Kitaplar ve SigaralarGeorge Orwell

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.366
Gösterim
Adı:
Kitaplar ve Sigaralar
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
118
ISBN:
9789755706344
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Books v. Cigarettes
Çeviri:
Levent Konca
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
"Kitaplar, gerçekten de okuyucuların yakınmalarına neden olacak kadar pahalı mıdır?" Sıkça sorulan bu sorunun cevabını bu kez George Orwell arıyor. İşe elindeki kitapların envanterini çıkararak başlıyor ve sigaraya harcanan parayla kitaba harcanan para arasında bir kıyas yapıyor. Cevap sizce ne?
Kitaplar ve Sigaralar, eleştirmenlik ve sahaflık da yapmış olan Orwell`ın sansürden başlayıp eleştirmenliğin çelişkilerine uzanan geniş bir yelpazede edebiyat camiasına ilişkin gözlemlerinden oluşan makalelerini bir araya getiriyor. Edebiyat dünyasına ve bu dünyadaki ilişkileri yöneten ve yönlendiren etiğe ilişkin özgün bir bakış açısı sunan Orwell, yazar, eleştirmen ve okurların panoramasını dönemin politik atmosferi eşliğinde değerlendiriyor.

"Sahafta çalışırken -eğer sahafta çalışmıyorsanız bu mekanı kafanızda çekici yaşlı beyefendilerin uçsuz bucaksız deri ciltli kitap sayfalarının arasında gezindiği bir tür cennet olarak canlandırmanız ne kadar da kolay- beni en çok etkileyen şey gerçek kitapseverlerin az bulunurluğu olmuştu. İlk baskı züppeleri, edebiyat sevdalılarından daha fazlaydı; ucuz ders kitapları için pazarlık yapan doğulu öğrenciler onlardan da çoktu; ama en çok yeğenleri için doğum günü hediyesi arayan kafası karışık kadınlar geliyordu. Örneğin 1897`de çok hoş bir kitap okumuş olan, kendisi için o kitabın bir nüshasını bulup bulamayacağınızı soran sevgili yaşlı hanımefendi. Ne yazık ki kitabın adını ya da yazarını hatırlamıyor, tıpkı hangi konuyla ilgili olduğunu da hatırlamadığı gibi; fakat kırmızı bir kapağının olduğunu unutmamış."
(Tanıtım Bülteninden)
“Kitaplar Pahalı Mı?”

Kitabı yazarken yazarın çıkış noktası kitap okuma oranını düşük olması olmuş. Ta o zamanlardan günümüze kadar gelen bir hakikat, kitap okuma oranın düşük olması. Tabi toplumda azımsanmayacak derece belli bir kesim kitapların çok pahalı olduğunu söylüyor. Yazar bu gibi fikirlerden yola çıkarak kitap fiyatlarının yüksek olmadığını anlatmaya çalışmış. Bunu yaparken o zamanın şartlarında kitap fiyatları ile sigara fiyatlarını karşılaştırarak bir sonuca ulaşmış. Fakat o zamandan bu zamana çok şey değiştiği için yazarın anlattıkları çok anlamlı olmuyor.

Peki, aynı şeyi günümüz Türkiye’si için yaparsak bir anlam kazanabilir mi? Deneyelim…

Bir kişinin günde bir paket sigara içtiğini düşünelim.
Sigaranın Türkiye’de ortalama fiyatı 10 lira.
Kişi günde bir pakete 10 lira vererek, ayda 300 liralık bir bütçe sigaraya ayırmış olmaktadır.
Buda bir kişinin yıllık sigaraya ayırdığı bütçenin 3.600 lira olduğunu gösterir.
Sigarayla beraber harcadığı masrafları da düşünürsek.
Türkiye’de sigara içen biri yıllık olarak 4.000 lira sigaraya vermektedir.
Yaklaşık olarak bu kişinin 10 yıl sigara içtiğini düşünürsek
önümüze 40.000 gibi devasa bir rakam çıkmaktadır.

