Komşum Sade (Alçak Filozof İle Birlikte)

·
Okunma
·
Beğeni
·
131
Gösterim
Adı:
Komşum Sade
Alt başlık:
Alçak Filozof İle Birlikte
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9755399546
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Sade mon prochain précéde de Le philosophe scélérat
Çeviri:
Nihan Çetinkaya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı
Elinizdeki kitap, Pierre Klossowski’nin, Sade’ı bütünlüklü bir analizden geçirdiği 1947 tarihli çalışması Sade Mon Prochain ile bu çalışmaya bir nevi yeni bir bakış açısı sunan 1967 tarihli Le philosophe scélérat olmak üzere, iki ayrı metninden oluşmaktadır. Sade’ın düşünce sahnesine taşınmasında etkili olan Sade Mon Prochain ?Komşum Sade? 1967 yılında tekrar yayımlanmış ancak bu defa kitabın başına Le Philosophe Scélérat ?Alçak Filozof? isimli bir makale eklenmiştir. Hem gövde metin hem de sonradan eklenen metne bakarak, yirmi senelik zaman zarfında Klossowski’nin gelişimini izlemek de ayrıca heyecan vericidir. İlk kitabında yazar, Sade’cı ateizmin teolojinin karşısında olma eğiliminden esinlendiği görüşündedir; Sade’ın, yadsıdığı Tanrı’ya tam da onu yadsımak zorunda hissettiği için bağlı olduğu görüşü çalışmanın omurgasını oluşturmuştur. Ana metnin başına yerleştirilen 1967 tarihli ikinci çalışmasında ise Klossowski, Sade’daki sapkınlığın analizine girişir; sapkınlığın Sade’ın bütüncül ateizminin formülasyonunda nasıl bir rol oynadığıyla ilgilenir ve Sade’ın normatif aklın dilini kullanarak yazıyla kurduğu ilişkinin inceliklerine değinir. Aklın sapkınlıkta rolü nedir? Şöyle der Klossowski: “Akıl Tanrı’dan özgürleşmiş olmayı hedef alıyordu. Sade ise, gizliden gizliye, düşünceyi, yerleşik tüm normatif akıl yürütmelerden özgürleştirmek istiyordu: Bütüncül ateizm, insanmerkezci aklın sonu olacaktır.” Yazar, düşüncelerini pek çok farklı perspektiften bize aktarmış olsa da, söz konusu Sade olduğunda, tüm arayolların Sade’ın ironisiyle kesişen tek bir yola çıktığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla Klossowski’nin her iki metnini okurken de, söylediklerinin güncelliğini buz gibi koruduğunu görerek etkilenmemek mümkün değil. Ortaya koyduğu içinden çıkılması neredeyse imkânsız çelişkilerle, erdemle rezaletin iç içeliği ve suçortaklığında toplum tarafından kabul görme ama bunun yanında tüm farklılıklarını muhafaza etme isteği, kendiyle mukayese etmeye ihtiyaç duyduğu ölçüde yadsımak istediği ötekinin gerçekliğine perçinlenişi Sade’ı hâlâ bizim komşumuz kılmakta, bizi bilinmeyenin arayüzüne taşımaktadır.
176 syf.
Marquis de Sade'a dair okuduğum en derin, en donanımlı ve en sert teşhis, analiz ve eleştiri kitabı diyebilirim. Oldukça şaşırttı ve etkiledi desem yeri olur. İki ayrı metninden oluşuyor bu eser. arada ciddi bir zaman farkı bulunması yazarın düşünce şeklinin oluşumunu aktardığı gibi Sade'cı düşünce sistemine yoğun bir saldırı düzenlemiştir.

İlk eserinde tanrıyı reddeden Sade'ın teşhisini yapıyor. İddiası ise tanrıyı reddetmek zorunda kaldığı yönünde. Bunu detaylandırarak anlatırken Sade'ın aslında bu zorunda kalışı ile tanrıya bağlandığını öne sürüyor. Çok ilginç bir tespit bu. Sade'ın sözleriyle teşhisi kanıtlamaya çalışmış ve başarısız olmuş sayılmaz. Bunun yanında yazar Klossowski, ikinci metinde Sade'ın bu büyük ''sapkınlığının'' analizini yapıyor. Sapkınlık olarak tanımladığı Sade fantezilerinin ateizmle ilişkilendirme çabası oldukça zorlama olmuş bana göre. İlk metin ne kadar isabetliyse ikinci metin bir o kadar zorlama diyebilirim. Bu metinde bir çok farklı bakış açısını sunuyor önümüze. İlkindeki kesinlik burada olmayınca kendisi de şüpheye düşmüş gibi duruyor.

Sade'ın ironisini kavramak çok ama çok önemli bence. Anlattığı şey cinsellik ya da sapkın fantezi duyguları değil aslında. Oradaki toplumcu ve sınıfsal çatışma dili kaçırılınca sapkınlık ve fantezi felsefi bir zemine oturtulmaya çalışılıyor.

Klossowski, zorlama da olsa gayet güzel bir metin çıkarmış diyebilirim kitabı genel olarak ele aldığımız zaman.

Sade'ı alçak filozof olarak tanımlamasına ise sadece güldüm.
Dilin ve davranışın belirsizliği, 'sosyal insanın sıradan ruh haliyle', 'doğa filozofunun ateist bilinci' arasındaki 'geçişli bir ruh halini' temsil eder.

*Yorumlanmış Alıntılar
Onlar! kitlelerin nezdinde tamamıyla makul, aklı başında kişilerdi. Ve onlar biliyorlardı ki, bir adamın kitlelerin gözünde sağlıklı olduğuna dair en iyi gösterge, o adamın kitleleri kurban etmede gösterdiği kararlılıkta bulunabilirdi.
Varolan 'toplumsal kurum ve normlar' bizatihi 'sapkınlığın' karşısında değildir. Aksine bu kurum ve normlar 'sapkınlığın' zaferini güvence altına alırlar.
Senin Tanrın, ihtiraslarına hizmet etsin diye ürettiğin bir makina
ve sen bu makinayı tutkularının keyfine göre hareket ettirmişsin, (Anlarım)
ama benimkileri rahatsız ettiği noktada kabul et ki;
Ben o mikanayı Deviririm!
İhlal, kurulu düzeni gerektirir.
Normların görünürde sürdürülmesi gerekir ki ihlali gerekli kılan enerjinin birikmesi mümkün olsun.
Amacı aldatmak olan,
bir milletin diğerleri zararına büyümesinden başka amacı olmayan 'siyaset biliminden',
daha fazla cinayete ihtiyaç duyan başka bir 'bilim' var mıdır?
'Sosyal değerler' kisvesi altında kamufle olmuş karanlık güçler...
El ele tutuşup, cehennem dansınıza boşlukta devam edebilirsiniz.

*Yorumlanmış Alıntılar

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Komşum Sade
Alt başlık:
Alçak Filozof İle Birlikte
Baskı tarihi:
Kasım 2014
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9755399546
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Sade mon prochain précéde de Le philosophe scélérat
Çeviri:
Nihan Çetinkaya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı
Elinizdeki kitap, Pierre Klossowski’nin, Sade’ı bütünlüklü bir analizden geçirdiği 1947 tarihli çalışması Sade Mon Prochain ile bu çalışmaya bir nevi yeni bir bakış açısı sunan 1967 tarihli Le philosophe scélérat olmak üzere, iki ayrı metninden oluşmaktadır. Sade’ın düşünce sahnesine taşınmasında etkili olan Sade Mon Prochain ?Komşum Sade? 1967 yılında tekrar yayımlanmış ancak bu defa kitabın başına Le Philosophe Scélérat ?Alçak Filozof? isimli bir makale eklenmiştir. Hem gövde metin hem de sonradan eklenen metne bakarak, yirmi senelik zaman zarfında Klossowski’nin gelişimini izlemek de ayrıca heyecan vericidir. İlk kitabında yazar, Sade’cı ateizmin teolojinin karşısında olma eğiliminden esinlendiği görüşündedir; Sade’ın, yadsıdığı Tanrı’ya tam da onu yadsımak zorunda hissettiği için bağlı olduğu görüşü çalışmanın omurgasını oluşturmuştur. Ana metnin başına yerleştirilen 1967 tarihli ikinci çalışmasında ise Klossowski, Sade’daki sapkınlığın analizine girişir; sapkınlığın Sade’ın bütüncül ateizminin formülasyonunda nasıl bir rol oynadığıyla ilgilenir ve Sade’ın normatif aklın dilini kullanarak yazıyla kurduğu ilişkinin inceliklerine değinir. Aklın sapkınlıkta rolü nedir? Şöyle der Klossowski: “Akıl Tanrı’dan özgürleşmiş olmayı hedef alıyordu. Sade ise, gizliden gizliye, düşünceyi, yerleşik tüm normatif akıl yürütmelerden özgürleştirmek istiyordu: Bütüncül ateizm, insanmerkezci aklın sonu olacaktır.” Yazar, düşüncelerini pek çok farklı perspektiften bize aktarmış olsa da, söz konusu Sade olduğunda, tüm arayolların Sade’ın ironisiyle kesişen tek bir yola çıktığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla Klossowski’nin her iki metnini okurken de, söylediklerinin güncelliğini buz gibi koruduğunu görerek etkilenmemek mümkün değil. Ortaya koyduğu içinden çıkılması neredeyse imkânsız çelişkilerle, erdemle rezaletin iç içeliği ve suçortaklığında toplum tarafından kabul görme ama bunun yanında tüm farklılıklarını muhafaza etme isteği, kendiyle mukayese etmeye ihtiyaç duyduğu ölçüde yadsımak istediği ötekinin gerçekliğine perçinlenişi Sade’ı hâlâ bizim komşumuz kılmakta, bizi bilinmeyenin arayüzüne taşımaktadır.

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • s
  • Alihsan
  • Ösa
  • Uğur De Molinari
  • Dope
  • Biri

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%50 (1)
7
%50 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0