Adı:
Komünist Partisi Manifestosu
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
100
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758491407
Orijinal adı:
Manifest Der Kommunistischen Partie
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arya Yayıncılık
Bilimsel sosyalizmin kurucuları Karl Marx ve Friedrich Engels, Komünist Partisi Manifestosunu, 1848’in eşiğinde, Avrupa’yı bir baştan bir başa devrimlere götüren kırbaçlayıcı olayların içinde yazdılar. 1848 Şubat’ında, devrimci dalganın en yüksek noktasına ulaştığı bir sırada yayınlanan bu eserde genç Marx ve Engels, teorilerinin ve o güne kadarki deneyimlerinin tümünün bir sentezini verdiler. Marksizmin program ve inançlarının en kısa ve düşmanlarının bile çok iyi anladıkları en açık bir beyanı olarak bu belge, şimdi elimizde sosyalist literatürün temel klasiklerinden biridir.
128 syf.
·3 günde·8/10 puan
Öncelikle herkese merhabalar. Karl Marx ve Friedrich Engels tarafından hazırlanan ve komünizmin ilk bildirgesi olan bu kitabı elimden geldiğince incelemeye çalışacağım.

Önce kitabı okumaya başlama hikayemden bahsetmek istiyorum.

Komünizm ve destekçilerine(komünistler) ülkemizde benim çocukluğumdan beri gözlemlediğim kadarı ile genel anlamda iki şekilde yaklaşılıyor. Bu iki yaklaşım da birçok zaman büyük tartışmalara neden olmuyor değil.

İnsanların bir kısmı komünizmi benimsemişken, bir kısmı ise ismini duyduklarında bile tövbe çekiyor.

Ben küçük yaşlardan beri bu kutuplaşmanın içerisinde büyüdüm. Baba tarafım daha muhafazakarken, anne tarafım bunun tam zıttı. Yani benim anne ve baba tarafım aslında komünizme olan bakış açıları açısından, genel anlamda ülkemiz insanlarının komünizme olan iki birbirine zıt yaklaşımını temsil ediyor.
Bu da benim gözlem yeteneğimi arttırıyor tabiki. Örneğin dayım gönül rahatlığı ve büyük bir açık yüreklilik ile "Ben komünistim!" diyebilirken, amcam komünistleri "gavur" olarak nitelendiriyor. Aslında iki tarafın da komünizm hakkında herhangi bir bilgiye sahip oldukları söylenemez.

Ben de yıllardır "Komünizm ve komünist" kelimelerine ister istemez aşina olmuş bir insan olarak bu kavramlar hakkında detaylı bilgi edinmek istedim. Lisedeyden felsefe öğretmenimin kullandığı bir cümle kulaklarımda çınladı,"Marx komünizmin babasıdır" ve bu cümleden yola çıkarak burada bir ileti paylaşıp Karl Marx ve komünizm ile ilgili bilgi edinebileceğim kitap önerileri aldım. Aldığım önerilerin etkisi ile kitabı okumaya başladım.

Yavaş yavaş incelememize geçebiliriz...

Öncelikle kitabımız, kitabın yazarları olan Karl Marx ve Friedrich Engels'in kısa yaşam öykülerinin anlatıldığı bir 20 sayfa ile başlıyor.

Marx ve Engels'i asıl konuya geçmeden önce az çok tanımış oluyoruz yani. Bu kısımda özellikle Engels'in yaşamı, büyük bir dava adamı oluşu ve davasındaki hassasiyeti benim ilgimi çekti. Babasının fabrikaları olan bir adam (yani babası burjuva iken, dolayısıyla da kendisi... )hayatını proletarya haklarını savunmaya adıyor. Başta babasının fabrikasında herhangi bir kademede görev almayı da red ediyor. Ömür boyu rahat bir hayat sürebilme imkanından yüz çeviriyor kısacası. Sonraları katıldığı bir devrimin başarısızlıkla sonuçlanması kendisinin ve dava arkadaşı olan Marx'ın maddi yönden belini büküyor. İkisi de bir süre parasızlıkla boğuşuyor. Bu sefer de davasının uğruna amiyene tabirle "tükürdüğünü yalıyor" ve fabrikada alt kademede görev almayı kabul ediyor. Daha sonra zamanla fabrikaya ortak olup Marx'a ve kendisine uzun yıllar yetecek kadar para kazanıyor. Bu parayı da davasında kullanıyor tabiki. Kısacası tam bir dava adamı oluşu hoşuma gitti.

Devam ediyoruz...
Kitabımız 20. sayfadan 49. sayfaya kadar kitabın doğuşundan ve çevirisinin hikayesinden bahsediyor. Asıl konu 49. sayfada başlıyor yani.

Şimdi, biraz sonra sıkça kullanacağım iki kelimeyi anlamları ile beraber yazmak istiyorum ki okuduğunuzun ne anlama geldiğini anlamakta sıkıntı yaşamayasınız.

Burjuva(Üretim araçlarının sahibi olan ve ücretli emekçi çalıştıran modern kapitalist sınıf.)

Proletarya(Hiçbir üretim aracına sahip olmadıkları için ancak iş güçlerini satarak yaşayabilen modern ücretli emekçi sınıf)

~Bunlar kitaptaki tanımları bu arada~

"Kitabın konusu nedir?" diye soracak olursanız cevabım şu şekilde olacaktır;Burjuva ve proletaryanın, iş veren ve emekçinin savaşımı.

Burjuva sınıfı sermaye ve üretim araçlarını elinde tutuyor. Proleter sınıf ise vücut gücünden başka bir şeye sahip değil. Aslında çalışan, emek sarf eden ve alın teri akıtan sınıf olan proletarya;makinelerin ve üretim araçlarının gelişmesi ile burjuva sınıfına daha kısa sürelerde daha fazla para kazandırırken kendisi hep karın tokluğuna, yaşayabilmesi için gereksinim duyduğu minimum ücretler karşılığında çalıştırılıyor.

Marx, bu durum karşısında proleteryalara "Tüm ülkelerin işçileri, birleşin!" önerisinde bulunuyor. Bu öneri gerçekleştiği taktirde ne kadar işe yarar görünse de ütopik bir fikir olmaktan da öteye gidemiyor tabiki.

Marx ve Engels düzene boyun eğmiyor, karşı çıkıyorlar. Sanayileşmenin etkisi ile hep daha fazla ezilen işçi kardeşlerini savunuyorlar.

Ama aslında komünizm, toplumdaki tüm üyelerin, (en ayrıcalıklı olanlar da dahil) yaşam koşullarını iyileştirmek istiyor.

Yani Marx ve Engels'in proleter destekçisi olmasının nedeni burjuvaların yaşam koşullarının hep iyiye giderken, proleterlerin yaşam koşullarının hep kötüye gitmesidir. Komünizm sınıf ayrımı yapmaksızın ezilen kim ise onu destekliyor yani.

"Emekçinin fabrikatör tarafından soyulması, ücretinin nakit olarak ödenmesi ile tamamlanır tamamlanmaz, burjuvazinin bir başka kesimi, ev sahibi, dükkan sahibi, tefeci vb. dört bir yandan onun üstüne saldırır." (Sayfa 58)

Mesela bu görüntü bana tanıdık geliyor, size de tanıdık geliyordur muhtemelen.

" Ücretli emekçinin emeğiyle kazandığı kıt kanaat geçinmesine, yaşamını güç bela sürdürmesine ancak yeter. "

Ve bu da çok tanıdık!

Eee Marx ve Engels bu vahim durumdaki insanların haklarını aramakla kötü mü ediyor?
Bunun değerlendirmesini sizlere bırakıyorum.

Ayrıca kitabımızda" Özel mülkiyet, aile kurumu, ücretli emek, sınıf savaşımı"gibi kavramlarla da sık sık karşılaşıyoruz.

Komünistlerin, burjuva ve proleterlerin derinlemesine ele alındığı kitabımız, "Egemen sınıflar, bir komünist devriminin korkusuyla tir tir titreşir. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi yoktur. Oysa kazanacakları koskoca bir dünya vardır" cümleleri ile gazlı bir şekilde bitiyor.

Evet, kitabımız bahsettiklerimden ve daha fazlasından ibaret. Sen de benim gibi komünizm hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istiyorsan kesinlikle okumalısın. Önemli uyarımdır:Can Yayınları'ndan başka yayın tercih etme.

Bu arada, sayfamızda takıldığım bir nokta oldu. Alıntı paylaşırken eserin yazarının adının yazdığı kısımda sadece Marx'ın adı yazıyor. Engels'in de kitapta payı büyük,bunun düzeltilmesi de şart.

Fazla uzadı.
Buraya kadar okuyan oldu ise çok teşekkür ediyorum. :)
128 syf.
·8/10 puan
“İnsanın insan tarafından sömürülmesi ortadan kaldırıldığı ölçüde, bir ulusun başka bir ulus tarafından sömürülmesi de ortadan kaldırılmış olacaktır.”
Merhabalar Komünist Manifestosu Marx ve Engels tarafından 1848 yılında yayımlandı.Marx ve Engels’in hayatları 1842 yılında kesişmesiyle değişir.Marx avukat bir babanın oğludur ve kendisi de hukuk eğitimi alır ancak ekonomiye ilgi duyar,Engels ise zengin bir fabrikatörün oğludur.Marx-Engels burjuva sınıfına savaş açmalarıyla Komünist Birliği isminde gizli örgüt kurarlar.Marx-Engels Birliğin manifestosu ve komünizmin ilk bildirgesi olan “Komünist Manifestosu”isminde yazıyı yayımlarlar.Lakin eserin asıl ismi“Komünist Parti Manifestosu”dur.Eser ayrıca dönem hakkında bilgiler vermektedir.O dönemden günümüze çok değişen ve gelişen bir şeyin olmadığını görebiliyorsunuz.Tarihin tekerrürden ibaret olduğunu görmekteyiz.Kitapta içerik olarak tasvip etmeyeceğiniz görüşler olsa bile tarihsel bir döneme adlarını yazdırmış iki önemli kişinin ortaya çıkardığı ideolojiden bahsetmektedir.Bence bu eseri analiz ederek ve düşünerek okunup eseri anlamaya çalışmalıyız.
Keyifli Okumalar Dilerim
136 syf.
·Beğendi
İncelemeye ciddi bir başlangıç yapalım. Çünkü kırmızı yağan kardan değil katran gibi bir konudan bahsedeceğiz.
Komünist Manifesto yada yayınlandığı adıyla Komünist Parti Manifestosu; uzun ve eserin anlaşılması için elzem olan 'sunu' kısmıyla başlıyor, 4 ana başlık üzerinden devam edip Marx ve Engels'in çeşitli ülkeler ve sonraki basımları için yazdıkları önsözlerle sona eriyor.
Proleterya ile burjuvazi savaşı üzerinden kendi devrinin çoğu olayına geniş bir bakış açısı sunuyor. Tarihin tekerrür ettiğini göz önünde bulundurarak kitabın 'şimdi'yi hatta' geleceği' de anlattığını söyleyebiliriz. Burada Burjuva tabakasını hepimiz biliyoruz,
Proleter ile komünist arasındaki farkı ise geçen gün yaşadığım bir olaydan örnekle anlatayım:
Serin bir öğlen sabahında yemek kuyruğunda düşüncelere dalmış olan Samet, arkasındakilerin yanına kaynak yapan birisini görür. Aldırmaz, önüne bakar. Sonra önüne kaynak yapıldığını fark eden bir vatandaş hakkını aramak için car car konuşmaya başlar. Kaynak yapan kişi, hakkını arayan vatandaşa "Benim sıramı al, yeter ki sus" diyerek tekrar önüne geçirir ve susturur. Arkadakiler ise bunu görür ve hiç sesini dahi çıkarmaz, haklarının ihlal edilmesi onları rahatsız etmez.
Burada 'sadece kendi hakkını' arayan vatandaş proleteryayı temsil eder. Eğer ben yada arkadakilerden birisi "Sıraya kaynamak saygısızlıktır, görgüsüzlüktür" diyerek herkesin, özellikle de ezilenlerin hakkını arasaydı biz de komünistleri temsil etmiş olurduk.

Peki komünistler ne yapmaya çalışıyor? Mülkiyetin topluma egemen olmasını, işçinin(emekçinin) emeğinin ve işgücünün sömürülmesinin engellenmesini ve bunu ülke yada sendika genelinde değil de 'evrensel' olarak sağlamaya çalışıyorlar.

Türkiye ise okuma konusunda o kadar geride bırakılmış ki komünistlerin bir çoğu proleter kesimde değil de orta-üst kesimde yer buluyor. İşçinin en fazla ezildiği ülkelerden biriyiz ne yazık ki. Lafargue, Tembellik hakkı isimli öncü kitabında bunun sebeplerine iyi değinir. İşçi kesimi zaten asgari ücret denen ölümcül miktarla hayatta kalma savaşı verirken okumak, sanat yapmak, zihnini çalıştırmak için ne gerekli zamana ne de paraya sahip değildir. Bizde komünist kelimesinin ne anlama geldiği dahi bilinmez. Kötü çağrışımlar yapmasının da birilerinin işine gelmemesinin bir etkisi olduğunu söyleyebiliriz.
Bu kadar atıp tuttun iyi güzel de dayanağın nedir diye soran şüpheci beyinler olacak tabii. Asgari ücretle geçinen bir aileden geldiğim ve bizzat tecrübe ettiklerim yanında aşağıdaki rakamlar da bu beyinlere yol gösterecektir:

-Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.615 TL, *
- Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 5.262 TL imiş.*
- Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 1.999 TL(düz 2 bin deseydiniz bari) olarak hesaplanmış.*
Burada dikkati çeken hususlardan birkaçı:
- Asgari ücretin yine 'açlık' sınırının altında olduğu gerçeği
- Türkiyede memurların dahi yoksulluk sınırının altında yaşadığı gerçeği
- Türkiyenin yıllık büyüme oranının borsayla sınırlı kalıp halkı hiç mi hiç alakadar etmediği gerçeği
Ayrıca Türkiye OECD ülkeleri içerisinde %19.2' luk yoksulluk oranıyla en yoksul 2.ülke ! **
İncelemeyi kısa tutmayı düşündüğümden
daha bunun gibi milyon tane hususu saymadan geçiyorum. Ama biliyorum ki bu halk komünistleri hep öcü bilecek, emeğinin sömürüldüğünü görmezden gelecektir.(en azından şu sıralar başımızda olan kimselerden dolayı)
Sebebini ise Kitle psikolojisinin babası Gustave Le Bon'dan nokta atışı bir alıntıyla bitireyim;

"Kitleler hiçbir zaman gerçeğe susamamıştır. Hoşlarına gitmeyen mantıksızlıklar karşısında, gerçekdışı eğer kendilerini çekerse, bunu ilahlaştırarak buna yönelmeyi daha üstün tutarlar. Onları hayallere çekmesini bilenler onlara hakim olurlar ve hülyalarını ortadan kaldıranlar da onların kurbanı olur."

Sizi uyanışa geçiren kitaplar okumanızı temenni eder, iyi okumalar dilerim. Benzine de yine mi zam geldi ne!

*Rakamlar, 2018 Ocak Türk-iş sendikası resmi rakamlarıdır. Dolayısıyla şuanda daha da artmış/artacak olmaları kuvvetle muhtemeldir.
**OECD 2013 verileri kaynak alınmıştır.
136 syf.
·3 günde·7/10 puan
Bu kitap, yani bildiri, 19.YY’larin ortasına ait bir çalışma. Marx ve Engels tarafından hazırlanmış ve komünizmin ilk bildirgesi olarak sayılmakta. Engels bir önsözünde ise bu bildirinin sadece Marx’a ait olduğunu söylemiştir. Kitabin başında Marx ve Engels’in kısa biyografilerini okuyacaksınız, akabinde "sosyalimizim ilkelerini, burjuva ve proletaryan arasında ki savaşı, sosyalizm bir devletin yapısını" gibi bilinen konular ele alınmakta. Anlaşılır bir dilde yazılmış. Keyifli okumalar.
128 syf.
·Puan vermedi
İncelemenin ilk iki paragrafı kitabı okuyan https://1000kitap.com/tarihselmaddeci nin anlattıklarıdır. Gerisi kitabi okuyamadığımı söylediğim halde tepki gören yazımdan oluşmakta. Yazının amacı sadece kitabı okuyabilecek birine göndermekti.

Bugün tüm Dünya iki temel sınıfa ve iki sınıf arasındaki tabakalara bölünmüş durumda. Birincisi, para babaları, patronlar. İkincisi, işçiler, çalışan ve üretenler... Bir de onların ikisinden de özellikler alan köylüler, aydınlar, memurlar mevcut.

Sosyalizm, işçi sınıfının yani sömürülen, harcadıkları emeğin karşılığı ödenmeyen milyonların söz edindiği yönetim anlamına gelmektedir. Kitap, bu yönetimin nasıl var olacağını, Dünya'da nasıl egemen olacağını (ki bu tamamen egemen oluşa ve sınıfların ortadan kalkışına komünizm diyoruz) anlatıyor. Özet olarak bu hilenin, bu soygunun sona ereceği bir düzeni ortaya koymakta. yine Kapital adlı eser de, bu soygunun nasıl yapıldığını, o süreçte elde edilebilen verilerin en ince detayına kadar ortaya koymaktadır.
------------------------
Küçükken çok aşırı yaramaz oluşumdan dolayı halk arasında lakabım komünistti. Mahallede küçüğünden büyüğüne herkes bana komünist derdi. Komünist onlara göre kötü ve korkunç bir şey demekti. Ve bende böyle biri olmaktan nedense gurur duyardım.

Komünist kelimesini duyunca hala bir aitlik hissederim. Küçüklükten aşılanmışım işte. Sonra dedelerim ki ikisi kardeş olur. Biri annemin babası diğeride amcası. Ben ikisine de dede derim. Biri sosyalisttir diğeri komünisttir. Hızır idi Yunus idi sahnesindeki gibi komünist olacak sosyalist olacak diyerek üzerimden hep iddiaya girerlerdi.

Kitap bir şekilde elime geçince aa kesin beni anlatıyor okuyayım ve gerçek bir komünist olayım dedim. Okumaya başladım ama anlamadım. Hiç tarzım değildir böyle şeyler zaten ağır siyasi düşünceli insanların içinde büyüdüğüm için siyasetten hep uzak durdum. Dolayısıyla kitap ne anlatıyor hiç anlamadım. Üzgünüm dedelerim ne komünist olabildim ne sosyalist. Sadece insan olmaya devam edeyim bu bana yetiyor.

Kitabı sevmedim okumak isteyene gönderebilirim.
136 syf.
·Beğendi·10/10 puan·Ne Okusam'dan
Komünist manifesto , Karl Marx ve Friedrich Engelsin birlikte yazdıkları ve sosyalizmin temel ilkelerini sistemli olarak ortaya koydukları broşürdür. Milletler arası emekçiler birliğinin,sosyalist komünist parti programını teşkil eden komünist manifestoda Marx kendi yolunu ve takipçilerinin yolunu çizmiştir. Marx’a göre toplumsal tarih sınıf savaşlarından oluşur. Toplumsal üretim araçlarının sahibi modern kapitalist sınıf burjuvazi ile ücretli emekçi sömürülen sınıf yani proleterler arasında. Kitapta Marx burjuvanın yükselişinden,kapitalizm eleştirilerine ,feodal toplumun mülkiyet anlayışından komünistin nasıl özellikler taşıdığına kadar geniş çerçevede tanımlar yapmakta ayrıca komünizme karşı yapılan eleştirilere
cevap vermektedir.Her dönem onlarca çeşitli dile çevrilmiş kitap, bu dönemlerde ki basımlar için Marx
ve Engels tarafından yazılmış ön sözleri ve onların kısa yaşam öykülerindeni de içermektedir. Aynı ideolojik fikirleri paylaşın ya da paylaşmayın bence okunması ve üstüne uzunca düşünülmesi gereken bir kitap.
Okumayı düşünen herkese şimdiden keyifli okumalar dilerim :)
136 syf.
·22 günde·Puan vermedi
Evet. Bu Kitabı okuyanlar sadece komünistler değil. Olmamalı da. Sosyalistler , Anarşistler , Liberatistler , Kemalistler , Ülkücüler... ve daha fazlası. Bence bu kitabı herkes okumalı. İnsanlık bu kitabı okuyup anlamalı. İşçilerin ne istediğini neden istediğini okuyup anlamalı. Sadece işçiler değil insanlığın ihtiyacı olanını anlamalı. Hani diyor ya Malcolm X 'bi şeyleri istiyorsan biraz gürültü yapmalısın' . Neden biz o gürültüyü yaratmıyoruz? Başkalarının yaptığı gürültüyü dinlemek bazen de kulak tırmalayıcı olmuyor mu? Neden hep başkası yapıyor biz sadece izliyoruz? Elimizden gelmediği için mi? Sanmıyorum. Çünkü korkuyoruz. Başarısız olacağız diye ödümüz kopuyor. Şimdi size diyorum. Hatırlayın. Ne demişti Che Guevara ' Unutma kaybettiğinde değil vazgeçtiğinde yenilirsin.'
136 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Karl Marx ve Friedrich Engels’in Komünistler Birliği’nin programı olarak kaleme aldıkları Komünist Manifesto, Şubat 1848’de, tüm Avrupa’nın devrimci ayaklanmalarla çalkalandığı bir dönemde, Londra’nın küçük bir basımevinde basıldı. Bilimsel sosyalizmin kitlesel siyaset sahnesine çıkışının ilk ciddi işareti olan Komünist Manifesto, yayımlandığı günden bu yana en çok okunan ve en çok tartışılan toplumsal ve siyasal metinlerden biri olmakla kalmadı, tarihteki bütün sosyalist ve komünist partilerin programlarının temelini oluşturdu; dünyanın ve milyonlarca insanın yaşamının değişmesinde belirleyici bir rol oynadı. Modern çağda başka hiçbir siyasal hareket, döneminin toplumsal, ekonomik ve sınıfsal koşullarını kavrayışındaki derinlik, çözümleyişindeki gözüpeklik ve üslubunun gücü bakımından, Manifesto’yla kıyaslanabilecek bir metin ortaya çıkaramadı
136 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Şuan şu kitabı okumak için tam yetmiş beş yıl beklemiş olmalarına şaşkınım !
Türkiye Komünist Partisi'nin kurucu ve ilk genel başkanı olan Mustafa Suphi tarafından 1919-20 yıllarında çevirisi yapılmaya başlanmış ama ne yazık ki, 28/29 Ocak 1921'de Karadeniz açıklarında öldürülmesi sonucu tamamlanamamıştır eser. Bu tesadüf mü KOCA BİR HAYIR. Öldürenlerin hangi kesimlerden olduğunu bile düşünebiliyorum !
75 yıl sonra dilimize aktarılması ve Türk aydınları ile işçi sınıfına sunulabilmesi, bugüne kadar içinde yaşadığımız koşulların yürekler acısı durumunu gösteren çarpıcı bir örnektir. Neyse ki er ya da geç çeviri elimize geçmişte okuyabilecek zamanımız olmuş. Bence her an yasaklanmadan hepimizin de okumasını gereken bir eser.
Kitapta daha önce karşılaşmadığımız bir kelimeyle tanışacaksınız. Adı : Proleterler. Marx'ın kendi bulduğu bu kelime alt sınıf fakir insanlara denilen bir isim.
Kitap boyu burjuva ve proleterlerin kıyaslanması karşılaştırılması ve kimin kimden ne beklentisi olduğunu okuyacaksınız. En sonunda ise komünistler ve proleterler ve daha sonra sosyalistler ve komünistler arasındaki beklentileri okucaksınız. Doyurucu mu evet ama bana kalırsa biraz eksikti. Eksikliği tamamlamak da marx ve engelsin diğer kitaplarına kalsın diyelim o halde :)
136 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Neden artık düşündüğümüz ideolojileri sorgulamıyoruz? Neden artık sığ görüşlü yaşıyoruz? Neden bazı şeyleri hiç araştırmadan sadece kulaktan dolma bilgilerle kabul ediyoruz? Neden okumaktan ve araştırmaktan çekiniyoruz? Keşke çekinsek, ama biz tembellik edip kolaya kaçıp hiçbir şeye tenezzül etmiyoruz.

