Kızıl Kraliçe (Kızıl Kraliçe Serisi 1. Kitap)

·
Okunma
·
Beğeni
·
9,2bin
Gösterim
Adı:
Kızıl Kraliçe
Alt başlık:
Kızıl Kraliçe Serisi 1. Kitap
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
392
Format:
Ciltli
ISBN:
9786053437154
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Red Queen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
İnsanlarin Kana Göre Sınıflara Ayrıldığı, Bir Düzen… Büyülü, Tanrısal Yetenekleriyle Diğerlerine Hükmeden Gümüşler, Onların Gölgesinde Hayatta Kalmaya Çalışan, Sıradan Kızıllar… İktidar Tehlikeli Bir Oyundur. Peki, Kazanmak İçin Ne Kadar Kan Kaybetmek Gerekir? Kanla Bölünmüş Bir Dünyada, Kazananı Belirsiz Bir Varoluş Mücadelesi…

Mare Barrow'un dünyasında kanın rengi, varoluşun biçimini belirlemektedir. Doğaüstü yeteneklerle donatılmış Gümüşler, köle gibi çalıştırdıkları ve savaşta ölüme gönderdikleri Kızıllara hükmetmektedir. 

Yoksul bir Kızıl kasabasında yaşayan on yedi yaşındaki Mare, talihsiz olaylar sonucu bir Gümüş sarayında çalışmaya başlar. Ancak Kızılların başkaldırı hareketini örgütleyen Kırmızı Muhafızlar'ın davasını ateşleyecek kıvılcımın kendi parmaklarının ucunda ol-duğunu fark edince bambaşka bir oyunun ortasında kalır. Yalanlar üzerine kurulu bir düzende Kızılların Gümüşlere, bir prensin diğer prense ve Mare'nin kendi kalbine karşı mücadele ettiği bu tehlikeli oyunda tek mutlak gerçek, ihanettir.

"Romantizm ve devrimin çarpıştığı, iktidar ve adaletin düelloya çıktığı, içinizi yakacak, hayal gücünüzü ateşleyecek bir macera."
-USA Today-

"Aveyard, muhteşem bir evren yaratmış. Irk eşitsizliği, refahın adaletsiz dağılımı, çevre kirliliği, savaşlar, siyasi yozlaşma ve medyanın ürkütücü gücü gibi sorunları yansıtan bu evrenin içine çekileceksiniz." 
-VOYA-

"İstikrarsız bir dünyada, güçlü bir başkahraman." 
-Booklist-
392 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Muhteşem ötesi bir fantastik roman. Hayal gücünüzün sınırlarını zorlayan, gösterişli ve ihanet dolu bir kitap.
Bayıldım!
Dördüncü okuyuşum olduğunu da gururla söylemekteyim!
392 syf.
·4 günde·6/10
Bilim kurgu ve fantastik türde kitaplar okumayı çok sevdiğim gibi, genç yetişkin kitapları okumayı da seviyorum. Kendi deyimimle 'çerezlik' olan bu kitapları okuma zorluğu yaşadığım dönemlerde, iki ağır kitabın arasında ya da zor okuduğum bir kitapla birlikte okuyarak kendimi biraz rahatlatıyorum.
Kızıl Kraliçe'de benim çok kısa sürede ve çok rahatlıkla okuduğum kitaplar arasına girdi.
Kitabın türü her ne kadar fantastik olarak belirlenmişse de tür konusunda kesin bir ayrıma gidilemeyen kitaplardan. Fantastik ve bilim kurgunun iç içe geçtiği bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Hikaye, ırk ayrımı ve bir ırkın diğeri üzerinde üstünlük kurması temellerine dayandırılmış. İnsan ırkı kan rengine göre gümüşler ve kızıllar olarak ikiye ayrılmış ve gümüş ırk üstün yetenekleri sebebiyle kızıl ırkın üstünde hakimiyet kurarak ayrıcalıklı, zengin ve güçlü bir konuma gelmiş. Hatta ülkenin yönetimini de ele geçirmiş.
Ana karakterimiz ve anlatıcımız, alt sınıftan bir kızıl olan, yanlış hatırlamıyorsam 16 yaşındaki Mare.
Kurgunun geneline distopyan bir hava hakim. Ve birçok distopyada olduğu gibi asiler sessiz ama sağlam adımlarla yükselmeye başlıyor.
Kurgunun temelinde gümüş-kızıl çatışması yani bir ırk savaşı yerleştirilmiş.
Burada belirtmem gerekir ki, bu kitap genç yaştaki okurlar açısından daha tatminkar bir okuma sağlayabilir. Ben yaşım itibariyle ergenlik dönemi karakterlerinin ağzından yazılan hikayelerde artık birazcık sıkılıyorum. Özellikle anlatıcı olan ana karakterin henüz oturmamış kişiliği, kararsızlığı, ergenlik buhranları ve ne istediğini bilmeyen tavırları beni oldukça bunalttı. Yine de hızlı okunan yapısı sebebiyle bırakmadım ve diğer kitaplarını da okumaya devam edeceğim.
Eğer 25 yaştan küçükseniz ve fantastik/distopik hikayeleri seviyorsanız tam size göre olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca macera, ihanet ve entrika seven herkes bu kitabı beğenecektir.
Okuduğunuz için teşekkür ederim, sevgiyle kalın.
  • Genç Elitler
    8.5/10 (480 Oy)376 beğeni978 okunma227 alıntı10bin gösterim
  • Deha
    8.6/10 (448 Oy)329 beğeni1.107 okunma52 alıntı7,1bin gösterim
  • Kızıl Yükseliş
    8.8/10 (487 Oy)426 beğeni1.042 okunma236 alıntı13,8bin gösterim
  • Şampiyon
    8.8/10 (391 Oy)298 beğeni964 okunma122 alıntı4.728 gösterim
  • Cadı Avcısı
    8.3/10 (502 Oy)375 beğeni1.190 okunma100 alıntı11,9bin gösterim
  • Efsane
    8.5/10 (622 Oy)490 beğeni1.473 okunma127 alıntı13,4bin gösterim
  • Cam Kılıç
    7.9/10 (221 Oy)157 beğeni541 okunma164 alıntı3.246 gösterim
  • Silber
    8.3/10 (342 Oy)271 beğeni881 okunma59 alıntı9bin gösterim
  • Eksik Parça
    8.1/10 (299 Oy)194 beğeni794 okunma133 alıntı6,7bin gösterim
  • Winter
    9.2/10 (505 Oy)390 beğeni1.139 okunma289 alıntı5,3bin gösterim
392 syf.
·1 günde·6/10
An itibariyle Kızıl Kraliçe’yi de okumuş bulunmaktayım. Kitabın en büyük problemi hikayenin temeli olan Kızıllar ve Gümüşlerin sınıf farklılığına dayalı olması. Kızıl Yükseliş'te Altınlar ve Kızıllar arasında olduğu gibi... Ve bence kitabın Kızıl Yükseliş’ten sonra çıkmış olması onun için büyük bir dezavantaj… Ancak Kızıl Yükseliş’i okuyanlar bilir onun tarzını; o yüzden onun kadar karmaşık, satranç stratejisine sahip bir kitap beklemeyin bence… Bu kitap daha çok Beni Seç ve Kızıl Yükseliş'in harmanlanmış hali gibi olmuş.

Kızıl Yükseliş’te olduğu gibi burda da insanlar iki farklı sınıfta… Kanlarının rengine göre ayrılmış bir toplum var. Gümüşler… Kanı gümüş rengi akanlar… Soylular… Güçlü olanlar… Tanrı'nın bahşettiği yeteneklerle doğmuş olanlar… Alevi, suyu, metalleri kontrol edebilme gibi… Şanslı sınıfta olanlar… Hükmedenler…
Ve Kızıllar… Kanı kırmızı renk akanlar… Sıradanlar… Zayıflar… Şanssızlar… Bırakın Tanrı'nın bahşettiği özel yetenekleri Terzi, Balıkçı, Fırıncı gibi mesleklere sahip olmak için yeteneğe sahip olamayanların cepheye savaşa gönderildiği sınıfta olanlar… Köleler… Sadece Gümüşlerin emrini, isteğini, savaş stratejilerini yerine getirmek için doğmuş piyonlar onlar… Peki ya bu keskin çizgiyi bozacak birisi varsa? Ya bu düzeni bozacak biri ortaya çıkarsa? İşte o zaman bakalım Gümüşlerin mutlu mesut hükmedişten ibaret dünyası ne hale gelir kitabımız onu anlatıyor ;)

Mare 17 yaşında… Kızıllar içinde bile oldukça sıradan… Hiçbir yeteneği yok. Bu yüzden de cepheye çağırılacağı günü beklerken bir anda şans yüzüne gülüyor ve Sarayda hizmetçi olarak göreve çağrılıyor. Bir anda kendini iki Prens’in ve saray dünyasının ortasına düşmüş bir halde buluyor. Ve bu ne demek? Yine nur topu gibi bir aşk üçgenimiz var demek ;) Bu arada kızımızla ilgili bazı sırlar da ortaya çıkıyor. Ben Cal ile biraz daha iletişim kurarlar daha da yakınlaşırlar sonra bir şeyler ortaya çıkar diye bekliyordum ama hiç beklediğim gibi ilerlemedi hikaye… Mare’i de pek sevemedim açıkçası… Bana çok da ayakları yere basan güçlü bir karakter gibi gelmedi. Bir de her şeye rağmen Cal’i kullanmış olması beni inanılmaz rahatsız etti. Ben en başından her şeyi anlamama rağmen nasıl çözemedi bu kız anlamadım. Valla en son düştükleri durumda çok sinirim bozuldu, resmen gerizekalılık yaptı yani… Prensi de ne durumlara düşürmüş oldu. Ne bilim işte hem sevdim hem de tam olarak sevemedim sanki kitabı, hep kafam bir yerlere takılı kaldı. Kızıl Yükseliş kadar vurmadı benii… Malum o seri benim efsanem haline gelmişken sonrasında bunu okumuş olmam kitaba ısınmamı engelledi. Bazı yerleri yüzeysel geldi bana, hikayenin içine girmekte zorluk çektim. Mare’i sevemedim, Kızıllara o kadar da üzülemedim. Elimde değil işte Kızıl Yükseliş’le karşılaştırmadan edemiyorum. Tür aynı, hikaye benzer derken ondaki kadar içine almadı beni kitap… Öngörülebiilir, ortalama bir distopyaydı diyebilirim. Sadece kitabın son kısımları heyecanlıydı. Bu yüzden 2.kitabı yine de okumayı planlıyorum. Umarım devamı daha da güzelleşir. Herkese iyi okumalar ;)
392 syf.
·12 günde·Beğendi·9/10
Aslında pek distopya tarzı kitap okuyan biri değilimdir bana çok gençlik kitabi kıvamında gelir.Kitap elimde vardı ve 16 yaşındaki kuzenim kitaplığımda görüp abla sen daha bunu okumadın mı nasıl okumazsın inanmıyorum kitap harika bir distopya deyip garip garip bana bakinca :) kitabı öyle bir methetti ki dedim neymiş bir bakalim
Konusu şöyle insanlık ırkları türlere ayrılıyor. Krallıkla yönetilen bir ülke, ana ırklar gümüşler ve kızıllar. Gümüşler zengin ve ayrıcalıklı kendi içlerinde değişik yeteneklere sahip bir ırkken kızıllar güçsüz ve sıradan insanlardır.Ana karakterimiz mare da bir kızıldır abileri savaşa gitmiş ve oda yakın bir zamanda savaşa gidecektir ve aynı zamanda iyi bir hırsızdır çünkü eli iş tutmayan kadın erkek savaşa gidiyormuş.Bir gün han önünde avcı kıyafetli biriyle tanışır ve sohbet ederler. Ertesi gün krala hizmet için çağırılır ve kendisinin de gümüşler gibi olduğunu yeteneklerinin olduğunu keşfederek ve bir prensle nişanlı olarak bulur ve maceralar başlar.
Kitap başlarda iyidi zaten bir serinin ilk kitabı ilk öncelikle yazar kitapta karakterlere önem vermiş. Ama ortalarına doğru bir durağanlık yaşadı ve yavaş ilerledi sonu da gayet sürpriz oldu ya nasıl olur dedim yazar ters köşe yapıp kitabı bitirmiş.
Sıkıcı gelen bir yanı da kadın karakterin ayran gönüllü olması bir ona aşık oluyor bir ona bir onu öpüyor sonra diğerinin yanında kendimi daha rahat hissediyorum diyor acayip saçma olmuş bir karar ver artık dedim sayelerinde kitapla da konuştum :)
ikinci kitabını da alır mıyım emin değilim açıkçası pat diye bitince bi sinir zıplaması oldu sırf merak ettiğim için de alabilirim.
Kitap dediğim gibi gençlik kitabi.O yaş grubu için böyle güçler fantastik şeyler daha dikkat çekici eğer aranız da böyle bir kesim olan varsa incelemeyi okuyan alsın derim ama benim gibi 29 yas civarı için biraz fazla hayalci geldi kitap yine de iyi okumalar :)
392 syf.
·Beğendi·7/10
Evet... Geldim en korktuğum seriye *Davul sesleri* Kızıl Kraliçe Kitap İncelemem...


Kızıl Kraliçe hakkında bir çok olumsuz yorum okumuştum ve açıkçası caanım kitaba zerre kadar bile başlamak istemedi. Sürekli böyle raftan alıp geri yerine koyuyordum ama en son cesaret ettim başladım kitaba. Baya korkuyordum Reading Slump’a girmekten ama kitap o kadar mükemmeldi ki nasıl akıp gittiğini bilemedim.

Şimdi bir evren düşünün, insanlar kan renklerine ve onlarla birlikte gelen + ve - lere göre sınıflandırılmış. 'Kırmızı Kan' yeteneksiz, alt tabaka ve köleler. 'Gümüş Kan' (ah o gümüş kan...) Doğuştan var olan -Ailesel Kökenlere göre farklılık gösteren- güçler, üst sınıf, ve TANRI katmanı ve Kural belirleyenler... Gümüşler Kızıllara, onların tanrıları olduğunu ve onlara itaat etmeleri gerektiğini söylemiş ve bunu zihinlerine enjekte etmiştir. Tabii klasik olarak Kızıllarımız aç, yoksul, sefil, gariban, işçi, zayıf, cahil, eğitimsiz.. Ve daha binlerce 'alt tabaka' kelimeleri.

Şimdicik! Ana karakterimizi tanıyalım biraz değil mi? MARE BARROW. 17 yaşında fakir bir kasabada ailesiyle diğer kızıllar gibi yoksul bir hayat geçiriyor. Kızımız TAM anlamıyla dızcı. Ama öyle basit bir hırsız kelimesi olmaz buraya... Koy Adana'ya sal 1 saat sokağa sana 1 saat sonunda tüm semti dızlamış geliyordur. Eli çabuktur yani. Neyse kardeşleri var bunun 3 erkek kardeşi de zorunlu askerliğe alınmış (kızıllar için 17 yaşını dolduran herkes, eğer çalışmıyorsa savaş alanına gönderilir) babası yaptığı zorunlu askerlikten gazi olarak çıkmış tekerlekli sandalyeye mahkum olmuş. Kız kardeşi mükemmel yetenekli bir terzi ve çok zeki.

Ben bu kitabı 'Kızıl Yükseliş' serisinden sonra okudum ama içimi açmadı. Yani öyle bir seriden sonra beni tatmin etmedi ve bu çok normal. Ana Karakteri daha ilk kitaptan sevemedim. Ama serinin ilk kitabı benim için umut vaad ettiği için de bırakmadım (okuduğum o kötü yorumları da -ilk kitabı için- hak etmiyor). Dileyen kitap özeti için aşağıda olan yazımı okur.

Tamam şimdi sıkıcı kısımları geçtik yaslan arkana aşko kitap hakkında uçuşa geçiyoruz. (Spoiler var hatta direkt kitabı özetledim okumak size kalmış.)
Kitabın anlatılacak ve benim değinmediğim bir sürü şey var boş verin.

Kızımız yine el âlemin çoluğunun çocuğunun rızkını dızlamak için çıkıyor dışarıya.... Ah.. uçtuğumuzu unutmuştum. Prense tanışıyor prens sivil kılıkta falan filan bunun 17 olmasına çok az kalmış askere gitmekten korkuyor işi gücü de yok anlatıyor falan bizim sivil prens bunu krallığa hizmetçi olarak alıyor. Gelecek kralın kraliçesinin belirlenmesi için de bunlar arenada karıları çarpıştırıyor kazanan kraliçe oluyor . Adına kraliçedenemesi dedikleri şey yapılırken bizim karı stadyum üstünden geçerken düşüyor aşağıya.... Üstü elektrik alanıyla korunuyor tabii herkes bu kızıl kölenin mangal olmasını bekliyor olmuyor. Aşağıda kraliçe olmak için savaşan soylu hanelerin gümüş bacıları savaşıyor tabii bunu görüyorlar. Bunlar zaten gördükleri her kızı kraliçe olmak uğruna biçer sen bir de düşüyorsun aralarına ve ÖLMEDEN. Neyse işte buna da saldırıyorlar bizim kız korkuyor basıyor çığlığı ve ne görsünler. Kızın içinden Nikola Tesla çıkıyor ve her yeri elektrik sarıyor. Herkes şok. Evangeline diye bir kız var bizim kıza saldırıyor o da mıhlanıyor falan, hayırlı olsun gül gibi bir düşmanlığının oldu. Neyse işte bunda bir şey olduğunu anlıyorlar araştırıyorlar inceliyorlar. İki prens kardeşten küçüğü olan Maven Calore bizim kızla kanki oluyor "sen kızılsın ama elektrik falan atıyorsun alla alla" sohbetleri geçiyor bu kızı gümüş gibi gösteriyorlar eğitiyorlar falaaaaaaaan derken bizim kızımız isyancı kızıllarla yaniii KIZIL MUHAFIZLARLA tanışıyor, bazı kızılların kendisi gibi yetenekli olduğunu söylüyor. İhanetler... Aşk üçgeni... Entrikalar... Aman anam anam...
392 syf.
·2/10
Kızıl kraliçe... Söve söve okuduğum seri... Mare git geber şu kenarda. Her neyse... Başlıyorum.

Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Ana karakter bir mal. Nokta. Şahsi düşüncem bir kitabın dili kötü olabilir ama eğer içindeki karakterler - özellikle ana karakter- iyiyse kitap kendini okutuyor. Kızıl kraliçe serisi elimde çürüdü. Karakterler tamamen ergen. Gerçekten ergenler. Koskoca işin ehli insanlara karşı geliyorlar. Hayır yani sen daha dünkü veletsin, bir otur. Düne kadar güçlerini bile bilmiyordun. Yok 'ben şimşekten bir kılıcım.' yok 'ben kiçik şimşik kizim'. Ay. Mare konuşunca içim daralıyordu. Onu geçtim, onun arkadaşları ve çok sevgili kaslı- yazar özellikle bunun üzerinde gereksiz derecede FAZLACA duruyor- Cal'ı da öyle. Neyse bunu da geçiyorum. Kitabın diline gelecek olursak, öyle ağır bir dili yok ama yazar betimlemelerle herkesi uçurayım derken abartmış. Bir yerden sonra paragrafları atlayıp sadece diyalogları okumaya başladım. Çünkü gözlerimi yormaktan başka bir işe yaramadı. Yanlış anlaşılmasın kararında betimlemeler çok güzeldir. Kararında.
Konusu da çok farklı değil .
Açıkçası kitabı okumamın tek nedeni Maven'dı. Tek iyi, hoş karakter o. O da Mare 'e aşık işte. :/

Özetleyecek olursak; okumayın, okutturmayın!
Ya da ille de okuyacağım diyorsanız, ilk kitabı okuyun ama orada bırakın. Sinirlerinizin sağlığı için.


Kitaplarla kalın. :)
392 syf.
·3 günde·4/10
Ne büyük beklentiyle almıştım bu kitabı yahu. Sevgili Glorrry Books bana kitabın distopyadan ziyade aşk ağırlıklı olduğunu söylemişti. İyi ki de söylemiş. Yoksa daha da büyük hayal kırıklığına uğrayacaktım. Kurgu fena değil ama anlatım çok yetersiz. Daha derin, incik cincik kurcalanması ve anlatılması gerekiyordu ki olayın duygusu okura geçsin ve karakterlere hak verebilsin. Kitaba verdiğim puan düşük. Kolay okunur olduğu için ve sevgili Onur Kınacı Birler'in temiz titiz çevirisi hatrına 4 puan.
392 syf.
Mare Barrow'un dünyasında kanın rengi, varoluşun biçimini belirlemektedir. Doğaüstü yeteneklerle donatılmış Gümüşler, köle gibi çalıştırdıkları ve savaşta ölüme gönderdikleri Kızıllara hükmetmektedir.
392 syf.
·Beğendi·10/10
İnsanların kanlarına göre sınıflara ayrıldıkları, büyüleri ve güçleriyle diğerlerine hükmeden Gümüşler, ve onların köleliğini yapan kızılların olduğu bir dünya... Mare Barrow yoksul bir kızıl kasabasında yaşayan,on yedi yaşında bir genç kızdır. Talihsiz olaylar sonucunda,on sekiz yaşına bastığında savaşa gönderilmemek için, mecburen Gümüş Sarayı'nda çalışmaya başlar.

Ancak bir gün, zorbalıklara dayanamayan Kızıllar bir çete kurar ve buna 'kırmızı muhafızlar' adını verir. Bir şekilde Mare de bu işe bulaşınca, peşi gelmeyen yalanlar ve ihanetler birbirini kovalar.

Bir solukta okuyacağınız harika bir kitaptı. Dili çok alkıcıydı ve nasıl olduğunu anlayamadan bitti.
392 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Herkese Merhaba! Son zamanlarda beni oyalasın, güzel zamanlar geçireyim, film tadında bir kitap arıyorum diyorsanız kesinlikle "Kızıl Kraliçe" size göre. Kendime doğum günü hediyesi olarak almıştım ve uzun zamandır okuyamamıştım. Kendimi yaz tatiline ayarlayıp, o zaman okumak istiyordum fakat hazır evdeyken şimdiden seriyi okumaya başlamak istedim. Şimdiii yoruma geçersek;
Kralın hüküm sürdüğü bir evrende yaşayan Mare ordu görevinden kendini ve arkadaşını kurtarmak için bir anlaşmaya girer. Anlaşmayı karşılayabilmek için ciddi bir paraya ihtiyacı vardır. Hırsızlık yapmayı meslek haline getiren kızımız bu sefer ki hırsızlığı başarısızlıkla sonuçlanır. Yakalandığı kişi sayesinde tümmmm hayatı tepetaklak olur. Böylece kitabımız başlar.
Su gibi akıyor derler ya bu kitabımız tam olarak öyle yazılmış. Yazardan okuduğum ilk kitap olmasına rağmen o kadar sevdim ki. Kalemi gerçekten akıcı. Puntoları büyük büyük gözlerinizi yormuyor. Evet içinde ergen aşkı diye tabir ettiğimiz şey var fakat zaten film tadında fantastik bir tür. Aşk kısmından çok içerisindeki savaşa yoğunlaşıyoruz. Ayrıca incelemelerde görüp de güldüğüm şey var. Kitabın düz olduğundan, ergen olduğundan bahsetmeniz. Bu kitabı okuyup da derin tarihi bilgiler öğrenmeyi bekleyemezsiniz. Ayrıca ergen veya yetişkin diye bir kitabı sınırlandırmayı da umarım bitirirsiniz.
Ben fantastiği daha çok sevdiğimi düşünmeye başladım yavaş yavaş ve bu yüzdende bu kitapta oldukça hoşuma gitti. Ana karaktere bazen sinirlendim özellikle son kısımlarda Fakat kitabı bitirdiğim gibi “yaaa ben araya kitap almayı düşünüyordum neden şimdi böyle bitirdiniz ki?” Diye düşünmedim desem yalan söylerim. Kendimi tutup araya birkaç kitap almam lazım yoksa serini tüm kitapları hızlı bir şekilde bitecek.( Dertlendiğim konu) Neyse umarım sizde benim gibi seversiniz. Kitapla kalın
392 syf.
·Beğendi·10/10
Kan ayrımcılığı üzerine mükemmel bir kitap serisinin ilk kitabı.

İki farklı kana sahip insanların farklı muameleler gördüğü bir dünyada ezilen tarafın mücadelesi diye kısacık bir özet geçebilirim ama kitabın bundan çok daha fazlası olduğunu belirtmeliyim.

İlk kitabı bitirdiğimde ilk birkaç dakika kendime gelemedim. Şok olduğumu da net olarak söyleyebilirim. Sonra hemen ikinci kitabı okudum ve bu sefer daha çok şaşırdım ve etkilendim. Kesinlikle hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı bir dünya çıkıyor karşınıza ve siz sayfaları çevirdikçe daha çok meraklanacak ve şaşıracaksınız. Şimdi üçüncü kitabını okuyacağım ve onun da bol şaşırtmacalı ve merak dolu olacağına eminim.

Fantastik severlerin elinden düşürmeyeceği bir kitap olmanın yanında fantastik sevmeyenlerin de okumasını tavsiye edeceğim bir kitap serisi. Kızıl Kraliçe Victoria Aveyard
392 syf.
·44 günde·5/10
Kitap kötü değildi. Ama çok yanlış bir zamanda okudum. Bu yüzden elimde süründü. Araya farklı kitaplar koydum ve bu şekilde bitirebildim. Okuyamadım ama bu durum tamamen benimle alakalı. O yüzden kitaba kötü yorum yapsam haksızlık etmiş olurum. Ortalama bir kitaptı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kızıl Kraliçe
Alt başlık:
Kızıl Kraliçe Serisi 1. Kitap
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
392
Format:
Ciltli
ISBN:
9786053437154
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Red Queen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
İnsanlarin Kana Göre Sınıflara Ayrıldığı, Bir Düzen… Büyülü, Tanrısal Yetenekleriyle Diğerlerine Hükmeden Gümüşler, Onların Gölgesinde Hayatta Kalmaya Çalışan, Sıradan Kızıllar… İktidar Tehlikeli Bir Oyundur. Peki, Kazanmak İçin Ne Kadar Kan Kaybetmek Gerekir? Kanla Bölünmüş Bir Dünyada, Kazananı Belirsiz Bir Varoluş Mücadelesi…

Mare Barrow'un dünyasında kanın rengi, varoluşun biçimini belirlemektedir. Doğaüstü yeteneklerle donatılmış Gümüşler, köle gibi çalıştırdıkları ve savaşta ölüme gönderdikleri Kızıllara hükmetmektedir. 

Yoksul bir Kızıl kasabasında yaşayan on yedi yaşındaki Mare, talihsiz olaylar sonucu bir Gümüş sarayında çalışmaya başlar. Ancak Kızılların başkaldırı hareketini örgütleyen Kırmızı Muhafızlar'ın davasını ateşleyecek kıvılcımın kendi parmaklarının ucunda ol-duğunu fark edince bambaşka bir oyunun ortasında kalır. Yalanlar üzerine kurulu bir düzende Kızılların Gümüşlere, bir prensin diğer prense ve Mare'nin kendi kalbine karşı mücadele ettiği bu tehlikeli oyunda tek mutlak gerçek, ihanettir.

"Romantizm ve devrimin çarpıştığı, iktidar ve adaletin düelloya çıktığı, içinizi yakacak, hayal gücünüzü ateşleyecek bir macera."
-USA Today-

"Aveyard, muhteşem bir evren yaratmış. Irk eşitsizliği, refahın adaletsiz dağılımı, çevre kirliliği, savaşlar, siyasi yozlaşma ve medyanın ürkütücü gücü gibi sorunları yansıtan bu evrenin içine çekileceksiniz." 
-VOYA-

"İstikrarsız bir dünyada, güçlü bir başkahraman." 
-Booklist-

Kitabı okuyanlar 984 okur

  • Merve Cindilli
  • sıla öztürk
  • Işıl Şahin
  • damla
  • Selim Yıldırım
  • Alara
  • saadet eriş
  • Merve Canbolat
  • Zehra Durmaz
  • yağmur

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%10.2
14-17 Yaş
%38.9
18-24 Yaş
%35.2
25-34 Yaş
%11.1
35-44 Yaş
%3.7
45-54 Yaş
%0.9
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%95.3
Erkek
%4.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31 (131)
9
%17.1 (72)
8
%23.5 (99)
7
%14 (59)
6
%5.7 (24)
5
%4 (17)
4
%2.6 (11)
3
%0.7 (3)
2
%0.7 (3)
1
%0.7 (3)

Kitabın sıralamaları