·
Okunma
·
Beğeni
·
3.105
Gösterim
Adı:
Kıyıdaki Değirmen
Baskı tarihi:
2020
Sayfa sayısı:
616
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786254070464
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınevi
Kıyıdaki Değirmen, hayatı boyunca kendi kimliğini saklamak zorunda kalmış bir yazarın, kendini içine en çok sığdırabildiği, eleştirmenler tarafından en otobiyografik olduğu kabul edilen eseridir. George Eliot mahlasıyla yazmak zorunda kalmış olan Mary Ann Evans’ın, yaşadıkları ve tüm yaşayamadıkları ile ortaya çıkardığı, 19. yüzyıl İngiliz Edebiyatı’nın en nadide eserlerinden biri olan bu romanı, şimdi yeni ve güncel bir çeviriyle, siz okuyucularımızla buluşuyor.

Mary Ann Evans’ın gizlice icra ettiği sanatı, bu romanın sayfalarında tüm dalları kapsayabilen bir kabiliyet gösteriyor. St. Ogg’s isimli ufak bir kasabada büyüyen küçük bir kız olan Maggie Tulliver’ın hayatını, bazen büyük Hollandalı ustalar gibi tüm karanlığıyla resmederken, bazen de insan psikolojisinin en hassas yönlerinden ve engin bir kültür yelpazesinden istifade ediyor. Kıyıdaki Değirmen, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan bir kadının, ailenin, sevginin ve kaskatı bir toplumun hikâyesi olarak, yayınlandıktan yüz altmış yıl sonra bile hala insan ruhunun derinliklerine hitap ediyor. İsminden vazgeçmiş bir yazarın bu romanında, tüm Mary’ler ve tüm George’lar hissedip, düşünebilecekleri çok fazla şey bulacaklardır.



(Tanıtım Bülteninden)
623 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
George Eliot'un kaleminden kendi hikayesine kulak verdim. Bunu kitaba başlamadan önce araştırırken rastgelmiştim. Mary Ann Evans, kadın kimliğini gizleyerek 19. yüzyılın edebiyatına çok değerli bir yön vermiş bir yazardır kanımca. Keşke kimliğini gizleme gereği görmeden, cinsiyetçi yaklaşımlara maruz kalmadan yaşayabilseydi.

Benim için ilk okumam olan bu kitabında ağdalı bir dille yazmasına, uzun uzun cümleler kurmasına ve dönemin romantik unsurlarını eserinde bolca gözlemlememe rağmen bir solukta okuduğum en iyi kitaplardandı.

Viktorya döneminin o buğulu havası İngiltere'nin kırsalları gözümde canlandı. Maggie'yi tanımaktan çok Maggie oldum. Çok zeki bir çocuk olan Maggie'nin rengi de dahil o döneme göre ayrıkotu gibi bir kız çocuğu olması ; en dikkat çeken unsurlarından birisiydi.

Hayatına yön veren erkekler, ona çok değer veren babası, abisi Tom'a saplantılı saf sevgisi, dönemin aristokratlarından Philips'in dostluğu ve kuzeninin nişanlısı Stephen'e duyduğu aşk.

Kurgusunun doğallığı, çocukluğu, yetişkinliği bunları birbirine bağlaması ; hepsi uyumlu bir anlatıydı. Çok keyif alarak okudum. George Eliot 'u tanımadan, okumadan geçmeyin.
742 syf.
·Puan vermedi
Victoria dönemi romanı olan bu kitapta ana karakterimiz Maggie tipik bir Victoria kadın karakteri olarak değerlendiremeyeceğimiz bir karakter olarak karşımıza çıkar.Dönemi göz önünde bulundurursak bu dönemde kadınlar okuma haklarının kısıtlandığını ve sadece ev işleri için uygun göründüğünü düşünürsek Maggie tamamen bu konseptin dışında kalan bir karakterdir. Maggie sadece düşünce tarzı olarak değil görünüş olarak da tipik bir Victoria kadını diyebileceğimiz bir karakter değildir. Maggie tutkuları, hayalleri ile dönemin ahlak ve erdemleri arasında kalır ve bir hayli zor hayat onu bekler. Aslında yarı otobiyografik bir roman diyebileceğimiz bu romanda Maggie adeta yazar ile özdeşleşir ve sanki adeta yazarın hayatını yansıtır niteliktedir.Ayrıca bu roman dönemin kadın erkek eşitsizliğini de gözler önüne sermesi bakımından son derece önemli bir roman ve okunması gereken romanlardan biridir.. Keyifli okumalar ...
742 syf.
·6 günde·Beğendi
Unutamayacağım kafamda hep yer edecek bir karakter oldu Maggie. Çünkü çocukluğunun kırılgan tarafı ile hareket eden yetişkinliğini seyretmek , kalpten seyretmek çok iyi hissettirdi bana. O çalkantıları, sevgi ihtiyacı , gidip gelmeleri çok güzel verilmiş. Sonu benim beklentimden çok farklı idi son sarsıldım , duygulandım.
Victoria dönemi yazılan eseri okurken; kadın erkek ilişkisini, aşkı, sevgiyi, aileyi, kardeşlik ve akrabalığı kalbimden tekrar tekrar düşündüm sorguladım. Çok rahat okunuyor fazla basit . Fakat çeviri hiç iyi değil çok fazla yazım hatası var çok şaşırdım bunların gözden kaçtığına acil düzenlenmesi gerekiyor. Ama 10 verdim be yaaa Maggie nin hatrına
742 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
Jane Austen mi desem Charles Dickens mi desem yoksa Buket Uzuner mi desem bilemiyorum ama anladimki bu yazarlari atip bir mixere karistirsak meydana George Elliot cikarmis Bazen sinirlerinizi hoplatacak kadar kiziyor, bazen cekirdek citler gibi soluksuz okuyorsunuz kitabi. Bence tek kusuru benim gibi içiniz ölmeden genc yasta okumaniz gereken bir klasik olmasi Sonucta ana tema Aşk yani! Ayrica cevirmenin ( Everest yayinlari Gonul Suveren cevirisini okudum) bu kadar ilginc kelime meraki degisik dogrusu. "Ozgu" kelimesi yerine surekli " vergi" kelimesini kullanmasi ve bence ingilizcesi "unclear" diye tahmin ettigim kelimeyi, "vuzuhsuz" diye cevirmis olmasi oldukca degisik geldi bana! Kitabi okurken "vergi" yerine surekli "ozgu" diyip durdum dilerim okuyanlar da sever. Keyifli okumalar dilerim!
742 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Muazzam bir roman. Ülkemizde az bilinmesi bizim ayıbımız. Romanın baş karakteri Maggie arzu, sorumluluk ve erdem duyguları arasında çatışmalar yaşayan zeki ve güzel bir kadın. Bütün roman Maggie'nin hayatındaki erkeklerle ilişkileri temelinde oluşuyor. Tom, Philiph ve Stephen. Tom'la ilişkisinin merkezinde ailesine karşı sorumluluğu, Philiph'le ilişkisinin merkezinde ise erdem duygusu var. Stephen ise Maggie'nin sevdiği ve onu da seven erkek. Stephen'la ilişkisinin merkezinde aşk ve arzular var. Fakat Maggie Tom, Philiph ve Stephen'la nişanlı olan kuzeni olan Lucy'e karşı sorumluluk duygusuyla arzularından vazgeçmek zorunda kalır. Fakat bu vazgeçiş çok zorlu süreçlerin neticesinde gerçekleşebilir. Bu romanın güzelliklerini anlatmak için yüzlerce sayfa yazılsa gene yetmez...
742 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitabımız 1800'lü yılların sonlarında yaşayan bir değirmenci ve ailesinin yaşadığı sıkıntılı yılları anlatıyor. Değirmencinin iflası ile başlayan zor zamanlar zincirin halkaları gibi peş peşe sıralanıyor. Esas konu ise Değirmenci Mr. Tulliver'ın çocukları Tom ve Maggie (özellikle Maggie) çevresinde şekilleniyor. Bu iki kardeşin hayattaki mücadeleleri, seçtikleri yollar, karakter farklılıkları öyle güzel, öyle nahif bir dille anlatılmış ki...
.
Hani soğuk bir kış gecesinde elinize bir fincan çay alıp, battaniyenin altında eski zamanları anlatan sıcacık bir aile filmi seyredersiniz ya, hani böyle bahçeli, kulübeli taşrada bir evde geçen... İşte bu kitabı okurken tam da öyle bir film seyrediyor gibi hissettim kendimi. Çok yumuşak, sevecen bir üsluba sahip olan yazar, tespitleri ve hayat görüşleri ile okuyucuyu da sık sık dahil etmiş romanın içine. Adeta sohbet eder gibi anlatmış olan biteni. Kitabın sonu ise muazzam etkileyicilikteydi. Baştan sona çok beğendim, hatta bayıldım. Kitabın kalınlığı sizi korkutmasın, son derece akıcı bir dili var. Yalnız yazım hataları fazlacaydı, o bile kitabın büyüsünü bozamadı. Sonuç olarak, cân-ı gönülden tavsiye ediyorum bu güzel klasik eseri okumanızı.
742 syf.
·16 günde·Beğendi·8/10 puan
🖋George Eliot, Victoria döneminin Charles Dickens ile birlikte en ünlü İngiliz yazarlarındandır. Yazmaktaki amacının “tozlu sokaklardan ve tarlalardan gelen etten kemikten insanların” yaşamlarını yansıtmak olduğunu söylemiştir. Yazar çağdaş romanın en belirleyici özelliklerinden olan ‘psikolojik çözümlemenin’ öncüsüdür.
🖋 Kitap, 1860 yılında yazılmış yarı otobiyografik bir eser olarak bilinmektedir. İngiliz kırsalında babasının işlettiği bir değirmende doğup yetişen Maggie Tulliver ağabeyi Tom’un genç yaşta yaşadıkları olumsuzluklar, mücadeleleri, aldıkları sorumlulukları ve duygusal yaşantıları anlatan dönem romanı diyebiliriz. Kitapta insan erdeminin yüceliği, aldığımız sorumlulukların hayatımızdaki önemi ve adalet duygusunun üstünlüğünü okudum. Aşk ve dönem romanı sevenlere tavsiye ederim. Kitaplarla ve sevgiyle kalınız.
742 syf.
·32 günde·8/10 puan
Floss nehrindeki değirmen okumamın başlangıcında oldukça sığ bulduğum bir konuya sahip gibi gelmişti.Önceden önyargılı olduğum İngiliz edebiyatında yine benzer bir şekilde sıkılacağımdan korkmuştum.Kitap 400-500 sayfa okumadan sonra bana asıl anlatmak istediği konuyu geçirebildi.Bir kadının toplumda hep günah keçisi olmak zorunda bırakıldığını,kişinin farklılıklarından(birde bu kişi bir kadınsa) ne kadar korkulduğunu ve ötekileştirildiğini görmüş oldum.Bizim coğrafyamızda da olan aile ahlaksal yargılarına ters düşülen bir hareket yapıldığında bunda sadece kadında suç aranması gibi benzer motifler vardı.Maggie'nin bir çok tabusu var yaşadığı aile ortamı ve belki de kitabın yazıldığı dönemde kadınlara olan yaklaşımdan.Bu tabular yüzünden kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini bilmiyor.Onun hep abisinin yönlendirmesiyle hareket ettiğini görüyoruz.Üstüne tartışılacak bir çok farklı alt başlığı da vardı kitabın.Okuduğum için çok sevindim...
742 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10 puan
Floss Nehrindeki Değirmen benim için keyifli bir okumaydi. Uzuuun psikolojik tahlillere yer verilmediği için de kolay okunuyordu. Hataları ve anlatım bozukluklarını görmezden gelirsek iyi bir çeviriyle bence bir solukta okunabilir düzeyde bir kitap olurmuş. Maggie'nin standartların dışında olması Lucy gibi hanım hanımcık degil de asi olması hoşuma gitti afferin kız dedim oldugun gibi ol. Karakterler aslında çok sağlam yaratılmış kötü özellikleri varmış gibi görünenler bile hayran olunasıydi (Bob örneğin). Maggie karakteri zaten çok sağlamdı Tom karakteri ona keza. Karakterleri seversem zaten ben kitabı da seviyorum. Onun dışında bu kitap bana olay örgüsüyle her duyguyu yaşattı diyebilirim bunlarin en başında öfke (özellikle akrabalar bölümleri) :) sonra üzüntü , mutluluk, acıma ve dahası.. Ama en baskin olanlar hep olumsuz duygular oldu. Kitabimizin kahramaninin asla mutlu olamamasi tam mutlu oldum derken 'yine bana hüsran bana yine hasret var' (arka planda kayahan esmer günler çaldı hep), beni çok üzdü. Bunu hakedecek ne yaptilar dedim hep , şu cocuklarin bir yüzü gülsün artik oh desinler dedim. Bu umutla beklerken sonu da beni kahrederek bitti. Ama bence hayat da böyle zaten. Her şeye rağmen ağır dramlar yaşasam da bu kitabı okuduğum için mutluyum. Teşekkürler :)
742 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Kitap Yorumu//Floss Nehrindeki Değirmen-George Eliot
.
İngiliz kırsalında, Floss Nehri kıyısında, babasının işlettiği bir değirmenin civarında doğup yetişen Maggie Tulliver,  ağabeyi Tom’u taparcasına sevmektedir. Ancak ne Tom ne de ebeveynleri bu akıllı ve uçarı kız çocuğuna gereken ilgiyi gösterir. Kabına sığmaz Maggie yıllar içinde alımlı, fazlasıyla zeki bir genç kadın haline gelince, üzerindeki baskı ve sırtına yüklenen sorumluluklar artacak, bunlar arzularıyla tehlikeli derecede çatışacaktır. Taşra hayatının dar kalıplarına sığamayan Maggie, zamanla kendini farklı özelliklere sahip üç erkeğin kıskacında bulur: Ailenin sorumluluğunu yüklenen ağabeyi Tom, sanatçı Philip ve üst sınıf mensubu, çekici, tehlikeli Stephen.
.
Aslında bir kadın yazar olan fakat, yaşadığı Viktorian dönemde bir kadın olarak aşağılanan bir cins olarak erkek ismiyle kitap yazan Marry aslında kendi hayatında cinsinin yaşadığı sıkıntıları bir nevi kitapa yansıtmış. 1800lerde yaşamış ve kafına değer vermeyen, kadına aptal gözüyle bakan bir dönemde büyümüş olan Ann kendi aşk hayatının bir kısmını da kitaba yansıtmış. Zira kendisi de evli bir erkekle görüştüğü dönemde baya zor bir dönemden geçmiş.
.
George Eliot’ın (Mary Ann Evans) kendinden sonra gelen Thomas Hardy ve Henry James gibi yazarları büyük ölçüde etkilemiş bir yazar. Gerçekçi romanın gelişmesinde etkin isimlerden biri. Dickens ile birlikte Modern İngiliz romanının kurucularından sayılıyor. Fakat Dickens kadar bilinmiyor oluşu da beni ayrıca şaşırttı.
.
Bu klasiğin adını pek duymamış olabilirsiniz. Ben de kütüphanede denk gelip aldım. Ama kitap gerçekten çok iyi. Konusuna bayıldım. 750 sayfalık kalınlığı gözünüzü korkutmazsa eğer kesinlikle alıp okuyun ve kütüphanenizde de bulunsun.
742 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10 puan
Kıyılarda kalmış muazzam bir eser ile merhabalar...

Klasikleri klasik yapan bence yazıldığı dönemi aşan zamansızlıkları. Bu kitap da aynen öyle.

1800'lü yıllardan günümüze duygu geçişleri, aile olmak, kadın erkek ilişkileri özellikle bir ailede kız çocuğu olmak, toplumda bir kadın olarak var olmak üzerine tahmin edemeyeceğiniz kadar naif ve sürükleyici bir üsluba sahip bir şaheser.

Kitapla çıkacağınız uzun ve sürükleyici yolculuğunuz bittiğinde, Tom ve Maggie kardeşler adeta hayatınızda yer edinmiş olacak.

Özellikle çağdaş eserlerdeki karakterlerin yaratılışı, tahlil edilişi, kurguya yedirilişini daha açık olarak anlamak için klasikleri okumak gerekiyor bence, en doğru tercihlerden biri bu kitap olabilir naçizane.

Kitaba dair tek olumsuzluk, ne yazıkki absorbe edilemeyecek kadar çok olan yazım hataları. Sadece yazım hataları değil, editöryal düzeni ve çeviride de sıkıntılı olduğunu düşünüyorum. Fakat bu olumsuzluklara rağmen kitabı canı gönülden tavsiye ediyorum.

Keyifli okumalar

#readingismycardio #aslihanneokudu #okudumbitti #bookstagram #okumakiptiladır #2021okumalarım #okuryorumu #kitaptavsiyesi #flossnehrindekideğirmen #everestyayınları #dünyaedebiyatı #klasikler #georgeeliot
.
Bana öyle geliyor ki, tamamen hayattayken özlem ve dilemekten asla vazgeçemeyiz.

Güzel ve iyi olduğunu hissettiğimiz bazı şeyler vardır ve onların peşinden aç olmalıyız.



.
Bu sevgi ihtiyacı, kalbimizin duyduğu bu açlık her şeye boyun eğmemize sebep olan müthiş bir güçtür. Bu, tabiatın bizi boyunduruğa girmeye ve dünyayı değiştirmeye zorladığı maddi açlık kadar hükmedici bir duygudur.
"Then there are many other things I long for. [...] My life will have nothing great or beautiful in it; I would rather not have lived."
“Kitaplardaki insanlar daima yumuşak başlı ya da şefkatliydiler. Karşılarındakini mutlu edecek şeyler yapmak hoşlarına gidiyordu. Üstelik iyiliklerini de sizi eleştirerek göstermiyorlardı.”
"Fakat onlar da insan,Luke.Diğer insanları tanımamız lazım."
"Hayır,Maggie.Buğdayla unun hesabını tutmam lazım.İşimden başka bir sürü şey öğrenmem doğru değil.Zaten insanları da darağacına bu götürür."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kıyıdaki Değirmen
Baskı tarihi:
2020
Sayfa sayısı:
616
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786254070464
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınevi
Kıyıdaki Değirmen, hayatı boyunca kendi kimliğini saklamak zorunda kalmış bir yazarın, kendini içine en çok sığdırabildiği, eleştirmenler tarafından en otobiyografik olduğu kabul edilen eseridir. George Eliot mahlasıyla yazmak zorunda kalmış olan Mary Ann Evans’ın, yaşadıkları ve tüm yaşayamadıkları ile ortaya çıkardığı, 19. yüzyıl İngiliz Edebiyatı’nın en nadide eserlerinden biri olan bu romanı, şimdi yeni ve güncel bir çeviriyle, siz okuyucularımızla buluşuyor.

Mary Ann Evans’ın gizlice icra ettiği sanatı, bu romanın sayfalarında tüm dalları kapsayabilen bir kabiliyet gösteriyor. St. Ogg’s isimli ufak bir kasabada büyüyen küçük bir kız olan Maggie Tulliver’ın hayatını, bazen büyük Hollandalı ustalar gibi tüm karanlığıyla resmederken, bazen de insan psikolojisinin en hassas yönlerinden ve engin bir kültür yelpazesinden istifade ediyor. Kıyıdaki Değirmen, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan bir kadının, ailenin, sevginin ve kaskatı bir toplumun hikâyesi olarak, yayınlandıktan yüz altmış yıl sonra bile hala insan ruhunun derinliklerine hitap ediyor. İsminden vazgeçmiş bir yazarın bu romanında, tüm Mary’ler ve tüm George’lar hissedip, düşünebilecekleri çok fazla şey bulacaklardır.



(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 172 okur

  • Duygu Sarısülük

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%1.5 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0