·
Okunma
·
Beğeni
·
11,7bin
Gösterim
Adı:
Kocan Kadar Konuş
Baskı tarihi:
Mart 2014
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050919387
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Kocan Kadar Konuş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
DEX Kitap
"Türkiye'de kadınların DNA'larına kodlanmış olan evlenme saplantısı, ne yazık ki bizim ailede daha yoğun. Millete ailesinden genetik miras olarak mavi göz kalır, bize bu evlenme saplantısı kalmış. 'Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş' atasözü, anneannem Peyker'in lafıdır. Yani o sözü söyleyen ata, bizzat benim anneannem.

Sözün özü, kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de 30'una gelip de bekâr kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok!"

Evli misin?
Ya nişanlı?
Sevgilin var mı?
O da mı yok!
Yaş kaç?
Hmm. Anlaşıldı.

Sen en iyisi bu kitabı bir oku. Yalnız değilsin Türk kızı! Senden çok var -ay bunu da yanlış anlayıp trip atarsın sen şimdi. Yok, öyle demek istemedik. Ailen, çevren, eşin-dostun-arkadaşın-kankan, hepsi evlilik lafı ediyor değil mi? Ama zor iş.

Koca bulmak ÇOK zor iş arkadaş…
220 syf.
·Puan vermedi
13.03.2021

Kitabın adı:Kocan Kadar Konuş
Yazarın adı: Şebnem Burcuoğlu
Okuyanın adı:Sıdıka Topal

Yaşı 30 olmuş Efsun ikide kendinden küçük kız kardeşleri anne-babası,anneanne,kuzenler,teyzeler derken kalabalık Efsun pek evlenme taraftarı değil.

Aile evlenmesi için baskı yapar kardeşleri erkekler üzerine taktikler verirler.

Efsun lisedeyken Sinan dininde bir arkadaşı vardı yurtdışına okumaya gider iki yıl gelmez. Birgün çıkıp gelir ve aile başlar baskıya neyse uzun lafın kısası Efsun ve Sinan gezip dolaşmaya başlar fakat bir tuhaflık vardır Sinandan evlilik teklifi etmez habire uzaklaşır günlerden birgün Efsun Sinan'a evlilik teklif eder.

Olur mu olur sizce uygun olur mu bir kızın sevdiği erkeğe evlilik teklif eder mi....
220 syf.
·1 günde·8/10 puan
Kocan Kadar Konuş'un Türk toplumunun yapısını çok iyi anlattığını düşünüyorum. Kitapta yazan her bir karakterin kendisini, hareketlerini ve düşüncelerini tamamen gerçek görüyorum. Ülkemizin büyük çoğunluğu böyledir ve reddedenlerin gözlem yeteneklerini sorgulamasını tavsiye ederim. Türk dişisinin karakterinin bu kadar içinin boşaltılması gelenekler üzerinden bahane edilen sorunlar silsilesidir. Kişinin birey olması, sevdiği şeyleri yapması, içinden dilediği gibi davranması hoş görülmez. Eğitimli kesimde bile eski nesilden kalma bu tarz dayatmalar öyle ya da böyle kişinin karşısına çıkabilmektedir. Toplu bir beyin yıkama girişimi desem pek hatalı bir söylemde bulunmuş sayılmam. Her şeyi erkekten beklemek, her denilene 'he' demek, 'ideal kadın' olmaya çalışmak, kendi düşüncelerini bir kenara bırakmak ve otomatik bir sistem varmışçasına 'trip' listesinin beyinde hazır durması çok VAHİM bir durumdur. Bunu destekleyen, yaşayan ve maruz kalan herkese geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum ve bir psikologdan randevu almalarını tavsiye ediyorum. Beyin yıkama takımı dediğim kişilerin bu dayatmaları devam ettirip üstüne bir de erkeği de zehirlemesi belki de bugün bu halde olmamızın sebebidir. Muhtemel olarak da kitabı beğenmeyen kesimin bir kısmıdır. Ne yaparsanız yapın bu tür şeyler sizi sadece evliliğin kapısından anca geçirtir ama beş yıl sonra mutsuz yaşamı kabullenmek veya boşanma sürecini yaşamak arasında bir tercih yapmak zorunda kalırsınız(tabii şanslılardan biri değilseniz). Her kişi bir birey olmayı öğrenmeli, kendi düşünceleri etrafındaki kişilerin düşüncelerinden önde gelmeli, kendi hobilerinden ve zevk aldığı şeylerden geri kalmamalı, duygularına, iç sesine kulak vermeli ve partnerini de bunların doğrultusunda seçmelidir. Hurafeler, burçlar, buket yakalama, ayakkabı altına isim yazdırma, fallar gerçek değildir; hiçbir zaman da kanıtlanamayacaklardır. Kaç-kovala oyunu yapmacıklıktan öte de değildir. Tüm bu eylemlerin altında yine bir paragözlük de yatar: evi üstüme yapsın, bana bunu alsın, bana araba alsın.. gibi ama niyeyse hiçbir türlü bunu kabul etmezler. Farklı bakış açılarına sahip olanlar yazmış olduğum şeylerin iğrençliğini görecektir. 'Böyle topluma böyle kitap' cümlesi durumu gayet de özetliyor. Sonuç olarak tavsiye ederim, güzeldi. Birey olamayanların ilgi arayışından kaybolup kendini inşa edebilmesi dileğiyle.
220 syf.
·Puan vermedi
Türkiye’de her kızın başına gelen bir evliliğe yönlendirme macerası diyebiliriz. Sanki Türkiye’de gizli bir güç kızları evlendirmek için var ve herkes bu gücün kontrolü altına girmiş bekar bir kız görünce başlıyorlar evlilik muhabbetlerine. Bu da ister istemez kızlar üzerinde bir baskı yaratıyor. Sonucu da kitaptaki gibi oluyor. Yani bir anlamda Şebnem Burcuoğlu Türk kızlarının sorunlarından bir tanesini hem komik hem de bunalım öğelerini de ekleyerek okurlarına sunmuş.
220 syf.
·Puan vermedi
Hep ciddi kitaplar hep ciddi kitaplar nereye kadar yahu! Kadın yazmış, çok da güzel yazmış. Gülmekten karnımın ağrıdığı kısımlar bile oldu, ki bu benim için çok nadir bir şeydir. Çok eğlenceli bir kitaptı. Diğer incelemelerde çok fazla rahatsız olan vardı kitaptan ve öylesine okunabilecek bir kitap olduğu da söyleniyordu, edebi bir değeri yok elbette bu kitabın, ama yazarın da yazarken bunun farkında olduğunu düşünüyorum. Tamamen eğlence ve gerçek hayattan kesitlerle dolu bir kitap. Çok sevdim.
220 syf.
Kocan kadar konuş
Hayatımda okuduğum en komik en eğlenceli en samimi en içten ve harika kitaplardan bir tanesi.
Geç kalmadan Efsun'un hikayesiyle biran önce tanışın derim. 10/10

Alıntı
Başka birine inanmanın zor olacağını düşünürken bir de baktım ki kendime olan inancımı yitirmişim. En büyük pişmanlığım, yanlış insanlara iyi davranmış olmamdır
220 syf.
·1 günde·10/10 puan
Pucca'dan sonra bu türde okuduğum ve keyif aldığım sayılı kitaplardan biri. Yazara öncelikle çok şaşırdım. Kurumsal hayattaki birinin böylesine sıcacık bir romantik komedi yazmasını hiç beklemezdim. Efsun belki de her kitapsever kızın kendini gördüğü bir karakter oldu. Gerçekten bu kitabı herkese tavsiye ederim. İnsanın içini tarçınlı kurabiye gibi yapıyor.
220 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kitap eğlenceli sade ve günlük dille yazılmış. Türk toplumundaki sadece elalem değil aile içinde bile olan baskıların üzerinde de durulmuştur. Aile baskısı insanın benliğine girdiğinde nasıl bir anda bambaşka biri olabiliyoruz değil mi ? Gerçek ben hangisiyim ? Keyifle okumanız dileğiyle :)
220 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
KOCAN KADAR KONUŞ keyifle okunabilecek tam tatillik bir kitap. Deniz kıyısında hiçbir şey düşünmeden alın elinize çerez gibi okuyun bitsin . Kitabın filmi de çekildi biliyorsunuz ama bence aynı tadı vermiyor
220 syf.
·9/10 puan
"Bekar misin? Hmmm tatlım neyse gecer" tadında bekarlığa cocukluktan kalma bir hastalik gözüyle bakan teyze, amcalar ve hanimkizlarimizla dolu şehirler, Mahalleler.. işte tam da bu sosyal baskıya bir Nazire olarak yazılmış #kocankadarkonuş . Yıllarca kadınların ancak evlenebildikleri oranda bir statü kazandığı ya da sıfat alabildigi işlendi durdu belki de kafalarimiza.. belki de insanlar bu nedenle hızla evlenip aynı hızla boşanmaya başladı.. ha kitabın içeriği bu diye sakin kitabı ciddi sosyolojik tespitlerde bulunan akademik bir araştırma kitabı sanmayın.. yazar #şebnemburcuoğlu güncel esprilerle susledigi kitabında bir istanbul ailesini ve onların bekar kızlarına yaklaşımını çok güzel betimliyor.. Bu karakterler her ne kadar hayali olsa da aynı oranda gerçektir de.. Kimi bizzat kendimiziz, kimi arkadaşımız, kimi de ailemiz.. bir gecede gülerek, kahkahalar atarak okudugum kitabı seveceginizi düşünüyorum ve yorumlarınızı bekliyorum.. keyifli okumalar:)
220 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kocan Kadar Konuş
Şebnem Burcuoğlu
|
DEX KİTAP
sayfa sayısı: 220
“Türkiye’de kadınların DNA’larına kodlanmış olan evlenme
saplantısı, ne yazık ki bizim ailede daha yoğun. Millete ailesinden genetik miras olarak mavi göz kalır, bize bu evlenme saplantısı kalmış. ‘Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş’ atasözü, anneannem Peyker’in lafıdır. Yani o sözü söyleyen ata, bizzat benim anneannem.
Sözün özü, kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de 30’una gelip de bekâr kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok!”
Evli misin?
Ya nişanlı?
Sevgilin var mı?
O da mı yok!
Yaş kaç?
Hmm. Anlaşıldı.
Sen en iyisi bu kitabı bir oku. Yalnız değilsin Türk kızı! Senden çok var –ay bunu da yanlış anlayıp trip atarsın sen şimdi.
Yok, öyle demek istemedik. Ailen, çevren, eşin-dostun-arkadaşınkankan, hepsi evlilik lafı ediyor değil mi? Ama zor iş.
Koca bulmak ÇOK zor iş arkadaş…

KİTAP YORUMUM: Ezgi Mola'nın ve daha bir çok değerli oyuncunun oynadığı filmde izlerken de gülümseyerek izlememe rağmen kitabı okurken aynı tadı yaşadım diyebilirim.
Kitap bir türlü aradığı ruh eşini bulamayan ama toplumun dayattığı "evde kaldın" kuralı kitabın kahramanı Efsun'u da bulur. Sidikli Merve bile koca buldu ama o bulamadı bir türlü. Çünkü koca çok önemli bir ayrıntı toplumda. olmaz ise asla olmaz.
Gerek düşündüren, gerekse gülümseten bu kitabı okuyun yine derim.
Çocuklar ailelerinin kafasında uyan kişi ile evlenmek durumundalar. Zengin, kariyer sahibi, yakışıklı. Kadınlar börek yapabilen, bakımlı, eğlenceli.
Birde hissetmemiz gereken hisler vardı hani, taktiğe gerek duyulmadan, koşulsuz yaşanması gereken.
Efsane kızımız Efsun bakalım ne yapacak 2. kitapta? Koca bulup ailesini ve toplumu mutlu edebilecek mi? Topluma katılabilecek mi? Kapıda kalınca ötekileştirilen kızlar yarım muamelesi gördüğünde diğer yarısını bulabilmek zorunda ama, diğer yarısını bulurken niye insanların onayladığı kişi olmak durumunda?
Okuyun derim. Belki çocuklarımıza baskı yapmaktan kurtuluruz, düşünürüz.
DUYGU SONGÜL KAHRAMAN
220 syf.
·3 günde·8/10 puan
Samimi, hoş, biraz komik ve güzel bir mesaj veren bir kitap açık yürekle söylenmesi gerekirse. Filmi güzeldi kitabını da beğendim ama en çok kitabın verdiği mesajı beğendim.
Yazar : "kendin ol." demek istemiş okurlarına.
Sadece tek bir sorun vardı. Aslında benim açımdan olmasa da okumayanlar için kesinlikle büyük bir sorun olacak o da yazar Kürk Mantolu Madonna kitabını nasıl bittiğini yazmış kitabın sonlarına doğru. Okumayan için büyük spoi.
Onun dışında güzel bir kitaptı hızlıca okunup bitirilecek çerez kitap. Şu dönemde sizde benim gibi yormayan eğlenceli bir kitap okumak istiyorsanız okumanızı tavsiye ederim.
"İyi niyetli biriyim ben. Niye iyi insanlara iyi şeyler olmuyor? Niye şans benim ayağıma gelmiyor? Saçma sapan şeylere umut bağladım hep. Her yıldız kaydığında dilek tutmaktan dilek manyağı oldum. Yoruldum artık. Güçlü görüneceğim diye geberip gideceğim."
Annenizle, babanızla, cadı kız kardeşinizle veya çıkıntı abinizle hiddetli kavga edersiniz, kapıları çarparsanız, bir daha yüzlerin görmek istemezseniz. Fakat bir süre sonra onları yine aynı yoğunlukla sevmeye başladığınızı fark edersiniz. Çünkü onlara kalbinizi açmışsınızdır. Onların yanlarında olduğunuz gibi davranabilmeniz, o halinizle sevgi atmanız ve sevgi vermeniz size belki de farkında olmadığınız gizli bir mutluluk vermiştir. Hepsinden önemlisi siz, bu mutluluğa alışmışsınızdır.
Şimdi söyleyin bana, ayrılınca üzülmemek için mi yoksa karşımızdakiyle aşırı mutlu olup eski (sözde huzurlu) hayatımızı tamamen kaybedeceğimiz için mi (herkese değil ama) o birine bağlanmaktan korkuyoruz?
Hayatımızda dönüm noktalarımız var. Her an bir kapıyı kapayıp başka bir kapıyı açıyoruz. Sonra belki kendimize kızıyoruz fakat aslında akışı kendimiz belirliyoruz.
Bizim apartmanın karşısındaki kaldırımda, öylece kalbini açıvermişti bana bir anda. Şimdiki ilişkilerimizde karşımızdakine güven duyup da özelimizi anlatamamız ne kadar uzun sürüyor, siz düşünün. Haydi anlattın diyelim. Düşünmeden konuştuğun her şeyin bir gün masaya gelen hesap gibi önünde bitivermesi işten bile değil.
Artık "kan beynime sıçradı" mı dersiniz, özenti arkadaşlarımız "növrıs breyk davn" mı der, bilemem.... :))
Evliliğin kendisi bir sözleşme değil mi zaten? Sen zaten bunu imzalıyorsun evlilik sözleşmesi konusunu da çok büyütmemek gerekir.
"Kuzum, siz değil misiniz porselen yemek takımlarını misafir sakladığı için annenize kızan?"
"Evet"
"Saadeti saklamak niye?"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kocan Kadar Konuş
Baskı tarihi:
Mart 2014
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050919387
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Kocan Kadar Konuş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
DEX Kitap
"Türkiye'de kadınların DNA'larına kodlanmış olan evlenme saplantısı, ne yazık ki bizim ailede daha yoğun. Millete ailesinden genetik miras olarak mavi göz kalır, bize bu evlenme saplantısı kalmış. 'Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş' atasözü, anneannem Peyker'in lafıdır. Yani o sözü söyleyen ata, bizzat benim anneannem.

Sözün özü, kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de 30'una gelip de bekâr kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok!"

Evli misin?
Ya nişanlı?
Sevgilin var mı?
O da mı yok!
Yaş kaç?
Hmm. Anlaşıldı.

Sen en iyisi bu kitabı bir oku. Yalnız değilsin Türk kızı! Senden çok var -ay bunu da yanlış anlayıp trip atarsın sen şimdi. Yok, öyle demek istemedik. Ailen, çevren, eşin-dostun-arkadaşın-kankan, hepsi evlilik lafı ediyor değil mi? Ama zor iş.

Koca bulmak ÇOK zor iş arkadaş…

Kitabı okuyanlar 3.078 okur

  • Daisy
  • Deniz Özdemir
  • RoadNotTaken
  • aysel hesenova
  • derya isik
  • Cansu Kizak
  • Dolunay erdoğuş
  • Sahire Lezgun
  • Günay Cavadova
  • Görkem öztorun

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%3.7
13-17 Yaş
%6.1
18-24 Yaş
%22.6
25-34 Yaş
%31.3
35-44 Yaş
%25.9
45-54 Yaş
%9.1
55-64 Yaş
%0.4
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%95.7
Erkek
%4.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.2 (162)
9
%11.8 (86)
8
%19.6 (143)
7
%19.9 (145)
6
%11 (80)
5
%6.3 (46)
4
%2.6 (19)
3
%2.7 (20)
2
%1.8 (13)
1
%2.1 (15)

Kitabın sıralamaları