·
Okunma
·
Beğeni
·
12771
Gösterim
Adı:
Kitleler Psikolojisi
Baskı tarihi:
5 Haziran 2018
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
6050206500
Orijinal adı:
Psychologie des Foules
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Halkların hanesinde yalnızca soğukkanlılıkla icra edilmiş eylemler yazılı olsaydı, dünya üzerindeki vakayinameler bunların pek azını kayıt altına alırdı.

Fransız filozof ve sosyolog Gustave Le Bon, şimdi olduğu kadar çağında da çok tartışılmış, eleştirilmiş ve dışlanmış fikirlere sahip bir sosyal bilimci. Özellikle Fransızların gurur kaynağı Fransız Devrimi başta olmak üzere her tür devrime karşı oluşu, kimi ırkların üstünlüğüne olan inancı, “kolektif bilinç”le ilgili çarpıcı ve kimilerine “aşağılayıcı” gelen fikirleriyle Le Bon, çağının tartışmasız en ses getiren isimlerinden biridir. Kitleler Psikolojisi, Le Bon’un bütün bu görüşlerini bir araya getiriyor ve kitlelerin davranışlarının ardındaki psikolojik nedenleri açıklarken yazarının “her şeye muhalif olma” prensibini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
208 syf.
Yazar, insanlığın üzerine bina olduğu köklü temellerin yıkılmaya başladığı 19. yy'da yaşamış ve bu yıkımın nedenlerini yakından gözlemleyip analiz etmiştir. Bu köklü temeller uygarlıkların oluşumunu sağladığını ifade ettiği dini, politik ve toplumsal inançlardir. Bunlar uzun zaman içinde oluşmuş ve kitlelerin bilinçaltında yer etmiş ve onların hareket zemini oluşturmuştur. Bu zeminin değişimi de yine yavaş yavaş meydana gelmiş ve 'eşitlik, kardeşlik ve özgürlük' sloganı ile ortaya çıkmış Fransız Devrimi ile vücut bularak dünyaya yayılmıştır. Sanayi devrimi ile de birlikte insanlığı tamamen dönüştürmüştür. Bu zamana kadar elit bir kadro eliyle birtakım inançlar doğrultusunda yönetilen kitlelerden oluşan uygarlık düzeni tersyuz edilerek, 'kitleler çağı' başlamıştır.

Yazar, bu kitlelerin içindeki bireyin temel özelliğinin bilinçli hareketin kaybolmasi ve tamamen bilinçaltı ile hareket etmesi olarak ifade eder. Kitlelerde görülen temel karakteristik özellikler de şunlar olmaktadır:

● Yargılama gücü yoktur.
● Düşünceleri bütünüyle red ve kabule dayanır; kesin doğrular ve kesin yanlışlar vardır.
● Münakaşa ve itiraza dayanma gücü yoktur.
● Kendilerine uygun telkin olunan şey uğruna canlarını feda ederler.
● Telkin olunan şeylerle tüm kavrama güçlerine hakim olunabilir
● Yalnız şiddetli ve aşırı duygulara sahiplerdir
● Kısa zamanda sever ve sevdikleri kısa bir zamanda kral yaparlar; aynı kişiden kısa zamanda nefret edebilir ve onu rezil edebilirler
● Akılla, kanıtla değil hayallerle düşünür ve basit olup duygularına hitap edene riayet eder, bunlara değer verirler
● Çabuk kışkırtılirlar, çabuk kizarlar
● Fikirlerine taassub hakimdir, baskıcıdirlar ve muhafazakâr yapıya sahiptirler

Genel olarak bu özelliklere sahip kitle bir koyun sürüsü gibidir ve her daim kendisine bir çoban arayışı içindedir. Bu çobanın zeki ve akıllı olmasi da gerekmez. Nüfuz sahibi olması ve itibarı yüksek olması elzemdir. Yani güçlü olması gerekir. Kitle yani sürü, güce itibar eder ve onun nazarinda ideal yönetici tipi Sezar, Napolyon vs karakteri tipidir. Asla özgürlük arzusunda degildirler aksine 'esirlik gereksinimi' duyarlar. Haliyle bu yapıya sahip bir kitlenin de gerçeğe duyduğu bir arzusu da yoktur. Aksine kendisine bulduğu Sezar'ın kendisine hayaller sunmasıni, geleceğe ait hedeflerle kendisini beklentiye sokup birlik duygusunu pekistirmek isterler. Böylelikle birey olabilmekten ve kendi başına düşünmek ve karar vermek zorlugundan kurtulmak isterler.

