne denli büyük bir anlam taşıdığının farkında olarak yazdığı bu eserde, farklı düşünürlerden de esinlenerek kıymetli değerlendirmelerde bulunmaktadır. İnsanın ontolojik statüsünün belirlenmesine ek olarak, yaşanılan hayatta dahili ve harici unsurların insana yaptığı olumlu ve olumsuz etkilerin incelenmesi, kitabı ayrıca değerli kılmaktadır. Bu kitabın, özellikle insanın tanınmasına yönelik uğraşlar açısından dinî boyutun büyük oranda gözardı edilmeye çalışıldığı bir dönemde, eksisi ve artısıyla farklı bir perspektif sunduğu ve bu konuda yapılacak çalışmalara katkı sağlayacağı açıktır.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Muhammet Aslan

Kitap istatistikleri