Komünist Manifesto (Cep Boy)Karl Marx, Friedrich Engels

·
Okunma
·
Beğeni
·
16.185
Gösterim
Adı:
Komünist Manifesto
Alt başlık:
Cep Boy
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944122801
Çeviri:
Nail Satlıgan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yordam Kitap
Baskılar:
Komünist Manifesto
Komünist Manifesto
Manîfestoya Komunîst
Komünist Manifesto
Komünist Manifesto bilimsel sosyalizmin en önemli program belgelerinden biridir. "Bu küçük kitapçığın ağırlığı pek çok cilde denktir. Bugüne dek uygar dünyada örgütlü ve mücadeleci proletaryanın tümüne hayat ve hareket veren onun ruhudur." (Lenin)

Karl Marx ile Friedrich Engels tarafından Komünistler Birliği'nin programı olarak kaleme alınan Komünist Manifesto'nun ilk basımı 1848 Şubatında Londra'da 23 sayfa hâlinde yayınlandı. O tarihten bugüne belli başlı dünya dillerinde Manifesto'nun sayısız basımı yapıldı; bugün de yaygın bir ilginin konusu olmaya devam ediyor.

Yordam Kitap, Komünist Manifesto ve Hakkında Yazılar başlığıyla sunduğu kapsamlı derlemeden sonra Manifesto’yu şimdi de cep kitapları dizisi içinde yayınlıyor. Eserin Nail Satlıgan tarafından Almanca aslından yapılan çevirisi, anlamayı kolaylaştıran bir sözlükçe ve David Harvey’in aydınlatıcı giriş yazısıyla birlikte sunuluyor.
İncelemenin ilk iki paragrafı kitabı okuyan Tarihsel Maddeci nin anlattıklarıdır. Gerisi kitabi okuyamadığımı söylediğim halde tepki gören yazımdan oluşmakta. Yazının amacı sadece kitabı okuyabilecek birine göndermekti.

Bugün tüm Dünya iki temel sınıfa ve iki sınıf arasındaki tabakalara bölünmüş durumda. Birincisi, para babaları, patronlar. İkincisi, işçiler, çalışan ve üretenler... Bir de onların ikisinden de özellikler alan köylüler, aydınlar, memurlar mevcut.

Sosyalizm, işçi sınıfının yani sömürülen, harcadıkları emeğin karşılığı ödenmeyen milyonların söz edindiği yönetim anlamına gelmektedir. Kitap, bu yönetimin nasıl var olacağını, Dünya'da nasıl egemen olacağını (ki bu tamamen egemen oluşa ve sınıfların ortadan kalkışına komünizm diyoruz) anlatıyor. Özet olarak bu hilenin, bu soygunun sona ereceği bir düzeni ortaya koymakta. yine Kapital adlı eser de, bu soygunun nasıl yapıldığını, o süreçte elde edilebilen verilerin en ince detayına kadar ortaya koymaktadır.
------------------------
Küçükken çok aşırı yaramaz oluşumdan dolayı halk arasında lakabım komünistti. Mahallede küçüğünden büyüğüne herkes bana komünist derdi. Komünist onlara göre kötü ve korkunç bir şey demekti. Ve bende böyle biri olmaktan nedense gurur duyardım.

Komünist kelimesini duyunca hala bir aitlik hissederim. Küçüklükten aşılanmışım işte. Sonra dedelerim ki ikisi kardeş olur. Biri annemin babası diğeride amcası. Ben ikisine de dede derim. Biri sosyalisttir diğeri komünisttir. Hızır idi Yunus idi sahnesindeki gibi komünist olacak sosyalist olacak diyerek üzerimden hep iddiaya girerlerdi.

Kitap bir şekilde elime geçince aa kesin beni anlatıyor okuyayım ve gerçek bir komünist olayım dedim. Okumaya başladım ama anlamadım. Hiç tarzım değildir böyle şeyler zaten ağır siyasi düşünceli insanların içinde büyüdüğüm için siyasetten hep uzak durdum. Dolayısıyla kitap ne anlatıyor hiç anlamadım. Üzgünüm dedelerim ne komünist olabildim ne sosyalist. Sadece insan olmaya devam edeyim bu bana yetiyor.

Kitabı sevmedim okumak isteyene gönderebilirim.
İncelemeye ciddi bir başlangıç yapalım. Çünkü kırmızı yağan kardan değil katran gibi bir konudan bahsedeceğiz.
Komünist Manifesto yada yayınlandığı adıyla Komünist Parti Manifestosu; uzun ve eserin anlaşılması için elzem olan 'sunu' kısmıyla başlıyor, 4 ana başlık üzerinden devam edip Marx ve Engels'in çeşitli ülkeler ve sonraki basımları için yazdıkları önsözlerle sona eriyor.
Proleterya ile burjuvazi savaşı üzerinden kendi devrinin çoğu olayına geniş bir bakış açısı sunuyor. Tarihin tekerrür ettiğini göz önünde bulundurarak kitabın 'şimdi'yi hatta' geleceği' de anlattığını söyleyebiliriz. Burada Burjuva tabakasını hepimiz biliyoruz,
Proleter ile komünist arasındaki farkı ise geçen gün yaşadığım bir olaydan örnekle anlatayım:
Serin bir öğlen sabahında yemek kuyruğunda düşüncelere dalmış olan Samet, arkasındakilerin yanına kaynak yapan birisini görür. Aldırmaz, önüne bakar. Sonra önüne kaynak yapıldığını fark eden bir vatandaş hakkını aramak için car car konuşmaya başlar. Kaynak yapan kişi, hakkını arayan vatandaşa "Benim sıramı al, yeter ki sus" diyerek tekrar önüne geçirir ve susturur. Arkadakiler ise bunu görür ve hiç sesini dahi çıkarmaz, haklarının ihlal edilmesi onları rahatsız etmez.
Burada 'sadece kendi hakkını' arayan vatandaş proleteryayı temsil eder. Eğer ben yada arkadakilerden birisi "Sıraya kaynamak saygısızlıktır, görgüsüzlüktür" diyerek herkesin, özellikle de ezilenlerin hakkını arasaydı biz de komünistleri temsil etmiş olurduk.

Peki komünistler ne yapmaya çalışıyor? Mülkiyetin topluma egemen olmasını, işçinin(emekçinin) emeğinin ve işgücünün sömürülmesinin engellenmesini ve bunu ülke yada sendika genelinde değil de 'evrensel' olarak sağlamaya çalışıyorlar.

Türkiye ise okuma konusunda o kadar geride bırakılmış ki komünistlerin bir çoğu proleter kesimde değil de orta-üst kesimde yer buluyor. İşçinin en fazla ezildiği ülkelerden biriyiz ne yazık ki. Lafargue, Tembellik hakkı isimli öncü kitabında bunun sebeplerine iyi değinir. İşçi kesimi zaten asgari ücret denen ölümcül miktarla hayatta kalma savaşı verirken okumak, sanat yapmak, zihnini çalıştırmak için ne gerekli zamana ne de paraya sahip değildir. Bizde komünist kelimesinin ne anlama geldiği dahi bilinmez. Kötü çağrışımlar yapmasının da birilerinin işine gelmemesinin bir etkisi olduğunu söyleyebiliriz.
Bu kadar atıp tuttun iyi güzel de dayanağın nedir diye soran şüpheci beyinler olacak tabii. Asgari ücretle geçinen bir aileden geldiğim ve bizzat tecrübe ettiklerim yanında aşağıdaki rakamlar da bu beyinlere yol gösterecektir:

-Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.615 TL, *
- Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 5.262 TL imiş.*
- Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 1.999 TL(düz 2 bin deseydiniz bari) olarak hesaplanmış.*
Burada dikkati çeken hususlardan birkaçı:
- Asgari ücretin yine 'açlık' sınırının altında olduğu gerçeği
- Türkiyede memurların dahi yoksulluk sınırının altında yaşadığı gerçeği
- Türkiyenin yıllık büyüme oranının borsayla sınırlı kalıp halkı hiç mi hiç alakadar etmediği gerçeği
Ayrıca Türkiye OECD ülkeleri içerisinde %19.2' luk yoksulluk oranıyla en yoksul 2.ülke ! **
İncelemeyi kısa tutmayı düşündüğümden
daha bunun gibi milyon tane hususu saymadan geçiyorum. Ama biliyorum ki bu halk komünistleri hep öcü bilecek, emeğinin sömürüldüğünü görmezden gelecektir.(en azından şu sıralar başımızda olan kimselerden dolayı)
Sebebini ise Kitle psikolojisinin babası Gustave Le Bon'dan nokta atışı bir alıntıyla bitireyim;

"Kitleler hiçbir zaman gerçeğe susamamıştır. Hoşlarına gitmeyen mantıksızlıklar karşısında, gerçekdışı eğer kendilerini çekerse, bunu ilahlaştırarak buna yönelmeyi daha üstün tutarlar. Onları hayallere çekmesini bilenler onlara hakim olurlar ve hülyalarını ortadan kaldıranlar da onların kurbanı olur."

Sizi uyanışa geçiren kitaplar okumanızı temenni eder, iyi okumalar dilerim. Benzine de yine mi zam geldi ne!

*Rakamlar, 2018 Ocak Türk-iş sendikası resmi rakamlarıdır. Dolayısıyla şuanda daha da artmış/artacak olmaları kuvvetle muhtemeldir.
**OECD 2013 verileri kaynak alınmıştır.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.814 Oy)8.106 beğeni25.912 okunma618 alıntı126.190 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.044 Oy)17.423 beğeni39.349 okunma2.094 alıntı164.717 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.795 Oy)7.330 beğeni20.508 okunma679 alıntı79.158 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.976 Oy)12.431 beğeni31.638 okunma2.743 alıntı132.054 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.501 Oy)5.781 beğeni15.173 okunma2.195 alıntı78.231 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.433 Oy)8.380 beğeni22.743 okunma1.429 alıntı105.090 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.036 Oy)7.301 beğeni19.764 okunma3.155 alıntı116.065 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.200 Oy)8.112 beğeni23.895 okunma1.880 alıntı101.960 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (3.953 Oy)3.478 beğeni11.658 okunma1.008 alıntı47.479 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.233 Oy)5.345 beğeni18.072 okunma687 alıntı91.904 gösterim
Gölgesini satamadığı ağacı kesen bu sistemi eleştirdiği açıkça belli olan iki düşünür: Marx ve Engels.
Dünyayı anlamak yetmez, onu değiştirmek gerekir sözünün anlamını verebilmiş bir eser yaratmış Marx, Engels' in de destekleri ile.
Korkulan heyulayı anlayabilmeye başlamanız için okunması gereken bir klasiktir Komünist Manifesto. Bugüne kadar onu klasikler dışında değerlendirmiş olanların Tarihi de bilim olarak ele almadığına eminim.
Kimdir bu Komünistler? Neyi amaçlamışlardır? Ve türevi bütün sorularınıza cevap verecek kadar geniş bir kitap değil.
Bundan önce çok sert kalemler tarafından, okurlar tarafından acımasızca eleştirilmiş bir kitap. Hangi görüşe ait olursa olsun bir kitabı okurken önyargılarımızı hoşgeldiniz paspasının altına bırakmamız gerektiği düşüncesindeyim.
Kitabın başında da belirtildiği gibi, propaganda amacı taşımaksızın klasikler içerisinde nitelendirilen bir kitap olarak okumanız gerekiyor Manifestoyu. Bir insanı anlamak için bir kitabın yeterli olmayacağı gibi, bir ideolojiyi anlamak için de bir kitap yeterli bir sayı arz etmez.
Sempati besleyin beslemeyin, yakın tarihimizi etkisi altına alan bu eseri ve yankılarını okuma eşsizliğine ulaşmak isteyenlere tavsiye edebileceğim SADE bir eser.
"Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır, oysa sorun onu değiştirmektir."
Kitap ile ilgili herhangi bir yorum yapmayacağım. Paylaştığım alıntılar tamamen fikirlerime hitap ettiği için ne düşündüğümü yeterince belli ettim. Sadece şunu söylemek istiyorum; fikriniz, düşünceniz ve inandığınız ideoloji ne yönde olursa olsun bu kitabı mutlaka okumalısınız.
Sosyolog eşimden o ders çalışırken hep ismini duyduğum Karl Marx ve Friedrich Engels'i hep merak etmiştim. Onlarla tanışmak bu kitaba nasipmiş.
Bundan tam 170 yıl önce 1848 yılında yazılmış olan bu manifestoyu okumaya başlayınca şunu hissetmeye başladım. Adamlar o yıllarda öyle düşünceler içerisine girmişler ki birçok konuda halen güncelliklerini kaybetmemiş. Bu kitabı okumak için ille de komünist olmak gerekmiyor, farklı görüşleri de irdeleyip öğrenmemiz gereklidir. Okuduğum kitap "YazılAma" yayınevinden çıkmış ve çeviri yapan G. Doğan GÖRSEV'in orjinalinden çeviri yapmak için uğraşması ve 80 ihtilali sonrası bu sebeplerden dolayı 3 yılı aşkın süre tutuklu kalmasını sağlamış fakat yılmamış 70 yaşına geldikten sonra bile "Komünist Manifesto" üzerinde tüm bilgilerini arşivlemiş.

Genel olarak güncel hayatta kullanmadığımız, yada kullanamadığımız kelimeler fazlasıyla var. Anlamak zor değil ama. Bu kitapla ilgili V.İ.LENİN'in yazmış olduğu yazıyı paylaşayım.

"Bu yapıtta, yeni bir dünya görüşü, toplumsal yaşamı da kucaklayan tutarlı maddecilik, evrimin en kapsamlı ve en derinlikli bilimi olarak diyalektik, sınıf mücadelesi ve dünya tarihinde yeni bir toplumun yaratıcısı olarak proleteryaya düşen devrimci rol teorisi dahiyane bir açıklıkla ve netlikle sergilenmiştir."

Bilgi edinmek anlamında okumak lazım.
Manifest der Kommunistischen Partei bi Kurdî
Di serî de, helbet wergereke pewîstê. Lê ez nikarim binirxînim çêbûye an ji çênebûye. Bi rastî, hin cihên ji min re cuda hat.
Ji aliyê din, ji bo min xwendineke westîner û berhemdar bû.
Ez dikarim bibêjim ku; ji bo li têgînnasîye Marksîzm bi Kurdî hîn bûn û li pergala kapitalîst bi Kurdî fehm kirin destpêteke baş e.
Salix didim.
Kürtçe Manifest der Kommunistischen Partei
İlkin, elbette gerekli bir çeviri. Ancak olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapamam. Açıkçası bazı yerler bana farklı geldi.
Diğer taraftan benim için yorucu ve verimli bir okuma oldu.
Diyebilirim ki; Marksist terminolojiyi Kürtçe öğrenmek ve kapitalist sistemi Kürtçe anlamak için iyi bir başlangıç.
Tavsiye ederim.
Kişi ister komünist, ister faşist, isterse başka bir görüşe sahip olsun; mutlaka okuması gerektiğini düşündüğüm eserlerden sadece bir tanesi.
Bu kitap birçok mecrada dayanak olarak gosterildiği için her zaman okunması gerektiğini düşündüğüm bir eserdi.

Kapitalist ekonomiye bu zamana kadar ki en korkulu anları yaşatan ideolojilerin temeline inip oradan öğrenmek gerekir bence. Bu zamana kadar hakkında fikir sahibi olmaya çalıssam da, Manifestoyu okumadan Komünizm hakkında bir şeyler biliyorum demek doğru olmazdı.
Komünizme eskisi gibi kapitalizme karşı gelebilen bir görüş olarak bakılmıyor, o yüzden sonradan basımına izin veriliyor hatta bu kitabın ülkemizde de.
Bugun kitabı okudum, ama acıkcası beklentimi karsılamadı, günümüzde devir cok farklı, bunu Engels sonradan yazdığı önsözlerde de belirtiyor. Belki de önceden fikir sahibi olmasam daha çok hoşuma gidebilirdi, ancak dediğim gibi umduğumu bulamadım.
Dili zor değil, sade bir kitap. Açıklamalarla zenginleştirilmiş, ancak ne kadar objektif oluyor bilemiyorum tabi. İdeoloji adı altında savunuculuk yapmak, güzel fikirleri bile maskeliyor.

Herkesin okuyup, öyle fikir belirtmesi iyi olucaktır.
İyi okumalar :)
Okuduğunuzda ne hissederek okuyacaksınız ve anlatımınız ne olacak bilemiyorum ama bence;
KARL MARX. -yani diyor ki ; bir gün o güzel günleri görecek dünya ...
Açıkcası hiç mi hiç tatmin olmadım. Belki de beklentimi yüksek tutmam hasebiyle böyle bir kanıya vardım ama içi boş geldi bana. Tarihsel süreçteki çatışmalardan bahsedilmış fakat sanıldığı gibi ne o dönemde ne şimdilerde 2 sınıftan oluşan bir toplum yapısı olduğunu söylemek mümkün değil. Ekonomik açıdan daha detaylı bir inceleme yapılabilirdi. Ahlak ve kadın hakkındaki görüşleri zaten tamamen ütopik bir seviyede , pratikte hiçbir zaman mümkün olmayacak. Şu haliyle gözümde parti propagandasından öteye geçemeyen bir kitap.
Hakkında uzun uzadıya pek çok şey yazılabilecek bir klasik. Bununla birlikte, "komünizm" kelimesine bile bir çok insan tarafından önyargıyla yaklaşmasından sebep, ne yazarsam yazayım çok bir anlamı olmayacak.

Her türden, her fikirden kitapların okunması gerektiğini düşünenlerdenim. Farklı düşünceleri okumak kimseye bir şey kaybettirmez. "Farklı fikirlere sahip olabiliriz." Fakat önyargıları bir kenara bırakıp en azından fikirlerimiz nerede ayrılıyor diye bile okunabilecek bir kitap. Neticede Cenap Şahabettin'in dediği gibi "Fikirlerimin sahibiyim.Kölesi değil". Nasıl ki, hakkında fikriniz olmayan düşünceyi savunmuyorsunuz, hakkında yine fikriniz olmayan düşünceyi reddetmemelisiniz de.

Komşu açken tok yatılmaması gerektiğini düşünen her okura, henüz yeniden yasaklanmamışken şiddetle tavsiye ediyorum.
Keyifli okumalar.
Zincirlerinden başka yitirecekleri bir şey yoktur… Bütün işçiler, birleşin!

Kelimenin tam manasıyla bir Manifesto.

Kitapla ilgili yazımız : http://1cay1kitap.com/komunist-manifesto/
Toplumun çalışan üyeleri hiçbir şey elde edemezken, her şeyi elde edebilen üyeleri hiç çalışmamamaktadır.
Tüm çocukların kamu okullarında ve parasız eğitimi. Bugünkü biçimiyle, çocukların fabrikalarda çalıştırılmasına son verilmesi. Eğitim ile maddi üretim vb. arasında eşgüdüm sağlanması.
Karl Marx
Sayfa 29 - Yazılama Yayınevi 2. Baskı
İnsanın insan tarafından sömürülmesi ortadan kaldırıldığı ölçüde, bir ulusun başka bir ulus tarafından sömürülmesi de ortadan kaldırılmış olacaktır.
Karl Marx
Sayfa 73 - Can Yayınları
Proleterlerin zincirlerinden başka yitirecekleri bir şey yoktur. Oysa kazanacakları koskoca bir dünya vardır.
bir sınıfı ezebilmek için ona en azından kölece varlığını sürdürebileceği koşulları sağlamak gerekir.
Karl Marx
Sayfa 94 - Ebup, Evrensel basın yayın
Bizim burjuvaların gözleri, kendi proleterlerinin karı ve kızlarının emirlerine amade bulunmasıyla doymaz; resmi fuhşu hiç anmasak bile, birbirlerinin karılarını baştan çıkarmaktan da pek keyif duyarlar.
Burjuva evlilik, gerçeklikte karıların ortaklaşalığıdır. Komünistler olsa olsa, ikiyüzlülükle örtbas edilen bir karı ortaklığı yerine, onun resmisini, açıkyüreklisini getirmek istiyorlar, diye kınanabilirdi. Oysa, kendiliğinden anlaşılır ki, şimdiki üretim ilişkilerinin ortadan kaldırılmasıyla, o ilişkilerden kaynaklanan karı ortaklaşalığı, yani resmi ve gayri resmi fuhuş da sahneden kaybolacaktır.
Karl Marx
Sayfa 26 - Yazılama Yayınevi 2. Baskı
Komünizmin ayırt edici özelliği, genel olarak mülkiyete son vermek değil, burjuva mülkiyetine son vermektir.
Karl Marx
Sayfa 66 - Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Komünist Manifesto
Alt başlık:
Cep Boy
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944122801
Çeviri:
Nail Satlıgan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yordam Kitap
Baskılar:
Komünist Manifesto
Komünist Manifesto
Manîfestoya Komunîst
Komünist Manifesto
Komünist Manifesto bilimsel sosyalizmin en önemli program belgelerinden biridir. "Bu küçük kitapçığın ağırlığı pek çok cilde denktir. Bugüne dek uygar dünyada örgütlü ve mücadeleci proletaryanın tümüne hayat ve hareket veren onun ruhudur." (Lenin)

Karl Marx ile Friedrich Engels tarafından Komünistler Birliği'nin programı olarak kaleme alınan Komünist Manifesto'nun ilk basımı 1848 Şubatında Londra'da 23 sayfa hâlinde yayınlandı. O tarihten bugüne belli başlı dünya dillerinde Manifesto'nun sayısız basımı yapıldı; bugün de yaygın bir ilginin konusu olmaya devam ediyor.

Yordam Kitap, Komünist Manifesto ve Hakkında Yazılar başlığıyla sunduğu kapsamlı derlemeden sonra Manifesto’yu şimdi de cep kitapları dizisi içinde yayınlıyor. Eserin Nail Satlıgan tarafından Almanca aslından yapılan çevirisi, anlamayı kolaylaştıran bir sözlükçe ve David Harvey’in aydınlatıcı giriş yazısıyla birlikte sunuluyor.

Kitabı okuyanlar 1.524 okur

  • Hüda sarı

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları