Kitapların Şenlik Ateşi

0,0/10  (0 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
32 gösterim
Serdar Rifat’ın son yirmi yılda yazdıklarından oluşan bir kitap Kitapların Şenlik Ateşi. Romandan biyografiye, imgeden kolaja, Tutunamayanlar’dan Madam Bovary’ye, Bilge Karasu’dan Giorgio Manganelli’ye, Samuel Beckett’den Maurice Blanchot’ya uzanan, birbirine kıvılcım sıçratan bu yazılarda Serdar Rifat, okuma serüvenini, okuma biçimlerini, kendi yazarlarıyla yapıtlarını irdelerken sıkı eleştirilerde bulunmaktan da geri durmuyor.
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2008
  • Sayfa Sayısı:
    208
  • ISBN:
    9789750814433
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:

Fowles ve diğer bazı çevirilerinden tanıyordum Serdar Rifat'ı. Beğenmiştim çevirilerini, işini iyi yapan biriydi. Böyleyken, yazdığı kitaplardan birine denk geldim. Bir şans tanıyıp, aldım. Aldığım iyi olmuş.

Montaigne ile başlıyor, ileride çatallaşacak olan denemeler cümbüşü olan kitap. Söz Andre Gide'e geliyor bir anda, bir de bakıyorsun Zweig üzerine eğilmiş yazar, akabinde nefis bir Flaubert - Stendhal karşılaştırması; derken edebiyatçı ile yazar'ı, ardından "yaratıcının gölgesindeki yapıt kavramı"nı, bir bakıyorsun "roman ve egoizm"i, yıldırım hızında ve takip eden ayrı konular şeklinde ele alıyor yazarımız. Pırıl pırıl bir zihni var yazarın, konulara bakışı oldukça derin ve işlenmiş şekilde. Yazın dünyasının dokunulmamış alanlarında yazması ve ilginç bağlantılar kurabilmesi şahane.

Edebiyatta yalan ve yalancılık mı dersin, yeme-içme kültüründen söz etmesi mi dersin, biyografinin tuzaklarını bize göstermesi mi dersin, "içinde okur olarak kalınan kitabevleri"nden bahsederken, bizim de içimizden geçenleri bir bir dökmesi mi dersin.. Kundera'nın anlatı tarzından, edebiyatta imge kavramının irdelenmesine, düşler ve düşlemlerden "adı kötüye çıkmış görsel bir teknik olarak kolaj"a..

Zaman ve zamansallığı, önce edebiyat açısından inceler; mesela akıllara ilk gelen isim olan Proust ya da edebiyatımızdan bir örnek olarak Tanpınar çerçevesinde; ardından felsefeye geçer: Heidegger ile yahut Paul Ricceur ekseninde.

Türkçe yazın söz konusu olduğunda eserlerine bayıldığım birkaç isimden biri olan Bilge Karasu'nun anlatı tarzını, yani üslubunu/biçemini öyküleri ve adı konmamış düzlemlerdeki yazılarını tartışır. Elbette saygıyla, huşuyla..

Özetle, "Kİtapların Şenlik Ateşi", hakikaten de kitapların baş döndürücü şenliğine tanık olduğumuz, sadece kitapların da değil, onların yaratıcılarının da incelendiği, irdelendiği, sorgulandığı, yer yer biraz da yargılandığı bir inceleme kitabı.