Şimdi aynı şeyi kitaplar için uygulayalım.
Ülkemizde iyi okuyan bir okur yaklaşık olarak senede 100 kitap okur.
Buna göre kişinin ayda okuduğu kitap sayısı yaklaşık olarak 10 tane diyebiliriz.
( Ki bu rakam gayet iyimser bir rakamdır.)
Kitap fiyatının ortalamasını 15 lira olarak alırsak
kişinin kitaba harcadığı aylık ücret 150 liradır.
Bunu da bir sene için hesaplarsak
iyi bir kitap okuru bir senede kitap için ayıracağı bütçe 1.800 lira olur.
Bununda 10 yıllık maliyeti 18.000 liradır.
Yani 10 sene içinde sigarayı bırakıp kitap okumaya başlarsanız.
22.000 lira kar elde etmiş olursunuz.

Rakamlar bizlere bunları söylerken peki kitabın pahalı olduğunu söyleyebilir miyiz?

Konuşmamız gereken konu şu: “Kitaplar Pahalı Mı?”

Not: Kitap hakkında birkaç söylemek gerekirse kitap birkaç bölümden oluşmakta. Bir bölümde sözünü ettiğimiz konu işlenirken diğer bölümlerinde ise yazarın kendi hayatıyla ve o dönemin şartları ile ilgili düşüncelerini aktardığı yazılarından oluşmakta. Bana göre yayınevi yazarın ismini kullanarak kitap satmaya çalışmış ve bu amaçla kitabı basmış. Ayrıca para ve vakit ayrılacak bir kitap olduğunu düşünmüyorum…
Kitapta yoksullarin ölümü adlı bölümde yazar zatürre olduğu için bir süre kaldığı bir devlet hastanesiyle ilgili anılarını anlatıyor.
Hastanede öldüğü ancak sabah farkedilen hastalardan , onların insan olduğunu unutup onlara adeta deney malzemesi mualemelesi yapan doktorlardan bahsediyor.

Yazar kendi deyimiyle 19. Yuzyilin pis kokan acı dolu hastanesinden iyileşir iyileşmez kaçıyor. Evet kaçıyor. Bu aynı şey gibi değil mi mesela , bizim yirmibirinci yüzyılın katliamlarından kumandanın bir tuşuyla kaçışımız gibi.

Yazar benim dönemimde de savaslar vardı lakin en unutamadığım şey bir savas anısı degil , Titanik'in battığını gazetede okuduğum andı diyor.

Bizim en unutamadığımız an ne dünyaya dair?
Bihterin ölmeden önce Behlül'e -beni, beni, bihterini deyişimi?
Ya da koreli bir şarkıcının milyarlar izlenen klibi mi?

Suriyeli bir çocuğun yerden ekmek kırıntıları toplayıp yediği
ya da bir babanın açlıktan ölen evladına son bakışı gelmez aklımıza belki de.

Yazar simdi yaşıyor olsaydı yirmibirinci yüzyıl icin ne düşünürdü merak ediyorum.

Ondokuzuncu yy'ın hastanesine döndü dünya Orwell.

İnsanlar ölüyor ancak biz farkında bile degiliz.