Çobanın bunları yaparken kullandığı temel araçlar da 'iddia, tekrar ve sirayet'tir. Çoban sürüye oldukça basit, onun duygularını costuracak ama asla arkasını doldurmayacagi iddialar one surmelidir. Bu iddiaları sürekli tekrar ederek kitlenin bilinçaltına yerlesmesini sağlamalıdır. Nitekim tarihin önemli çobanlarindan Napolyon "biricik ciddi söz sanatı tekrardir" demiştir. Bundan sonra ise oluşturulan bilinçaltına uygun telkinlerle ortak duygu, hedef, hayaller kitle içinde sirayet edebilmelidir. Napolyon demişken onun gibi bir model kitlenin önünde bulunmalıdır. Kitle kendisinde bulunan ve bunlardan dolayi ezikligini duyduğu eksikleri, yanlışları vs onda görmemelidir. Bu model, kitleye uzak durarak onlara hukmetmelidir ve asla kendisini ve konumu tartışmaya açmamalidir. Yazarın dediği üzere "Bir büyük inancın değeri münakaşa edilmeye başlandığı gün, o inancın ölüm günüdür." Nitekim bu söz model için de geçerlidir, nitekim kitleye inancı veren temel unsur bu modellerdir. Yine yazarın sözüyle "Kitle, çobanindan vazgeçemeyen bir sürüdür".

Yazar bundan sonra su an günümüze hakim olan ama o zamanlar emekleme aşamasında olan parlamento, demokrasi ve seçimlerin aslında birer kitle özelliğinde olduğunu ifade ederek, seçmen kitlesinin de değerlendirme, tenkit gücünün zayıf ve aklına değil duygularına hitap eden adayları seçmeye dönük olduklarını söylemiştir.

Kitabı yani yazarın tespitlerini okurken, günümüz dünyasındaki toplumları görmüş gibi oldum adeta. Bu da yazarın ne kadar iyi bir gözlem ve analiz yaptığını ve iddialarında ne kadar haklı olduğunu gösteriyor diye düşünüyorum. Sonuç olarak herkesin okumasını tavsiye edeceğim çok önemli bir eser oldu Kitleler Psikolojisi.

İyi okumalar.
208 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Toplum ve kitleleri harekete geçirme psikolojisinin kaynağını tüm detaylarıyla analiz eden yazar, pratikte de örnekleri ve dayanaklarıyla teorilerini desteklemiştir. Günümüz Türkiye'sine özel güncel örnekleri de çağrıştıracağınız kitapta, kitlelere hükmeden asıl şeyin zeka, bilgelik,eğitim, kültür ya da değerler sisteminin değil, hükmedenin nüfuzu, tekrar ve sirayet etme yeteneği, akla değil duygulara etkin şekilde hitap edebilme yeteneği olduğu güzel bir şekilde aktarılmıştır.Kütüphanenizde bulunması gereken önemli bir kitap olduğu kanaatindeyim...
168 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bir ideali takip ederek barbarlıktan medeniyete geçmek, sonra bu ideal kuvvetini kaybedince çözülmek ve ölmek. İşte bir kavmin hayatına ait çemberi bundan ibarettir.
Geçmişten günümüze kitleler üzerine müthiş bir teşhis.
Geçmişten günümüze gelen insan psikolojisini daha da önemlisi kitle psikolojisini Fransız ihtilali özelinde inceleyen sigmund frued a kaynaklık etmiş,günümüz dünyasına ışık tutacak bir eser şiddetle tavsiye ederim
208 syf.
Biraz vaktiniz var mı?
Mevcudiyet kavramıyla temellendirilmesi gereken her şey gibi anlamanın onaylamaktan çok bağımsız bir fenomen olduğunu idrak ettiğim –bakın bildiğimden bahsetmiyorum, anlamak için elbette bilmek ön şartı vardır fakat evreler arasındaki geçiş, merhaleleri belirgin kılar- günler şu âna bir hayli yakın. Mevcut olan, varlığını çok çeşitli, belki birçoğu tarafından anlaşılmaz addedilen iç ve dış uyarıcılara kafa yorarken yolcu olmanın tanımını da aslında yoldan bağımsız şekillendirmediğimi fark ediyorum. Zaman zaman yoldan çıksam da yolu kaybetmediğime büyük bir sevinç duyuyorum. Zira arıyorum. Muhalifleri çürütmek, onların yanlışlarını yüzüne sinsice haykırmak yerine iyileştirmenin gücüne daha ziyade inanıyorum.

Bu kitap sarsıcıdır. Ele kalem alıp satırların altını renklendirmenin kifayet edeceği kadar istikbalden ve tatbikattan yoksun bilgiler anlatmıyor müellif. Benden, bize uzanırken farkında olmadığım, beni benden habersiz, hayatın içinde çok normal ve sıradan faaliyetlerle meşgulken ben, aklımın alamayacağı suretlerde çevreleyen, zor zapt edilir, sağlam olarak içime yerleşmiş, yönümü tayin eden bilinçaltı meselelerime değiniyor. Ben diyorum, biz olarak algılayın lütfen. Saydığım sebepler dahi sarsıcı bir üslup için lüzumlu nedenleri oluşturuyor. İkaz edildiğimi belirtmeliyim. İkaz; kendini şüpheyle aynı yerde yürütenin, şüphesizliğin insanın kendini yitirebilmesi kadar uzak neticeler doğurabileceğinin idrakinde olanlar için büyük nimetmiş, sevdim. İkaza hazırsanız Gustave Le Bon’un bu vazifeyi hakkıyla yerine getirebilecek niteliklere sahip olduğunu düşünüyorum, bazı şahsî mütalaalarına iştirak etmesem de.

Mezkur eserde yer edinmez fakat mevzuyla alakalıdır: Luhay, Mekke’ye putu getiren ve puta tapmak için insanları teşvik eden ilk kişidir. Luhay, şimdilerde zihnimizin içindedir. Put nedir? Puta tapmak nedir, niçindir? İkisi, eleştirel minvalde yöneltilmesi muhtemel, kapsamı objektif bilgilerden müteşekkil soru kalıpları. Putun ne olduğu, aralarında benzerlik yahut anlam ilişkisi barındıran her şeyin içinde gizlidir. Bu kitap size bunu da ispatlar. Fakat gayrı açılardan değerlendirme yapabilmek için ilkin içinde yaşadığınız aleme kavrama, analiz gibi birçok bakımdan aşina olmanız icap eder.

Zorunlu saydığımız, sabit bir zemine iliştirdiğimiz efkâr (fikirler), kurban rolümüzü kesinleştirmekten başka hiçbir fonksiyona bu denli kuvvetle sahip çıkmaz. Tutuculuğun her türü insanı mevz-u bahis olana körleştirir. Bilinçli âmiller, farkındalığı yüksek kimseler tarafından daima bir ayrıklık meydana getirirse de kitle psikolojisinin kolunun uzanmayacağı mahal neredeyse yoktur. Bu kitap size kitleyi, kitle içinde genel benzeyişleri, önder algısını, bir kitle içinde birey olarak çok zeki ve aydın kimselerin dahi davranış olarak en sıradan insan seviyesine inebileceğini, tek tipleşmeyi en net misallerle ikna edici şekilde sunar.

Gelişimde istikrar, karanlığa davada ısrarcı olmaktır. Bu karanlık bizden bağımsız mı peki? Bizdeki karanlıklar bize rağmense o karanlıkların nasıl farkına varacağız kolayca? “Önce de söyledik, kitleler aklî değerlendirmelerden etkilenme kabiliyetinde değillerdir.” Anlayacağınız üzere hedefsel oluşum için ihtiyaç duygulardır. Duygunun fikre dönüştüğü evreyi görebilmek için kendinizle yüzleşebilecek cesaretten mahrum değilseniz, bugüne kadar put haline getirdiğiniz fikirlerinizden, eylemlerinizden uzaklaşıp özgürlüğe ulaşmayı başarmak her zamankinden daha ehemmiyetli görünecektir size. Üstelik “bilmiyorum”u seve seve sarf edenlerden, bildiğiyle yetinmeyenlerdenseniz…

Faydalı düşünceler edinmek ve bunların huya dönüşmesi için yeterli istek ve azîm çaba, bugüne dek görmezden geldiğiniz, karanlık doğuran ama farkında olmadığınız bilinçaltı oluşumlarınıza ayna olacaksa eğer bunun için hangi mevzularda kolayca tahrik edildiğinizi esasen kitle başlığında (siyasal ve toplumsal sorunlar, eğitim öğretim gibi pek çok içtimai meselelerde), bununla birlikte bu kitlenin içinde değerlendirdiğiniz vaziyetlerin olağanlığından dolayı kendinizi de duygularınızın yönünü değiştirmeniz hususunda bir fail olarak değerlendirmeniz kaçınılmaz olacak.

Bir eylem, bir insan bize neden mükemmel gibi gelir? Bu yargıyı; nüfuzu, hayallerimizdeki payı, doğruluğu, şartlar vs.ye göre ne kadar iyi tetkik ediyoruz? Doğruyu ne kadar iyi biliyoruz? Bizim dışımızdakileri? Yanılma ihtimalimizi hep dile getiriyoruz da buna dair gerçekçiliğimiz kendimizi ikna içinse?

Müdafaa ettiklerinizde ne denli adil olduğunuzun yanıtları, örneklendirmelerinizdeki haklılık payı ile ilişkisiz mi? Kendinizi teslim ettiğiniz bilhassa kalıplaşmış öğretileri, adil olma ve taze düşünceler üretme maksadı, iyi niyetinizle gözden geçirmeyi uygun bulursanız o pencere biraz daha açılacak, içeriye temiz hava dolacak. O pencere hangi pencere? Gerçekten istediğiniz temiz hava mı? Yoksa siz de karambol eğilimler kuşatmasında aydınlık günleri arayan, karanlıklar içindeki hırslı savaşçılardan mısınız? İyi okumalar.
208 syf.
·6 günde·6/10
Gustave Le Bon kitabında, kitlelerin psikolojisi, kitlelere yön verme, kitleleri kontrol etme gibi konuları ele almış. Ele aldığı konuları daha çok Napolyon ve Fransız İhtilali üzerinden örneklemiş. Ama kitabı okurken yıl, dönem ne olursa olsun kitlelerin ve toplumların aynı özellikler, aynı tepkiler gösterstediğini göreceksiniz. Toplum psikolojisine ilginiz varsa okumanız gereke kitapların başında.
208 syf.
·Puan vermedi
Güzel ülkemin masum insanlarının maruz kaldığı muamelelerden bunaldığım bir vakit, bir arkadaşımın tavsiyesi ile okuduğum ve kürsülerden zafer yahut mağduriyet nidaları atan zevatın aslında büyük kitleleri peşinden sürüklemeye çalıştığını öğrendiğim bu kitap, gazete manşetlerine ya da ana haber bültenlerine bakış açımı değiştirdi.

Kitapla ilgili yazımız : http://1cay1kitap.com/kitleler-psikolojisi/
208 syf.
·38 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitlelerin psikolojisini ve davranış kalıplarını incelemek isteyenler ve kendini kitle kültürünün esaretinden kurtarmak isteyenlerin okuması gereken kitaplardan biri
162 syf.
·13 günde·9/10
Günümüz insanlarına dair ipuçları almak için okuduğum en iyi kitap. Günümüz sözde aydınlarının cahilliğini ortaya koyuyor resmen kısa ve net! Ölmeden okunmalı ya da ölüncede okunabilir yeterki okuyun :)
208 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Kitapta kitlelerin nasıl hareket ettiğini, ve bu hareketlerinin nasıl yönetildiğini çok net biçimde göreceksiniz. Bazı liderlerin kitlelere nasıl nüfuz ettiğini ve kitleleri ideolojileri ile nasıl sürüklediğinin farkına varacaksınız. Yalnızken bazı davranışları aklından bile geçiremeyen bireylerin toplum veya belli bir kitle içinde nasıl bir varlığa dönüşebileceğine şahit olacaksınız. Toplum ve birey farkının insan psikolojisi üzerindeki etkisini görmek isteyenlere şiddetle öneririm. Ayrıca kitabı okuduktan sonra Alman yapımı Die Welle(Dalga) filmini de izlerseniz bu konu hakkında tam bir fikir sahibi olursunuz.
167 syf.
·42 günde·5/10
Hani insan bazı kitapları okurken kafasına sorular takılır, yazarlar okuru düşündürmeyi ve kendi cevaplarını bulmasını istermiş gibi gelir. Bu kitap toplumun özü, istekleri, yapısı, çeşitleri gibi konularda okura direkt cevaplar veriyor.
Zaman zaman çok yorucu bir kronoloji ve tarihi döküman toplusu gibi gelse de bitire bildim nihayetinde. Bence ille de aynı konuları ele alan daha güzel kitaplar vardır.
208 syf.
·17 günde·8/10
Bireyler grupları yani kitleleri, kitleler ise toplumları oluşturur. Kitabımız toplumu harekete geçiren davranışları ele alıyor. Bunları analiz ederek, kitlelerin psikolojisini anlamlandırmaya çalışıyor. Aslında toplumu yöneten şeyin zeka ve eğitim olduğu sanılır ama, kitap bu düşünceyi ekarte ediyor. Gustave Le Bon bu kitabında sosyal psikolojiyi ele almış. Kitlelerin genel psikolojisinden, onları yöneten unsurlardan bahsetmiş. Kitabın anlatımında tarihsel donelere de yer verildiğinden, kronolojik sıraya göre bir anlatım hakim. Yazar kitlelerin psikolojik yapılarını çözmek, anlamak ve bunu okuyucuya aktarmak istiyor kitabında. Kitleler neleri başarabilir, zararlı kitle ve faydalı kitle nedir gibi soruların da yanıtlarını veriyor...
Halk, güçlü iradeye sahip olan adamı daima dinler. Kitle halinde bulunan bireyler bütün iradelerini kaybettiklerinden, iradeye sahip olan kimseye içgüdüsel olarak dönerler.
Gustave Le Bon
Sayfa 82 - Hayat Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kitleler Psikolojisi
Baskı tarihi:
5 Haziran 2018
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
6050206500
Orijinal adı:
Psychologie des Foules
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Halkların hanesinde yalnızca soğukkanlılıkla icra edilmiş eylemler yazılı olsaydı, dünya üzerindeki vakayinameler bunların pek azını kayıt altına alırdı.

Fransız filozof ve sosyolog Gustave Le Bon, şimdi olduğu kadar çağında da çok tartışılmış, eleştirilmiş ve dışlanmış fikirlere sahip bir sosyal bilimci. Özellikle Fransızların gurur kaynağı Fransız Devrimi başta olmak üzere her tür devrime karşı oluşu, kimi ırkların üstünlüğüne olan inancı, “kolektif bilinç”le ilgili çarpıcı ve kimilerine “aşağılayıcı” gelen fikirleriyle Le Bon, çağının tartışmasız en ses getiren isimlerinden biridir. Kitleler Psikolojisi, Le Bon’un bütün bu görüşlerini bir araya getiriyor ve kitlelerin davranışlarının ardındaki psikolojik nedenleri açıklarken yazarının “her şeye muhalif olma” prensibini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Kitabı okuyanlar 785 okur

  • Songül
  • Gül
  • Alper
  • AporetikFilozof
  • Mehmet Ardahan Tanaoğlu
  • Mehmet ak
  • Yusuf er
  • Recep Çako
  • Fatih Yılmaz
  • Mehmet Şerif Nas

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.5 (6)
9
%6.4 (15)
8
%5.1 (12)
7
%2.5 (6)
6
%0.4 (1)
5
%0.8 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0.4 (1)

Kitabın sıralamaları