Adı:
Komünist Parti Manifestosu
Baskı tarihi:
Ağustos 2018
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052283370
Orijinal adı:
Manifest der Kommunistischen Partei
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kor Kitap Yayınları
Komünistler her yerde, mevcut toplumsal ve siyasal koşulları hedef alan her devrimci hareketi destekler.

Tüm bu hareketler içerisinde, hangi az veya çok gelişmiş biçimi almış olur­sa olsun, mülkiyet sorununu, hareketin temel sorunu olarak öne çıkarırlar.

Komünistler nihayet her yerde bütün ülkelerin demokratik partilerin bağını ve iletişimini sağlamaya çalışır.

Komünistler, görüşlerini ve niyetlerini gizlemeyi zül sayar. Amaçlarına an­cak şimdiye kadarki tüm toplum düzeninin zorla devrilmesiyle ulaşılabi­leceğini açıkça beyan ederler. Varsın egemen sınıflar bir komünist devrim ürküntüsüyle tir tir titresin. Proleterlerin onda zincirlerinden başka kaybe­decek bir şeyi yoktur. Kazanacakları bir dünya vardır.
Bütün dünyanın proleterleri birleşin!
128 syf.
·3 günde·8/10
Öncelikle herkese merhabalar. Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından hazırlanan ve komünizmin ilk bildirgesi olan bu kitabı elimden geldiğince incelemeye çalışacağım.

Önce kitabı okumaya başlama hikayemden bahsetmek istiyorum.

Komünizm ve destekçilerine(komünistler) ülkemizde benim çocukluğumdan beri gözlemlediğim kadarı ile genel anlamda iki şekilde yaklaşılıyor. Bu iki yaklaşım da birçok zaman büyük tartışmalara neden olmuyor değil.

İnsanların bir kısmı komünizmi benimsemişken, bir kısmı ise ismini duyduklarında bile tövbe çekiyor.

Ben küçük yaşlardan beri bu kutuplaşmanın içerisinde büyüdüm. Baba tarafım daha muhafazakarken, anne tarafım bunun tam zıttı. Yani benim anne ve baba tarafım aslında komünizme olan bakış açıları açısından, genel anlamda ülkemiz insanlarının komünizme olan iki birbirine zıt yaklaşımını temsil ediyor.
Bu da benim gözlem yeteneğimi arttırıyor tabiki. Örneğin dayım gönül rahatlığı ve büyük bir açık yüreklilik ile "Ben komünistim!" diyebilirken, amcam komünistleri "gavur" olarak nitelendiriyor. Aslında iki tarafın da komünizm hakkında herhangi bir bilgiye sahip oldukları söylenemez.

Ben de yıllardır "Komünizm ve komünist" kelimelerine ister istemez aşina olmuş bir insan olarak bu kavramlar hakkında detaylı bilgi edinmek istedim. Lisedeyden felsefe öğretmenimin kullandığı bir cümle kulaklarımda çınladı,"Marx komünizmin babasıdır" ve bu cümleden yola çıkarak burada bir ileti paylaşıp Karl Marx ve komünizm ile ilgili bilgi edinebileceğim kitap önerileri aldım. Aldığım önerilerin etkisi ile kitabı okumaya başladım.

Yavaş yavaş incelememize geçebiliriz...

Öncelikle kitabımız, kitabın yazarları olan Karl Marx ve Friedrich Engels'in kısa yaşam öykülerinin anlatıldığı bir 20 sayfa ile başlıyor.

Marx ve Engels'i asıl konuya geçmeden önce az çok tanımış oluyoruz yani. Bu kısımda özellikle Engels'in yaşamı, büyük bir dava adamı oluşu ve davasındaki hassasiyeti benim ilgimi çekti. Babasının fabrikaları olan bir adam (yani babası burjuva iken, dolayısıyla da kendisi... )hayatını proletarya haklarını savunmaya adıyor. Başta babasının fabrikasında herhangi bir kademede görev almayı da red ediyor. Ömür boyu rahat bir hayat sürebilme imkanından yüz çeviriyor kısacası. Sonraları katıldığı bir devrimin başarısızlıkla sonuçlanması kendisinin ve dava arkadaşı olan Marx'ın maddi yönden belini büküyor. İkisi de bir süre parasızlıkla boğuşuyor. Bu sefer de davasının uğruna amiyene tabirle "tükürdüğünü yalıyor" ve fabrikada alt kademede görev almayı kabul ediyor. Daha sonra zamanla fabrikaya ortak olup Marx'a ve kendisine uzun yıllar yetecek kadar para kazanıyor. Bu parayı da davasında kullanıyor tabiki. Kısacası tam bir dava adamı oluşu hoşuma gitti.

Devam ediyoruz...
Kitabımız 20. sayfadan 49. sayfaya kadar kitabın doğuşundan ve çevirisinin hikayesinden bahsediyor. Asıl konu 49. sayfada başlıyor yani.

Şimdi, biraz sonra sıkça kullanacağım iki kelimeyi anlamları ile beraber yazmak istiyorum ki okuduğunuzun ne anlama geldiğini anlamakta sıkıntı yaşamayasınız.

Burjuva(Üretim araçlarının sahibi olan ve ücretli emekçi çalıştıran modern kapitalist sınıf.)

Proletarya(Hiçbir üretim aracına sahip olmadıkları için ancak iş güçlerini satarak yaşayabilen modern ücretli emekçi sınıf)

~Bunlar kitaptaki tanımları bu arada~

"Kitabın konusu nedir?" diye soracak olursanız cevabım şu şekilde olacaktır;Burjuva ve proletaryanın, iş veren ve emekçinin savaşımı.

Burjuva sınıfı sermaye ve üretim araçlarını elinde tutuyor. Proleter sınıf ise vücut gücünden başka bir şeye sahip değil. Aslında çalışan, emek sarf eden ve alın teri akıtan sınıf olan proletarya;makinelerin ve üretim araçlarının gelişmesi ile burjuva sınıfına daha kısa sürelerde daha fazla para kazandırırken kendisi hep karın tokluğuna, yaşayabilmesi için gereksinim duyduğu minimum ücretler karşılığında çalıştırılıyor.

Marx, bu durum karşısında proleteryalara "Tüm ülkelerin işçileri, birleşin!" önerisinde bulunuyor. Bu öneri gerçekleştiği taktirde ne kadar işe yarar görünse de ütopik bir fikir olmaktan da öteye gidemiyor tabiki.

Marx ve Engels düzene boyun eğmiyor, karşı çıkıyorlar. Sanayileşmenin etkisi ile hep daha fazla ezilen işçi kardeşlerini savunuyorlar.

Ama aslında komünizm, toplumdaki tüm üyelerin, (en ayrıcalıklı olanlar da dahil) yaşam koşullarını iyileştirmek istiyor.

Yani Marx ve Engels'in proleter destekçisi olmasının nedeni burjuvaların yaşam koşullarının hep iyiye giderken, proleterlerin yaşam koşullarının hep kötüye gitmesidir. Komünizm sınıf ayrımı yapmaksızın ezilen kim ise onu destekliyor yani.

"Emekçinin fabrikatör tarafından soyulması, ücretinin nakit olarak ödenmesi ile tamamlanır tamamlanmaz, burjuvazinin bir başka kesimi, ev sahibi, dükkan sahibi, tefeci vb. dört bir yandan onun üstüne saldırır." (Sayfa 58)

Mesela bu görüntü bana tanıdık geliyor, size de tanıdık geliyordur muhtemelen.

" Ücretli emekçinin emeğiyle kazandığı kıt kanaat geçinmesine, yaşamını güç bela sürdürmesine ancak yeter. "

Ve bu da çok tanıdık!

Eee Marx ve Engels bu vahim durumdaki insanların haklarını aramakla kötü mü ediyor?
Bunun değerlendirmesini sizlere bırakıyorum.

Ayrıca kitabımızda" Özel mülkiyet, aile kurumu, ücretli emek, sınıf savaşımı"gibi kavramlarla da sık sık karşılaşıyoruz.

Komünistlerin, burjuva ve proleterlerin derinlemesine ele alındığı kitabımız, "Egemen sınıflar, bir komünist devriminin korkusuyla tir tir titreşir. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi yoktur. Oysa kazanacakları koskoca bir dünya vardır" cümleleri ile gazlı bir şekilde bitiyor.

Evet, kitabımız bahsettiklerimden ve daha fazlasından ibaret. Sen de benim gibi komünizm hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istiyorsan kesinlikle okumalısın. Önemli uyarımdır:Can Yayınları'ndan başka yayın tercih etme.

Bu arada, sayfamızda takıldığım bir nokta oldu. Alıntı paylaşırken eserin yazarının adının yazdığı kısımda sadece Marx'ın adı yazıyor. Engels'in de kitapta payı büyük,bunun düzeltilmesi de şart.

Fazla uzadı.
Buraya kadar okuyan oldu ise çok teşekkür ediyorum. :)
192 syf.
·2 günde·9/10
Paranın insan canından daha önemli olduğu bir devirde yaşıyoruz. Tabi değeri yüksek olan şeylere taptığımız gibi paraya tapanlarımız da çok oluyor. Tapmayanlar ise onun gücü karşısında dize getiriliyor.

İnsanlar ikiye ayrılır; parası olanlar ve olmayanlar, ezenler ve ezilenler, soylular ve köleler... Daha farklı isimlerde koyabilirsiniz bu iki ayrı gruba ama göreceksiniz ki değişmeyen tek şey “Çalışanların hep yoksul, çalışmayanların ise zenginleşmesi.” olacaktır.

Kitap bir komünizm bildirisi minvalinde. Kitabı okurken size iki hayalet eşlik ediyor; Marx ve Engels. Dünya işçi tarihine şöyle kısa bir yolculuk yapıyoruz. Keşifler çağından, buhar ve makinanın icadına, bireysel üretimden seri üretime varan süreçleri çok basit bir dille okuyucuya nakşediyor bu sevimli hayaletlerimiz. Sevimli dediğime bakmayın, çok sinirliler. Sinirli olmaları bir anlamda çaresiz olmalarından kaynaklanıyor gibi, dertlerini insan gibi anlatıp, hak talep ettiklerinde şiddet gördüklerinden onlar da çözümü şiddete karşı şiddette bulmuşlar gibi geldi bana. Yoksa aklı başında insanlar şiddete başvuracaklarını zannetmiyorum.

Sonra yavaş yavaş bazı izmleri tanıyoruz; Kapitalizm gibi Sosyalizm gibi. Bu izmlerden ne farkı var Komünizmin onu anlatmaya çalışıyor hayaletlerimiz. Hayalet diyorum çünkü okuru bilinçlendirirken uçuyorlar falan ama biraz da bu durumu metafor gibi algıladım ben; “Herkes bizi göremez” minvalinde.

Yahu ezilenleri destekliyorsunuz iyi hoşta ezilenlerin ezen fanatikliğine ne demeli? Onların mallarını onlardan daha çok sahiplenmelerini yahut onlardan daha acımasız olmalarını nasıl izah edeceksiniz bana?

Şu yaşıma geldim ve anladığım (hatta anlamanın da bir adım ötesi olan kavramaktır der BK) daha doğrusu kavradığım bir gerçek varsa o da çürümüş bir düzeni, tekrardan toparlamak için ilahi bir desteğe ihtiyaç olduğudur.

Bundan yüzyıllar öncesinde bir devrimci dünyaya geldi Mısır topraklarında. Adeta çölde bir vaha edasında... Mısır azizi köle olarak yanına almıştı onu hatta sarayda çok da sevilmişti. Onlar gibi yaşamasını, alt sınıfı hor görmesini hatta acımasız olmasını salık vermişlerdi. Tabi o zamanlar taşımacılık çok farklı; dört köle omuzlarında bir tahta ve onun üzerine de yolcu konumlanarak seyahat edilirdi. Ona bu araca bin dediklerinde; “İnsanların sırtına binmeyi sevmiyorum” diyerek reddediyordu onları.

Gel zaman git zaman sahiplerine itaat etmediği için hapse düşüyordu büyük devrimcimiz. Öylesine idealist öylesine akılı ki gelecekteki devlet kadrosunu zindandaki suçlulardan kuruyordu. Marx Reisin yaptığı gibi tabandan güç topluyordu da diyebiliriz. Kendisi aynı zamanda bir rüya yorumcusudur. Bir gün Mısır Kralı bir rüya görür ve yorumunu doğru yapan çıkmaz koskoca Mısır’da. Dedim ya ilahi bir el müdahale etmedikçe çürüme sona ermez diye. O elin etkisiyle devrimcimizin doğru yorumu krala ulaşır ve kral, böylesine bir değeri kaçırmaz ve onu Mısır azizi yapar.

Kral’ın rüyasına göre 7 yıllık bir bolluk sonrasında 7 yıllık bir kıtlık olacağını göz önünde bulundurarak bolluk zamanı mahsullerini ileri teknoloji araçlar olmaksızın ambarlarda yöntemine uygun bir vaziyette kıtlık dönemi için saklanmasını sağlamıştır. İleri düşünceli olmayan ve mahsullerin nasıl depo edileceğini bilmeyen zengin tayfa bu dönemde servetlerini bir şekilde boşa harcamıştır. 7 yılın ardından devrimcimize güvenen halk zenginleşmiş, zengin tayfa ise fakirleşmiştir. Mal mülk sahibi olanlar kaybetmiş olmayanlarsa mal mülk sahibi olmuşlardır.

There is no şiddet, there is no kan.

Evet siz kimden bahsettiğimi anladınız. Nereye varacağım Tanrı’nın kelamı sahipsiz kalınca günümüzdeki gibi bazı şeylere alet oluyor. Şey diyorum, kelime dağarcığımın dar olmasından değil yalnızca o "şey"in içini siz doldurasınız diye. İşte son alıntımla bu yazımı burada noktalayayım da cılkı çıkmasın. Okuyan herkese teşekkür ederim.

“Hepiniz farkındasınız; Para da toprak da kanun da fikir de din de bu ülkede her şey sermayedarlara hizmet ediyor.”
128 syf.
·Puan vermedi
İncelemenin ilk iki paragrafı kitabı okuyan Tarihsel Maddeci nin anlattıklarıdır. Gerisi kitabi okuyamadığımı söylediğim halde tepki gören yazımdan oluşmakta. Yazının amacı sadece kitabı okuyabilecek birine göndermekti.

Bugün tüm Dünya iki temel sınıfa ve iki sınıf arasındaki tabakalara bölünmüş durumda. Birincisi, para babaları, patronlar. İkincisi, işçiler, çalışan ve üretenler... Bir de onların ikisinden de özellikler alan köylüler, aydınlar, memurlar mevcut.

Sosyalizm, işçi sınıfının yani sömürülen, harcadıkları emeğin karşılığı ödenmeyen milyonların söz edindiği yönetim anlamına gelmektedir. Kitap, bu yönetimin nasıl var olacağını, Dünya'da nasıl egemen olacağını (ki bu tamamen egemen oluşa ve sınıfların ortadan kalkışına komünizm diyoruz) anlatıyor. Özet olarak bu hilenin, bu soygunun sona ereceği bir düzeni ortaya koymakta. yine Kapital adlı eser de, bu soygunun nasıl yapıldığını, o süreçte elde edilebilen verilerin en ince detayına kadar ortaya koymaktadır.
------------------------
Küçükken çok aşırı yaramaz oluşumdan dolayı halk arasında lakabım komünistti. Mahallede küçüğünden büyüğüne herkes bana komünist derdi. Komünist onlara göre kötü ve korkunç bir şey demekti. Ve bende böyle biri olmaktan nedense gurur duyardım.

Komünist kelimesini duyunca hala bir aitlik hissederim. Küçüklükten aşılanmışım işte. Sonra dedelerim ki ikisi kardeş olur. Biri annemin babası diğeride amcası. Ben ikisine de dede derim. Biri sosyalisttir diğeri komünisttir. Hızır idi Yunus idi sahnesindeki gibi komünist olacak sosyalist olacak diyerek üzerimden hep iddiaya girerlerdi.

Kitap bir şekilde elime geçince aa kesin beni anlatıyor okuyayım ve gerçek bir komünist olayım dedim. Okumaya başladım ama anlamadım. Hiç tarzım değildir böyle şeyler zaten ağır siyasi düşünceli insanların içinde büyüdüğüm için siyasetten hep uzak durdum. Dolayısıyla kitap ne anlatıyor hiç anlamadım. Üzgünüm dedelerim ne komünist olabildim ne sosyalist. Sadece insan olmaya devam edeyim bu bana yetiyor.

Kitabı sevmedim okumak isteyene gönderebilirim.
136 syf.
·Beğendi·10/10
İncelemeye ciddi bir başlangıç yapalım. Çünkü kırmızı yağan kardan değil katran gibi bir konudan bahsedeceğiz.
Komünist Manifesto yada yayınlandığı adıyla Komünist Parti Manifestosu; uzun ve eserin anlaşılması için elzem olan 'sunu' kısmıyla başlıyor, 4 ana başlık üzerinden devam edip Marx ve Engels'in çeşitli ülkeler ve sonraki basımları için yazdıkları önsözlerle sona eriyor.
Proleterya ile burjuvazi savaşı üzerinden kendi devrinin çoğu olayına geniş bir bakış açısı sunuyor. Tarihin tekerrür ettiğini göz önünde bulundurarak kitabın 'şimdi'yi hatta' geleceği' de anlattığını söyleyebiliriz. Burada Burjuva tabakasını hepimiz biliyoruz,
Proleter ile komünist arasındaki farkı ise geçen gün yaşadığım bir olaydan örnekle anlatayım:
Serin bir öğlen sabahında yemek kuyruğunda düşüncelere dalmış olan Samet, arkasındakilerin yanına kaynak yapan birisini görür. Aldırmaz, önüne bakar. Sonra önüne kaynak yapıldığını fark eden bir vatandaş hakkını aramak için car car konuşmaya başlar. Kaynak yapan kişi, hakkını arayan vatandaşa "Benim sıramı al, yeter ki sus" diyerek tekrar önüne geçirir ve susturur. Arkadakiler ise bunu görür ve hiç sesini dahi çıkarmaz, haklarının ihlal edilmesi onları rahatsız etmez.
Burada 'sadece kendi hakkını' arayan vatandaş proleteryayı temsil eder. Eğer ben yada arkadakilerden birisi "Sıraya kaynamak saygısızlıktır, görgüsüzlüktür" diyerek herkesin, özellikle de ezilenlerin hakkını arasaydı biz de komünistleri temsil etmiş olurduk.

Peki komünistler ne yapmaya çalışıyor? Mülkiyetin topluma egemen olmasını, işçinin(emekçinin) emeğinin ve işgücünün sömürülmesinin engellenmesini ve bunu ülke yada sendika genelinde değil de 'evrensel' olarak sağlamaya çalışıyorlar.

Türkiye ise okuma konusunda o kadar geride bırakılmış ki komünistlerin bir çoğu proleter kesimde değil de orta-üst kesimde yer buluyor. İşçinin en fazla ezildiği ülkelerden biriyiz ne yazık ki. Lafargue, Tembellik hakkı isimli öncü kitabında bunun sebeplerine iyi değinir. İşçi kesimi zaten asgari ücret denen ölümcül miktarla hayatta kalma savaşı verirken okumak, sanat yapmak, zihnini çalıştırmak için ne gerekli zamana ne de paraya sahip değildir. Bizde komünist kelimesinin ne anlama geldiği dahi bilinmez. Kötü çağrışımlar yapmasının da birilerinin işine gelmemesinin bir etkisi olduğunu söyleyebiliriz.
Bu kadar atıp tuttun iyi güzel de dayanağın nedir diye soran şüpheci beyinler olacak tabii. Asgari ücretle geçinen bir aileden geldiğim ve bizzat tecrübe ettiklerim yanında aşağıdaki rakamlar da bu beyinlere yol gösterecektir:

-Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.615 TL, *
- Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 5.262 TL imiş.*
- Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 1.999 TL(düz 2 bin deseydiniz bari) olarak hesaplanmış.*
Burada dikkati çeken hususlardan birkaçı:
- Asgari ücretin yine 'açlık' sınırının altında olduğu gerçeği
- Türkiyede memurların dahi yoksulluk sınırının altında yaşadığı gerçeği
- Türkiyenin yıllık büyüme oranının borsayla sınırlı kalıp halkı hiç mi hiç alakadar etmediği gerçeği
Ayrıca Türkiye OECD ülkeleri içerisinde %19.2' luk yoksulluk oranıyla en yoksul 2.ülke ! **
İncelemeyi kısa tutmayı düşündüğümden
daha bunun gibi milyon tane hususu saymadan geçiyorum. Ama biliyorum ki bu halk komünistleri hep öcü bilecek, emeğinin sömürüldüğünü görmezden gelecektir.(en azından şu sıralar başımızda olan kimselerden dolayı)
Sebebini ise Kitle psikolojisinin babası Gustave Le Bon'dan nokta atışı bir alıntıyla bitireyim;

"Kitleler hiçbir zaman gerçeğe susamamıştır. Hoşlarına gitmeyen mantıksızlıklar karşısında, gerçekdışı eğer kendilerini çekerse, bunu ilahlaştırarak buna yönelmeyi daha üstün tutarlar. Onları hayallere çekmesini bilenler onlara hakim olurlar ve hülyalarını ortadan kaldıranlar da onların kurbanı olur."

Sizi uyanışa geçiren kitaplar okumanızı temenni eder, iyi okumalar dilerim. Benzine de yine mi zam geldi ne!

*Rakamlar, 2018 Ocak Türk-iş sendikası resmi rakamlarıdır. Dolayısıyla şuanda daha da artmış/artacak olmaları kuvvetle muhtemeldir.
**OECD 2013 verileri kaynak alınmıştır.
128 syf.
·8/10
“İnsanın insan tarafından sömürülmesi ortadan kaldırıldığı ölçüde, bir ulusun başka bir ulus tarafından sömürülmesi de ortadan kaldırılmış olacaktır.”
Merhabalar Komünist Manifestosu Marx ve Engels tarafından 1848 yılında yayımlandı.Marx ve Engels’in hayatları 1842 yılında kesişmesiyle değişir.Marx avukat bir babanın oğludur ve kendisi de hukuk eğitimi alır ancak ekonomiye ilgi duyar,Engels ise zengin bir fabrikatörün oğludur.Marx-Engels burjuva sınıfına savaş açmalarıyla Komünist Birliği isminde gizli örgüt kurarlar.Marx-Engels Birliğin manifestosu ve komünizmin ilk bildirgesi olan “Komünist Manifestosu”isminde yazıyı yayımlarlar.Lakin eserin asıl ismi“Komünist Parti Manifestosu”dur.Eser ayrıca dönem hakkında bilgiler vermektedir.O dönemden günümüze çok değişen ve gelişen bir şeyin olmadığını görebiliyorsunuz.Tarihin tekerrürden ibaret olduğunu görmekteyiz.Kitapta içerik olarak tasvip etmeyeceğiniz görüşler olsa bile tarihsel bir döneme adlarını yazdırmış iki önemli kişinin ortaya çıkardığı ideolojiden bahsetmektedir.Bence bu eseri analiz ederek ve düşünerek okunup eseri anlamaya çalışmalıyız.
Keyifli Okumalar Dilerim
192 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Biraz tarihi kazı yapmak istiyorum.
İngiltere'de coğrafi keşiflerle birlikte yeni ham madde ve zenginlikleri keşfeden, keşfettikçe büyüyen bir tüccar kesimi vardı. İngiltere'deki kral ve kraliçe bu tüccarlara maddi anlamda destek vererek kumpanyaların/şirketlerin kurulmasını sağladı. Ve bu şekilde izlenen eşitsiz politikayla İngiltere'de gittikçe artan bi' büyüme yakalandı.

Eşitsiz büyümenin gittikçe yayılması, tüccarların gittikçe büyümesi, zenginleşmesi sonucunda ise gittikçe altta kalan bir serf kesimi oluştu. Bu, dünyaya pazarlamanın emek gücü ile olduğu dönemde kendini serf, toprağa bağlı kölelik diyebileceğimiz bir kesimle baş gösterdi. Üretimin gittikçe fabrikalaşması aşamasında ise işçilerle ortaya çıktı. Niteliksiz, salt emek gücü olan serf/işçi aynı işi görüyordu. Değişmeyen tek şey gittikçe zenginleşen, sivrilen tüccarlar/sermayedar kesimi ve gittikçe ezilen,sömürülen serf/işçi kesimin varlığı arasındaki eşitsizlikti!
Eşitsizlik ki tarihte çılgın bir olgu, farkındalık yaratacak kadar gerçek, her zaman anılacak kadar önemli; pek çok ülkeyi ayaklandıracak kadar büyük!

Karl Marx'ın ve Engels'in yazmış olduğu Komünist Manifesto aslında bu eşitsizliğin geldiği uç noktadaki zihniyeti anlatıyor. Yani izlenen eşitsiz politika sonucu toplumun resmen iki farklı tarafa kutuplaşması, bu makasın ''kapitalist'' kısmının gittikçe güçlenmesiyle aranın gittikçe açılması ve artık bu duruma bir dur demek isteyen işçi sınıfını, onun güçlerini birleştirme çabasını anlatıyor.

Sermayedar dediğimiz sömürgeden beslenip kralla bir nevi ''köprüyü geçene kadar ayıya dayı de'' modunda yakın olan bu tüccar kesimin gittikçe zenginleşmesi, kendini insan üstü görmesine, ''para bunların gözünü boyamış''ı tam manasıyla yaşayarak adeta kendilerini tanrılaştırmalarına bir dur demek istemelerini anlatıyor aslında manifesto. Dönemdeki iktidarın sessizliği ve tüccara verdiği destek aslında bize büyümenin karşılığında halkların eşitliğinin, haklarının ne kadar mübadele edilebilir bir şey olarak gördüklerini gösteriyor. ''Hak''kın zenginleşmeyle değiştirilmesi, hakkın acımasızca ''meta''laştırılması...
Komünist Manifesto tarihin sürtüne sürtüne yaşadığı, yaşattığı bir gerçeği ele alıyor.


Günümüze baktığımda gittikçe artan gelir eşitsizliğini, adaletsizliği gördükçe acaba böyle bir hareketlenme günümüzde olsaydı nasıl olurdu diye düşünmeden edemiyorum.Tarihe baktığımdaysa her noktada, her aşamada zenginle fakirin, sömürenle sömürülenin var olageldiğini görüyorum. O halde tarihte yaşayan tek şeyin, sömüren ve sömürülen arasında sömürülenin içinden ''dur'' demek fikri olduğunu düşünüyorum. Zaman geçtikçe zenginlik ve fakirlik çok değişik noktalara evriliyor, dur demek fikri de evriliyor ama. Hep var olacak...
Sözün özü: Komünist Manifesto'yu okumanızı tavsiye ederim!


Not: Kapitalizmin tarihi bir tutanağı niteliğinde olan, 1929 krizinde nasıl bir sosyoekonomik çöküş yaşandığını görmek istiyorsanız Jack London'ın Uçurum İnsanları'nı kesinlikle okumalısınız!

Not: ''Kapitalist düzen içinde komünizm için birleşmeye çalışan işçilerin iktidarla mücadelesi'' konulu bir distopya okumak istiyorsanız Jack London'ın Demir Ökçe'sini tavsiye ederim!
128 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Bir sistemi en iyi o sistemin kurucusundan, liderinden öğrenirsiniz. Bu eser de bunu zihnimde bir kez daha teyid ettirdi. Öncelikle bu kitaba ve yazara karşı olumsuz tavrınızı arkanızda bırakmadan okumanız pek de mümkün olmaz. Okusanız da pek faydasını göremezsiniz. Öğrenme, merak arzusuyla bakınca esere gerçekten komünizmi en sade, öz şekliyle anlatıyor yazar. Kitaba başlamadan çeviriye hazırlayan yazarların kitap, kitabın yazarları ve bu zamana gelmesindeki hukuki süreci aktarması ayrı bir önem katmış esere. Eser bölümlere ayrılıp bizlere sistemin doğuşu, kapitalizme karşı eleştirileri, burjuva ve proleter(işçi) sınıfları arasındaki ilişkiler ve rekabetler, işçi partisinin kurulması ve komünizm hareketi hakkında bilgiler sunmakta ve yeri gelince ağır yeri gelince de nahif eleştiriler yapılmış. Eserdeki kavramlara dipnot çıkıp kitabın sonunda malumat vermesi de yerinde hamle olmuş anlaşılması bakımından. Komünizmi öğrenemek, merak edenler ve bilgilerini pekiştirmek isteyenler adına kaynak eseri mahiyetinde komünist manifesto.
Ayrıca bu eseri okumamdaki temel gayem branşımla (siyaset bilimi) yakından ilişkili olması ve öğrenme güdüsü. Elbette bizim nazarımızda bu sistem itibar görmez. Çünkü bizim dini çizgilerimizi aştığı yerler de mevcut ve okurken şahit olacaksınız. Şimdiden iyi okumalar.
128 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Kitap ile ilgili herhangi bir yorum yapmayacağım. Paylaştığım alıntılar tamamen fikirlerime hitap ettiği için ne düşündüğümü yeterince belli ettim. Sadece şunu söylemek istiyorum; fikriniz, düşünceniz ve inandığınız ideoloji ne yönde olursa olsun bu kitabı mutlaka okumalısınız.
105 syf.
·2 günde·9/10
Sosyolog eşimden o ders çalışırken hep ismini duyduğum Karl Marx ve Friedrich Engels'i hep merak etmiştim. Onlarla tanışmak bu kitaba nasipmiş.
Bundan tam 170 yıl önce 1848 yılında yazılmış olan bu manifestoyu okumaya başlayınca şunu hissetmeye başladım. Adamlar o yıllarda öyle düşünceler içerisine girmişler ki birçok konuda halen güncelliklerini kaybetmemiş. Bu kitabı okumak için ille de komünist olmak gerekmiyor, farklı görüşleri de irdeleyip öğrenmemiz gereklidir. Okuduğum kitap "YazılAma" yayınevinden çıkmış ve çeviri yapan G. Doğan GÖRSEV'in orjinalinden çeviri yapmak için uğraşması ve 80 ihtilali sonrası bu sebeplerden dolayı 3 yılı aşkın süre tutuklu kalmasını sağlamış fakat yılmamış 70 yaşına geldikten sonra bile "Komünist Manifesto" üzerinde tüm bilgilerini arşivlemiş.

Genel olarak güncel hayatta kullanmadığımız, yada kullanamadığımız kelimeler fazlasıyla var. Anlamak zor değil ama. Bu kitapla ilgili V.İ.LENİN'in yazmış olduğu yazıyı paylaşayım.

"Bu yapıtta, yeni bir dünya görüşü, toplumsal yaşamı da kucaklayan tutarlı maddecilik, evrimin en kapsamlı ve en derinlikli bilimi olarak diyalektik, sınıf mücadelesi ve dünya tarihinde yeni bir toplumun yaratıcısı olarak proleteryaya düşen devrimci rol teorisi dahiyane bir açıklıkla ve netlikle sergilenmiştir."

Bilgi edinmek anlamında okumak lazım.
61 syf.
·13 günde·Beğendi·Puan vermedi
Manifest der Kommunistischen Partei bi Kurdî
Di serî de, helbet wergereke pewîstê. Lê ez nikarim binirxînim çêbûye an ji çênebûye. Bi rastî, hin cihên ji min re cuda hat.
Ji aliyê din, ji bo min xwendineke westîner û berhemdar bû.
Ez dikarim bibêjim ku; ji bo li têgînnasîye Marksîzm bi Kurdî hîn bûn û li pergala kapitalîst bi Kurdî fehm kirin destpêteke baş e.
Salix didim.
Kürtçe Manifest der Kommunistischen Partei
İlkin, elbette gerekli bir çeviri. Ancak olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapamam. Açıkçası bazı yerler bana farklı geldi.
Diğer taraftan benim için yorucu ve verimli bir okuma oldu.
Diyebilirim ki; Marksist terminolojiyi Kürtçe öğrenmek ve kapitalist sistemi Kürtçe anlamak için iyi bir başlangıç.
Tavsiye ederim.
İnsanlık tarihinin ortak noktası, çalışanların hep yoksul olması, çalışmayanların zenginleşmesidir.
Karl Marx
Sayfa 110 - Yordam Kitap, 1. Basım 2009
Hepiniz farkındasınız; Para da toprak da kanun da fikir de din de bu ülkede her şey sermayedarlara hizmet ediyor.
Karl Marx
Sayfa 145 - Yordam Kitap, 1. Basım 2009
İnsanın insan tarafından sömürülmesi ortadan kaldırıldığı ölçüde, bir ulusun başka bir ulus tarafından sömürülmesi de ortadan kaldırılmış olacaktır.
Karl Marx
Sayfa 73 - Can Yayınları
Proleterlerin zincirlerinden başka yitirecekleri bir şey yoktur. Oysa kazanacakları koskoca bir dünya vardır.
Londra'daki mezarında, taşa kazınmış iki alıntı, Marx'ın en temel düşüncelerini ve yaşamın anlamını özetliyordu. "Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!" ve "Şimdiye kadar filozoflar yalnızca dünyayı çeşitli biçimlerde açıklamayla yetinmişlerdir;oysa asıl sorun, dünyayı değiştirmektir."
Karl Marx
Sayfa 17 - Can Yayınları/Celal Üster-Nur Deriş çevirisi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Komünist Parti Manifestosu
Baskı tarihi:
Ağustos 2018
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052283370
Orijinal adı:
Manifest der Kommunistischen Partei
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kor Kitap Yayınları
Komünistler her yerde, mevcut toplumsal ve siyasal koşulları hedef alan her devrimci hareketi destekler.

Tüm bu hareketler içerisinde, hangi az veya çok gelişmiş biçimi almış olur­sa olsun, mülkiyet sorununu, hareketin temel sorunu olarak öne çıkarırlar.

Komünistler nihayet her yerde bütün ülkelerin demokratik partilerin bağını ve iletişimini sağlamaya çalışır.

Komünistler, görüşlerini ve niyetlerini gizlemeyi zül sayar. Amaçlarına an­cak şimdiye kadarki tüm toplum düzeninin zorla devrilmesiyle ulaşılabi­leceğini açıkça beyan ederler. Varsın egemen sınıflar bir komünist devrim ürküntüsüyle tir tir titresin. Proleterlerin onda zincirlerinden başka kaybe­decek bir şeyi yoktur. Kazanacakları bir dünya vardır.
Bütün dünyanın proleterleri birleşin!

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 2 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları