·
Okunma
·
Beğeni
·
793
Gösterim
Adı:
Kitapları Nasıl Okumalı
Baskı tarihi:
Ekim 2011
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055515447
Orijinal adı:
How to Read a Book: The Classic Guide to Intelligent Reading
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Birleşik Kitabevi
Pek çok insan ne tür kitaplar okuması gerektiği konusunda büyük bir kaygı taşır. Kütüphanelerin ya da kitabevlerinin raflarını dolduran binlerce kitap arasından kendi yolunu aydınlatacak olanları bulmak için yoğun bir çaba harcaması gerektiğini düşünür. Yazarlara en çok sorulan sorulardan biri, kimleri ya da neleri okuduklarına dairdir hep. Hiç şüphesiz, doğru kitapları bulmak ve boşa zaman kaybetmeksizin, sınırlı zamanda 'en iyileri' okumak önemlidir ancak 'ne tür' veya 'hangi' kitapların okunmasına olan odaklanma hemen her zaman okumanın nasıl yapılması gerektiği konusunun üstünkörü geçilmesine ve sonuçta, doğru kitaplara ulaşılmış olsa bile büyük bir zaman kaybına ve kafa karışıklığına sebep olur. Böylesi bir durumda ilk başvurulan savunma o kitabın 'doğru kitap' olmadığı şeklindedir. İnsanların o kitapta 'ne bulduklarını' bir türlü anlayamamaktadır okur. Elindeki 'sıradan' görünümlü kitap nasıl olup da yüzyıllara dayanmış ve büyük bir eser olarak kendisine ayrılan başköşeye kurulmuştur. Derken, o kitap bırakılır, yeni bir doğru kitap için yeni bir arayış..bu böyle sürer gider. Her kitap ayrı bir dünyadır. Kağıt üzerinde yazılı her metni aynı şekilde okumak mümkün olsa bile, aynı şekilde anlamına varmak ve tam bir kavrayışla, yazarın vermek istediklerini almak mümkün değildir. Shakespeare'nin onca çağrışımlara açılan soneleriyle, herhangi bir yemek kitabını aynı şekilde okumak elbette mümkün değildir. Balzac'tan, Tolstoy'dan, Stendhal'dan okumakla, bir toplantı raporu okumak nasıl bir tutulabilir. Benzer şekilde, bir kimsenin her gece uykuya dalmadan önce sevdiği bir kitaptan belli bir bölüm okumasıyla, diyelim bir akademisyenin, bir konu üzerine aynı anda beş on makaleyi eşzamanlı olarak okuması aynı okuma eylemi midir? (Arka Kapak)
352 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Kitapları Nasıl Okumalı, Mortimer J. Adler ve Charles Van Doren tarafından yazılan inceleme kitabıdır. Adler ve Van Doren bu kitapta 'doğru kitapları bulmadan önce yapılacak işin doğru bir okuma yapmayı öğrenmeye çalışmak olduğu' ilkesi üzerinden yazılarını okuyucuya aktarmaktadırlar. Zamanımızda yazılan binlerce kitabın hepsini okumanın mümkün olmadığını ve bunların arasından doğru olanı seçmek gerektiğini belirtmektedirler. Bu seçimin doğru yapılması için gereken şartları ve kuralları okuyucuya vermektedirler.
Yazarlara göre her türün kendine özgü bir okuma yöntemi olduğu ve bu okuma yöntemiyle hem doğru kitabı bulmuş olacağımız hem de zaman kaybından kurtulacağımızdır.
Adler ve Van Doren'in kitabı, ele aldıkları okuma yöntemlerinin sistemli ve düzenli bir yapısı olmasından ve her türden okuyucuya oldukça doyurucu bilgiler sunduğundan, okunmaya değer bir eser olarak ele alınmalıdır...
352 syf.
Kitap okumanın okuyucuya bir katkısı, anlayışta vede değerde bilinç sağlamasıdır.
O nedenle öncelik verilerek kesinlikle, şimdiden sonra ilk bu kitap okunmalıdır.
352 syf.
·Beğendi·10/10
3 sebep için okuma vardır:Eğlenmek anlayış kazanmak ve Bilgi sahibi olmak.Bu kitap anlayış kazanmak isteyenler için yazılmıştır.4 okuma düzeyi vardır. Bu kitap analitik okuma yapacaklar içindir.
352 syf.
·8 günde·6/10
Mortımer J. Adler ve Charles Van Doren’in kaleme alıp Erkan Koca’nın Türkçe’ye çevirdiği ‘Kitapları Nasıl Okumalı’ adlı eserin amacı, yazarlarının ifadesiyle; ‘ Bu kitap, okurlara ve okumak isteyenlere yönelik. Özellikle de kitap okurları içindir. Daha da özelde, kitap okumaktaki temel amacı, daha yüksek bir anlayış kazanmak olanlar içindir’ şeklinde belirtilmiş. Arka kapaktaki  tanıtım yazısında da;  ‘ … Adler ve Van Doren’in  yazıldıktan kısa bir süre sonra büyük bir etki alanına ulaşmış olan bu kitabı, hangi kitapların nasıl okunması veya okunmaması gerektiğini, klasik eserlerden yola çıkarak, zengin örneklemelerle ve insanı içine kolayca alan bir dille ele alıyor’ ifadeleri adıyla zaten yeterince merak ve ilgi uyandıran, okuyucuların  kitabı satın almalarını tetikleyen cümleler. Bakalım, Kitapları Nasıl Okumalı,  oldukça iddialı bu sözlerin karşılığını verebilecek mi, birlikte karar vereceğiz buna.
Fotoğrafın, grafik sanatlarının ve internetin hakim olduğu bir dünyada okumanın eskiden olduğu kadar gerekli olup olmadığı şeklinde bir tezle başlıyor kitap, yazarların;  ‘herkesi bilgi bombardımanına tutan medya araçlarının, düşünmeyi gereksiz hale getirecek şekilde tasarlanmış olmasından dolayı bilgilerin plansız, programsız  şekilde zihinlere doluşturularak işlerin yürütülmesi edinilen bilginin işlevselliğini öldürüyor’ cevabı da bu meselede aldıkları konumu imliyor bize, dolayısıyla kitap okuma becerisinin geliştirilmesinin temel kaygımız olması gerektiği  öneriliyor. Gözlerin hareket ettirilmediği uyuklar haldeki bir zihinle yapılan pasif okumadan ziyade okumanın etkin bir çaba olduğu bilinciyle, bu etkinlikte aktifliğin artmasının okuma kalitesinin de artacağına işaret etmektedir, bir çeşit arz talep meselesi yani.
Peki aktif okuma neleri barındırır? Bu soru, kitabın pek çok yerinde özellikle vurgulanıyor: Bir kitabı ya mükemmel bir şekilde anlar, ya da anlayamazsınız. Okunan kitabı harfiyen anlayamayanlara getirilen öneri, sizden daha iyi okuyabileceğini düşündüğünüz birine anlamadığınız kısımları size açıklamasını istemektir. Buradaki ‘biri’ yaşayan bir kişi veya bir başka yardımcı kitap ya da ders kitabı olabilir, ya da bu dış etkenlerin hiçbirine başvurmadan anladıklarınızı yeterli görebilirsiniz. Yazarın ironisi bu elbette, tüm bu durumlarda kitabın gerektirdiği okuma işini yerine getirmiş olmazsınız. Doğrudan doğruya kitaba kafa yormak, sadece kendi zihin gücünüzle aşama aşama az olan anlamanızı daha üst seviyeye yükseltmek tek çözüm yolu.
Okumanın bilgi edinmek ve anlayış kazanmak üzere iki amacı vardır. Gazete, dergi benzeri yayınlar okurken kendi yetenek ve becerilerimiz sayesinde okuduklarımızı bütünüyle anlaşılır görmek bilgi edinmeye karşılık gelir. Bu tür bir okuma bilgi seviyemizi arttırır, anlayışımızı değil. Anlayış kazanmak; birinci okumada tam olarak anlaşılmayan kısımların yeniden okunması durumunda çıkar. Başlangıçta yazar okuyucusuna üstün durumda iken okurun bu eşitsizliğin üstesinden gelmesi gerekir. Yani, bizden daha iyi olanlardan bir şeyler öğrenebiliriz. Kitapta anlayışı arttırmaya dönük okumanın ön plana alındığı görülüyor. Peki öğrendiğimizi anlamanın yolu ne: Yazarın söylediklerini hatırlamak…
Okuma düzeylerinin dörde ayrıldığı kitapta, başlangıç okumasının yani ilk aşamanın yanlış veya eksik yapıldığı durumlarda inceleyici, analitik ve en yüksek kuma düzeyi olan sintopik okumada istenen verim alınamayacaktır. Kitabı hızlıca taramak ve bir ön okuma yapmak, okuyacağımız kitabın üst düzey okumalara değip değmeyeceğini gösterir. Yazarların büyük emekler harcayarak yaptıkları içindekiler kısmı çoğu zaman okuyucu tarafından atlanır, halbuki kitabın okumaya değip değmeyeceğini anlayamamız tarama aşamasında işimize çok yarayacaktır.
İnceleyici okuma yani ikinci okuma düzeyi kısıtlı zamanda en fazla bilgi alabilmeyi amaçlar. Yani burada da okuma hızı önem kazanır. Kitabı baştan sona aynı hızda okumak hatadır, zorlanma derecelerimize göre yer yer hızlı ya da yavaş okumak en doğru olanıdır, nihai olarak kavramada iyi durumda olmalıyız.
Kitabı okurken uyanık kalıp kalmamanız okumakla ne amaçladığınıza bağlıdır. Kitabın bütünü ne hakkında, ayrıntılarda neler, nasıl söylenmektedir, kitap bir bütün olarak veya kısmen doğruluk taşıyor mu, farkı ne? şeklindeki dört soru herhangi bir kitap hakkında sormamız gereken dört temel sorudur. Kitabı okurken sürekli sorular sormak, talepkar okuyucunun temel vasfıdır, okumadan da azami faydanın sağlanabilmesinin. Okuma yaptığınız kitap hakkında sorular sorma alışkanlığına sahip olduğunuzda daha iyi bir okur haline gelmişsiniz demektir. İyi kitaplar, zihninizin bir parçası haline gelenlerdir.
Okuma esnasında notlar almak, yazardan farklı düşündüğünüz, ya da yazara karşı çıktığınız yanların ifadesidir. Bir sanat dalının kurallarını bilmek onun alışkanlığına sahip olmak demektir.
Eğer bütün okuduğunuz kitaplar, kendi kapasitenizi aşmayan kitaplarsa bu sizi bir okuyucu olarak ileri götürmeyecektir. Sizi ve boyunuzu aşan kitapları elinize almalısınız. Ancak bu tür kitaplar, zihninizi zorlayıcıdır. Ve zihninizi zorlamadıkça, öğrenemezsiniz.
Charles Van Doren
Sayfa 340 - Atıf Yayınevi
İyi kitaplar zihninizin bir parçası haline gelenlerdir; eğer öyle olmuyorlarsa sizin için iyi değiller demektir.
Eleştiri noktaları için özel kriterler:
• Yazarın nerede bilgisiz olduğunu ortaya koyun.
• Yazarın nerede yanlış bilgi sahibi olduğunu ortaya koyun.
• Yazarın nerede mantık hatası yaptığını ortaya koyun.
• Yazarın analizi ve açıklamasının nerede eksik kaldığını ortaya koyun.
Charles Van Doren
Sayfa 170 - Atıf Yayınevi
Eğer yeterli beceriyi edindikten sonra bir kitabın bütününü kavramak için hiç çaba harcamanız gerekmezse ve eğer parçaları ve parçaların birbirleriyle ilişkisini hemen çıkarabilmekteyseniz o halde, sahip olduğu ün ne olursa olsun o, çok büyük ihtimalle kötü bir kitaptır.
Batı dünyasının büyük geleneği içerisinde belki de en büyük saygı gösterilen fakat en az okunan kitaplar özellikle Homer’in İlyada ve Odyssey’i, Virgil’in Aened’i, Dante’nin İlahi Komedya’sı ve Milton’un Kaybolan Cennet’i gibi büyük epik şiirlerdir.
Charles Van Doren
Sayfa 226 - Atıf Yayınevi
Bir kitap tıpkı doğa veya dünya gibidir. Bir soru sorduğunuzda sizi ancak kendi kendinize düşündüğünüz ve analiz ettiğiniz ölçüde cevaplandıracaktır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kitapları Nasıl Okumalı
Baskı tarihi:
Ekim 2011
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055515447
Orijinal adı:
How to Read a Book: The Classic Guide to Intelligent Reading
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Birleşik Kitabevi
Pek çok insan ne tür kitaplar okuması gerektiği konusunda büyük bir kaygı taşır. Kütüphanelerin ya da kitabevlerinin raflarını dolduran binlerce kitap arasından kendi yolunu aydınlatacak olanları bulmak için yoğun bir çaba harcaması gerektiğini düşünür. Yazarlara en çok sorulan sorulardan biri, kimleri ya da neleri okuduklarına dairdir hep. Hiç şüphesiz, doğru kitapları bulmak ve boşa zaman kaybetmeksizin, sınırlı zamanda 'en iyileri' okumak önemlidir ancak 'ne tür' veya 'hangi' kitapların okunmasına olan odaklanma hemen her zaman okumanın nasıl yapılması gerektiği konusunun üstünkörü geçilmesine ve sonuçta, doğru kitaplara ulaşılmış olsa bile büyük bir zaman kaybına ve kafa karışıklığına sebep olur. Böylesi bir durumda ilk başvurulan savunma o kitabın 'doğru kitap' olmadığı şeklindedir. İnsanların o kitapta 'ne bulduklarını' bir türlü anlayamamaktadır okur. Elindeki 'sıradan' görünümlü kitap nasıl olup da yüzyıllara dayanmış ve büyük bir eser olarak kendisine ayrılan başköşeye kurulmuştur. Derken, o kitap bırakılır, yeni bir doğru kitap için yeni bir arayış..bu böyle sürer gider. Her kitap ayrı bir dünyadır. Kağıt üzerinde yazılı her metni aynı şekilde okumak mümkün olsa bile, aynı şekilde anlamına varmak ve tam bir kavrayışla, yazarın vermek istediklerini almak mümkün değildir. Shakespeare'nin onca çağrışımlara açılan soneleriyle, herhangi bir yemek kitabını aynı şekilde okumak elbette mümkün değildir. Balzac'tan, Tolstoy'dan, Stendhal'dan okumakla, bir toplantı raporu okumak nasıl bir tutulabilir. Benzer şekilde, bir kimsenin her gece uykuya dalmadan önce sevdiği bir kitaptan belli bir bölüm okumasıyla, diyelim bir akademisyenin, bir konu üzerine aynı anda beş on makaleyi eşzamanlı olarak okuması aynı okuma eylemi midir? (Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 16 okur

  • Ebru Tuna
  • Hatice ッ
  • Ezgi
  • Esradere
  • Ahmet Sait
  • Yusuf ALPASLAN ÖZDEMİR
  • Ahmet Demir
  • Onur ÇINAR
  • Sedat Yıldırım
  • Mehmet Bölük

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (2)
9
%25 (2)
8
%12.5 (1)
7
%12.5 (1)
6
%12.5 (1)
5
%12.5 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0