Kızılderililer Nasıl Yok Edildi?

8,2/10  (6 Oy) · 
15 okunma  · 
3 beğeni  · 
476 gösterim
Amerika kıtası keşfedildiğinde oraya medeniyetten önce ölüm gitti. Vahşet, hırsızlık, soykırım gitti. Peki daha sonra medeniyet gitti mi? Hayır! Çünkü oranın yerlileri “Beyaz Adam”dan daha medeniydiler. Hırsızlığı, adam öldürmeyi bilmiyorlardı. Huzur içinde yaşayan büyük bir aile gibiydiler.
“Beyaz Adam” gelince onu misafirperverce ve samimiyetle ağırladılar. Yiyeceklerinden bol bol ikram ettiler. Topraklarını açtılar. Hatta altınlarının da çoğunu karşılığında hiçbir şey beklemeksizin bu yeni misafirlerle (!) paylaştılar. Fakat “Beyaz Adam”ın gözü doymuyordu. Ne kadar verirlerse hep daha fazlasını istiyordu. En sonunda canlarını da istedi. Verdiler...
Piskopos Bartolome de Las Casas, bu kitapta anlattığı her şeyi bizzat yaşadı. O bir “beyaz”dı. Fakat bu vahşete duyarsız kalamayacak kadar da insandı.
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2015
  • Sayfa Sayısı:
    120
  • ISBN:
    9789757796244
  • Çeviri:
    Meryem Ural
  • Yayınevi:
    Şule Yayınları
  • Kitabın Türü:
Aysun Çelik 
12 Tem 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bu kitap keşke hiç yazılmasaydı ve var olmasaydı ya da yalnızca hayalgücü ile kurgulanmış bir distopya olabilseydi. Ama ne yazık ki gerçek. Öyle ki bu gerçeklik, sağlıklı bir insan beyninin idrak edemeyeceği, kolay kolay sindiremeyeceği derecede rahatsız edici. Okuduklarım beni hasta etti; kan, ölüm, vahşet, açgözlülük... Kötü insanlara ait olan bu çirkinliklerin, iyi insanların güzelliklerini darmadağın etmeleri ve onları yoketmeleri (keyifle) beni hasta ediyor. Rahatsızım! Geçmişte yaşanmış örneklerden, günümüzde yaşananlardan ve ne yazık ki gelecekte yaşanacaklardan. Çok rahatsızım; insanlardan, insan olmaktan. Utanç! Utanç duyuyorum. İnsanın karanlığı, ne yıldız bıraktı gökyüzünde, ne ay, ne de güneş. Kendimizi, kendi ellerimizle mahkum ettik karanlığa. Tıka basa kan içiyor, ölüm kusuyoruz. Abarttım mı? Evet, evet! Elbette hepimiz barıştan yanayız canım! Zaten barış için savaşıyoruz şurda!

Sözün bittiği kitaplardan birisi...Ne diyebilirim ki? Bu kitabın sömürgeciliğin masum insanlara verdiği zararın sadece küçük bir kesmini anlattığını düşünürsek, ne kadar kötülük dolu bir dünyada yaşadığımızı anlarız.

Ömer Efeoğlu 
02 Haz 17:50 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Saint Dominique tarikatından papaz Bartolome de Las Casas'ın İspanyol Kralı Philip'e rapor niteliğinde hazırladığı bir kitaptır. Yerlileri, maddi varlıklara sahip olmak istemediklerinden masum ve yardımsever olarak tanımlamıştır. İspanyollar ise bu bereketli topraklardan altın ve köle olarak nasip almaya çalışan zorbalardı. Esasen bu topraklara gitme sebepleri dini yaymak bir nevi misyonerlik yapmaktı.
Okurken kanınızı donduracak olaylar göreceksiniz. Bunların müsebbibi olarak da yazar Kolombu hedef almıştır. Bu kitap ışığında söylemek gerekirse haksız değildir. Bugün bir kahraman olarak gösterilen adamın sebep olduğu şeyleri okuduğunuz zaman iğreneceksiniz.
Kitap bitince keşke bir roman olsaydı diyorsunuz.

Kitaptan 26 Alıntı

Aysun Çelik 
 11 Tem 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Herkesin olanakları ölçüsünde kendi rızasıyla verdiği onlara yetmedi. Uğradıkları şiddet ve aşağılama karşısında, Amerika yerlileri, bu adamların gökten inmediğini anladılar. O zaman, bazıları yiyeceklerini, bazıları karılarını, bazıları da çocuklarını sakladı. Diğerleri, böyle gaddar ve korkunç insanlardan uzaklaşmak için ormanlara kaçtı. Hristiyanlar halkı tokatla, yumrukla, sopayla dövüyorlardı, hatta köy beylerini ele geçiriyorlardı. Cüretkarlıkları ve küstahlıkları öyle arttı ki, hristiyan bir yüzbaşı, bütün adanın beyi sayılan, en büyük hükümdarın öz karısının ırzına geçti. İşte o zaman, yerliler hristiyanları topraklarından kovmak için yollar aramaya başladılar. Silahlandılar. Çok zayıf, az saldırgan, dayanıksız ve savunmasızdıla. (İşte bu yüzden savaşları bugünkü değnek oyunları ya da çocuk oyunları gibiydi. Atlarını, kılıçlarını ve mızraklarını alan hristiyanlar, yerli Amerikalıların daha önce hiç görmediği eylemlere başladılar. Katliam ve kan dökme! Köylere giriyor, çoluk çocuk, yaşlı, hamile, lohusa (kadın) demeden, ağıllarına sığınmış kuzulara saldırır gibi, karınlarını deşiyor, parçalara ayırıyorlardı. Kimin tek bıçak darbesiyle bir insanı ortadan ikiye ayıracağı veya tek mızrak atışıyla başını keseceği ya da bağırsaklarını ortaya dökeceği üzerine bahse giriyorlardı. Anne sütü emen bebekleri zorla alıyor, ayaklarından tutup başlarını kayalara çarpıyorlardı. Bazıları ise onları yüksekten ırmaklara atıyor, bir yandan da gülerek şakalaşıyorlardı. Çocuklar suya düştüğünde: "Kımıl kımıl oynuyorsun, seni komik şey seni!" diyerek gün geçtikçe daha da iğrençleşiyorlardı. Çocuklarla annelerini ve önlerine çıkan herkesi kılıçtan geçiriyorlardı. İsa Peygamber'imizi ve on iki havariyi kutsamak ve saygılarını iletmek için darağaçları kuruyorlardı. On üç kişilik gruplar halinde onları bağlıyor, ateşe veriyor ve diri diri yakıyorlardı. Bazıları ise bütün vücutlarına kuru saman yapıştırılarak ateşe veriliyorlardı. Diğerlerinin ve hayatta bırakmak istedikleri herkesin ellerini kesiyorlardı. Elleri sarkar durumda, onlara: "Gidin, mektupları götürün" diyorlardı. Bu ormana kaçanlara haber götürmek demekti. Beyleri ve soyluları öldürme şekilleri de aynıydı. Önce direkler üzerine tahta çubuklardan bir ızgara yapıyorlardı. Sonra, onları ızgaraya bağlıyor, altlarına da hafif bir ateş yakıyorlardı. Yerliler, bu korkunç işkenceler altında, çığlıklar atarak can veriyorlardı. Bir keresinde dört veya beş önemli beyin ızgaralar üstünde yandığını gördüm. Yüksek çığlıklar attıkları için subayın içi sızlamış veya uykusu bölünmüş olmalı ki boğulmalarını emretti. Onları yakan cellattan da kötü bir polis memuru boğmak istemedi. Önce gürültü yapmasınlar diye kendi elleriyle ağızlarına odun parçacıkları tıktı. Daha sonra istediği gibi yavaş yavaş kızarsınlar diye ateşi körükledi. Yukarıda anlattığım her şeyi ve sayısız daha birçok olayı gözlerimle gördüm. Kaçabilenlerin hepsi ya ormanlara sığınıyor ya da dağlara tırmanıyorlardı. Amaçları böyle insanlıktan uzak kişilerden, bu kadar merhametsiz ve yırtıcı hayvanlardan, insan soyunun en büyük düşmanları ve yıkıcılarından kaçabilmekti. Bunun üzerine hristiyanlar, özellikle kötü tazı ve köpekler yetiştirdiler. Bu hayvanlar bir yerliyi görür görmez, kaşla göz arasında paramparça ediyor, bir domuzdan daha çabuk yiyorlardı. Bu köpekler büyük zararlar verdiler, korkunç kasaplıklar yaptılar. Çok ender olarak, yerliler birkaç hristiyan öldürdüğü için, hristiyanlar kendi aralarında bir karar aldılar. Öldürülen her bir hristiyan için yüz yerli öldürülecekti.

Kızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las CasasKızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las Casas
Aysun Çelik 
11 Tem 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

40 yıl boyunca kadın-erkek, çoluk-çocuk, 12 milyondan fazla insan hristiyanların iğrenç eylemleri ve zorbalıkları yüzünden öldü. Bu rakam kesin ve doğrudur (gerçektir.) 15 milyondan fazla kurban olduğunu düşünerek, aslında belki de iyimser bir tahminde bulunmuş oluyorum.

Kızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las CasasKızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las Casas
Ömer Efeoğlu 
02 Haz 17:49 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Orada yapılan zulümlere kimse inanamaz, kimse bunları anlatamaz. Sadece aklıma gelen iki üç tanesini anlatacağım. Sefil İspanyollar, vahşi köpekleriyle tehdit ederek kadın, erkek, tüm yerlileri arıyorlardı. Hasta bir yerli köpeklerden kaçamayıp diğerleri gibi parçalara ayrılacağını anlayınca bir ip aldı. Ayaklarından birine bir yaşındaki bebeğini bağladı ve kendini bir direğe astı. Bunu yeterince çabuk yapamadığından, köpekler gelip bebeği parçalara ayırdılar.

Kızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las CasasKızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las Casas
Ömer Efeoğlu 
02 Haz 17:49 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Hiçbir dil, hiçbir yazı, hiçbir insanî beceri, bu topraklarda gerçekleştirilen korkunç olayları anlatmaya yetmez.

Kızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las CasasKızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las Casas
Aysun Çelik 
11 Tem 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İşte İspanyollar onları tanır tanımaz, yaratıcılarının böyle güzel meziyetlerle donattığı bu müşfik koyunların topraklarına, günlerdir aç vahşi kurtlar, kaplanlar, aslanlar gibi girdiler. 40 yıldan beri, hatta bugün dahi onları parçalara ayırıyor, öldürüyor, tedirgin ediyor, acı vesıkıntı veriyorlar. Tuhaf, yeni, çok çeşitli, şimdiye dek hiç duyulmamış, okunmamış ve görülmemiş bir zulümle onları yokediyorlar. Bazılarını daha sonra söyleyeceğim. Yalnız şu bir gerçek ki, İspanyol Adası'na ilk çıktığımızda 3 milyon yerli vardı, bugün ise 200'den fazla kalmadı.

Kızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las CasasKızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las Casas
Aysun Çelik 
11 Tem 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Kolomb, Arawakların barışçı ve yumuşak huyku insanlar olduğunu yazıyor ve 'silah taşımıyorlardı' diyor. 'Silahın ne olduğunu da bilmşyorlar. Onlara bir kılıç gösterdim, keskin tarafından tuttular ve ellerini yaraladılar.'

Kızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las CasasKızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las Casas
Ömer Efeoğlu 
02 Haz 17:48 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Yüzbaşılardan biri, yerlileri soyma ve yoketme emri üzerine yaptığı bir seferde 40.000'den fazla kişiyi öldürdü. Onunla beraber olan Saint François tarikatından bir din adamı -fray Francisco de San Roman- bu katliamı gözleriyle gördü. Çeşitli işkencelerden sonra yüzbaşı onları kılıç darbeleriyle öldürdü, diri diri yaktı, vahşi köpeklere attı.

Kızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las CasasKızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las Casas
Ömer Efeoğlu 
02 Haz 17:48 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Vaktiyle yerliler yiyecek ve hediyelerle bizi karşılamaya gelmişlerdi. Bize büyük bir miktar balık, ekmek, yemekler ve daha verebildikleri pek çok şeyi verdiler. Birden şeytan, Hıristiyanların kanına girdi. Hiç sebepsiz, önümüzde oturan 3000'i aşkın insanı kadın, erkek, çoluk çocuk demeden gözlerimin önünde kılıçtan geçirdiler. Orada, hiçbir canlının hayal edemeyeceği büyük bir vahşet gördüm.

Kızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las CasasKızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las Casas
Ömer Efeoğlu 
02 Haz 17:49 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

"Ben, Saint François tarikatından papaz Marcos de Niza. Peru eyaletlerinde aynı tarikattan olan papazların başıyım, ilk Hıristiyanlarla bu eyaletlere giren ilk din adamlarından biriyim. Bu ülkede kendi gözlerimle gördüğüm bazı şeyler üzerine, özellikle fetihler ile fethedilen yerlerde yaşayanlara yapılan muamele hakkında gerçek bir kanıt getirdiğimi ilan ederim. Öncelikle gözlerimle gördüğüm duyduğum ve deneyimlerimle anladığım kadarıyla, Peru yerlileri Amerika'daki tüm yerliler arasında en iyi yüreklileri, Hıristiyanların müttefiki ve dostu olanlarıdır. İspanyollara altın, gümüş, değerli taşlar, İspanyolların istediği ve sahip oldukları her şeyi bol bol verdiklerini, onlara hizmet sunduklarını gördüm. Yerliler hiçbir zaman savaşa hazır durumda olmadı. Aksine, İspanyollar kötü muameleleri ve zulümleriyle onları kışkırtmadıkça barışseverdiler. Yerliler ispanyolları köylerde iyi yüreklilikle ve şerefle ağırlıyordu. Onlara yiyecek veriyor, hizmetlerine istedikleri kadar kadın, erkek köle veriyordu."Ayrıca tanık olarak aşağıdakileri beyan ediyorum: "İspanyollar bu yerlilerin topraklarına girince, büyük şef Atahualpa onlara 2 milyon castillandan fazla altın ve sahip olduğu tüm toprağı direnmeden verdi. O zaman hiç sebepsiz, yerlilerin hiçbir suçu olmadığı halde, İspanyollar tüm bölgenin beyi Atahualpa'yı yaktı. Sonra, diğer şeflerle beraber barışseverlikle valinin önüne çıkan genel başkan Cochilmaca'yı diri diri yaktılar.

Kızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las CasasKızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las Casas
Aysun Çelik 
11 Tem 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İspanya'daki patronlarından birine yazdığı bir mektupta Kolomb, yerlileri tanıtmak için şöyle diyor: 'Son derece sade, dürüst ve eli açık insanlar. Herhangi birinden, sahip olduğu herhangi bir şey istenince hemen veriliyor. Başkalarına olan sevgileri kendi özlerine olandan çok daha fazla.' Ama bu övgüleri sıralayan Kolomb, günlüğün bir yerinde de şöyle diyor: 'Bunlardan çok iyi hizmetkar olur. Sadece elli adamla bu yerlilerin hepsine kolayca boyun eğdirebiliriz ve her istediğimizi yaptırabiliriz.'

Kızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las CasasKızılderililer Nasıl Yok Edildi?, Bartolomé de Las Casas
3 /