Benzer kitaplar

Hayvan Çiftliği ve 1984'ü okuduktan sonra Orwell nasıl biridir çok merak ediyordum ve bu kitap sayesinde onu biraz tanımış oldum diyebilirim.
Kurgu kitapları ile kıyaslandığında denemelerden oluşan bu kitabı biraz sönük kalıyor gibi dursa da aslında Orwell'ın hayatını ve düşüncelerini bize açtığı için oldukça önemli bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Kitabı George Orwell'in mortgage kredilerini kapatmak için yazdığını düşünüyorum. Çok beğendiğim bir diğer kitabı Paris ve Londra'da Beş Parasız'dan esintiler olsa da yetmiyor. Umarım kredini kapatırsın Orwell Usta canın sağolsun..
Okumakta çok geç kaldığım Orwell'in okuduğum ilk kitabıydı. Farklı gazete ve dergilerde çıkmış olan makalelerinden oluşan bu kitapta yazar, gözlem ve tespitlerini okuyucu ile paylaşıyor. Kitabın arka kapağında da yer alan 'sahaf sahnesi', kitabı okumamda en önemli etken olmuştur. Ayrıca, yazarın bir dönem eğitim aldığı St Cyprian's isimli okuldan bahsettiği kısım da gayet etkileyiciydi. Güçlü gözlem yeteneği ve muhteşem tespitleriyle iz bırakan Orwell'in tüm kitaplarının okuması gerektiğini düşünüyorum.
Yazarı daha yakından tanıma fırsatı bulduğum bir kitap.Hediye olarak bugün geldi.Çok sevdiğim,kitap okumayı seven ve kitap hakkında tartışmayı seven komşumdan hediye geldi.Yazarın eleştirmenlik ve sahaflık yapmış olması,sansürlükten başlayıp eleştirmenliğe ve eleştirmenliğin çelişkilerinden bahsettiği bir kitap.Sahaflıkla ilgili yaptığı tasvir çok hoşuma gitti.Keyifli okumalar.
Orwell'ın okuduğum 8. Kitabı ve bunu da diğerleri kadar çok sevdim.
Kitabın ismine bakarak sadece kitaplardan bahsedildiği düşünülmesin. Evet denemelerden ilkinde yazar bir sahafta çalıştığı dönemleri anlatıyor. Bunun dışında her türlü konuya değiniyor. Beni en çok etkileyen çocukluk yıllarını anlattığı kısım oldu.
Okunmaya değer bir kitap..
Henüz yeni başladığım fakat yazarın yaptığı kitap sigara kıyasından sonra tütüne başlamayı düşündüğüm ve çoğunlukla yazarı haklı bulduğum bir kitap, en azından şimdilik.
İlk etapta kitaplara ulaşmanın ve kitaplarla anlaşmanın zorluğundan ve prestijsiz bir iş olduğundan bahseden yazar kitabın ilerleyen bölümlerinde çoğunlukla kendi çocukluğundan bahseder. Son bölümleri bi otobiyografiyi andıran kitapta, yazar herzamanki devrimci üslubuyla çarpık düzene atıflarda bulunur ve çocukların bu düzen ile birlikte fikir dünyalarının yozlaşmalarından yakınır. Her nekadar kitaba Orwell'in aşırı beyimleyici üslubunu göze alıp başladıysam da sonlara doğru bi hayli yorucu olmaya başladı. Herşeye rağmen okumaya değdi...
Aslında aklımda 1984’ünü okumak olsa da kısa sürede biten bu eseriyle başlamış oldum. Başlarken kitaplar üzerine başlayıp bitişi evden uzakta verilen eğitimin ona kattıkları ve kaybettirdikleriyle yaptı. Neden kitap alamıyoruz? Kitaplar pahalı mı yoksa önceliklerimiz mi farklı? Çok güzel ve klasik bir örnekle başlıyor: Sigara içen birisi sigaraya yaptığı yıllık harcamayı kitaplara yapsa aslında çok da pahalı gelmiyor insan gözüne kitaplar; tabi ayrıca kitaplardan ücretsiz yararlanabileceğiniz yerler de var; halk kütüphaneleri gibi. Geriye sadece ne istediğini bilmek kalıyor.
Daha sonraları totaliter rejimle ilişkilendirmeye çalışıyor kitapları, okumayı, bilgilenmeyi. Totalitarizmin istediği tek tip insan sanırım; rejim istediğinde istediği yönde kendini geliştirip istemediğinde geliştirmeyen insan tipi. Başında diktatörlüğün olduğu, kendine ait fikirlere sahip olanların pek önemsenmediği ve istenilen doğrultuda ilerlemeyi alışkanlık edinmiş bir millet düşünün; bu durumda kitap okuma isteğinin belireceğini pek sanmıyorum.
Sonlara doğru ise çocukluktan burs kazanabilmek için verildiği bir eğitim kurumu ve bu kurum aracılığıyla var olan eğitim anlayışı üzerinde duruyor. Sınıfsal ayrılıkların yansıtılmaya, olumsuz davranışların şiddetle yok edilmeye çalışıldığı, üzerinde psikolojik baskı kurularak özgür düşünmenin engellendiği ve yatılı olarak verilen bir eğitim söz konusu. Yatılı okuldaki mevzulardan (yemekhanelerde çeşitli yemek yapılmaması, ek öğün verilmemesi, sağlıklı besinlerle beslenilmemesi) bahsederken kendimi ve lisedeki arkadaşlarımı görmeye başlayıp yazara yakın hissetmiştim. Söz konusu durumların çoğundan biz de muzdarip olmuştuk fakat o zamanlar bu tür durumların idare ve devlet sistemi ile ilgili olduğunu kavrayamamıştım. Ülkenin yönetildiği rejimle alakalı olabileceği, bizi düşünür görünüp aslında kendilerini düşündükleri, bizim için o şekilde yararlı olabileceğinden değil de kendi çıkarları doğrultusunda bu şekilde olacağı gelmemişti aklıma. Tabii bir de eğitimin verilme şekli var. Her ne kadar yönetilme şekli bağlantısız gibi görülse de bu sistemin de öğretmenlerden ve öğrencilerden beklentileri, uygulatmak istedikleri bazı yöntemler, belli bir düşünceye bağlı olmamız için şekillendirdikleri düşüncelerimiz var, olmaya da devam ediyor lakin her geçen gün özgür iradeyi kısıtlayıp, düşünce özgürlüğüne gem vurarak.
İşte böyleyken şöyleydi derken bitiyor kitap ve ben nedense yaşanmışlıklarla birlikte bir şeylerin daha farkına vararak kapatıyorum kapağını.
George Orwell beklentimin aksine kitapları büyük ölçüde atlamış. Oysa direk kitaplar üzerine bir inceleme olmasını hayal etmiştim sanki. Beklentimi yanlış yönde yaptığım için ufak bi hayalkırıklığı yaşadım, puanı ordan kırdım. Yoksa Orwel'in anlatımı yerli yerinde.
Her ne kadar deneme diye geçse de daha çok anılarını derlediği bir kitap olarak göze çarpıyor. Kitabın ismini "hatıralar", "anılar" vb. diye değiştirseydi hiçte sırıtmazdı.

Söz konusu George Orwell ama yine de beklentiyi yüksek tutmayın. Ve deneme olarak değil de anı kitabı olarak okuyun. Böylece kitaptan daha fazla zevk alırsınız.
“İnsanın tekrar tekrar okuduğu, aklının demirbaşları arasında yerini alan ve hayata bakışını değiştiren kitaplar vardır; göz atıp asla baştan sona okumadığı, bir oturuşta okuyup bir hafta sonra unuttuğu kitaplar da.”
"Örneğin, dua kitabı tanrıyı sevmenizi ve ondan korkmanızı söylüyordu; fakat korktuğunuz birisini nasıl sevebilirsiniz ki?"
George Orwell
Sayfa 107 - Sel Yayınevi
Dua kitabı tanrıyı sevmenizi ondan korkmanızı söylüyordu; fakat korktuğunuz birisini nasıl sevebilirsiniz ki? Kişisel duygularınız söz konusu olduğunda aynısı geçerliydi. Ne hissetmeniz gerektiği genelde yeterince açıktı, ama doğru duygu emredilemezdi.
"Kitap tüketimimiz bu kadar düşük olmaya devam ederse, en azından bunun nedeninin kitapların satın alındıkları ya da ödünç alındıklarında çok pahalı olmalarında değil okumanın köpeklere, sinemaya ya da pub'a gitmeketen daha az heyecan verici bir meşgale olmasında yattığını itiraf edelim."
"Sahafta çalışırken -sahafta çalışmıyorsanız bu mekanı kafanızda çekici yaşlı beyefendilerin uçsuz bucaksız deri ciltli kitap sayfalarının arasında gezindiği bir tür cennet olarak canlandırmanız ne kadar da kolay- beni en çok etkileyen şey gerçek kitapseverlerin az bulunurluğu olmuştu. Dükkanımızın olağanüstü ilginç bir kitap stoku vardı, ancak müşterilerimizin yüzde onunun bile iyi kitabı kötü kitaptan ayırt edebildiğinden şüpheliyim. İlk baskı züppeleri, edebiyat sevdalılarından daha fazlaydı ama ucuz ders kitapları için pazarlık yapan doğulu öğrenciler onlardan da çoktu; yine de en çok yeğenleri için doğum günü hediyesi arayan kafası karışık kadınlar geliyordu."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kitaplar ve Sigaralar
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
118
ISBN:
9789755706344
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Books v. Cigarettes
Çeviri:
Levent Konca
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
"Kitaplar, gerçekten de okuyucuların yakınmalarına neden olacak kadar pahalı mıdır?" Sıkça sorulan bu sorunun cevabını bu kez George Orwell arıyor. İşe elindeki kitapların envanterini çıkararak başlıyor ve sigaraya harcanan parayla kitaba harcanan para arasında bir kıyas yapıyor. Cevap sizce ne?
Kitaplar ve Sigaralar, eleştirmenlik ve sahaflık da yapmış olan Orwell`ın sansürden başlayıp eleştirmenliğin çelişkilerine uzanan geniş bir yelpazede edebiyat camiasına ilişkin gözlemlerinden oluşan makalelerini bir araya getiriyor. Edebiyat dünyasına ve bu dünyadaki ilişkileri yöneten ve yönlendiren etiğe ilişkin özgün bir bakış açısı sunan Orwell, yazar, eleştirmen ve okurların panoramasını dönemin politik atmosferi eşliğinde değerlendiriyor.

"Sahafta çalışırken -eğer sahafta çalışmıyorsanız bu mekanı kafanızda çekici yaşlı beyefendilerin uçsuz bucaksız deri ciltli kitap sayfalarının arasında gezindiği bir tür cennet olarak canlandırmanız ne kadar da kolay- beni en çok etkileyen şey gerçek kitapseverlerin az bulunurluğu olmuştu. İlk baskı züppeleri, edebiyat sevdalılarından daha fazlaydı; ucuz ders kitapları için pazarlık yapan doğulu öğrenciler onlardan da çoktu; ama en çok yeğenleri için doğum günü hediyesi arayan kafası karışık kadınlar geliyordu. Örneğin 1897`de çok hoş bir kitap okumuş olan, kendisi için o kitabın bir nüshasını bulup bulamayacağınızı soran sevgili yaşlı hanımefendi. Ne yazık ki kitabın adını ya da yazarını hatırlamıyor, tıpkı hangi konuyla ilgili olduğunu da hatırlamadığı gibi; fakat kırmızı bir kapağının olduğunu unutmamış."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 202 okur

  • Dide Luna
  • Poyraz Kurt
  • Salih
  • SAMET ALICI
  • Hakan Çoban
  • Hatip Gür
  • Aişe Pelin OKAN
  • Met
  • Veli Altınkaya
  • Ahmed Asaf Toprakçı

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2
14-17 Yaş
%6
18-24 Yaş
%35
25-34 Yaş
%41
35-44 Yaş
%10
45-54 Yaş
%3
55-64 Yaş
%2
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%51.6
Erkek
%48.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.3 (9)
9
%11.3 (9)
8
%32.5 (26)
7
%27.5 (22)
6
%11.3 (9)
5
%3.8 (3)
4
%1.3 (1)
3
%0
2
%1.3 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları