Kıyısız Gemiler

·
Okunma
·
Beğeni
·
524
Gösterim
Adı:
Kıyısız Gemiler
Baskı tarihi:
Mayıs 2006
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752934658
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Günhan Kuşkanat'ın ilk romanı Kıyısız Gemiler. Ona 2005 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü'nü getiren ilk öykü kitabı Kış Leylekleri de Doğan Kitap tarafından yayımlanmıştı. Kuşkanat, tıpkı öykülerinde olduğu gibi duyarlı, duygulu kahramanlar yaratıyor ilk romanında da. Türkçe'yi kullanırken gösterdiği ustalık ile anlattıklarının sıcaklığı arasında edebiyatın sevincini yaşıyoruz bir kez daha. Kıyısız Gemiler, gerçekten de bir edebiyat sevinci.
144 syf.
Bu sene okuduğum eserler içerisinde ilk ona alacağım eser. Rafın üzerine koyup aşık aşık baktıracak, talihime diye rastgele sayfalar açıp mânâlı bir cümleyle beni selamlaması mümkün olan eser.

Kış Leylekleri Kuşkanat'ın okuduğum ilk eseriydi. Ama bunu daha çok sevdim hatta bayıldım. Tarzıyla tekniğiyle karakterlerle muazzam bir eser. Bir eser bir kurgu değil de sanki kapı komşunuzla konuşuyorsunuz o da sizin tanıdığınız ama görüşemediğiniz birilerini anlatıyor. Ama öyle yavan yavan anlatmıyor. Enfes betimlemeler ve teşbihlerle şapırdata şapırdata anlatıyor. Hangisini not alsam hangisinin altını çizsem diyorsunuz. Kuşkanat, betimlemeler ve benzetmelerde gerçekten usta ikinci eseriyle tamamen anladım.

Eserin adıyla karakterler örtüşmüş... Piraye, Rasim, Remzi, Yusuf, Arif Hoca, İhsan hepsi başlı başına bir hikaye olur. Çok garip bir örnek olacak ama kuru fasulye, pilav, cacık, turşu, salata gibiler. Bizim "en sevdiğimiz" gördüğümüz zaman sofrada o aile sıcaklığını alırız ya öyle. Salata olmasa da olur dersiniz ama olursa da fena olmaz dedirtir ya hani karakterler de öyle kalabalık ve kafa karışıklığı yapmıyor.

Kuşkanat'ın diğer eserlerini almam gerektiği kanaatine vardım. Kısa ve net tavsiye konusuna geleyim şiir gibi kitap, çok beğendim.
Şöyle bir alıntılara falan bakın, kan çekerse okuyunuz efendim:)
144 syf.
·9 günde
Kıyıyı kaybeden bir gemi varoluş amacını nasıl devam ettirebilir? Kıyıyı bir gün yeniden bulacağına inanarak mı? Kıyının hiç var olmadığına inanmaya sığınarak mı? Gemi olduğunu unutup kendisini bir gezgin ada sanarak mı? Hepsi mi hiçbiri mi?

Aklını ve geçmişini kaybeden bir insan nasıl dayanır hayata, kendisine ve her şeye? Fikret gibi... Şizofren olduğunu bilen önce bunu tedavi etmeye çalışsa da sonunda üstesinden gelemeyebilir ne yazık ki. Fikret gibi... Aileler bu hastalıktan kurtulur ümidiyle çocuklarını evlendirip kurtarabileceklerini sanabilir ama yanılırlar. Hastalık daha da gizlice büyüyebilir insanın ruhunun derinliklerinde. Fikret gibi... Gün gelir karısını da öldürebilir hastalığın şiddetlendiği bir anda. Fikret gibi... Yazdığı günlükleri miras bırakıp dünyaya vefa edebilir Azrail'le el sıkışarak. Fikret gibi...

Şizofreni, genetik etkilere sahip bir hastalık. Fikret'in annesi de bunu yaşamış ilk gençliğinde ama onunki zamanla kaybolmuş. Nasıl olmuş? Bilinmezlik... Oğlunun hasta olduğunu bildiği halde onu evlendirmesi ve farkında olmadan sorumluluktan kurtulmaya çalışması, anne Piraye Hanım özelinden yola çıkılarak toplumun genel bakış açısının bir yansıması olarak başarılı bir şekilde ortaya konulmuş. Nice genç kadın veya erkek, bu şekilde hastalıklı evliliklere mahkum edilmekte günümüzde de. Akıl hastalıklarının yok sayılarak ört bas edilmeye çalışılması, bu kitapta olduğu gibi hayatta da ölüm(ler)le sonuçlanabilmekte ne yazık ki...

Ah İhsan Bey! Ah sevgili emekli öğretmenim! Gençliğinde inandığı düşüneler uğruna mücadele etme isteğiyle dolup taşsa da "inadına yaşamak" kalkanına bürünerek terk etmiş mücadelesini. Korkusunu kabullenmekte zorlandığı için, çok sevdiği karısı Saliha Hanım'a az çektirmemiş. Psikolojik açıdan pek çok çıkarım yapılmasına da imkan tanıyor yazar okuruna. Örneğin; İhsan Bey'in kendisine olan öfkesini karısına yöneltmesiyle yansıtma savunma mekanizmasını görüyoruz. Saliha Hanım'ın ölümünden sonra, yaşarken rahatsız olduğu davranışlarından olan titizliği, aşırı düzenli olması, bahçe düzenlemesi gibi özelliklerinin hepsini kendisinin yapmaya başlaması, İhsan Bey'in pişmanlığının ve karısı tarafından affedilme arzusunun göstergeleri sayılabilir.

Rasim Dayı! Yüreğindeki sevdayı, diktiği çınar ağacıyla büyüten romantik... Çınar'ında meydana gelen intihar olayı sonrası, kan sıçramış parçasını yüreği yana yana kesen bir can... Sevildiğini sanırken terkedilen insan ne yapar ve ne hisseder? Şiddet, öfke, hayal kırıklığı, kin... Hayır! Sevdiğini yüreğinde, aklında, ruhunda yaşatmak için, onu her gün hatırlatsın diye bir çınar diker. Rasim dayının ölümü ve çınar ilişkisi müthiş bir final olarak yazılmış. İnsan ne zaman ölür? soruna harika bir cevap niteliği taşımakta.

Kitapla ilgili hoşuma gitmeyen tek öğe "Gurbet Baba" türbesi ile ruhani bir hava yaratma çabası oldu. Kitabın kurgusal yapısı bu öğe olmadan da yeterince başarılıydı oysaki.

Betimlemeler ve akıcı bir olay örgüsüne sahip olması açısından başarılı bir eser. Kitabın okunma oranının düşük olması, kıyıda köşede kalmış bir kitap olması kitaba yakışmayan bir yön olmasına rağmen keyifle okunması tavsiye olunası bir kitap.
144 syf.
·9 günde·6/10 puan
Farklı bir hikaye farklı bir anlatım. Başında bırakacak olduysam da bitirdim.
Bu yazarın başka bir kitabını okurmuyum? Zannetmiyorum.
Sonunu beğenmedim. Bı kere okunur..
Kapıyı açınca sobanın sıcağı vurdu yüzümüze.
Portakal kabuğu atmışlar üstüne mis gibi kokmuş, bir bakarsın ekmek kızartırlar, kestane, leblebi kavururlar, işi olmayana eğlence işte...
Günhan Kuşkanat
Sayfa 8 - Doğan Kitap / E-Book
İçimdeki bütün kötülüklerden, yorgunluklardan sıyrılıp kapına gelsem, bak desem bu kadar yalnızım işte...
Günhan Kuşkanat
Sayfa 188 - Doğan Kitap / E-Book

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kıyısız Gemiler
Baskı tarihi:
Mayıs 2006
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752934658
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Günhan Kuşkanat'ın ilk romanı Kıyısız Gemiler. Ona 2005 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü'nü getiren ilk öykü kitabı Kış Leylekleri de Doğan Kitap tarafından yayımlanmıştı. Kuşkanat, tıpkı öykülerinde olduğu gibi duyarlı, duygulu kahramanlar yaratıyor ilk romanında da. Türkçe'yi kullanırken gösterdiği ustalık ile anlattıklarının sıcaklığı arasında edebiyatın sevincini yaşıyoruz bir kez daha. Kıyısız Gemiler, gerçekten de bir edebiyat sevinci.

Kitabı okuyanlar 19 okur

  • Şeyma
  • beren
  • Zeynep Alan
  • Verda
  • Gunay bey
  • körüngöz
  • Menekşe Sağlam
  • Murat Lermi
  • ali sedefoğlu
  • esqual

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (2)
9
%16.7 (1)
8
%16.7 (1)
7
%16.7 (1)
6
%16.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0