Köleler ve Efendiler (Gerçek Seni Özgür Kılar)

·
Okunma
·
Beğeni
·
503
Gösterim
Adı:
Köleler ve Efendiler
Alt başlık:
Gerçek Seni Özgür Kılar
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054182640
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şira Yayınları
1960’larda, maaşıyla 28 adet Cumhuriyet altını alan bir memur, bugünlerde sadece 3 tane alabiliyor. Yani insalık, “gizli efendileri” tarafından giderek daha fazla köleleştirilmeseydi, bugün ortalama bir çalışan sadece birkaç aylık maaşıyla, bir ev alabilecekti...
İŞTE; İNSANLARIN BOYNUNDAKİ GÖRÜNMEZ ZİNCİRLER, KÖLELİK SİSTEMİ VE TARİHTEN GÜNÜMÜZE UZANAN HİKAYESİ...

Peygamberlerin gösterdiği “gerçek” neydi ki köleler kitleler halinde onları izledi?
Dinler köleliğe karşı ortaya çıkmışken, nasıl kölelik sisteminin bir parçası haline getirildi?
Tanrı’nın Krallığı neydi ve O’nun yetkilerine neden kimse ortak olamazdı?
Tarihin en şiddetli kölelik sistemi bugün nasıl işliyor?

13:16: Küçük büyük, zengin yoksul, özgür köle, herkesin eline ya da alnına bir işaret vurduruyordu.
13:17: Öyle ki, bu işareti, yani canavarın adını ya da adını simgeleyen sayıyı taşımayan ne bir şey satın alabilsin, ne de satabilsin. (İNCİL, VAHİY: 13/16-17)
Sistemi yöneten sahte efendilerin sonu ne olacak?
Derken biz onu, hem de sarayı ile yere geçiriverdik. O vakit Allah’a karşı yardımına gelecek taraftarı da olmadı, Kendini kurtaracaklardan da değildi. (KASAS SURESİ- 81)
128 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Dünyada neden savaşların oluğunu ve bu
gezegenin, güzelliklerin yanında kötülüklerle de dolu bir sahne olduğunu herkes düşünmüştür;
sebebini sorgulamıştır. Aslında cevap basittir.
İnsan, gücü ele geçirip hükmetmek ister. Çünkü böylece daha fazlasına sahip olacaktır.
Halbuki hiçbir kişinin, diğer bir kişiye
hükmetmeye hakkı yoktur. Bu durumda hükmedilen kişi köledir. Köleliğin
temel tanımı budur. O takdirde, hükmeden kişi
veya kişilere de “efendi” denir.Gücü elinde bulunduranlar, güçsüz olanlara haksızlık eder. Tarih, bunu defalarca kez kanıtlamıştır. Devletler milletlere, şirketler çalışanlara, güçlüler güçsüzlere… Fakat bir kişi veya topluluk, diğer bir kişi veya topluluğun insafına bırakılamaz. İnsanın insana
tahakkümü adil değildir. İşte bu gerçek, 1789’daki Fransız ihtilalini besleyen ana motivasyondu. Fransa’daki monarşinin yıkılmasından sonra, sıra diğer krallara gelmişti. Bu süreç birinci dünya savaşına
kadar devam etti. Dönemin krallıkları birer birer yıkıldı. Peki onların yerlerine ne geldi?“Demokrasi” adıyla maskelenen yeni bir krallık sistemi… Bu sefer tek fark; toplumlar, köleliğinden kurtulmak
için bir asır mücadele ettikleri krallarını, artıkkendi elleriyle seçiyorlardı. Ve böylece
kendilerini özgür sanmaya başladılar. Ama tam tersine kölelik daha kronik bir hale gelmişti.
Çünkü artık köle olduklarının bile farkında
değillerdi.Devlet, topluma hizmet etmekle görevli bir kurumlar şebekesidir. İdeal bir düzende, bu kurumların idarecileri, sadece o kurumların idarecileridir; halkın idarecisi değildir. Görevleri halka hizmet etmektir; hükmetmek asla olmamalıdır. Aksi takdirde, rejimlerin adına ne derseniz deyin, başlarındaki kişi, sonuç itibariyle kraldır. Yani efendiler hiyerarşisindeki “büyük efendi”. Vatandaşlar ise köle…
128 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kitap arka kapağını okuyan biri için bir ekonomi kitabı gibi dursa da ilk bölümlerinde peygamberler ve kutsal kitaplardaki kölelik ve efendileri kavramların üstünde çok durmuş ve bu açıkçası beni fazlasıyla sıktı. Kitabın son çeyreğinde ise artık tam manasıyla para sistemini anlatmaya geçtiğinde ilk bölümlerin ne anlatmak istediğini daha iyi anladım. Sonuç kısmında kurulan dünya ise bugünün gerçeklerinden tamamen uzak. Bugünün gerçekleri 1984 distopyasına çok daha yakın. Belki olur da ilerde bir gün bu Fiat ekonomi balonu patlar ve yeni bir dünya oluşursa işte o zaman güzel karat fikrini denemek lazım.İşin esprisi bir yana fikir pek de mantıklı gelmedi. Anlaşılan düşünmeyen bir köleye dönüştüm. Ama okuyan bir köleyim. Yakında ben de efendi olacağım. Pardon pardon kimse ne köle olsun ne de efendi.
“Demokrasi” adıyla maskelenen yeni bir krallık sistemi... Bu sefer tek fark; toplumlar, köleliğinden kurtulmak için bir asır mücadele ettikleri krallarını, artık kendi elleriyle seçiyorlardı. Ve böylece kendilerini özgür sanmaya başladılar. Ama tam tersine kölelik daha kronik bir hale gelmişti. Çünkü artık köle olduklarının bile farkında değillerdi.
... bir kişi veya topluluk, diğer bir kişi veya topluluğun insafına bırakılamaz.İnsanın insana tahakkümü adil değildir.
Yeni Ahit’te Hz. İsa ile İbraniler arasında geçen ilginç bir diyalog aktarılır. Hz. İsa onlara “gerçeği öğreneceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak”* dedi. Onlar da cevap olarak “Biz hiçbir zaman kimseye kölelik etmedik. Nasıl oluyor da sen, ‘Özgür olacaksınız’ diyorsun?”* dediler. Yani onlar köle olduklarının bile farkında değildi. Tıpkı bizim gibi!
Bir kurbağayı kaynar suyun içine attığınız zaman kurbağa hemen sıçrayıp oradan kaçar, ancak kurbağayı soğuk bir suya koyup suyu yavaş yavaş ısıtırsanız, kurbağa hareketsiz kalır ve sonunda haşlanır.İşte biz kölelere de yapılan tam olarak budur.
Hamza Yardımcıoğlu
Sayfa 100 - Hamza Yardımcıoğlu
Okumadığı kitaplara inanan toplumlar,ruhbanlar tarafından köleleştirilmeye mahkumdur.O Kitaplar insanları özgürleştirmemek yönelik olsa da...
Hamza Yardımcıoğlu
Sayfa 26 - Hamza yardımcıoğlu
Güç ne kadar çok tekelleşirse, kölelik sistemi o kadar baskıcı ve şiddetli olur. Gücün en belirgin şekilde karşımıza çıkışını, devletin aşırı yetkileri olarak görüyoruz. Tarih bize bunu defalarca kez ispatlamıştır. Kralınız ne kadar yetki sahibiyse, o kadar diktatör olur ve siz de o kadar çok köle olursunuz.
Bir insan, onurlu ve özgür bir şekilde yaşamak varken, neden yönetilmek istesin ki! Daha önce de dikkat çektiğimiz gibi; hem felsefi, hem de ahlaki olarak, bir devletin varlık sebebi yönetmek/hükmetmek değil, hizmet etmektir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Köleler ve Efendiler
Alt başlık:
Gerçek Seni Özgür Kılar
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054182640
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Şira Yayınları
1960’larda, maaşıyla 28 adet Cumhuriyet altını alan bir memur, bugünlerde sadece 3 tane alabiliyor. Yani insalık, “gizli efendileri” tarafından giderek daha fazla köleleştirilmeseydi, bugün ortalama bir çalışan sadece birkaç aylık maaşıyla, bir ev alabilecekti...
İŞTE; İNSANLARIN BOYNUNDAKİ GÖRÜNMEZ ZİNCİRLER, KÖLELİK SİSTEMİ VE TARİHTEN GÜNÜMÜZE UZANAN HİKAYESİ...

Peygamberlerin gösterdiği “gerçek” neydi ki köleler kitleler halinde onları izledi?
Dinler köleliğe karşı ortaya çıkmışken, nasıl kölelik sisteminin bir parçası haline getirildi?
Tanrı’nın Krallığı neydi ve O’nun yetkilerine neden kimse ortak olamazdı?
Tarihin en şiddetli kölelik sistemi bugün nasıl işliyor?

13:16: Küçük büyük, zengin yoksul, özgür köle, herkesin eline ya da alnına bir işaret vurduruyordu.
13:17: Öyle ki, bu işareti, yani canavarın adını ya da adını simgeleyen sayıyı taşımayan ne bir şey satın alabilsin, ne de satabilsin. (İNCİL, VAHİY: 13/16-17)
Sistemi yöneten sahte efendilerin sonu ne olacak?
Derken biz onu, hem de sarayı ile yere geçiriverdik. O vakit Allah’a karşı yardımına gelecek taraftarı da olmadı, Kendini kurtaracaklardan da değildi. (KASAS SURESİ- 81)

Kitabı okuyanlar 14 okur

  • chnclk
  • coşkun baytaş
  • Mullacan Bağdaş
  • hasan arıkan
  • Ege Dayan
  • Selvihan Sezgin
  • onur
  • Betül Berber
  • Fatma Vural
  • Efe Gürsoy

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (2)
9
%16.7 (1)
8
%16.7 (1)
7
%16.7 (1)
6
%16.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0