Peki, nedir bu Komünizm? Nasıl çıktı ortaya? Neden çıktı? Evet 2020 yılındayız ve bu birçoğumuzun umrunda değil. Belki küçüklükten korkutuluyoruz; Aman uzak durun oğlum, kızım, aman kötüdür, beladır, okumayın, etmeyin tarzı sığ düşünceler ile bizi sadece bazı konularda ebeveynlerimiz, büyüklerimiz cahilliğe sürüklediler, hepsi bu. Bir şeyi bilmezsek, araştırmazsak, öğrenmezsek, iyi ya da kötü olduğuna nasıl karar verebiliriz ki?

Bu kitap, eğer Sosyalizm ve Komünizm hakkında detaylı bilgi sahibi olmak istiyorsanız çok kısıtlı kalacaktır. Çünkü, bu kitap, bir manifestodur. Yani bir nevi yazılı bir bildiridir. Karl Marx ve arkadaşı Friedrich Engels'ın beraber hazırladığı ( tabii ki büyük ölçüde Marx'ın emeği) bu manifesto, genelgeçer bilgilerle Komünizmin çıkış sebebini, proleter sınıfın neden buna ihtiyaç hissettiğini, uygulanırsa ne olabilir ne yapabiliriz nasıl bir politika izleriz, neyi değiştiririz sorularının cevaplarını bulabileceğiniz bir kitap. Eksiksiz Sosyalist ve Komünist bilgi ve düşünceler için yetersizdir. Başka kitaplar ve kaynaklar okuyarak bilgilerinizi destekleyebilirsiniz.

Komünizmin kökeni komünden gelmektedir. Komün, kapalı toplum anlamına çıkmaktadır. İnsanların ortaklaşa üretmesine ve tüketmesine dayanır. Komünizm ise özel mülkiyete karşı çıkan, ortak mülkiyeti savunan bir ideolojidir. Burjuvaziye boyun eğen proleterya sınıfın içinde olan Marx bir nevi toplumu uyandırmak ister ve bu manifestoyu hazırlar, arkadaşı Engels ile birlikte.

Karl Marx, hakkında ufak bir özyaşamına değinmek istiyorum. Çeşitli ülkelerden sürgün edilen filozof zor dönemler geçirmiş. Maddi anlamda çok sıkıntı çektiği dönemlerde dostu Engels ona yardımını esirgememiş. Kızının ve eşinin ölümünü de tadan Marx davasından vazgeçmemiş ve ölünce Komünist Manifesto tamamen Engels'ın sorumluluğu üzerine kalmış.

Komünist Manifesto'nun ülkemize geliş süreci de oldukça sancılı olmuş. Defalarca çevirisi yapılması engellenmiş, izin verilmemiş. Ancak yazımından 75 yıl sonra ülkemize girebilmiş bu yapıt.

Ama bu kitabı okuduktan sonra bazı şeyleri düşündüm ve sizin de düşünmenizi isterim. Yerilen burjuvazi var evet, eşitlik isteyen bir proleterya var evet, peki ya eşitlik miydi çözüm?
İkinci bir düşünelesi konu ise şu, proleterler burjuva sınıfında olsa eşitlik isteyecek miydi ya da burjuva, proleterya sınıfının yerinde olsa komunizmi reddedecek miydi? Kitabı okuduktan sonra sizin de bunları sorgulamanızı isterim...

Kitapta en sevdiğim ve beni en çok düşündüren bir alıntıyı paylaşıp bitirmek istiyorum:

"İnsanın insan tarafından sömürülmesi ortadan kaldırıldığı ölçüde, bir ulusun başka bir ulus tarafından sömürülmesi de ortadan kaldırılmış olacaktır. Ulusun içindeki sınıflar arasındaki karşıtlık ortadan kalktığı ölçüde, bir ulusun başka bir ulusa beslediği düşmanlık da son bulacaktır."

İşte sadece bu alıntı bile hepimizin aklına belkileri sokuyor ve Komünizme bakış açımızı değiştiriyor...

Keyifli okumalar dilerim...


Karl Marx

Komünist Manifesto
❝Siyasal iktidar denen şey, bir sınıfın başka bir sınıfı ezmekte kullandığı örgütlü güçten başka bir şey değildir.❞
"İnsanın insan tarafından sömürülmesi ortadan kaldırıldığı ölçüde, bir ulusun başka bir ulus tarafından sömürülmesi de ortadan kaldırılmış olacaktır.."♾
Ne de olsa, açgözlülüğün, bencilliğin, rekabetçi bireyciliğin, kim ya da ne pahasına olursa olsun her türlü kısa dönem kazancı yağmalama şehvetinin her dönemeçte çevremizi kuşattığı bir turboşarjlı kapitalizm dünyasında yaşamıyor muyuz?
İnsanın insan tarafından sömürülmesi ortadan kaldırıldığı ölçüde, bir ulusun başka bir ulus tarafından sömürülmesi de ortadan kaldırılmış olacaktır.
Hangi biçimi almış olursa olsun, geçmiş yüzyılların ortak hakikati, toplumun bir kesiminin bir diğer kesim tarafından sömürülmüş olmasıdır.
Sözün kısası, dinsel ve siyasal aldatmacaların pençesi ardına gizlenen sömürünün yerine çırılçıplak, utanmasız, dolaysız, acımasız sömürüyü geçirmiştir.
Burjuvazi, bugüne kadar el üstünde tutulan ve önlerinde yerlere kadar eğilinen mesleklerin tüm saygınlığını çekip almış; hekimi de, avukatı da, rahibi de, şairi de, bilim adamını da kendi ücretli emekçisi yapıp çıkmıştır.
“Her şeyin aşırı çok olduğu”, “fazla üreten” ve aşırı spekülasyon yapan toplum düpedüz dağılmış ve her zaman olduğu gibi, “geçici bir barbarlık durumu”na geri dönmüştür.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Komünist Partisi Manifestosu
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
100
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758491407
Orijinal adı:
Manifest Der Kommunistischen Partie
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arya Yayıncılık
Bilimsel sosyalizmin kurucuları Karl Marx ve Friedrich Engels, Komünist Partisi Manifestosunu, 1848’in eşiğinde, Avrupa’yı bir baştan bir başa devrimlere götüren kırbaçlayıcı olayların içinde yazdılar. 1848 Şubat’ında, devrimci dalganın en yüksek noktasına ulaştığı bir sırada yayınlanan bu eserde genç Marx ve Engels, teorilerinin ve o güne kadarki deneyimlerinin tümünün bir sentezini verdiler. Marksizmin program ve inançlarının en kısa ve düşmanlarının bile çok iyi anladıkları en açık bir beyanı olarak bu belge, şimdi elimizde sosyalist literatürün temel klasiklerinden biridir.

Kitabı okuyanlar 7,6bin okur

  • Murat Kabakcı
  • gamziş benim sahibimdir
  • Çatalçam
  • S.C Özdağ
  • Ömer Yüksel
  • narin
  • Cnxmxmzmmx0394839292872727772cnxnxxnjjdjsjskk
  • Radikalizmin Mistik Önderi
  • BERJİOFILL
  • Medine Gürel

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (3)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları