Adı:
Kızılcık Dalları
Baskı tarihi:
Haziran 2010
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751002006
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılâp Kitabevi
KIZILCIK DALLARI`ında, bir evlatlığın başına gelen olayları, kendi diliyle eşleşen bir masal diliyle anlatışı göze çarpar. Mutlu bir aile yaşantısına özlem, büyük bir anlam zenginliğiyle dile getirilmiştir. Kızı erken yaşta ölen bir ninenin, yüreği yanarak ve kızının yadigarına bakarak hatırladıkça çoğalan o mazlum yakarışları başarıyla verilmiştir. Yazar, besleme kızcağızın anılarının dibindeki kimsesizlik ve çaresizliği hayatındaki o dramı bağlayarak, bu romanın eksenine yerleştiriyor.
Reşat Nuri Güntekin'in çok beğenmediğim kitabıdır. Ayı gibi kaba saba kız nasıl alımlı bir kantocu olur.

Gülsüm'ü her gece odasına çağıran Lala Tahir Efendi neden kızı hiç taciz etmez. Gidişat onu gösteriyordu. İşte dedim her gece odasına çağırıp orasına burasına masaj yaptırıyor bu adam kızın başını yakacak. Günahını aldım Tahir efendi beni affet.
Nadide hanımda Gülsüm'le bazen kanka oluyor bazen düşman arasını bir türlü bulamadılar. Birde besleme olduğu için gelen vuruyor giden vuruyor. Yok mu besleme olup çok rahat bir yaşam süren bir kız. Hep bir kahır hep bir çile.
Karakterleri veya diyalogları tam olarak oturtamadın bu sefer Reşat Baba nur içinde yat.
Bir konağa evlatlık olarak verilen Gülsüm ve onun etrafında gelişen olaylar anlatılmış. Nadide Hanım, kızları, damatları, torunları, hizmetkarları, konakta yaşananlar çoğunluk dram gibi dursa bile arada gülümseten anlar da vardı. Reşat Nuri Güntekin'in severek okuduğum bir kitabıydı okumak isteyenlere tavsiye ederim :)
Nadide Hanım'ın yetim olarak konağa aldığı Gülsüm ve onun bu konak hayatı boyunca başından geçenleri, maruz kaldığı haksızlığı anlatan bir kitap...
Hani bazen olur ya sevdiğimiz bir yemeği yerken bir eksiklik hissederiz. Düşünür dururuz aynı tadı niye alamadım diye. İşte bu kitabı da okurken aynı eksikliği sonuna kadar hissettim. Sanırım bunun nedeni yazar bazı karakterlerin duygularını okuyucusuna tam yansıtamamasından kaynaklı.O hissiyatı bize veremedi. Ayrıca yazar olayları dar çerçevede ve tek kişi üzerinden anlatmış. Bu da ara ara kitaptan sıkılmama ve ilgimin dağılmasına neden oldu. Yazarı eleştirmek haddin değil yanlış anlaşılmasın fakat bir Çalıkuşu kadar başarılı bulmadım.
Çok uzun yıllar önce okudum. O yüzden hatırladığım sadece çok sevdiğim. O kadar gençken okuduğum için çok iyi anlamamış da olabilirim. Ancak şunu söyleyebilirim Reşat Nuri edebiyatımızın yüz akıdır. En azından iki üç kitabının mutlaka okunması gerek. Edebiyat meraklıları eğer Reşat Nuri okumayı ihmal ederse büyük bir eksiklik olur. Modern romanımızın kurucularından sayılır. Türkçenin güzelliklerini okura etkili bir şekilde gösterir. Sadece edebiyatımıza değil dilimize de çok şey katmıştır.
Hayatın her anında karşılaşabileceğimiz güçlü fakat insan olduğunu hissettiren karakterlerle başbaşayız. İnsanın önündeki kaderi inkâr aşaması ve zamanın kadere uyum yönünde işlemesi açısından bu eseri oldukça gerçekçi ve değerli buluyorum.
En çok arzu ettiğimiz şeyler, zamanın elinde belli bir kıvam alır ve zaman, bizi yaşanılabilirliği daha kesin olan o makul arzularla içli dışlı eder.
belli sürelerle tekrar tekrar okuduğum nadir kitaplardan biridir. gerçekten çok severim. kitaptaki karakterler, kitabın sonu, hikayenin işleyişi hepsi ayrı ayrı çok güzeldir.
Reşat Nuri Güntekin kitaplarına ilk Çalıkuşu'dan başlamasaydım eminim hepsini sevebilirdim ama maalesef diğer kitapları hep o muhteşem hikaye ile kıyasladım. ve asla o kadar beğenemedim. kaldı ki bu kitabı okuduğumda 18 yaşında olmama rağmen çok basit bulmuştum.
Aralarda sıkılsamda empati kurmamı güçlendirdiğine inanıyorum. Evlat alınan Gülsümr yapılan haksızlıkları ve menfaatçiliği anlatan ve bunu yansıtabilen en güzel kitaplardan biri
Yazarın diğer romanları kadar bilinmese de beni çok etkileyen bir konusu olmuştu. Okurken etkisinde kaldım diyebilirim. Okumamış olanlara tavsiye ederim.
Bunca acı görmüş, bunca evlat, kardeş gömmüş bir insan için ölüm, korkulacak bir şey değildir.
Üç günlük ömrümüz var... Ne olurdu şu dünyada ayrılık olmasaydı, diye içini çekiyordu.
Vatan muhabbeti ki, muhabbetlerin muhakkak en temizidir, o bile menfaatle, insanın ufak tefek çıkarlarıyla pekâlâ uzlaşmıyor mu?
Evin en sıkı zamanında bakarım, dizi dizi namaza durmuşlar... Sofra kurulacak, lambalar hazırlanacak, lâ havle ve lâ kuvvete... Söylesen bir türlü... Öyle ya, Allah divanına durmuş bir insanı nasıl ensesinden çekip işe sürersin?..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kızılcık Dalları
Baskı tarihi:
Haziran 2010
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751002006
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılâp Kitabevi
KIZILCIK DALLARI`ında, bir evlatlığın başına gelen olayları, kendi diliyle eşleşen bir masal diliyle anlatışı göze çarpar. Mutlu bir aile yaşantısına özlem, büyük bir anlam zenginliğiyle dile getirilmiştir. Kızı erken yaşta ölen bir ninenin, yüreği yanarak ve kızının yadigarına bakarak hatırladıkça çoğalan o mazlum yakarışları başarıyla verilmiştir. Yazar, besleme kızcağızın anılarının dibindeki kimsesizlik ve çaresizliği hayatındaki o dramı bağlayarak, bu romanın eksenine yerleştiriyor.

Kitabı okuyanlar 259 okur

  • Emirhan Berkiten
  • Şeyma Boz
  • Loonyozi.
  • Bilge Uzun
  • Ayşenur MT
  • Simge Ak
  • Pınar Ön@L@N
  • Ecehan Ümmü Topal
  • Severus Snape
  • Tuğba

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.2
14-17 Yaş
%6.5
18-24 Yaş
%17.7
25-34 Yaş
%37.9
35-44 Yaş
%15.3
45-54 Yaş
%13.7
55-64 Yaş
%1.6
65+ Yaş
%4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%80
Erkek
%20

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (16)
9
%14.1 (9)
8
%17.2 (11)
7
%25 (16)
6
%14.1 (9)
5
%0
4
%0
3
%3.1 (2)
2
%0
1
%1.6 (1)